İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Mustafa Ferit Aktuğ (d. 17 Kasım 1978) Türk oyuncu. Lise öğrenimini Ceyhan Halil Çiftçi Anadolu Lisesi'nde tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat bölümünden mezun olmuştur. Çeşitli TV dizilerinde görev aldı. Kavak Yelleri'nde Efe'nin abisi komiser Metin Kaygısız rolünü canlandırmıştır. Eti reklamında oynamıştır.

Mısır'da kazı yapan Türk akademisyen olan Şevket ve Perihan'ın kazı sırasında buldukları 4000 yıllık heykelin Mısırlı yetkililere tesliminden sonra çalınmasıyla birlikte Mısır'dan İstanbul'a uzanan hikâyesi.

Aynı apartmanda, o gün iki daireye bekledikleri buz dolapları gelecektir. Zeynep ve Nihat çifti, önceki gece hırsızların girdiği spotçudan, ikinci el buzdolabı beğenmiştir. Diğer dairede oturan Sebahattin’ in dairesine de, kaçak yollarla getirdikleri buzdolabı gelecektir. Bu kaçak buzdolabının içinde ölmüş babaları vardır. Dolaplar karışır ve karakterler bu olayların içinden çıkmaya çalışırlar.

Kaçarak evlenen Adem ve Zehra’nın Baha adında bir oğulları olur. Baha, henüz bebekken geçirdiği menenjit hastalığı neticesinde işitme yetisini kaybeder. Yaşıtlarından çok daha zorlu ve yalnız bir çocukluk geçiren Baha’nın hayatı, kendisi gibi sağır ve dilsiz olan Leyla’yla tanışmasıyla değişir. İki genç birbirine âşık olur. Ancak mutluluklarının önüne büyük engeller çıkacak, Baha’nın bu aşkın meyvesi olan kızı Yeşim’e kavuşabilmek için büyük mücadeleler vermesi gerekecektir.

Moda düşkünü, özgür ruhlu Merve evinden çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalınca para bulmak için bir flört uygulaması geliştirir. Ama çekici patronunun başka planları vardır.

Oregon, tek bir gün içinde yaşanan olayları konu ediyor. Hayatlarını Bodrum'da geçiren Gaye ve Hakan, yakın arkadaşlarına bir müzik kaseti teslim etmek için İstanbul'a gider. Ancak İstanbul'a gitmeleriyle kendilerini beklenmedik olayların içinde bulurlar. Başlarına gelen olayların ardından Gaye ve Hakan'ın kaseti arkadaşlarına teslim etmesi pek de kolay olmaz.

Gökhan Özoğuz, Adana'da gittiği bir tamircide çırak olan ve müzik sevdasıyla yanıp tutuşarak besteler yapan Ömer Ali ile tanışır. Ömer, yaptığı çalışmayı Gökhan'a gösterir ve bu işin peşini bırakmaması gerektiği öğüdünü alır. Ömer Ali'nin “Sen de benimki gibi bir aileye, benim doğduğum gibi bir tamirhaneye doğsaydın, Athena Gökhan olabilir miydin?” sorusu, Gökhan'ın bilinçaltına kazınacaktır. Arabasının tamir olmasını beklerken uykuya dalan Gökhan, rüyasında tam olarak bu sorunun etkilerini görür. Gökhan artık Adana'da bir tamirci çırağıdır...

Kim Bu Aile?, kariyerinin en önemli operasyonunda başarısız olunca açığa alınan ve kendisini bu duruma düşüren çeteyi gizlice takip edebilmek için devraldığı tavuk restoranında istemeden çok başarılı olan başkomiser Adem Haberdar ile operasyonda ona destek veren "aile"sinin hikâyesini anlatıyor.

Ufo, birbirlerinden bambaşka hayatlar yaşayan iki gencin ilişkisine odaklanıyor. Motosikler yarışçısı olan Ese ile müzik tutkunu olan Deniz, bambaşka dünyanın insanlarıdır. Ancak hayat onların yolunu kesiştirir ve ikili kendilerini bu dünyaya fazla gelecek bir aşkın içinde bulur.

Hayatını kocasına adamış Neslihan (Demet Evgar), dışarıdan bakıldığında sevimli ve utangaç bir ev hanımıdır. Eşinin işi sebebiyle uzun yıllardır Anadolu kasabalarında yaşayan Neslihan, iyi de bir aşçıdır ve tüm çevresi onun yemeklerine bayılır. Gayet sıradan görünen bu aile hayatında, Neslihan'ın yakın çevresindekiler bir bir ölmeye başlayınca tüm gözler ona çevrilir. Mükemmel bir aşçı, evine ve eşine düşkün, kısacası mükemmel bir ev hanımı olan Neslihan, aslında bir seri katildir. Şehre yeni atanmış, çok zeki, Amerika’da eğitim görmüş, hırslı ve genç bir komiser ise bu işin peşini bırakmamaya kararlıdır.

İlk filmde oğlunu evlendiren İsmail, ikinci filmde torununu sünnet ettirme telâşına girişir. Eski takım bir araya gelir, başını olmadık belâlara sokar, sünnet düğünü şehir çapında bir hadise halini alır.

Başarılı doktor İnan Kural, öfkeli bir hasta yakını tarafından vurulur. Mucize eseri kurtulur ama uyandığında son 12 senesini hatırlamamaktadır. Bu sürede ailesini kaybettiğini öğrenen İnan, şimdi mesleğini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Düpedüz yabancısı olduğu bir hayata uyanan İnan, parçalanmış hayatını birleştirmeye karar verir. Hayatının son döneminde mucize dediği aşkı Elif, yıllar önce ayrıldığı eski eşi Aylin, onun kardeşi Toprak ve kırdığını bile hatırlamadığı tüm kalpleri onarırken, hastaların hayatı ve ölümle mücadele ettiği, zorlu ama inadına umutlu bir yolculuğa çıkar.

Kendisini babası ile karıştıran halasından ailesi ile ilgili bir sırrı öğrenen inşaat mühendisi Mehmet, bu bilginin peşinden İstanbul İzgi Lisesi'ne gider ve kendini voleybol takımının antrenörü olarak bulur. Burada bir yandan araştırmalarına devam ederken diğer yandan da kızların takımı ayakta tutmasına yardım eder.

İki çocuklu Dilek, kocasından ayrı yaşar ama hâlâ boşanmamıştır. Para kazanmak için bir arkadaşının tavsiyesiyle korsan taksi şoförlüğü yapmaya başlar. Bir gün arabasına daha önce hiç korsan taksiye binmemiş bir müşteri biner ve hayatı değişir.

Ormanda vahşice işlenen Hamdi Atılbay cinayeti, karışık geçmişini arkada bırakarak artık yeni düzenini kurmak isteyen genç savcı Leyla ile düzenli ve şöhret dolu bir hayata sahip olan hırslı gazeteci Kenan’ın yollarını kesiştirir. Ne var ki bu cinayet, sadece onların aşklarının değil aynı zamanda hayatlarıyla ilgili bildikleri doğruların yıkılacağının da habercisidir.

Geleneksel bir ailenin üç hayırsız oğlundan biri olan Ferit (Oktay Çubuk), Kazanova’yı kendine şiar edinmiş bir çapkındır. Hayatını babasının parasıyla keyifle yaşar. Zehra (Nil Keser) ise Tıp Fakültesini yarım bırakmak zorunda kalmış, bir pastanede garson olarak çalışan, sıradan bir hayatı olan genç bir kadındır. Ta ki okula dönme fırsatı yakalayana kadar.

Gariban bir yarıcının oğlu olan Sancar, daha çocuk yaştayken Bodrum’a tatile gelen bir büyükelçinin kızı olan Nare’ye sevdalanır. Bu iki zıt çocuk, birbirlerini çok severler, sevdaları için yıllarca mücadele ederler. Sonunda kız oğlana kaçar ama tam kavuştukları gece Nare birden ortadan kaybolur. Bir daha onu gören olmaz. Kimi der denize düştü öldü, kimi der sefir kızı ya Avrupa’ya kaçtı. Bir aşık da onlara türkü yakar, der ki sefirin kızı alaca kuş oldu uçtu. Böylece Nare ve Sancar’ın mutsuz hikayesi bir destana dönüşür.

İlişkileri lisede yapılan acımasız bir "şakaya" dayanan ve 20 yıl sonra hayatın yollarını yeniden kesiştirdiği dört kadının güç mücadelesinde eski kinler ve hırslar ortaya çıktıkça aralarında cinayete kadar varan korkunç bir hesaplaşma başlar. Merve Aksak (Aslıhan Gürbüz), Oya Toksöz (Gökçe Bahadır), Arzu Kaymaz (Tülin Özen) ve Pelin Kaner'in (Bade İşcil) karıştığı bu vakâyı (ya da vakâları), Cinayet Büro Başkomiseri Kemal (Tansu Biçer) ve yardımcısı Derya (Hayal Köseoğlu) çözmeye uğraşırlar ancak bu dört kadının çetrefilli dünyasını aydınlatmak düşündüklerinden daha zor olacaktır.

İbrahim Çelikkol ‘Ali Nejat’ isimli güçlü ve etkili bir iş adamını canlandırırken, Belçim Bilgin idealist çocuk doktoru ‘Naz’, Alican Yücesoy ise otomobil tutkunu, hayalperest ‘Umut’ karakteri ile izleyicilerin karşına geçiyor. Koşulların karakterleri değiştirdigi dizide, Ali Nejat ve Umut’un, doktor Naz’ın etrafında dönen serüveni izleyiciyle buluşuyor.

Ömründe yaşadığı yerden hiç ayrılmamış, bir başka yere gitmemiş olan otuz yaşındaki, iki çocuk annesi Yadigar'ın hayatı çıktığı bir yolculukla peri masalına döner. Yadigar ilk kez gerçek bir aileyi ve sevgiyi tatmaya başlar.

Hazin bir aşk hikâyesi… 1974 yılının kışında, bahriyeli Ferit İstanbul’a ayak basar. Müjgan, Ferit, Selim ve Nalan’ın hayatları kesişir. O yıllar ilk görüşte aşk, mümkündür hâlâ. Göz göze gelmek bile bir büyük yangın sebebidir. Ve 1974 İstanbul’u, Boğaziçi, martılar, sahil boyu döşeli Arnavut kaldırımlar, Müjgan ve Ferit’e aşk neymiş öğretecekler. Ve sonra aşkla birlikte gelen diğer tüm duyguları öğretecekler; hasreti, vefayı, sadakati, ihtirası, ihaneti, tutkuyu ama illaki susmayı. Kalbe söz geçirebilmeyi… Selim ve Nalan… İki kardeş… Yıllarca büyütmüşler içlerinde aşkın en karasını. Selim, Müjgan’a sevdalı. Nalan, bahriyeliye yaralı. Birbirine bağlı bu dört genç, dile getirilmesi bile büyük günah sayılan bir aşk yüzünden, ömürlerinin baharını kışa çevirirler.

Dizi, geçmiş zamanların İstanbul’unda saray çevresi ve halk arasında yaşanan ramazan âdetlerini, yardımlaşmayı, dünden bugüne değişmeyen gelenekleri ve Osmanlı mutfağına ait eşsiz yemekleri Dilruba ve Ahmet’in saf aşkı eşliğinde izleyiciyle paylaşıyor. İftarıyla, sahuruyla, Cumhur Müezzinliği ve Enderun Teravihi ile, saray mutfağından konak iftarına, güllaçtan temcid pilavına sofra gelenekleri, Osmanlı ramazanlarının maddi manevi tüm lezzetleri bir arada…

‘Kavak Yelleri’ başında kavak yelleri esen, içinde kasırgalar oluşan, kanında tatlı zehir dolaşan, büyümek için sabırsızlanan dört gencin hikayesini anlatıyor. Yazları cıvıl cıvıl, kışları ise ıssız bir Ege kasabasında yaşayan Deniz (İbrahim Kendirci), Aslı (Pelin Karahan), Efe (Dağhan Külegeç) ve Mine (Aslı Enver) herkese kendi hikayesinden bir şeyleri hatırlatacak. Mutlu ve güvenli ailesinden kopup kendi yolunu bulmaya, büyümeye çalışan Deniz; idealist, güçlü, maddi zorluklara rağmen okuyan, hayata karşı sert görünmeye çalışan hassas Aslı; rahat ve esprili tavırlarıyla içindeki acıyı saklamaya çalışan Efe. Ve ayrık otu, isyankar Mine. Sıkı dostluklar, ilk aşklar, ÖSS baskısı, okul, aşılmaya çalışılan aile sorunları herkese tanıdık gelecek. Büyümenin zorlukları yetmezmiş gibi, kahramanlarımız bir de ÖSS’yle savaş vermekte ve artık büyük gün de yaklaşmaktadır. Akıllarının başlarında olmadığı bir dönemde hayatlarının en önemli sınavına girip, en önemli kararını vermeleri gerekmektedir.

Öğrencilik bitmiştir. Artık her biri pembe yıllarını geride bırakmış, acımasız hayatın kollarına düşmüşlerdir. Bazıları daha şanslıyken, bazıları ise sürünmektedir ve yaşam onları değiştirmeye başlamaktadır. Değişmeyen ise aralarındaki komik sevimli ve onlara yaşama kafa tutma gücü veren ilişkileridir. Geçen yıllar onları eskisine göre daha gerçekçi tipler yapsa da, eski neşelerini ve dostluklarını hayata karşı kalkan olarak tutmaya çalışmaktadırlar. Gerçek hayatın tam ortasında, yani asıl şimdi sorunlarla nasıl başa çıkacaklardır? Gerçek dostlukların ortaya çıkmasının zamanı gelmiştir.

Havin üniversiteye giden 23 yaşında bir kızdır. Babası Gülağa hapse girerken kızını amcası ve yengesine teslim etmiş ancak Havin onların zulmüne dayanamayıp evden kaçmıştır. Havin'in en yakın arkadaşı Lale, escortluk yapmakta ve çok para kazanmaktadır. Havin'i de bu işe ikna etmeye çalışmaktadır. Baran'ın en yakın arkadaşı Levon onun için bir doğum günü partisi hazırlar, hediye olarak Havin'i getirir. Tanıştıkları gece Havin ile aralarında bir şey geçmeyen Baran, Havin'in çekingenliği ve güzelliğinden çok etkilenir ve ona aşık olur. Evlenmek üzere düğün yerine giderken kaza yaparlar. Baran hafif yaralanır fakat Havin'in durumu ağırdır. Bunu fırsat bilen ve oğlunun Havin ile evlenmesini istemeyen Kumru Havin'i bir dağ evine hapsedip ona bir miktar para vererek öldü süsü verir. Asıl şok Havin'in yıllar sonra başka bir kimlikle eski hayatına ve aşkına geri dönmesidir. Baran'a farklı bir kimlikle davranmasıyla bütün olaylar karışır.

Üniversiteliler için hayatta çok sorun var; dersler, aşklar, sınavlar. Yeşim Anadolu'dan gelip İstanbullu Tolga ile aynı evde yaşamaya başlar. Zamanla Yeşim'e âşık olan Tolga ise arkadaşlarından tepkilerle karşılaşır.

Özel bir lisede hayat devlet okullarınkinden çok farklıdır, hem öğrenciler hem de öğretmenler için. Koçum Benim, lise öğrencilerinin öğretmenleri ile ilişkileri, aile hayatları, gençlik dertleri üzerine yoğunlaşan bir yapım. Lisenin basketbol takımının koçu (Tarık Akan) öğrencilerin okulda en sevdiği ve en çok desteklediği figürlerden biridir. Koç da öğrencilerini sadece spor karşılaşmalarına hazırlamakla kalmaz, onları hayata dair de eğitir.