İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

12 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
6 Temmuz 1974 tarihinde Hatay/İskenderun’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Lise yıllarında başladığı tiyatroya üniversite yıllarında ve sonrasında da profesyonel olarak devam etti. TV sektörüne başrollerden biri olan “Kuzey” karakterini canlandırdığı “Yarım Elma” dizisiyle giriş yaptı. Doğruloğlu oynadığı çeşitli TV dizileri ve sinema filmlerinin yanında tiyatro kariyerine de devam etmektedir.

İnsanlığın en büyük ve derin sorgulamalarından biri olan “İnsan kaderini değiştirebilir mi?” sorusunun cevabını arıyor.

Şehrazat, ataerkil bir ailenin oğluyla evlenmiş, fakat aile bu evliliğe şiddetle karşı çıkmış ve oğullarını evlatlıktan reddetmişlerdir. Eşini, oğlu henüz bir yaşındayken trafik kazasında kaybeden Şehrazat, kısa süre sonra oğlunun lösemi olmasıyla bir kez daha sarsılır. Kaderin ağır sınavından geçen genç kadın, çaresizlik içinde tedavi için gerekli olan 200.000 doları bulmaya çalışır. Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 dolar daha gereklidir. İstenmediğini bile bile çocuğu için zengin kayınpederine gider, durumu anlatır ve para ister fakat vicdansızca evden kovulur. Son çare olarak henüz üç ay önce işe başladığı ve deneme süresinin dolmadığı BinYapı Holding'in patronu Onur Aksal'dan borç ister. Fakat genç patron Binbir Gece Masalları kahramanı Şah Şehriyar'ın "Kadınlara asla inanma" felsefesinden yola çıkarak ağır bir bedel ister. İsteği Şehrazat ile bir gece geçirmektir. Bu her şeyin başlangıcı olur.

Hikâye Karayip açıklarında lüks bir Cruise gemisinde başlar. 45 yaşına kadar hayatta hiç sorumluluk almamış, kız kardeşi ve eniştesini trafik kazasında kaybetmesinin ardından 3 yeğenine bakmak zorunda kalmasıyla yerleşik bir hayata geçen Adanalı Samim, yıllar sonra Adana'da terk edip gittiği nişanlısıyla aynı mahallede, hatta karşısındaki evde oturmaya başlar. Samim'in gemiden arkadaşı Ali ise onunla tanıştıktan sonra bütün hayatını planladığını düşünür. Ama hayat siz plan yaparken başınıza gelen şeymiş. Ali günlerce kendini terk eden Ahsen'in izini sürer. Sonunda İstanbul'a geldiğini öğrenir ve onun bulabilmek için İstanbul'a gelir. İstanbul'da tanıdığı tek bir kişi vardır: Samim! Bir yandan âşık olduğu Seyhan, bir yandan peşini bırakmayan ilk aşk Ahsen! Ali iki aşk arasında bildiği her şeyi unutur. Bu kadar kesişen yollar arasında hayat kavga gürültü, neşe eğlence son hız devam etmekte. Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.

Necmi, Çetin ve Muzo'nun en büyük hayali film çekmektir. Bunun için paraya ihtiyaçları vardır. Şans yüzlerine güler ve Kadırgalı Kerim ile tanışırlar. Kerim, yapacakları filme sponsor olur. Tek şartı filmde başrol oynamaktır. Tabi ufak bir sıkıntı vardır. Kadırgalı Kerim, bir mafyadır.

Biri uzun, diğeri kısa dönem iki geçimsiz asker, merhametsiz bir dağın zirvesinde terörle zor bir mücadelenin içine girerler. Hayatta kalmak için önce kendilerine, sonra birbirlerine güvenmek zorundadırlar. Dağ filmi beklemedikleri bir anda dev bir terörist pususuna düşen iki askerin kahramanlık mücadelesini anlatıyor.

Hayalleri için savaşan Ezo'nun bu hayatta tutunacağı iki şey vardır; hatıraları ve annesinden geriye kalanlar - Yani bir avuç umut. Ancak elindeki her şey, zulüm gördüğü ailesi tarafından bir anda elinden alınır. Ezo'nun iki yolu vardır. Ya pes edecek ya da savaşacak. Ezo'nun açmazından yararlanan Harun ve annesi Nermin, eski şatafatlı zamanlarını geri kazanmak için gözlerini en zayıf halka olarak gördükleri Ezo'ya dikerler, ancak bir şey vardır. bilmemek. Ezo düşündükleri kadar çaresiz ve çaresiz değildir. Yaptıklarından ve yapacaklarından habersiz, avlanma yolunda av olacaklardır.

İtilaf Devletlerinin İstanbul’u işgal etmesi sonucu Meclis-i Mebûsan’ın dağılması ile Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğindeki Kuvayi Milliye hareketi ve sonrasında meclisin tam bağımsız olarak Ankara’da açılması arasında yaşananları konu ediyor. Dizide, istanbul’un işgal edilip, Meclis-i Mebûsan’ın dağıtılmasının ardından mebusların vatan aşkı ile karşılarına çıkan tüm engellere rağmen Ankara’ya uğraşmaya çalışması, Mustafa Kemal Paşa’nın yeni ve tam bağımsız bir meclisin açılması için verdiği mücadele ve işgaller karşısında milli iradenin gücü konu ediliyor.

İnsanlığın en büyük ve derin sorgulamalarından biri olan “İnsan kaderini değiştirebilir mi?” sorusunun cevabını arıyor.

2014 baharında Türkiye. Sınırda düşmanların çoğaldığı, içeride tehlikeler çemberinin giderek daraldığı bir dönem. Türkiye Cumhuriyeti yakın tarihinin en büyük tehditleriyle karşı karşıya. BÖRÜ, vatan aşkı ile tutuşmuş yalnız kahramanların destanını anlatıyor. Onlar son kale.
Görsel yokAlmanya’da bir işçi ailesinin çocuğu olduğundan çocukluğu Türkiye ve Almanya arasında mekik dokumakla geçen, Almanya’da hemşirelik okuduktan sonra ise hem vatan hasreti, hem aşkı için Türkiye’ye dönen kahramanımız (Hakan Yılmaz) Cesur, on sekiz yıllık biricik karısı genç ve başarılı cerrah Ceyda (Şebnem Bozoklu) 16 yaşlarındaki ikiz çocukları Cömert ve Canan ile mutlu çekirdek bir ailedir. Cesur insanların en başta yadırgamasına rağmen kutsal hemşirelik mesleğini, büyük bir huzurla ve gururla 2008 yılına kadar ifa eder… Fakat çalıştığı hastaneyi kayınpederi Fethi Sarıkanat satın almıştır. Ve de Cesur’a yirmi senedir takıktır. Ne hemşireden damat, ne de erkekten hemşire olmasını bir türlü içine sindiremeyen Fethi Bey, Cesur’da ne huzur ne gurur bırakmamaya kararlıdır… Cesur, Türkiye’de bir erkek olarak hemşireliğin, bir hemşire olarak da damatlığın tüm zorluklarına karısına ve mesleğine olan aşkı ile göğüs germeyi başarmak zorundadır.

Haneler, Ferhan Şensoy'un aynı adlı eserinden uyarlanan komedi programıdır. Hastaneler, sefaathaneler, meyhaneler, postahaneler, eczaneler gibi akla gelebilecek tüm hanelerde gelişen komik ve farklı haller anlatılır.

Hikâye Karayip açıklarında lüks bir Cruise gemisinde başlar. 45 yaşına kadar hayatta hiç sorumluluk almamış, kız kardeşi ve eniştesini trafik kazasında kaybetmesinin ardından 3 yeğenine bakmak zorunda kalmasıyla yerleşik bir hayata geçen Adanalı Samim, yıllar sonra Adana'da terk edip gittiği nişanlısıyla aynı mahallede, hatta karşısındaki evde oturmaya başlar. Samim'in gemiden arkadaşı Ali ise onunla tanıştıktan sonra bütün hayatını planladığını düşünür. Ama hayat siz plan yaparken başınıza gelen şeymiş. Ali günlerce kendini terk eden Ahsen'in izini sürer. Sonunda İstanbul'a geldiğini öğrenir ve onun bulabilmek için İstanbul'a gelir. İstanbul'da tanıdığı tek bir kişi vardır: Samim! Bir yandan âşık olduğu Seyhan, bir yandan peşini bırakmayan ilk aşk Ahsen! Ali iki aşk arasında bildiği her şeyi unutur. Bu kadar kesişen yollar arasında hayat kavga gürültü, neşe eğlence son hız devam etmekte. Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.
Görsel yokNazlı Denizhan çocuk yaşta ailesini kaybedince büyük bir mirasın sahibi olur. Halasının yanına İstanbul'a taşınan Nazlı, burada İstanbul sosyetesinin içerisinde köyünden ve geleneklerinden uzak, lüks bir hayat sürer. Ta ki amcasının onu oğlu Ayhan'la evlendirmek istediğini öğrenene kadar. Nazlı bu fikre karşı çıkınca amcası tüm servetini elinden alır. Beş parasız ortada kalan Nazlı, Trabzon'daki anneannesinden kalma eski konağı satmak için memleketine döner. Fakat işler sandığı kadar kolay gelişmeyecektir.

Cadı olduğunu yeni öğrenen Ayşegül'ün halaları ve arkadaşlarıyla birlikte geçirdiği yaşantısını, hoşlandığı çocuk olan Selim'i Tuğçe'ye kaptırmama çabasını, yaptığı sihirlerle başına açtığı belaları konu alır.
Görsel yokLeyla'nın hayatı uzaktan bakıldığında mükemmele yakındı. Mutlu bir yuvaya, güzel bir işe ve aileye sahip olan Leyla'nın hayatındaki tek eksik bir bebekti. Son hamileliği de düşükle sonuçlanan Leyla'nın artık bebek sahibi olma şansı yoktur. Diğer tarafta Emel, Leyla kadar şanslı değildir. Ailesini küçük yaştayken bir trafik kazasında kaybeden Emel, kocası tarafından da aldatılan bir kadındır. Leyla bir bebek sahibi olamayacaksa, yaşamanın da bir anlamı olmadığını düşünerek ölüme yürür. Onu can dostu Emel kurtarır. Ve Leyla'ya hayatının teklifini yapar; taşıyıcı annelik!

Şehrazat, ataerkil bir ailenin oğluyla evlenmiş, fakat aile bu evliliğe şiddetle karşı çıkmış ve oğullarını evlatlıktan reddetmişlerdir. Eşini, oğlu henüz bir yaşındayken trafik kazasında kaybeden Şehrazat, kısa süre sonra oğlunun lösemi olmasıyla bir kez daha sarsılır. Kaderin ağır sınavından geçen genç kadın, çaresizlik içinde tedavi için gerekli olan 200.000 doları bulmaya çalışır. Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 dolar daha gereklidir. İstenmediğini bile bile çocuğu için zengin kayınpederine gider, durumu anlatır ve para ister fakat vicdansızca evden kovulur. Son çare olarak henüz üç ay önce işe başladığı ve deneme süresinin dolmadığı BinYapı Holding'in patronu Onur Aksal'dan borç ister. Fakat genç patron Binbir Gece Masalları kahramanı Şah Şehriyar'ın "Kadınlara asla inanma" felsefesinden yola çıkarak ağır bir bedel ister. İsteği Şehrazat ile bir gece geçirmektir. Bu her şeyin başlangıcı olur.

Dergi editörlüğü yapan Yonca'nın hayatı bir gün karşısına yıllardır görmediği ikiz kardeşi Gonca'nın çıkmasıyla değişir. Gonca bir anda İstanbul'a gelir ve Yonca'yı bulur. Başlarda Yonca bunu kabullenmese de ikiz kardeşini evine davet eder ve birlikte yaşamaya başlarlar.