İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Öykü 8 yaşında, yaşıtlarından farklı olarak algısı çok açık olan, empati duygusu gelişkin ve çok akıllı bir kızdır. Doğduğundan beri birlikte yaşadığı teyzesi onu terk edince daha önce hiç görmediği babası Demir’i bulmak zorunda kalır. Hayatında sorumluluk almamış, yetimhanede büyümüş bir dolandırıcı olan Demir; Öykü’nün onu bulmaya geldiği gün tutuklanır. Demir, kızına bakması şartıyla mahkeme tarafından salınır ancak Demir, o gün tanıştığı Öykü’yle yaşamayı istememektedir... Demir ve ortağı Uğur bir yandan Öykü’den kurtulmaya çalışırken, bir yandan da büyük bir vurgun yapma planı içindedirler. Bu büyük vurgunun hedefinde olan Candan ise sakin görünen hayatında geçmişin büyük acılarını gizlemektedir. Tüm bu tesadüflerle hayatın bir araya getireceği insanların hiçbirinin bilmediği ise Öykü’nün büyük bir sırrı sakladığıdır.

Bazıları kahraman doğar, bazıları sonradan kahraman olur. Mahir her ikisi de... 1970'lerde Beyazıt'ta mutlu bir aile… Bir nişan günü her şey değişti. İşlemediği bir cinayet yüzünden Kara ailesinin babası, Nazif idam hükmü aldı. Mahir o gün vazgeçti kendinden, hayatından, sevdalarından, yarınlarından. Tek yolu vardı artık. Gerçek katili bulup, adaleti sağlamak ve babasını darağacından kurtarmak. Darağacına giden bu yolda önünde bir de imkansız bir aşk var.

Savaşçı, dünyanın en zor şartlarında görev yapan, akla gelebilecek tüm güçlüklere katlanan adanmış kahramanların, “Bordo Berelilerin” hikayesi... Hikayemiz, bir dönem Bordo Berelilerin seçkin birliklerinden olan ünlü Kılıç Timi, komutanları Albay Halil İbrahim Kopuz ve Yüzbaşı Kağan Bozok’un hapisten çıkıp tekrar timi toplamaları ve göreve dönüşleriyle başlar. Üstün beceri, görev duygusu ve sonsuz vatan sevgisiyle Kılıç Timi, ülkenin ihtiyaç duyduğu her noktada görev alacak, Türkiye’nin sıkılmış yumruğu, bükülmez bileği olacaktır. Aşklarını, özlemlerini, yaşadıkları türlü zorlukları omuzlarında taşıyan bu genç adamlar, kendilerini adadıkları vatan için her şeylerini fedaya hazırdırlar. Çünkü onlar için, “söz konusu vatansa, gerisi teferruattır..!”

Gülizar (25) İzmir’in fakir bir mahallesinde, annesinin onu emanet ettiği Suzan’la (40) birlikte yaşamaktadır, müzik onun için çok önemlidir ve en büyük hayali bir gün iyi bir şarkıcı olmaktır. Suzan, Şerif’in işlettiği pavyonda çalışmaktadır ancak Şerif’in gözü Gülizar’dadır. Suzan’dan Gülizar’ı pavyona getirmesini ister. Gülizar’ın bir diğer derdi ise kendisiyle evlenmek isteyen yaşı geçkin Bahri Bey’dir. Gülizar, başındaki bu dertlerden kurtulmak isterken hayatı tahmin edemeyeceği şekilde değişir. Öz babası süt-peynir fabrikaları sahibi zengin iş adamı Mehmet Rıfat ölüm döşeğindedir, kendisini görmek istemekte ve artık onların çiftliğinde yaşamasını vasiyet etmektedir. Çiftliğin kâhyası ve Gülizar’ın varlığını yıllardır bilen kâhya Veysel’in oğlu Murat, Gülizar çiftliğe geldiği andan itibaren ona vurulur ancak ortada bir sorun vardır; kendisi Mehmet Rıfat’ın kızı Mine ile nişanlıdır. Gülizar çiftlikte hayallerine ulaşmaya çabalarken hem geçmişteki hem yeni edindiği düşmanlarla mücadele edecek, bir yandan da Murat’a duyduğu aşkla sarsılacaktır.

Öykü 8 yaşında, yaşıtlarından farklı olarak algısı çok açık olan, empati duygusu gelişkin ve çok akıllı bir kızdır. Doğduğundan beri birlikte yaşadığı teyzesi onu terk edince daha önce hiç görmediği babası Demir’i bulmak zorunda kalır. Hayatında sorumluluk almamış, yetimhanede büyümüş bir dolandırıcı olan Demir; Öykü’nün onu bulmaya geldiği gün tutuklanır. Demir, kızına bakması şartıyla mahkeme tarafından salınır ancak Demir, o gün tanıştığı Öykü’yle yaşamayı istememektedir... Demir ve ortağı Uğur bir yandan Öykü’den kurtulmaya çalışırken, bir yandan da büyük bir vurgun yapma planı içindedirler. Bu büyük vurgunun hedefinde olan Candan ise sakin görünen hayatında geçmişin büyük acılarını gizlemektedir. Tüm bu tesadüflerle hayatın bir araya getireceği insanların hiçbirinin bilmediği ise Öykü’nün büyük bir sırrı sakladığıdır.

Savaşçı, dünyanın en zor şartlarında görev yapan, akla gelebilecek tüm güçlüklere katlanan adanmış kahramanların, “Bordo Berelilerin” hikayesi... Hikayemiz, bir dönem Bordo Berelilerin seçkin birliklerinden olan ünlü Kılıç Timi, komutanları Albay Halil İbrahim Kopuz ve Yüzbaşı Kağan Bozok’un hapisten çıkıp tekrar timi toplamaları ve göreve dönüşleriyle başlar. Üstün beceri, görev duygusu ve sonsuz vatan sevgisiyle Kılıç Timi, ülkenin ihtiyaç duyduğu her noktada görev alacak, Türkiye’nin sıkılmış yumruğu, bükülmez bileği olacaktır. Aşklarını, özlemlerini, yaşadıkları türlü zorlukları omuzlarında taşıyan bu genç adamlar, kendilerini adadıkları vatan için her şeylerini fedaya hazırdırlar. Çünkü onlar için, “söz konusu vatansa, gerisi teferruattır..!”

Bazıları kahraman doğar, bazıları sonradan kahraman olur. Mahir her ikisi de... 1970'lerde Beyazıt'ta mutlu bir aile… Bir nişan günü her şey değişti. İşlemediği bir cinayet yüzünden Kara ailesinin babası, Nazif idam hükmü aldı. Mahir o gün vazgeçti kendinden, hayatından, sevdalarından, yarınlarından. Tek yolu vardı artık. Gerçek katili bulup, adaleti sağlamak ve babasını darağacından kurtarmak. Darağacına giden bu yolda önünde bir de imkansız bir aşk var.

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'nde özel bir ekipte görev yapan polislerin aile yaşamları ve İstanbul sokaklarındaki maceraları anlatılmaktadır. Ve bu şehrin her sokağını, herkes için daha güzel, daha yaşanır bir yer yapmak uğruna her türlü kötülüğe ve sıkıntıya meydan okuyan, sevinçte, kederde, aşkta ve yalnızlıkta her zaman birbirlerinin yanında olan bu yürekli polisler, “birliktelik ruhu” ve “mücadele azmiyle” minibüsleriyle bu metropolün sokaklarını arşınlamakta ve karşılarına çıkan her türlü kanunsuzlukla savaşarak suçluların korkulu rüyası olmaktadırlar. Ekip görevleri sırasında değişik ve çeşitli insan hikayeleriyle sürekli karşılaşmaktadır. Zaman zaman gülümseten, zaman zaman da iç burkan bu hikayelere, meslek yıllarının tecrübesi ve babalığıyla yaklaşan, ekibin diğer genç üyelerine de yol gösteren Emniyet amiri Rıza Baba olur.