İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

12 filminden 5'i İzlenir çıktı, 2 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Frances Louise McDormand (born Cynthia Ann Smith; June 23, 1957) is an American film, stage and television actress. McDormand began her career on stage and made her screen debut in the 1984 film Blood Simple, having since appeared in several theatrical and television roles. McDormand has been recognized for her performances in 'Mississippi Burning' (1988), 'Short Cuts' (1993), 'Fargo' (1996), 'Wonder Boys' (2000), 'Almost Famous' (2000), 'North Country' (2005), 'Moonrise Kingdom' (2012), 'Hail, Caesar!' (2016), 'Three Billboards Outside Ebbing, Missouri' (2017), 'Nomadland' (2020) and 'The Tragedy of Macbeth' (2021). Throughout her career, she has been nominated for eight Golden Globes, five Academy Awards, four BAFTA Awards, and three Emmy Awards. She is one of the few performers to achieve the "Triple Crown of Acting", winning an Academy Award, a Primetime Emmy Award, and a Tony Award. She won her first Academy Award for Best Actress in 1997 for her role as Marge Gunderson in 'Fargo'. She also won Best Supporting Actress from the Broadcast Film Critics Association, the Florida Film Critics Circle, and the Los Angeles Film Critics Association for her performance in 'Wonder Boys' (2000). McDormand returned to the stage in the David Lindsay-Abaire play Good People on Broadway from February 8, 2011 to April 24, 2011. In 2017, McDormand starred in 'Three Billboards Outside Ebbing, Missouri' which earned her a second Academy Award for Best Actress. McDormand has been married to filmmaker Joel Coen since 1984, they reside in New York City along with their adopted son Pedro.

Film, kızı bir süre önce evlerine yakın bir yerde tecavüz edilerek katledilen Mildred Hayes’in öfkeli, saldırgan hallerini yansıtıyor. Kızının cinayet davasında bir suçlu bulunmadan aylar geçer ve Mildred bunun üzerine cesur bir hamle yapar. Karayoluna yakın bir yerden üç reklam panosu kiralar ve kentin saygıdeğer polis şefi William "Bill" Willoughby'ye yönelik meydan okuyan mesajlar karalar. Mildred bu işten vazgeçmesi için yapılan bütün baskı ve zulümlere göğüs gerer ve herkese tek başına meydan okur.

Kıyamet yaklaşıyor, bu da dünyadaki yaşama oldukça düşkün olan bir melek ve iblisin kıyameti durdurmak için işbirliği yapmak zorunda kalması anlamına geliyor. Fakat dünyanın sonunu getirmesi gerektiğini bilmeyen 11 yaşındaki deccalı kaybediyorlar. Onu bulup çok geç olmadan dünyayı kurtarmak için bir maceraya atılıyorlar.

Jerry Lundegaard borçları olan bir sahtekârdır. İhtiyaç duyduğu meblağda parayı acilen edinmeli ve borçlarını temizlemelidir. Karısının babası oldukça zengin bir adamdır; ancak gamsız bir sahtekar olan Jerry’ye yardım etmesi imkansız gibi görünmektedir. Jerry’nin aklına şeytani bir fikir gelir. Jerry, karısını kaçırmak ve kayınpederinden fidye istemek üzere iki adam kiralar. Lakin hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemeyecektir. Sinemalarının ilk döneminden bu yana çizgilerini hiç bozmadan ilerleyen Coen Kardeşler’e büyük bir şöhret kazandıran Fargo, orijinal senaryo ve en iyi kadın oyuncu dallarında Oscar kazanmıştı.

Film, köpeklerin “köpek gribi” nedeniyle çok uzaklarda isimsiz bir adada karantina altına alındıkları distropik geleceğin Japonya’sında geçiyor. Bu adanın yerlileri olan beş köpek – Chief, Rex, Boss, Duke ve King– izole olmuş bir hayatta yalnızlıklarından bezmişlerdir. Ta ki Atari Kobayashi adında bir çocuk kaybolan köpeği Spots’u aramak için adaya gelene kadar… Atari köpeğini bulmaya çalışırken bu beş köpekten yardım isteyecek ve onlar da Atari’yi onu almaya gelen Japon yetkililerden koruyacaklardır. Yönetmen Wes Anderson, filmi çekerken Akira Kurosawa’dan ilham aldığını açıklamıştır.

İki rakip iş bitiricinin yolları, New York'un önde gelen bir memurunun hatasını örtbas etmek için çağrıldıklarında kesişir. Bomba gibi bir gecede, işi halletmek için küçük şikâyetlerini ve egolarını bir kenara bırakmaları gerekecektir.

1950'li yıllarda geçen Fransız Postası, Paris'te bir Amerikan gazete bürosunda çalışan gazetecilere odaklanıyor. The New Yorker dergisinde yayımlanmış gerçek makalelerden esinlenen, hayali bir gazetenin Fransa bürosunun son sayısının hazırlık aşamasında yaşanılanların konu edildiği yapımda, yapımda iç içe geçen üç hikaye anlatılıyor.

60'lı yaşlarında olan Fern, Nevada kırsalında yaşamaktadır. Şehirdeki ekonomik çöküşten etkilenen Fern, neredeyse tüm malını kaybeder. Bu durumun ardından Fern, minibüsünü bir karavan haline getirip modern bir göçebe olarak yola koyulur.

Film, köpeklerin “köpek gribi” nedeniyle çok uzaklarda isimsiz bir adada karantina altına alındıkları distropik geleceğin Japonya’sında geçiyor. Bu adanın yerlileri olan beş köpek – Chief, Rex, Boss, Duke ve King– izole olmuş bir hayatta yalnızlıklarından bezmişlerdir. Ta ki Atari Kobayashi adında bir çocuk kaybolan köpeği Spots’u aramak için adaya gelene kadar… Atari köpeğini bulmaya çalışırken bu beş köpekten yardım isteyecek ve onlar da Atari’yi onu almaya gelen Japon yetkililerden koruyacaklardır. Yönetmen Wes Anderson, filmi çekerken Akira Kurosawa’dan ilham aldığını açıklamıştır.

Film, kızı bir süre önce evlerine yakın bir yerde tecavüz edilerek katledilen Mildred Hayes’in öfkeli, saldırgan hallerini yansıtıyor. Kızının cinayet davasında bir suçlu bulunmadan aylar geçer ve Mildred bunun üzerine cesur bir hamle yapar. Karayoluna yakın bir yerden üç reklam panosu kiralar ve kentin saygıdeğer polis şefi William "Bill" Willoughby'ye yönelik meydan okuyan mesajlar karalar. Mildred bu işten vazgeçmesi için yapılan bütün baskı ve zulümlere göğüs gerer ve herkese tek başına meydan okur.

Peki ya Dünya'ya yeni bir denge getiren bu felaket hiç yaşanmasaydı, dinazorların yok olmasına yol açan meteor dünyayı ıskalamış olsaydı ve biz hala dinazorlarla birlikte yaşıyor olsaydık. O zaman ne olurdu?

Geri dönüyorlar! Aslan Alex, Zebra Marty, Zürafa Melma ve Su Aygırı Gloria gene ortalığı birbirine katacaklar. Polise yakalanmadan evleri New York'a geri dönebilmek için çareyi gezici bir sirkin gösteri ekibine katılmakta bulurlar. Alex'in amacı mümkün mertebe fark edilmeden eve dönmekken bu ekiple işi oldukça zordur. Avrupa turnesi şüphesiz ki oldukça renkli geçecektir.

Ay’ın Karanlık Yüzü’nde insanoğlunun yaptığı bir hata sonrası dünyanın tarihinin en büyük savaşına tanık olması anlatılıyor. Ay’a yapılan yolculuktan sonra ayda bulunan bir Decepticon’u canlandıran insanoğlu kendini yine Decepticonlar ile bir savaşın içinde bulur.

Başrolünde Oscar ödüllü oyuncu Charlize Theron'un oynadığı Reon Flux, 25. yüzyılda yeryüzünün tek hayat olan şehrinde totaliter kurallara karşı dövüşen bir yeraltı savaşçısını anlatıyor. Reon, bu kusursuz ve insanı bunaltacak kadar steril olan hükümeti devirmek isteyen asilerin en büyük umududur. Tam hükümet liderini ortadan kaldırmak üzereyken Aeon, dünyanın geleceğini tamamen değiştirecek olan bir dizi ürkütücü sırlar perdesini aralar. MTU'nin büyük beğeni toplayan animasyon serisinden esinlenerek beyazperdeye taşınan bu sürükleyici aksiyon-gerilimi sakın kaçırmayın.

Jerry Lundegaard borçları olan bir sahtekârdır. İhtiyaç duyduğu meblağda parayı acilen edinmeli ve borçlarını temizlemelidir. Karısının babası oldukça zengin bir adamdır; ancak gamsız bir sahtekar olan Jerry’ye yardım etmesi imkansız gibi görünmektedir. Jerry’nin aklına şeytani bir fikir gelir. Jerry, karısını kaçırmak ve kayınpederinden fidye istemek üzere iki adam kiralar. Lakin hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemeyecektir. Sinemalarının ilk döneminden bu yana çizgilerini hiç bozmadan ilerleyen Coen Kardeşler’e büyük bir şöhret kazandıran Fargo, orijinal senaryo ve en iyi kadın oyuncu dallarında Oscar kazanmıştı.

Kendine çok güvenen, başarılı avukat Martin Vail, bir psikoposun öldürüldüğü cinayet davasında yargılanan ve cinayet bölgesinden kaçarken yakalanan Aaron'u savunmaya karar verir. Medyanın da ilgi odağı bu davadadır. Dava aynı zamanda bir takım yolsuzlukları da ortaya çıkarabilecektir ve davanın savcılığını da Martin'in eski kız arkadaşı yapmaktadır. Martin'in bu davayı kazanması hukuk çevrelerince imkansız gibi görülmektedir. Dava görgü tanıklarının odada üçüncü bir kişi olduğu yönündeki çelişkili ifadelerinden dolayı daha da karmaşık bir hal alır. Hukuk sistemini sorgulayan "adalet," "suçlu" ve "masum" kavramlarının gerçekliğini araştıran Edward Norton'a bu filmdeki performansından dolayı birçok filmin kapısını açacak olan "İlk Korku" sinema tarihinin en iyi filmlerinden biridir.

Irkçı geçmişiyle tanınan, ABD’nin güney eyaleti Mississipi’de, 60’lı yıllarda bir zenci için yaşam hiç de kolay değildir. Bunu değiştirmek için çalışan 3 insan hakları eylemcisinin ortadan kaybolması iki FBI ajanının bölgeye gelmesiyle sonuçlanır.

Kıyamet yaklaşıyor, bu da dünyadaki yaşama oldukça düşkün olan bir melek ve iblisin kıyameti durdurmak için işbirliği yapmak zorunda kalması anlamına geliyor. Fakat dünyanın sonunu getirmesi gerektiğini bilmeyen 11 yaşındaki deccalı kaybediyorlar. Onu bulup çok geç olmadan dünyayı kurtarmak için bir maceraya atılıyorlar.

Yasadışı işler, suç ve trajedilerle dolu, görünüşte sakin bir New England kasabasına bir bakış, tümü, kötü zekası ve sert tavrı, sıcak ama sorunlu bir kalbi ve sağlam bir ahlaki merkezi maskeleyen Olive'in merceğinden anlatılıyor. Hikaye 25 yıla yayılıyor ve Olive'in iyi kalpli ve iyi kalpli kasaba eczacısı kocası Henry ile olan ilişkilerine odaklanıyor; annesinin ebeveynlik yaklaşımına içerleyen oğulları Christopher; ve topluluklarının diğer üyeleri.