İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

11 filminden 2'si İzlenir çıktı, 16 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Füsun Demirel, 13 Haziran 1958 tarihinde Ankara’da dünyaya gelmiştir. Perugia Yabancılar Üniversitesi ve Roma Dramatik Sanatlar Akademisi Tiyatro Bölümü’nden mezun olan Füsun Demirel, 1980 yılında Almanya Berlin Kollektiv Theater’da Vasıf Öngören’in yazıp yönettiği Zengin Mutfağı oyunuyla sanat hayatına başladı. Çevre Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Devekuşu Kabare, Dostlar Tiyatrosu’nda çalışan Demirel, 1984 yılında Atıf Yılmaz’ın Bir Yudum Sevgi filmi ile kameralar karşısına geçmiştir. Özellikle Züğürt Ağa, Uçurtmayı Vurmasınlar ve Büyük Adam Küçük Aşk gibi filmler ile Sıdıka ve Şaşıfelek Çıkmazı gibi dizilerdeki rolleriyle tanınan Füsun Demirel, oyunculuğunun yanı sıra, iyi derecede İtalyanca, İngilizce, Almanca bilmektedir. Çevirmenlik de yapan Demirel; Dario Fo ile Franca Rame’nin toplam 27 oyununu Türkçeleştirmiştir.

Haraptar adlı köyün haşmetli ağası (Şener Şen), her gün yeni bir kan isteyen babası Abdo'yla yaşadığı yörede egemenliğini sürdürürken her şey tersine gelişir. Yanaşmalarının küçük kızıyla gerdeğe giren baba, yaşamını yitirir. Köylüler ağanın ürünlerini çalıp satarlar. Kuraklık nedeniyle topraklarını da baraj yapmak isteyen politikacılara satarak kendini kente atan ağa, burada da tutunamayacaktır. Karısına varıncaya kadar herkesin terk ettiği ağaya sadık kalan yalnızca yanaşmanın kızı Kiraz'dır.

İnci, düşünceleri nedeniyle cezaevine girmiş siyasi bir hükümlüdür. Annesinin cezası nedeniyle hapishanede büyümek zorunda kalan Barış ise kadınlar koğuşunda bütün mahkumların neşe kaynağıdır. Barış ile İnci arasında gelişen özel bağ, duvarlar arasında koskoca bir dünya yaratmalarını sağlar.

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.

Burası "Şaşıfelek Çıkmazı", dünyanın tam ortası. Burada kadınlar atmaca gibidir, burada erkekler son derece dengesiz ve tutkuludur. Burada yaşayan çocuklar, kafalarını dinlemek için büyüklerin erkenden uyumasını beklerler.

Üniversite öğrencisiyken yazdığı bir şiir yüzünden hapse atılan ve hapiste olduğu için babasının cenazesine katılamayan Muntazam adlı bir gazeteci, bu olaydan dolayı paranoya yaşamaya başlar.

Bir mahkûm, kızıyla yeniden görüşüp kendini affettirmek için bir gardiyan eşliğinde memleketine gider ancak öğrendiği trajik gerçek, bu seyahati mahveder.

Yıl 1990… Köye gelen sağlık ekipleri, en az üç çocuğu olan tüm kadınlara doğum kontrolü için spiral takar. Köy halkının yapılan işlemle ilgili fikirleri yoktur. Sağlık ekipleri gittikten sonra bir araya toplanan erkekler, kadınlara yapılan işlemle ilgili akıl yürütmeye başlar. Ortaya birçok fikir atılır ve en sonunda spiralin bir mikrofon olduğuna kanaat getirilir. Devletin gözünün üzerlerinde olduğunu düşünen köy halkı, mikrofonlar sayesinde dinlendiklerini düşünür. Başlarına iş açmamak için tetikle olan ahali, kadınların yanında siyasi hiçbir şeyden bahsetmemeye, onlara kibar davranmaya başlar. Durumdan yararlanıp devletten takdir görmek isteyenlerse kadınlardaki mikrofona hazır ola geçerek "Vatan Sana Canım Feda" diye bağırırlar. Yaşanan birbirinden komik durumlar, köyde tüm dengelerin alt üst olmasına neden olur.

Hayatınızın aşkıyla beş senelik bir ayrılık anlaşması yapmayı kabul eder miydiniz? Peki beş sene sonra yeniden karşılaştığınızda onu yine de sever miydiniz? Murat ve Duygu birbirine deli gibi aşıktır. Üniversiteden mezun olurken Murat Duygu’ya evlenme teklif eder. Oysa Duygu’nun gerçekleştirmek istediği hayalleri vardır. Beş sene sonra yeniden birleşmek üzere bir ayrılık anlaşması yaparlar. Halbuki hayatın onlar için başka sürprizleri vardır.

Fadıl bölgesinin en acımasız mafya babalarından biridir. Ancak günün birinde Hintli yoga hocası Gundhi'ye aşık olur. Günün birinde Gundhi Fadıl'ın malikanesinden kaçırılınca Fadıl genç kadını bulma yoluna baş koyar. En güvendiği arkadaşı Hulusi'yi de alarak Hindistan'a giden mafya babasının amacı Gundhi'yi onu kaçıranların elinden kurtarmak ve onun kalbini kazanmaktır. Ancak işler sandığı kadar kolay olmayacaktır. Gundhi'nin annesi de Hindistan'da çok güçlü bir mafya örgütünü yönetmektedir. Fadıl, Hulusi ve Mumbai'da çalışan Türk belediye işçisinin yardımıyla Gundhi'ye ulaşmaya çalışır. Ancak Fadıl'ın ailesi de Mumbai'ye geldiğinde işler iyice karışır...

Cevat, Türkiye'nin ünlü Kabadayılarından birinin şehvet ve şan düşkünü oğludur. Uluslararası alanda şöhrete sahip manken Camilla'yı tutkulu aşkı sonucunda kaçırmaya karar verir. Bu kaçırma operasyonunu Cevat adına Ziya Baba üstlenir. Ziya Camilla'yı kaçırır ve Camilla'yı bir paket içinde Cevat'a götürme görevini Şahin'e verir. Ancak Şahin, Cevat'a götürdüğü paketin içinde ne olduğunu bilmez. Şahin paketi İzmir'den, İstanbul'a getirirken Gürkan ve Altan adında iki belalı ile yolu kesişir, onlar yüzünden Cevat'a götüreceği paketi kaybeder. Bu sebeple Şahin hayatının en zor 48 saatini yaşamak zorunda kalır.

Selim, kendi kendisini küçük dünyasına hapsetmiş bir yazardır. Özgüven yetersizliğinden, pek kimseyle doğru düzgün ilişki kuramayan Selim yalnızlığına çare olarak umreden yeni dönmüş annesi Mehpare ile birlikte yaşamaya karar verir. Bir gün spor salonuna gittiğinde sakarlığı sayesinde Ayşıl adında bir kadın ile tanışır. Ayşıl hem zengin hem de herkesin jayran olacağı kadar güzel bir kadındır. Beklenmedik biçimde Ayşıl Selim’e aşık olur! Her şeyden bunalmış olan bu kadın mutluluğa giden yolun Selim’in annesi ve onun arkadaş grubundan geçtiğine inanır.. Aşk dolu bu macerada hem Selim'in hem de Ayşıl'ın başına bir seri komik olaylar gelecektir.

Yıllar önce terk ettiği karısı ve metresi arasında bir yol bulmaya çalışan bir hattatın psikolojik öyküsü. 50 yaşındaki hattat Agah kentin fırtınalı günlerinden kurtulup baba topraklarına dönmeye karar verir. Hattat Agah’ın tek isteği geçmişte güzel günler geçirdiği genç metresi Yıldız ve küçük kızı Ayla ile yeniden huzurlu bir yaşam kurmaktır. Ne var ki yıllar önce terk ettiği karısı tekrar dönünce kabus dolu günler başlar.

İki karısıyla birlikte köyden kente göç eden Küheylan büyük bir apartımanın kapıcılığını yapmaya başlar. Küheylan zengin olma derdine düşmüşken yavaş yavaş kent kültürünün etkisi altına giren iki kadın maço kocalarına karşı birleşirler. Ve işi onu terketmeye kadar vardırırlar.

İnci, düşünceleri nedeniyle cezaevine girmiş siyasi bir hükümlüdür. Annesinin cezası nedeniyle hapishanede büyümek zorunda kalan Barış ise kadınlar koğuşunda bütün mahkumların neşe kaynağıdır. Barış ile İnci arasında gelişen özel bağ, duvarlar arasında koskoca bir dünya yaratmalarını sağlar.

Haraptar adlı köyün haşmetli ağası (Şener Şen), her gün yeni bir kan isteyen babası Abdo'yla yaşadığı yörede egemenliğini sürdürürken her şey tersine gelişir. Yanaşmalarının küçük kızıyla gerdeğe giren baba, yaşamını yitirir. Köylüler ağanın ürünlerini çalıp satarlar. Kuraklık nedeniyle topraklarını da baraj yapmak isteyen politikacılara satarak kendini kente atan ağa, burada da tutunamayacaktır. Karısına varıncaya kadar herkesin terk ettiği ağaya sadık kalan yalnızca yanaşmanın kızı Kiraz'dır.

Bahar, ölümle karşı karşıya geldiğinde dışarıdan ‘kusursuz' görünen ailesinin özellikle de eşi Timur’un başka bir yüzüyle karşılaşacak. Bahar’ın ani hastalığı ile ailedeki tüm dinamikler değişecek. Bu süreçte Evren, her anlamda Timur’un rakibi olacak. Bahar’ın hayatını yeniden inşa etmesi ise çoğu zaman trajikomik hikayelerle izleyiciye umut aşılayacak.

Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan Çöp Adam; sıra dışı bir şekilde karşılaşan, tehlikeli bir oyunun içine hapsolan Tamer ve Peri’nin sırlarla dolu hikayesini konu alıyor.

Ada, Sevgi ve Leyla'nın “rakı, balık, Ayvalık” olarak başlayan macerası, onları geçmişleriyle barıştırırken kendi yaşamları için yepyeni kararlar almalarını sağlar.

Aziz Payidar, Antakya'nın tek halı üreticisi olan Payidar ailesinin oğludur. Refah içinde bir yaşam süren Aziz'in hayatı, Fransız delegesi Mösyö Pierre’in oğlu Teğmen Andre’yi öldürmesiyle altüst olur. Yaşananlardan sonra Aziz, sevdiği kadın dahil her şeyi ardında bırakmak zorunda kalır. Aradan geçen iki yılın ardından herkes onun öldüğünü düşünürken Aziz geri döner. Her şeyini kaybetmiş bir adam olan Aziz, geri döndüğünde Antakya'yı bıraktığından daha kötü bir halde, ilk aşkı Dilruba'yı ise amcası Galip Payidar’ın oğlu Adem ile nişanlanmış bulur. Hayata sıfırdan başlamak zorunda kalan Aziz, zorlu bir mücadeleye girişir.

İbo, hayallerinin peşinden koşmayıp Bursa'da ailesinin yanında kalmaya devam etseydi nasıl bir hayatı olurdu? Nişanlısı tarafından terk edilen ve ailesiyle beraber yaşayan 37 yaşındaki İbo acaba ailesinin çizdiği yoldan mı gidecek, yoksa kendi yolunu mu çizecek?

Psikiyatri kliniğindeki doktorların ve onlara başvuran hastaların hayatlarının anlatılacağı “Kırmızı Oda”da acılar, sevinçler, mutluluk ve hüzünler izleyicinin de ruhunun kapalı kapılarını aralayacak. Hastalar o güne kadar kimselere söyleyemedikleri sırları dile getirirken izleyiciler de kendi bugünleri, geçmişleri ve yarınlarına dair bir şeyler bulacak.

Aile İşi; birbirini doğru düzgün tanımayan, normal şartlarda birbirleriyle asla yan yana gelemeyecek olan 7 kişinin; geçmişine dair hiç bir şey hatırlamayan ve konuşamayan küçük bir kız için sahte bir aile kurması üzerine tasarlanmış bir projedir. Bu 7 kişi üstlendikleri anne, baba, babaanne, dede, abla, abi ve amca rolünde hiç bir açık vermemek, küçük kızı mutlu bir aile yuvasında yaşadığına inandırmak zorundadırlar. Bu işi başarmaları durumunda hem ihtiyaçları olan parayı kazanacaklardır, hem küçük kızın geçmişini hatırlamasını sağlayarak bir anlamda ona hayatını geri vereceklerdir. Fakat bu oyun zamanla gerçek olmaya başlar, birbiriyle hiç anlaşamayan bu 7 kişi gerçek bir aileye dönüşür. Yani neredeyse bir aileye dönüşür.

Kocabaş'ların otoriter reisi Şehmuz, evin titiz ve klorak bağımlısı kadını Servet, aynı evde damatları iç güveysi Selahattin, kızları Gülistan, torunları Orçun, Orçun'un sevgilisi Eylem ve bekar oğulları Rıza ile birlikte oturmaktadırlar. Antakya’dan İstanbul-Cihangir’e taşınan Kocabaşlar geleneklerine bağlı olan babaları Şehmuz Bey’in hakimiyeti altındadır. Damatları Selahattin, eşi Gülistan’a hiç bağlı değildir; üstelik onu pavyonda tanıştığı Tülay ile aldatmaktadır. Evin tek oğlu olan Rıza, hiç sevmediği Nurhayat ile ailesinin baskısıyla nişanlanmıştır. Ancak bu duruma daha fazla katlanamaz ve Nurhayat’tan ayrılma kararı alır. Bu karar Kocabaşlar için yıkım olur. Aile, Rıza ve Nurhayat’ın arasını düzeltmek için seferber olur. İki defa tertiplenen düğünde önce Rıza, sonra Nurhayat kaçar ve böylece ilişkileri sona erer. Bu olaylar yaşanırken tüm ailenin hayatını değiştirecek bambaşka bir gelişme yaşanır. Deniz, yanında kardeşi Bora ile birlikte, bir dizide bir bölüm konuk oyunculuk yapmak için İzmir’den İstanbul’a gelir. Yıllardır aradığı fırsatı bulamayan Deniz’in hiç beklemediği bir anda şansı döner. Dizinin başrol oyuncusu sette olay çıkartıp işi bırakır. Bir anda bölüm oyunculuğundan başrole terfi eden Deniz, İstanbul’da ev arayışına girer. Setteki diğer bir oyuncu Açılay da ev aramaktadır ve Deniz’e ev arkadaşı olmayı teklif eder. Şehmuz Bey de Rıza’ya kızar ve Nurhayat ile evlendirdikten sonra oturmalarını planladıkları yan daireyi kiraya vermeye karar verir. Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer. Damat Selahattin o dairede metresi Tülay’ı oturtmayı planlarken, büyük bir tesadüf sonucu Deniz ve Açılay da aynı eve talip olur. Ancak Şehmuz evi sadece ailelere kiralamaktadır. Daireyi çok isteyen Deniz, Açılay ve Bora’nın aklına bir plan gelir. Plan işe yarar; Şehmuz Bey’i ikna edip evi tutarlar. Ancak ilk başta yolunda giden işler kısa bir süre sonra kontrolden çıkar. Bütün bunların üzerine Deniz'in annesi ve babasının İzmir'den İstanbul'a taşınması ile işler iyice çığırından çıkar.

Garipler Mahallesi benzer dertleri paylaşan, orta halli İstanbulluların yaşadığı bir semtttir. Mahallede ailesiyle beraber yaşayan garson Mahir, çalıştığı gece kulübünde bir müşterinin kafasında şişe kırar ve kovulur. Bir tesadüf eseri gelinlikle uçurumdan atlamak üzere olan Pelin'i kurtarır. Üstelik Pelin, kendisini kovan patronunun kızıdır! Pelin takıntılı bir şekilde Mahir’e aşık olur. Fakat Mahir, yaşadığı mahalleden Fidan isimli bir kızla nişanlıdır. Şimdi Mahir'in önünde iki seçenek ve zor bir soru vardır: Sevdiği ve nişanlı olduğu Fidan ile mi evlenecek yoksa kaderin karşısına çıkarttığı zengin Pelin'i mi tercih edecektir?

Zeliş, o sene otuz yaşına basmıştır. Bir “Evlilik Terapisti” olan Serdar’la son üç senedir devam eden mutlu bir birlikteliği vardır. Serdar evlenmekten ve evliliğin getireceği sorumluluklardan deli gibi korkar.. İlişkilerinin en başında Zeliş’e evliliğe sıcak bakmayan bir insan olduğunu açıkça söylemiştir. Daha öncesinde “ne zaman çok para kazanacaksın?” ya da “ne zaman evleneceksin?” “ne zaman anne olacaksın?” gibi sorulara verebileceği “ Büyüyünce!” gibi çok iyi bir cevap varken, 30 yaşına basmasıyla birlikte bu cevabı kaybettiğini anlar Zeliş. Artık büyüyünce diyebilmek gibi bir lüksü kalmamıştır, çünkü büyümüştür. İçini müthiş bir geç kalmışlık duygusu kaplar. Buna ister 30 yaş sendromu, ister Satürn geçişi, istersek de mahalle baskısı diyelim, Zeliş evliliğin geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecek olduğunun farkına varır. Çünkü birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir, ya da evli olmadığı için acı çekiyordur.

Varlıklı ailelerin boşanma avukatı olarak ünlenen Ayla Dinçer’in, başarılı bir iş adamı olan kocası Erol ile sorunlu bir evlilikleri vardır. Babasına düşkün olan kızları Bilge ise bu duruma çok üzülmektedir. Küçüklüğünden beri Ayla’nın yanında yaşayan ve onun adeta manevi kızı olan Zehra Mercan ise Bilge ile ilgilenmektedir. Aynı zamanda bir hastanede hemşire olarak çalışan Zehra’nın, sevgilisi Doktor Ahmet Sarıoğlu’ndan sakladığı bazı sırları vardır. Dinçerlerin evinde gündelikçi olarak çalışan Zehra’nın annesi Fatik’in yaşadığı mahalle, Tarık’ın başkanlığını yaptığı belediyeye bağlıdır. Gerek icraatları gerekse kişilik yapısıyla dikkat çeken Tarık Sayar, halkın problemleriyle yakından ilgilenen sıra dışı bir belediye başkanıdır. Mahallenin genç kızı Neşe Tarık başkana platonik aşık, Tarık başkanın yardımcısı Metin ise Neşeye İlgi duymaktadır. Ayla ve Tarık tanışır. İlk önce dost sonra ise bu dostluk aşka dönüşür.

Güzeller güzeli Fadime, erkeklerin kendisi için yanıp tutuştuğu, Karadenizli bir kızdır. Annesi Nazife ve ninesi Kadife ile birlikte Trabzon'un küçük bir köyünde yaşayan Fadime'nin balıkçı babası ise onları terk etmiştir. Gelin-kaynana ise hiç geçinemez, Fadime sürekli ninesi ve annesi kavgaları arasında kalır. Levent, ise İstanbul'da yaşayan zengin ve yakışıklı bir adamdır. Ailesine oldukça bağlı olan Levent, dedesi Temel'i kıramaz ve isteği yerine getirmek için Trabzon'a gider. Levent, dedesinin doğup büyüdüğü evi satmak için, yanına arkadaşı Vedat'ı da alarak Karadeniz'in yolunu tutar. Fakat dedesinin bahsettiği ev, Fadime'nin ninesi Kadife'nin evidir! Levent ederinin çok üzerinde para teklif eder, fakat Kadife evi satmak istemez.

Münevver Hanım Kız Yurdu'ndaki öğrencilerin yaşadığı birbirinden komik olayları anlatan dizi.

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.

Burası "Şaşıfelek Çıkmazı", dünyanın tam ortası. Burada kadınlar atmaca gibidir, burada erkekler son derece dengesiz ve tutkuludur. Burada yaşayan çocuklar, kafalarını dinlemek için büyüklerin erkenden uyumasını beklerler.

Dizi otoriter ve eşinden ayrılınca hayata karşı dimdik durmayı başarabilmiş bir kadın olan Şehnaz ile (Perran Kutman) eski eşi arasında geçen olayları anlatır, olaylar yer yer komik yer yer hüzünlü bir şekilde gelişir .