İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Gizem Karaca, 7 Eylül 1992 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. Annesi Münevver Karaca, babası Cüneyt Karaca'dır. Aslen anne tarafından Arnavut, baba tarafından Selanik göçmenidir. Küçükken ailesi Amerika'ya taşındığı için çocukluğu ABD ve Kanada'da geçti. İlkokulu ABD'de, ortaokulu Kanada'da bitiren Karaca lise yıllarında Türkiye'ye döndü. Lise bittikten sonra İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazandı. İngilizce ve Fransızca biliyor. Karaca 16 Eylül 2017 tarihinde işletmeci Kemal Ekmekçi ile evlendi. İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü kazandıktan sonra zor geçen derslerden kaçmak için güzellik yarışmasına katılmaya karar vermiş, Miss Turkey 2011 güzellik yarışmasına katılmış ve 2. olmuştur. Yarışma bittikten hemen sonra gelen dizi tekliflerini değerlendirmiş, 2012 yılında yayınlanan Eve Düşen Yıldırım adlı dizide başrol ile oyunculuk kariyerine başlamıştır. 2012-de Emir'in Yolu isimli ikinci dizisinde de baş rol Güneş Sancaktar'ı oynadı. 13. bölümün ardından dizi yayından kaldırıldığı için bir süre Amerika'ya gidip New York Film Akademisi'nde oyunculuk eğitimi alan Gizem Karaca yeni dizisi Benim Hala Umudum Var ile 2013 ün yazında ekranlara dönüş yapmıştır. Güzel oyuncu 2014 yılında Seni Seviyorum Adamım isimli ilk sinema filminde başrol oynadı. Film 21 Kasım'dan itibaren vizyona girdi. Karaca 2014 Haziran ayında Star TV'de yayınlanmaya başlayan Güzel Köylü adlı dizide Mehmet Ali Nuroğlu ve Berk Cankat ile beraber başrol oynadı. Ancak dizi, 17 Haziran 2015'te sona erdi. 2017 de İçimdeki Fırtına dizisinde rol almaya başlamıştır. Aynı zamanda 2017 de Kara Sevda dizisine komiser Mercan rolü ile katıldı ve birkaç bölüm sonra ayrıldı.

Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun devlet yapısını, siyasi olaylarını, savaşlarını ve Sultan Alparslan'ın hayatını ele almaktadır.

Ailesi ile birlikte yaşadığı bodrum katından hayallerinin dünyasına seçkin bir üniversiteyi burslu olarak kazanmasıyla giren güzel kapıcı kızı Feriha kendi dünyasından çıkıp, yarattığı yalan dünyanın prensesi olacaktır. Ne var ki, bir genç kızın küçük pembe bir yalan üzerine inşa ettiği yeni dünyası, ailesini de çevresindeki herkesi de yutacak ve anne-kızın gerçek hayat ile mücadelesi adım adım geri dönüşü olmayan bir savaşa dönüşecektir.

1977 yapımlı, başrollerinde Türkan Şoray ve Tarık Akan’ın oynadığı “Baraj” isimli filmin dizi uyarlaması olarak izleyici karşısına çıkacak olan yapımda Nazım’ın (Feyyaz Duman), internette bir arkadaşlık sitesinde Nehir’le (Biran Damla Yılmaz) tanışma hikayesi konu alınıyor. Birbirlerini hiç görmemiş olma durumu, Nehir’in fotoğrafını göndermesiyle değişir. Nehir’in çok güzel ve kendinden genç olduğunu düşünen Nazım yüzündeki yara yüzünden kendi fotoğrafını göndermeye çekinir ve Nehir’in ısrarı ve onu kaybetme korkusundan dolayı Nazım, baraj inşaatına İstanbul’un renkli hayatından sürgün gönderilmiş, yakışıklı ve çapkın bir genç olan Tarık’ın (Burak Yörük) fotoğrafını gönderir. Nehir’in fotoğraftaki Tarık’ı beğenmesi ve sürpriz bir şekilde baraja gelmesi işleri karıştıracaktır...

Cesareti, merhameti ve adalet duygusu daha küçük yaştayken içine yerleşmiş olan Cevahir, köydeki haylazlıklarından bıkmış olan ailesi tarafından çalışması için İstanbul’da kahvehane işleten köylüleri Seyfi’nin yanına gönderilir. Ardından gelişen olaylar ile birlikte kendini kabadayılar alemine girmiş bulur ve zirveye yükseliş hikayesi başlar.

Zengin ailenin, şımarık tek çocuğu olarak büyütülen Selin’in hayatı istemediği bir evliliğe sürüklenmesi ile altüst olur. Babası Zeki, çocukluğundan beri kendisine rakip olan Kadir tarafından dolandırılır. Kadir, Zeki’nin firmasını almakla kalmaz, aynı zamanda kendi oğluyla, Selin’i evliliğe zorlar. Hayatın boyunca çalışmamış, paralı üniversiteyi hala bitirememiş, magazin haberlerinin yıldızı, cadde tikisi olan 23 yaşındaki Selin’in kendisini eve kapatmaya niyetli olan Murat ile evlenmeye hiç niyeti yoktur. Düğün günü, bir şekilde Kadir’in korumalarını bayıltmayı başaran Selin, yanına aldığı nakit paralar ve üstünde gelinliği olduğu halde kaçar.

Amerika’da eğitim alıp köyü Tınne’ye dönen İbrahim’in iki kültür arasında yaşadıklarını neşeli ve kendine has mizahi bir üslûpla beyazperdeye taşıyan Sermiyan Midyat, ikinci hikâyede de bu farklılıklardan besleniyor. Tınne Köyü’ne Amerikalı bir gelinin gelmesiyle başlayan macera, bu kez İbrahim’in Amerika macerası ile devam ediyor. Filmde neredeyse tüm Amerika’nın kalkıp Tınne’ye gelmesiyle kahkaha dolu olaylar birbirini izliyor.

Kapadokya'nın ileri gelen ailelerinden Gülsoylar, büyük oğulları Ateş'in Amerika'dan dönüşüyle bir araya gelirler. Babasını küçük yaşta trafik kazasında kaybeden Ateş, dedesi Ömer'in ezici otoritesine boyun eğmeyerek evden ayrılmış, uzun yıllar sonra annesi Gülfem'in isteği üzerine erkek kardeşleri Yaman ve Okan ile beraber dedesinden aile şirketlerini devralıp büyütmek üzere evine geri dönmüştür. Ateş, Yaman ve Okan için artık birlik olmak vaktidir.

Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun devlet yapısını, siyasi olaylarını, savaşlarını ve Sultan Alparslan'ın hayatını ele almaktadır.

1977 yapımlı, başrollerinde Türkan Şoray ve Tarık Akan’ın oynadığı “Baraj” isimli filmin dizi uyarlaması olarak izleyici karşısına çıkacak olan yapımda Nazım’ın (Feyyaz Duman), internette bir arkadaşlık sitesinde Nehir’le (Biran Damla Yılmaz) tanışma hikayesi konu alınıyor. Birbirlerini hiç görmemiş olma durumu, Nehir’in fotoğrafını göndermesiyle değişir. Nehir’in çok güzel ve kendinden genç olduğunu düşünen Nazım yüzündeki yara yüzünden kendi fotoğrafını göndermeye çekinir ve Nehir’in ısrarı ve onu kaybetme korkusundan dolayı Nazım, baraj inşaatına İstanbul’un renkli hayatından sürgün gönderilmiş, yakışıklı ve çapkın bir genç olan Tarık’ın (Burak Yörük) fotoğrafını gönderir. Nehir’in fotoğraftaki Tarık’ı beğenmesi ve sürpriz bir şekilde baraja gelmesi işleri karıştıracaktır...

Kafkas lakaplı Fırat gelecek vadeden yenilgisiz bir genç boksördür. Altın kemer maçına çıktığında hayatının biteceğinin farkında değildir. Dünya şampiyonu boksörü alt eder etmesine ama rakibi Kafkas’ın yumruklarına dayanamaz ve ölür. Fırat’ın yaşadığı talihsiz olayla hayatı değişir. Fırat o gece altın kemeri kazansa da hayatını, mesleğini ve hamile karısını kaybeder. 7 yıl sonra Fırat annesinden kalan ölümcül bir hastalığı olan Güneş için yeniden ringlere çıkıp dövüşmek zorunda kalır. Artık Fırat’ın istediği tek şey vardır oğlunu yaşatmak. Kafkas Güneş için yeniden ringlere çıkıp bir raunt daha diyecek.

Adana’nın yoksul mahallelerinden birinde yaşayan Cemal, garsonluk yaparak tüm ailesine bakmaya çalışmaktadır. Hep bir çıkış yolu arayan Cemal’in çaresizliği ağır hasta babasının ölümüyle daha da büyümüştür. Bu acı olayın hayatını kökünden değiştireceğinin ise henüz farkında değildir. Babası son nefesini vermeden önce Cemal’e İstanbul’da zengin bir amcası olduğunu söylemiştir. Varlıklı bir akrabası olduğunu öğrenmek sefalet içinde büyüyen Cemal’i derinden sarsar. Ülkenin sayılı iş adamlarından olan amcası Sami Gökdemir’in ortaya çıkıp, yeğenine sahip oldukları zenginlikten pay vaat etmesiyle Cemal’in aklı iyice karışır. Annesi Hülya, yılların verdiği husumet ve geçmişin kapanmayan yaraları nedeniyle oğlunu Sami’den ve çevresinden uzak tutmak ister. Ancak Cemal’in yaşamı çoktan geri dönülmez bir yola girmiştir. Annesinin tüm engel olma çabalarına rağmen kaderinden kaçamayan Cemal, amcasının teklifini kabul etmeye mecbur kalacaktır. İstanbul’da yepyeni bir dünyaya adım atan Cemal, Gökdemir ailesine kendini kabul ettirmeye çabalarken kuzeniyle nişanlı olan Suna’ya âşık olmaktan da kendini alıkoyamayacak ve kendini bambaşka hayallere kaptıracaktır. Ne var ki peşini bırakmayan günahları onun umutlarını kısa sürede paramparça etmeye yetecektir. Cemal’in önünde artık sonu belirsiz, çetin bir yolculuk başlamıştır.

Tüm çocukluklarını birlikte, dayanışma içerisinde geçiren iki kız kardeşin zamanla birbirinin can düşmanı olmasını anlatan hikaye, hiç beklenmedik olayların birbiri ardına gelmesi, geçmiş sırların ortaya çıkması ile bambaşka bir derinlik kazanır. Birbirinin tüm huylarını, zaaflarını bilen bu iki kardeş, kıyasıya girdikleri gizli savaşta tüm zekalarını kullanacak ve birbirlerini can evinden vurmak için sahip oldukları imkanları ortaya serecektir.

İstanbul'un keşmekeşliğinden sıkılan ve üstüne üstlük evlenmek üzere olduğu sevgilisi tarafından aldatıldığını düşünen Gül'ün, Muğla'ya Güzelköy adlı bir köye gitmesi ve orada başına gelenler konu ediliyor..

Dizide İstanbul'un gösterişsiz semtlerinden birinde, annesi, erkek kardeşi, üvey babası ve üvey babasının çocuklarıyla birlikte yaşayan, 23 yaşındaki Umut‘un (Gizem Karaca) hikâyesi konu ediliyor. Hakan (Berk Oktay) ve Ozan (Şükrü Özyıldız) ile yolları kesişen Umut’un hayatı o güne kadar sadece tiyatro sahnesinde tanıdığı, filmlerde gördüğü bir duyguyla, aşkla tanışınca baştan ayağa değişecektir.

Babasının ani ölümüyle yalnız kalan Muazzez hiç görmediği amcasının yanına taşınır. Muazzez, güzelliğiyle kuzenleri Namık ve Sait'in dikkatini çeker. Muazzez'in eve gelişi, özel bir üniversitede okuyan Sait'in hızlı yaşantısını da, artık giderek sıradanlaşan Namık'ın bütün hayatını da etkileyecektir. Muazzez yeni hayatına alışırken farkında olmadan bu iki adamı kendine aşık edecektir. Nahit Sırrı Örik'in aynı adlı eserinden uyarlanmıştır.

Ailesi ile birlikte yaşadığı bodrum katından hayallerinin dünyasına seçkin bir üniversiteyi burslu olarak kazanmasıyla giren güzel kapıcı kızı Feriha kendi dünyasından çıkıp, yarattığı yalan dünyanın prensesi olacaktır. Ne var ki, bir genç kızın küçük pembe bir yalan üzerine inşa ettiği yeni dünyası, ailesini de çevresindeki herkesi de yutacak ve anne-kızın gerçek hayat ile mücadelesi adım adım geri dönüşü olmayan bir savaşa dönüşecektir.