İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

12 dizisinden 4'ü İzlenir çıktı
2 Eylül 1986'da Bursa'da doğdu. Aslen Sakarya, Hendeklidir. Ailesi Çerkes, Abhaz, Gürcü ve Arap kökenlidir. Babasının mesleği nedeniyle çocukluğunda ailesiyle birlikte 8 yıl boyunca Adana'da yaşadı. İlkokul 2. sınıftan beri oyunculuk eğitimi alan Gonca Vuslateri, liseden mezun olduktan sonra 2003 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü'ne girmiş ve bitirmiştir. DOT Tiyatrosu'nda da çalışan Gonca Vuslateri'nin oyunculuğa ilk adım attığı proje 1998 yılında Kanal D'de yayımlanmaya başlayan Ruhsar dizisi olmuştur.

7 yaşındaki Melek, pavyonda çalışan annesi Şule ve onun zalim sevgilisi Cengiz'le aynı evde yaşamakta ve sistemli olarak dayak ve işkenceye maruz kalmaktadır. Minik kız ne yaşarsa yaşasın minik tavşanı Pamuk'la ve hayal ettiklerini yazdığı defterle mutlu olmaya çalışmakta ve bir gün hayatının tamamen değişeceğine inanarak hayaller kurmaktan hiç vazgeçmemektedir. Yeterince beslenemediği için çok çelimsiz ve bakımsız görünen minik Melek ile Zeynep arasında çok özel bir bağ kurulur. Zeynep aslında turna kuşlarını fotoğraflayan, soğuk duruşlu, duygularını pek belli etmeyen bir fotoğraf sanatçısıdır. Bir üniversiteye proje sunmuş ve onun onaylanmasını beklerken de geçici olarak okulda ücretli öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Kız kardeşleri ve annesi ile 10 yıldır görüşmüyordur. Melek'in son olarak ölüme terk edilmesi Zeynep'in bütün gelecek planlarını değiştirmesine neden olur.

Küçük yaşta annesini kaybeden ve babasından başka kimsesi olmayan Leyla’nın hayatı, babasının yeniden evlenmesiyle altüst olur. Üvey annesi Nur tarafından bir çöplüğe bırakılan Leyla, zorlu sınavlardan geçtikten yıllar sonra Nur’dan intikamını almak için geri döner. “Leyla: Hayat... Aşk... Adalet...” bu genç kadının, hayatını mahveden üvey annesine karşı vereceği mücadeleyi ve intikam arayışında aşkla sınanacağı duygusal yolculuğu ekranlara taşıyacak.

Hikâye Karayip açıklarında lüks bir Cruise gemisinde başlar. 45 yaşına kadar hayatta hiç sorumluluk almamış, kız kardeşi ve eniştesini trafik kazasında kaybetmesinin ardından 3 yeğenine bakmak zorunda kalmasıyla yerleşik bir hayata geçen Adanalı Samim, yıllar sonra Adana'da terk edip gittiği nişanlısıyla aynı mahallede, hatta karşısındaki evde oturmaya başlar. Samim'in gemiden arkadaşı Ali ise onunla tanıştıktan sonra bütün hayatını planladığını düşünür. Ama hayat siz plan yaparken başınıza gelen şeymiş. Ali günlerce kendini terk eden Ahsen'in izini sürer. Sonunda İstanbul'a geldiğini öğrenir ve onun bulabilmek için İstanbul'a gelir. İstanbul'da tanıdığı tek bir kişi vardır: Samim! Bir yandan âşık olduğu Seyhan, bir yandan peşini bırakmayan ilk aşk Ahsen! Ali iki aşk arasında bildiği her şeyi unutur. Bu kadar kesişen yollar arasında hayat kavga gürültü, neşe eğlence son hız devam etmekte. Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.

Kocabaş'ların otoriter reisi Şehmuz, evin titiz ve klorak bağımlısı kadını Servet, aynı evde damatları iç güveysi Selahattin, kızları Gülistan, torunları Orçun, Orçun'un sevgilisi Eylem ve bekar oğulları Rıza ile birlikte oturmaktadırlar. Antakya’dan İstanbul-Cihangir’e taşınan Kocabaşlar geleneklerine bağlı olan babaları Şehmuz Bey’in hakimiyeti altındadır. Damatları Selahattin, eşi Gülistan’a hiç bağlı değildir; üstelik onu pavyonda tanıştığı Tülay ile aldatmaktadır. Evin tek oğlu olan Rıza, hiç sevmediği Nurhayat ile ailesinin baskısıyla nişanlanmıştır. Ancak bu duruma daha fazla katlanamaz ve Nurhayat’tan ayrılma kararı alır. Bu karar Kocabaşlar için yıkım olur. Aile, Rıza ve Nurhayat’ın arasını düzeltmek için seferber olur. İki defa tertiplenen düğünde önce Rıza, sonra Nurhayat kaçar ve böylece ilişkileri sona erer. Bu olaylar yaşanırken tüm ailenin hayatını değiştirecek bambaşka bir gelişme yaşanır. Deniz, yanında kardeşi Bora ile birlikte, bir dizide bir bölüm konuk oyunculuk yapmak için İzmir’den İstanbul’a gelir. Yıllardır aradığı fırsatı bulamayan Deniz’in hiç beklemediği bir anda şansı döner. Dizinin başrol oyuncusu sette olay çıkartıp işi bırakır. Bir anda bölüm oyunculuğundan başrole terfi eden Deniz, İstanbul’da ev arayışına girer. Setteki diğer bir oyuncu Açılay da ev aramaktadır ve Deniz’e ev arkadaşı olmayı teklif eder. Şehmuz Bey de Rıza’ya kızar ve Nurhayat ile evlendirdikten sonra oturmalarını planladıkları yan daireyi kiraya vermeye karar verir. Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer. Damat Selahattin o dairede metresi Tülay’ı oturtmayı planlarken, büyük bir tesadüf sonucu Deniz ve Açılay da aynı eve talip olur. Ancak Şehmuz evi sadece ailelere kiralamaktadır. Daireyi çok isteyen Deniz, Açılay ve Bora’nın aklına bir plan gelir. Plan işe yarar; Şehmuz Bey’i ikna edip evi tutarlar. Ancak ilk başta yolunda giden işler kısa bir süre sonra kontrolden çıkar. Bütün bunların üzerine Deniz'in annesi ve babasının İzmir'den İstanbul'a taşınması ile işler iyice çığırından çıkar.

Bir barda çalışan Rüzgar, bir gün arkadaşına yardım etmek için onun yerine taksiye çıkar. Bu yolculukta hayatının aşkı Hayal ile tanışır. İkilisinin arasındaki aşk, Rüzgar'ın geçmişi ve Hayal'in ailesi sebebiyle bir çıkmaza girer.

Özel bir sohbet odasındaki yedi kişi, dışarıdan gelen Erkan'ı eğlence olsun diye kabul eder. Ancak Erkan sohbet odasına eğlenmek için gelmemiştir. Bir saat sonra sohbet odasındaki tüm atmosfer değişecektir.

Zaferin Rengi, 1919 yılında İstanbul'u işgal eden düşman kuvvetlerine karşı örgütlenen insanların Anadolu'da başlattıkları direnişi, Cumhuriyet tarihinin en önemli spor başarılarından olan General Harington Kupası efsanesinin etrafında anlatıyor.

4 yıldır sevgili olan İrem ve Ozan, nişanlanacakları günün sabahında, beraber yaşadıkları evlerinde uyanırlar. İrem bu nişandan dolayı gergindir çünkü ailesinin her üyesi birbirinden deli dolu ve sorun çıkarmaya müsaittir.

Allah Yazdıysa Bozsun, rüyasında arkadaşının nişanlısıyla evlendiğini gören genç bir kadının hikayesini konu ediyor. Irmak, aşkta yüzü gülmeden 30'lu yaşlarına gelen genç bir kadındır. Onun hayatı, ilk defa kaldığı bir evde yastığının altına anahtar koymasıyla bambaşka bir hal alır.

Musul'daki IŞİD hapisanesinden kaçmasından iki yıl sonra, eski savaş fotoğrafçısı hâlâ kendine gelememiştir. Bir gün herhangi terörist planından çok daha büyük ve korkutucu bir sır saklayan eski işkencecisiyle yüz yüze gelir.

İki eski sevgili bir düğün salonunda karşılaşır ve birbirlerine karşı hâlâ romantik hisler beslediklerini fark eder. Tek sorun, az önce başkalarıyla evlenmiş olmalarıdır.

Hedefim Sensin, çiğ köfte satarak geçimini sağlayan Zekeriya Taştan’ın hikayesini konu ediyor. Genç bir adam olan Zekeriya Taştan, İstanbul sokaklarında çiğ köfte satarak geçimini sağlar. Oldukça geveze bir adam olan Zekeriya’nın başına ne gelirse çenesinden gelir. Bir gün konuşmaması gereken bir yerde ve zamanda yine kendisini tutamaz. Ama bu sefer başına büyük bir dert alır ve İstanbul’u terk etmek zorunda kalır. Artık onun yeni yuvası ilk defa ayak bastığı Gökçeada olur. Burası Zekeriya’nın hayatı için adeta bir dönüm noktası olur. Gökçeada’ya gelmesi ile hayatı değişen sadece Zekeriya değildir. Onun gelişi ile birlikte Hafize’nin, Leyla’nın ve Yarım Hasan’ın hayatı da bambaşka bir hal alır.

Güney Amerika’nın sıcağı Mayalar'ın canına tak ettirir ve taşının toprağının altın olduğunu duydukları Anadolu’ya göç etmeye karar verirler. Bağcılar civarına yerleşen Mayalar, Türk boyları ile kaynaşır ve Güney Amerika’nın tekniğini Anadolu’nun kültürüyle birleştirirler. Ama kısa zamandaki bu yükselişleri komşuları olan Bizans’ın dikkatini çeker. Barışsever Bizans Kralı 3. Klitor gerçek bir Maya hayranıdır ama imparatorluk içerisinde karısı 5. Klitorya ve kardeşi Muhteris'in entrikalarına engel olamaz. Plana göre Klitorya ve kayınçosu Muhteris, önce Klitor’u ortadan kaldıracak, ardından da Mayaların bütün kadınlarını kaçırıp Bizans zindanlarına atacaktır. Bu şekilde Bizanslılar Maya kadınlarıyla soylarını ıslah ederken Bizans erkekleri de “yalnızlık Allah’a mahsus” deyip çevre kabilelerin düşük profilli kadınlarıyla birleşecek ve Mayalar’ın kusursuz genleri zamanla sıradan DNA’lara dönüşecektir.

Küçük yaşta annesini kaybeden ve babasından başka kimsesi olmayan Leyla’nın hayatı, babasının yeniden evlenmesiyle altüst olur. Üvey annesi Nur tarafından bir çöplüğe bırakılan Leyla, zorlu sınavlardan geçtikten yıllar sonra Nur’dan intikamını almak için geri döner. “Leyla: Hayat... Aşk... Adalet...” bu genç kadının, hayatını mahveden üvey annesine karşı vereceği mücadeleyi ve intikam arayışında aşkla sınanacağı duygusal yolculuğu ekranlara taşıyacak.

Bitti derken başlayan bir hikâye… Ege’de bir sahil kasabasında her şeye rağmen yaşanan sıra dışı bir aşk… 38 yaşında bir kadın ve 18 yaşında bir erkek: Reyan ile Uzer.

Dünya gizemli bir salgının etkisi altındadır. Dil ve konuşma yoluyla yayılan bu salgından sadece eski bir dil bilimci olan Murat Siyavuş etkilenmez. Salgınla Mücadele Kurumu, hastalıktan kurtulan tek kişi olan Murat'ın peşine düşünce genç adam, saklandığı kurtarılmış bölgeden çıkmak zorunda kalır. Korunaklı alanından çıkan Murat Siyavuş, salgının etkisi altına aldığı İstanbul'un gizemli yerlerinde hastalığın mirası olan “sıcak kafa”sının sırrını ortaya çıkarmak için zorlu bir mücadeleye girişir.

Güzel başlayan birlikteliklerini evlilik ile taçlandıran çiftin yaşantıları başlarda rüya gibidir. Fakat zaman ilerledikçe yaşanan olaylar ve hayatın yükü arttıkça ilişkilerde çıtırdamalar başlar. Zor bir dönemden geçen Derin’in başına gelen birçok kadının başına gelenden farksızdır; aldatılmak. Derin’in yapabileceği üç şey vardır; ayrılmak, affetmiş görünüp mücadele etmek veya görmezden gelmek... Fakat o bunların hiçbirini yapmaz, onun bambaşka bir planı vardır. Yönetmen koltuğu Çağrı Bayrak’ın oturduğu dizinin oyuncu kadrosunda i Gonca Vuslateri, Seçkin Özdemir ve Mustafa Üstündağ gibi isimler yer alıyor.

7 yaşındaki Melek, pavyonda çalışan annesi Şule ve onun zalim sevgilisi Cengiz'le aynı evde yaşamakta ve sistemli olarak dayak ve işkenceye maruz kalmaktadır. Minik kız ne yaşarsa yaşasın minik tavşanı Pamuk'la ve hayal ettiklerini yazdığı defterle mutlu olmaya çalışmakta ve bir gün hayatının tamamen değişeceğine inanarak hayaller kurmaktan hiç vazgeçmemektedir. Yeterince beslenemediği için çok çelimsiz ve bakımsız görünen minik Melek ile Zeynep arasında çok özel bir bağ kurulur. Zeynep aslında turna kuşlarını fotoğraflayan, soğuk duruşlu, duygularını pek belli etmeyen bir fotoğraf sanatçısıdır. Bir üniversiteye proje sunmuş ve onun onaylanmasını beklerken de geçici olarak okulda ücretli öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Kız kardeşleri ve annesi ile 10 yıldır görüşmüyordur. Melek'in son olarak ölüme terk edilmesi Zeynep'in bütün gelecek planlarını değiştirmesine neden olur.

Annelerinin aniden gidişiyle kendileriyle ve babalarıyla birlikte bir başlarına kalan üç kız kardeşi ekranlara getirecek dizi, onların hayatla ve aşkla iç içe hikayelerini anlatacak. Düğün organizasyonu yapan bir şirkette çalışan büyük abla Servet, aşktan yana şansı hiç gülmeyen Saadet ve evin en küçüğü, en delidolusu, en hayalperesti olan Sevda ile babalarının hikayesinde, her kadın kendi arayışlarını bulacak.

İbret-i Ailem; hayallerinin peşinde koşan, ama bu yolda kestirmeden gitmeye çalışırken, kaybolan, kaybeden insanların hikayesi.

Kocabaş'ların otoriter reisi Şehmuz, evin titiz ve klorak bağımlısı kadını Servet, aynı evde damatları iç güveysi Selahattin, kızları Gülistan, torunları Orçun, Orçun'un sevgilisi Eylem ve bekar oğulları Rıza ile birlikte oturmaktadırlar. Antakya’dan İstanbul-Cihangir’e taşınan Kocabaşlar geleneklerine bağlı olan babaları Şehmuz Bey’in hakimiyeti altındadır. Damatları Selahattin, eşi Gülistan’a hiç bağlı değildir; üstelik onu pavyonda tanıştığı Tülay ile aldatmaktadır. Evin tek oğlu olan Rıza, hiç sevmediği Nurhayat ile ailesinin baskısıyla nişanlanmıştır. Ancak bu duruma daha fazla katlanamaz ve Nurhayat’tan ayrılma kararı alır. Bu karar Kocabaşlar için yıkım olur. Aile, Rıza ve Nurhayat’ın arasını düzeltmek için seferber olur. İki defa tertiplenen düğünde önce Rıza, sonra Nurhayat kaçar ve böylece ilişkileri sona erer. Bu olaylar yaşanırken tüm ailenin hayatını değiştirecek bambaşka bir gelişme yaşanır. Deniz, yanında kardeşi Bora ile birlikte, bir dizide bir bölüm konuk oyunculuk yapmak için İzmir’den İstanbul’a gelir. Yıllardır aradığı fırsatı bulamayan Deniz’in hiç beklemediği bir anda şansı döner. Dizinin başrol oyuncusu sette olay çıkartıp işi bırakır. Bir anda bölüm oyunculuğundan başrole terfi eden Deniz, İstanbul’da ev arayışına girer. Setteki diğer bir oyuncu Açılay da ev aramaktadır ve Deniz’e ev arkadaşı olmayı teklif eder. Şehmuz Bey de Rıza’ya kızar ve Nurhayat ile evlendirdikten sonra oturmalarını planladıkları yan daireyi kiraya vermeye karar verir. Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer. Damat Selahattin o dairede metresi Tülay’ı oturtmayı planlarken, büyük bir tesadüf sonucu Deniz ve Açılay da aynı eve talip olur. Ancak Şehmuz evi sadece ailelere kiralamaktadır. Daireyi çok isteyen Deniz, Açılay ve Bora’nın aklına bir plan gelir. Plan işe yarar; Şehmuz Bey’i ikna edip evi tutarlar. Ancak ilk başta yolunda giden işler kısa bir süre sonra kontrolden çıkar. Bütün bunların üzerine Deniz'in annesi ve babasının İzmir'den İstanbul'a taşınması ile işler iyice çığırından çıkar.

Sahip oldukları paranın, dolayısıyla sahip oldukları gücün sınırı yok. Hikayenin ana temaları; masumiyet, büyümek, sırlar ve popüler olmak, sevilmek ve hayatta kalmak için söylemek zorunda olduğumuz yalanlar.

Gençliğinde çok iyi top oynarken sakatlanmış, pes etmeyip teknik direktörlüğe hırs yapmış emekli, içi futbol ateşi ile yanan Ziya Fikret Tamyol'un yaşamından kesitler... Başarısızlığa yenilmeyen, umutlarının peşinden koşarak, inandığı, güvendiği ve gönülden istediği hedefine ulaşmakta ilerleyen bir teknik direktörün öyküsü...

Hikâye Karayip açıklarında lüks bir Cruise gemisinde başlar. 45 yaşına kadar hayatta hiç sorumluluk almamış, kız kardeşi ve eniştesini trafik kazasında kaybetmesinin ardından 3 yeğenine bakmak zorunda kalmasıyla yerleşik bir hayata geçen Adanalı Samim, yıllar sonra Adana'da terk edip gittiği nişanlısıyla aynı mahallede, hatta karşısındaki evde oturmaya başlar. Samim'in gemiden arkadaşı Ali ise onunla tanıştıktan sonra bütün hayatını planladığını düşünür. Ama hayat siz plan yaparken başınıza gelen şeymiş. Ali günlerce kendini terk eden Ahsen'in izini sürer. Sonunda İstanbul'a geldiğini öğrenir ve onun bulabilmek için İstanbul'a gelir. İstanbul'da tanıdığı tek bir kişi vardır: Samim! Bir yandan âşık olduğu Seyhan, bir yandan peşini bırakmayan ilk aşk Ahsen! Ali iki aşk arasında bildiği her şeyi unutur. Bu kadar kesişen yollar arasında hayat kavga gürültü, neşe eğlence son hız devam etmekte. Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.

Altın Kelebek Ödülleri, Hürriyet Kelebek tarafından 1972'den bu yana Türkiye'de dağıtılan müzik ve televizyon ödülleri. Ödüllerin verileceği kişiler Hürriyet ve Kelebek eki okurlarının oylarıyla seçilmektedir. Ödül töreni Kanal D ve teve2'den canlı olarak yayınlanmaktadır.