İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

18 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Hande Doğandemir (d. 22 Kasım 1985, Ankara), Türk oyuncu, sunucu ve sosyologdur. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunudur. İletişim sosyolojisi üzerinde çalışmıştır. Ortaokul ve lisede Fransızca eğitim görmüştür. Üniversitede son sınıfta Erasmus ile Fransa'nın Lille şehrinde okudu. Televizyon ve iletişim sosyolojisi üzerine tez hazırlarken kamera arkasında çalışmaya başladı ve kamera arkasında çalıştıktan sonra oyunculuğa başladı. Oyunculukla birlikte TRT'de sunuculuk yaptı. Kamera arkasında gelen tekliflerin ardından başrollerini oynadığı Keskin Bıçak ve Kahramanlar dizileriyle oyunculuğa ilk adımını attı. Sonrasında 2010'da kamera arkasında çalışmaya devam ederken Altan Gördüm ve Vahide Perçin'den Akademi 35 Buçuk'ta oyunculuk eğitimi almıştır. 2011-2012 yıllarında, TRT 1'de yayınlanan Sen de Gitme dizisinde iki sezon Aslı karakterini canlandırmıştır. Dizinin 2. sezonu ile birlikte eş zamanlı olarak TRT Okul'da "Hatırlar mısınız?" programını sunmaya başladı. Onur Ünlü'nün yönettiği Şubat dizisinde geleceği düşünceleri gören lunapark sahibinin kızı Elem karakteriyle birlikte eşzamanlı konuk oyuncu olarak tek bölümlük Leyla ile Mecnun dizisinde hiç konuşmadan insanlara gülen Şans karakterine hayat verdi. 2012 yılında İbreti Ailem adlı yaz dizisinde "İpek" karakteriyle absürt-komedi oynadı. Konuk oyuncu olarak tek bölümlük Vanlı depremzedeyi oynadığı Böyle Bitmesin dizisi hariç bir süre sadece sunuculuk yaptı. Sunuculuğun ardından Güneşi Beklerken dizisinde liseli atletizm sporcusu Zeynep rolüyle başrolde oynayarak tanınmıştır. Sinema kariyerindeki ilk deneyiminde, Burak Aksak'ın Bana Masal Anlatma adlı filminde başrol olarak Ayperi karakterini canlandırdı. 2015 yılında Kerem Deren'in yazdığı ve başrolünü oynadığı Racon: Ailem İçin adlı dizide Yağmur karakterini canlandırdı. 2020 yılında konuk oyuncu olarak yer aldığı Kırmızı Oda dizisinde Nesrin rolünü canlandırmıştır. Doğandemir, son olarak 2021 yılında Exxen’de yayınlanan Hükümsüz dizisinde “Filiz” rolüyle başrolde yer aldı.

Sevgilisi tarafından terk edilen Ozan, aşk acısı çekmeye başlar ve gittiği hiçbir yerde teselli bulamaz. Ozan bir gün intihar etmeye karar verir. İntihar etmek devlet kontrolünde olduğu sürece yasaldır ancak bunun istisnai tek bir şartı vardır: İntihar edecek kişiye kimse aşık olmamalı ve böyle bir başvuruda bulunmamalıdır. Ozan, Yaşam sonlandırma merkezine gittiğinde başvurusu incelenir ve ret cevabı alır. Çünkü Ozan’a Ekin isminde hiç tanımadığı bir kadın aşıktır. Ozan bu yüzden ölemiyordur. Tek çaresi Ekin isimli bu kızı bulup onu aşkından vazgeçirmesidir.

Faili meçhuller, zorla kaybetmeler, yargısız infazlar ve işkencelerle dolu 90'lar siyasi ikliminde bir polisiye hikâye anlatıyor.

Bir alışveriş merkezinde çalışan Pelin (Hande Doğandemir) hayatının aşkı, aynı zamanda bir playboy olarak tanınan İlker (Mithat Can Özer) tarafından evlilik hazırlığındayken aldatılır. Bir anda Pelin’in dünyası başına yıkılır. Zavallı Pelin’e yaşadığı hayal kırıklıkları ve intikam dolu serüveninde, yakışıklı bir rock davulcusu olan Burak (Şükrü Özyıldız) yol arkadaşlığı yapacak ve hayatını değiştirecektir. Pelin'e en mutsuz olduğu anda yol gösteren rock grubunda davulcu, doğa tutkunu, yakışıklı Burak'la yaşadıklarını izlerken çok etkileneceksiniz… Çünkü hayat plan yaparken yaşadıklarındır ve aşkın içinde tutku, kavga, gurur biraz da intikam vardır…

Suriçili dolmuş şoförü Rıza, doğup büyüdüğü mahallede, esnafın ve mahallelinin göz bebeği olan bir gençtir. Rıza’ya bildiği her şeyi unutturup ezber bozduran ise Ayperi olacaktır. “Bana Masal Anlatma” sıradan bir mahallede, eskimeyen dostlukların kanatları altındaki iki gencin hikayesi. Delikanlı, kalbi iyilikle dolu, kızlar konusunda şeytanın bacağını kıramamış, çekingen dolmuş şoförü Rıza. Kız ise elini attığı her şeyi değiştirip güzelleştiren masal kahramanı, hayran olunası Ayperi.

Gerçek bir hikâyeden uyarlanan "Kara Kış", 1939 Erzincan'da geçiyor. Yıkıcı bir depremin ardından, Savcı Yusuf İzzet Akçal, enkaz altında kalanları kurtarmak için mahkumları, her akşam hücrelerine geri dönmeleri şartıyla serbest bırakır.

Hayatı boyunca anne ilgisi ve sevgisinden mahrum kalan Seniha, abisi Halit’e karşı derin bir kıskançlık duygusuyla büyür. Çünkü güzellik takıntısı olan annesine göre Seniha, çirkin ördek yavrusudur. Soylu ve zengin ailesine hiç yakışmıyordur. Abisi Halit ise tam tersi. O her anlamda annesinin gurur kaynağıdır. Halit, en iyi okullarda okuyup, ailenin tüm olanaklarını kullanır çünkü. Ülkenin hem en başarılı avukatı olur hem de en çapkın bekârı… Seniha ise yaşadığı derin değersizlik duygusuyla battıkça batar. Okulunu bitirememiş, hiç evlenmemiş ve neredeyse kendi evinde hizmetçi konumuna gelmiştir. Abisinin deyimiyle “Bayan Hiç Kimse” olmuştur artık…

Haklının güçlü değil, güçlünün haklı olduğu bir düzende geçen hikayede; gecekondu mahallesindeki masum bir delikanlının, düzenin gerçek sahiplerine karşı verdiği büyük adalet savaşı anlatılır. Sıradışı bir hafıza yeteneğine sahip olan Umut, yaşadığı her anı en küçük ayrıntısına kadar hatırlar. Babasının masum olduğunu ispatlamak için verdiği savaşta yine bu süper hafızasını kullanır. Belediye otobüsünde olaylı bir şekilde tanıştığı Alev de Umut’un babası için sürdürdüğü adalet arayışının en büyük destekçisi olur. Parlak zekası ve biat ettiği derin yapıyla Harun ve iflah olmaz bir sosyopat olan Fecir ise bu savaşın diğer tarafında yer alır. Bu güçler arasında değişen dengede, alzheimer hastası babası için hayatını ortaya koyan Umut’un verdiği adalet savaşını izleyeceğiz.

Başhekim Barış Güvener, İstanbul’un en eski ve en köklü hastanelerinden Hisarönü Hastanesi’ne atanır. Ancak zamanının en iyi hastanelerinden biri olan Hisarönü zor bir dönemden geçmektedir. Genç ve idealist bir başhekimin gelmesiyle ise tüm hastanenin hikayesi yeniden yazılmaya başlanır. Barış; hastaneyi ayağa kaldırmaya çalışırken; hem kendi hayatındaki zorluklarla mücadele edecek, hem de tek tek kalplerini kazandığı çalışma arkadaşlarıyla birlikte hastaları için zorlu bir savaşa girecektir. İmkansız aşklar, kıymetli dostluklar ve dokunaklı hayat hikayelerinin yolu Hisarönü Hastanesi’nden geçerken; Barış, sevginin gücüne, umuda ve adanmışlığa bizi yeniden inandıracak ve hastanenin kapılarını İstanbul’da yaşayan herkese açacak!

Henüz çocuk sayılacak yaşta ilk bebeğini kucağına alıp, arkasından iki tane daha doğurmuş olan; şimdilerde ise Nişantaşı'nda tanınmış bir moda atölyesinde özel müşteri asistanı olarak çalışan Handan, Zerrin ve Dündar Demir'in evlilik yıldönümleri için evlerine elbise provasına gitmeye başlar. Bu sürede Dündar’ın ilgisini çeken Handan'ın ve çocuklarının hayatı, Zerrin ve Dündar'ın evlilik yıldönümü partisinden sonra değişecektir.

“Katledilen hayallerin gerçek hayat hikayeleri” başlığıyla paylaşılan posterde gazete kupürleri yer alıyor ve gerçek olayların manşetleri göze çarpıyor. Bu manşetlerde kadın cinayetleri vurgusu çoğunlukla yer alıyor ve dizinin temelinde bu olayların anlatılması bekleniyor. Dizinin diğer yapımlar gibi bir mini dizi formatında olması ve şimdilik tek sezon yayınlanması planlar arasında.

Psikiyatri kliniğindeki doktorların ve onlara başvuran hastaların hayatlarının anlatılacağı “Kırmızı Oda”da acılar, sevinçler, mutluluk ve hüzünler izleyicinin de ruhunun kapalı kapılarını aralayacak. Hastalar o güne kadar kimselere söyleyemedikleri sırları dile getirirken izleyiciler de kendi bugünleri, geçmişleri ve yarınlarına dair bir şeyler bulacak.

“Hikaye, çiçek yetiştiriciliği ve esans üreticiliği ile ünlü Kalender kasabasında geçiyor. Masal ismindeki esrarengiz kadının kasabaya gelişi ile 15 yıldır saklanan büyük sırlar açığa çıkacak ve kasabada artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Masal ile 'Yüzleşme'ye hazır mısınız?”

Leyla ve Zeynep… Gençlik yıllarında yakın arkadaş olan iki genç kızın hayatları travmatik bir olay sonrası ayrılır. İkisi de kendi yoluna gider ve farklı şehirlerde polis olurlar. Yıllar sonra geçmişin yaralarının tekrar deşilmesine neden olan bir cinayet davasında yeniden bir araya gelirler!

Gökçe, Ajans 237 reklam ajansında çalışan hiç evlenmemiş bir kızdır. Hayatının aşkını bulmak için çıkılan bu zor yolda Gökçe, Demir ve Kaan hiç tahmin etmedikleri maceralar yaşayacaklardır.

Babasının ani ölümüyle tahta çıkan Sultan Ahmed kendini başka bir dünyada bulur; savaşlar, entrikalar, devlet yönetimi... Ama bir gün bir tablo görmesiyle hayatına bir kadın girer: Kösem Sultan. İlk başlarda tahtın ağırlığında ezilse de yavaş yavaş işlerin farkına varacaktır. Kösem Sultan ise saraya gelmesiyle birlikte artık kendisine bekleyen hayatın ilk adımını atacaktır. O da işlerin farkına vardıktan sonra kendini saray entrikalarında ve taht kavgalarında bulacaktır. Eşinin ani ölümünden sonra zorlu bir hayat onu beklemektedir. İki çocuğunun ve torununun saltanatlarını görecek, Osmanlı İmparatorluğu'nun en kudretli valide sultanı olacak, deyim yerindeyse devleti o idare edecektir. Ne yazık ki en sonunda da kendisi saray entrikalarına kurban gidecektir.

Geçen on yılın ardından hapisten çıkan Kenan Korhan, doğup büyüdüğü mahalle olan Atmaca Deresi’ne geri döner. Fakat hiçbir şey bıraktığı gibi değildir. Kızı Yağmur, evden ayrılmış, kendisine ailesinden uzakta yeni bir hayat kurmuştur. Oğlu Adnan, acımasız düzene ayak uydurmuş, haksızlıkla savaşma çabasını yitirmiş, neredeyse safını değiştirmiştir. Kenan’ın tek amacı dağılmış ailesini yeniden bir araya toplamaktır. Ama bu hiç kolay olmayacaktır.

Demet ve Zeynep, Bursa’nın Gölyazı ilçesinde mütevazi bir hayat süren anne-kızdır. Demet’in terzi dükkanında işler umduğu gibi gitmez ve elinde avucunda ne varsa kaybeder. Bu sırada İstanbul’dan Demet’e bir dost eli uzanır. Bu çocukluk arkadaşı Jale’dir. Jale, İstanbul’un en prestijli kolejlerinden Sayer Koleji'nin müdürüdür. Hem Zeynep'in iyi bir eğitim alması hem de yeni bir başlangıç yapmak için anne-kız, Zeynep'in tüm itirazlarına rağmen tası tarağı toplayıp İstanbul’a taşınırlar. Aslında Jale’nin onlar için başka planları vardır. Hem Demet’in hem de Zeynep'in hayatını kökünden değiştirecek bir sırrı saklamaktadır.

İbret-i Ailem; hayallerinin peşinde koşan, ama bu yolda kestirmeden gitmeye çalışırken, kaybolan, kaybeden insanların hikayesi.

Leyla ile Mecnun'un yapımcılarından bir fantastik drama. Hikayesini Güzel ve Çirkin'den esinlenen dizi, İstanbul'un dehlizlerinde yaşayan bir adam ve yerin üstündeki güzel bir kadının hikayesini anlatacak. Televizyonda sunuculuk yapan Yağmur'u, ekranda ilk gördüğü andan itibaren özel bir ilgi ile takip eden Şubat, Haberler dediği bu genç kadının hayatına girer ve şimdiye kadar hayatlarında onları biraraya getirebilecek birçok şeyin yaşandığını farkederler. Şubat her geçen gün Haberler'e biraz daha bağlanırken, Yağmur yıllar önce öldürülen babasının katilini bulma peşindedir..

Başarılı bir cerrah olan Mehmet mesleğinin zirvesindeyken çok sevdiği eşini kaybeder. Her hastasının hayatını kurtarabileceğine inanan doktor Mehmet, eşini kurtaramaz. Yaşadığı bu trajik olaydan sonra Mehmet doktorluğu bırakırken, kızı Elif'i ise babaannesi Leman Hanım büyütür. Leman'ın vefatından sonra yedi süresince birbirini hiç görmeyen baba-kız, şimdi yeni bir hayata başlamak zorunda kalacaktır. Mehmet iyi bir baba olarak, kızına bakabilmek için doktorluğa geri döner. Baba-kız kendi hayatlarından "gidenlere" alışmaya çalışırken, hayatlarından "gidenlerle" başa çıkmaya çalışan insanlarla yolları kesişecektir... Herkes gidenlerin ardından yeni tutundukları insanlarda yaralarına derman bulmaya çalışırken, hep birinin dileği aynıdır: "sen de gitme".

Mutlu bir gecede başlayan, ancak yaşanan bir olayla geçmişleriyle hesaplaşmak, kendilerini ve aşkı bulmak için Bursa'da yolları kesişen bir kadın ve iki erkeğin intikam ve aşk kokan hikayesi...
Görsel yok