İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

3 dizisinden 1'i İzlenir çıktı

Okula yeni gelen yüzme hocası öğrenciler ve beden eğitimi öğretmeni tarafından kıskançlıkla karşılanır. Şamatalı okulun öğrencileri bu yeni öğretmene de diğer yeni gelen öğretmenlere yaptıkları çileden çıkarıcı şakaları yapmaya karar verirler. Öğretmenlerin de işin içine girmesiyle içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Kısa zaman içerisinde yeni yüzme hocasının bir sırrı ortaya çıkacak, bu da aynı okulda okuyan kızı başta olmak üzere herkesi farklı şekillerde etkileyecektir. Dönemin ünlü yönetmeni Orhan Elmas tarafından yönetilen filmi pek de akıllarda yer edecek bir yapıya sahip olmasa da önemli oyuncuları eğlenceli rollerde görebileceğimiz keyifli bir seyirlik görünümünde.

Sakarlığı ve beceriksizliği yüzünden bir baltaya sap olamayan Rıfkı, kendini Tarzan sanmaktadır ve zamanının büyük çoğunluğu ormanda geçmektedir. Fakir ve saf bir delikanlı olan Tarzan Rıfkı tesadüfler sonucu kendisini mafyanın içinde bulur. Ve bu kanunsuz adamlar Rıfkı'yı kendi kirli işlerinde kullanmak isterler. Ama sakarlığı yüzünden mafyanın bütün işlerini alt üst eden Rıfkı, sonunda mafya babasını da çileden çıkarır. Çareyi Rıfkı'yı ortadan kaldırmakta arayan mafya, akla gelmeyecek her türlü yola başvurarak harekete geçer.

Sosyete Şaban, kendisini beğenmeyen beşik kertmesinin kalbine girmeye çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Köylü Şaban Ağa, beşik kertmesi olan Peri adındaki kadınla evlenecekleri günün hayali ile yaşamaktadır. Güzel bir kadın olan Peri ise Şaban’ın varlığından bile haberdar değildir. Amerika’daki eğitimini tamamlamasının ardından ailesinin yanına geri dönen Peri, babasının ciddi bir maddi sıkıntı içinde olduğunu öğrenir. Babası, yaşadıkları bunalımdan çıkış yolunun kızının, zengin bir adam olan Şaban ile evlenmesinde görmektedir. Babasının içine düştüğü durumdan kurtarmak isteyen Peri, Şaban ile evlenmeyi kabul eder. Ancak, gereken parayı alındıktan sonra Şaban’dan kaçarak şehre, eski yaşantısına geri döner. Kendine yapılanlardan dolayı incinen Şaban, genç kızdan intikam almaya kararlıdır. Köylü yaşamından kurtulup, tam bir şehir insanına dönüşen Şaban, Peri’nin karşısına Dilaver Bey olarak çıkacaktır.

Altılı ganyandan servet kazanan bir işçinin hayatı birden değişir. Yoksul işçinin kazandığı parayı duyan herkes etrafını sarar. Birden hiç tanımadığı onlarca akrabası olmuştur. Ama o kıvrak zekasıyla parayı kaptırmadan bu sözde akrabalardan kurtulur. Bir gün tüm mahalleliyi saran at yarışı oyununa merak salar ve işine gitmek için bindiği minibüste oynar. At yarışını tutturur fakat kuponu yatırmadığı için ikramiyeyi alamaz. Niyazi hergün minübüste kupon yaparak kendini sınar fakat kuponu yatırmaz. At yarışlarını izlemeye giden Niyazi tüm atları yine bilir. Buna şahit olan bir adam, at yarışlarını oynatan mafya babası Kazım’a haber verir.

Sulukule’de yaşam sürmektedir... Güllüye (Gülşen Bubikoğlu ), annesi Sabahat (Perran Kutman ) ve dayısı Bekir (Şemsi İnkaya ), Bayram (Müjdat Gezen ), babası Emin (Münir Özkul ), kızkardeşi (Ayşen Gruda ) ve halası Rabiş (Asuman Arsan ). Tüm Sulukuleliler toplanmış, yeni çeribaşı seçimi için adaylarına destek vermektedirler. Eskiden babadan oğula geçen bu görev için modern çağa ayak uydurulup genel seçime gidilmiştir. Aşırı sarhoşluktan dolayı görevden alınan son çeribaşı Bekir’le Bayram iki rakip adaydır. Bol keseden vaatlerle çekişen iki tarafın kavgası, yine karakolda biter. Bu arada para ağır basınca Sabahat’ın baskısı ile Güllü, uyuşturucu kaçakçısı Tayfur’un (Öztürk Serengil ) gazinosunda sahneye çıkar. Bayram’la, Tayfur’un çantaları karışınca, Güllü yüzünden üzüntüden intihar aşamasına gelen Bayram, çantadan çıkan paraları görüp yaşamaya karar verir.

Tarık Buğra'nın "Osmancık" adlı romanından uyarlanan ve Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu anlatan dizi.

Tıp Fakültesi'ni bitirerek zorunlu hizmetini yapmak üzere doğunun ücra bir kasabasına giden çiçeği burnunda doktor Zeynep'in hayatın gerçeklerini görmesi ve bunun sonucunda İstanbul'daki aile, eş dost çevresine olan soğumasını konu edinmiştir. Bir yanda geldiği ışıltılı hayat, İstanbul'da bıraktığı sevgilisi, ailesi arkadaşları, diğer yanda Ülke'nin kendi halinde yaşayan, yoksunluklarla, doğa şartlarıyla mücadele eden unutulmuş bir kasabası ve halkı. Türlü türlü zorluklar, doğal koşullar, halkın yalnızlığı, çaresizliği ve en önemlisi de cahilliği.

Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."