İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

15 filminden 7'si İzlenir çıktı, 1 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Hugo Wallace Weaving, 4 Nisan 1960 tarihinde İbadan, Nijerya'da dünyaya gelmiştir. İngiliz bir ailenin çocuğu olan Weaving, çocukluk yıllarında ailesinin işi nedeniyle İngiltere, Avustralya ve Güney Afrika arasında sık sık taşındı ve 1976 yılında kalıcı olarak Avustralya'nın Sidney şehrine yerleşti. Oyunculuğa olan ilgisi üzerine, Sidney'deki prestijli Ulusal Dramatik Sanatlar Enstitüsü'ne (NIDA) girdi ve 1981 yılında başarıyla mezun oldu. Kariyerine Avustralya tiyatrosunda ve televizyon yapımlarında adım atan yetenekli aktör, 1989 yapımı "Bangkok Hilton" mini dizisindeki performansıyla dikkat çekmeye başladı. Sinemadaki ilk büyük çıkışını ise, kör bir fotoğrafçıyı canlandırdığı ve kendisine En İyi Erkek Oyuncu dalında Avustralya Film Enstitüsü (AFI) Ödülü'nü kazandıran "Kanıt" (Proof) (1991) filmiyle yaptı. Weaving'i uluslararası alanda geniş kitlelere tanıtan ve kariyerinde önemli bir dönüm noktası olan yapım ise, bir drag queen'i canlandırdığı kült klasik komedi filmi "Çöller Kraliçesi Priscilla" (The Adventures of Priscilla, Queen of the Desert) (1994) oldu. 1990'ların sonuna gelindiğinde Hugo Weaving, onu küresel bir sinema ikonuna dönüştürecek olan role imza attı: Wachowski Kardeşler'in devrim yaratan bilimkurgu filmi "Matrix"te (1999) canlandırdığı soğukkanlı, hesaplı ve tehditkar Ajan Smith. Keanu Reeves'in Neo'su ile efsanevi bir sinematik rekabete girdiği bu karakter, devam filmleri olan "The Matrix Reloaded" (2003) ve "The Matrix Revolutions" (2003) ile derinleşerek sinema tarihinin en unutulmaz kötü adamlarından biri olarak tarihe geçti. Ajan Smith'in küresel şöhretinin hemen ardından, Peter Jackson'ın yönettiği efsanevi "Yüzüklerin Efendisi" üçlemesinde ("Yüzük Kardeşliği" 2001, "İki Kule" 2002, "Kralın Dönüşü" 2003) Bilge Elf Lordu Elrond karakterine hayat vererek popüler kültürdeki yerini sarsılmaz kıldı. Bu ikonik role yıllar sonra "Hobbit" üçlemesinde (2012-2014) de geri döndü. Çok yönlülüğünü zorlu projelerde sergilemekten çekinmeyen aktör, distopik başyapıt "V for Vendetta" (2005) filminde yüzü tamamen bir maskeyle kapalı olmasına rağmen sadece sesi ve beden diliyle devrimci "V" karakterini unutulmaz kıldı. "Transformers" serisinde (2007-2011) Megatron'u seslendirdi ve Marvel Sinematik Evreni'nde "Kaptan Amerika: İlk Yenilmez" (Captain America: The First Avenger) (2011) filminde ikonik kötü adam Red Skull (Kızıl Kurukafa) olarak seyirci karşısına çıktı. İlerleyen yıllarda usta işi oyunculuğunu "Savaş Vadisi" (Hacksaw Ridge) (2016) ve "Ölümcül Makineler" (Mortal Engines) (2018) gibi Hollywood yapımlarının yanı sıra bağımsız Avustralya filmlerinde de sürdürdü. Televizyon dünyasında "Patrick Melrose" (2018) ve "The Tourist" (2022) gibi iddialı yapımlarda rol alan aktör, aynı zamanda kariyerinin başından beri hiç kopmadığı tiyatro sahnelerinde önemli oyunlarda sahne almaktadır. Farklı türlerdeki benzersiz karakterlere kattığı derinlik, güçlü ve tanınabilir ses tonu, karizmatik duruşuyla tanınan Hugo Weaving, modern sinemanın en saygın ve ikonik karakter oyuncularından biri olarak kariyerine aktif olarak devam etmektedir.

Bir bilgisayar programcısı olan Thomas Anderson aynı zamanda Neo takma isimli çok usta bir bilgisayar korsanıdır. Ancak siyah takım elbiseli ve gözlüklü adamların yakın takibindedir. Bu takibin nedenini ise karşılaşacağı Morpheus'dan öğrenecektir. Neo, birden kendini Morpheus'un anlattıklarına güvenmek zorunda kaldığı büyük bir komplonun içinde bulacaktır. İçinde yaşadığımızı sandığımız bu dünya tamamiyle aldatıcıdır. Tüm insanlık aslında uzaydan gelen yaratıkların köleleridir. Neo, Trinity ve Morpheus'un da yardımıyla kendilerini bu düzeni yıkmaya adayan bir grubun içine katılır.

Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Desmond T. Doss da birçok Amerikalı gibi orduya katılmaya gönüllü olur. Ancak dindar bir Hristiyan ve bir pasifist olan Doss, savaşta insan öldürmeyi ve herhangi bir şekilde silah kullanmayı reddetmektedir, onun yerine savaş alanında yaralıları kurtararak hizmet etmek istemektedir. Bu tavrı hem komutanları hem de asker arkadaşları arasında ilk başta çok sert tepkiyle karşılanır, askeri mahkemeye bile çıkar. Ancak Doss, son derece sert bir eğitimden geçip kendi hayatı pahasına silahsız bir şekilde savaş alanına gitmeyi çoktan göze almıştır.

Bu zekice yazılmış casus hikâyesinde, İngiltere'yi uğursuz güçlerden korumak için casusluk dünyasının kandırmacaları arasında gezinen işlevsiz bir MI5 ajanları ekibini ve iğrenç patronları, kötü şöhretli Jackson Lamb'ı izliyoruz.

Avustralya sinemasının altın yıllarından biri olarak kabul edilen 1994 yılının iki parlayan filminden biri olan Çöller Kraliçesi Priscilla (diğeri Muriel'in Düğünü'dür), son olarak Yüzüklerin Efendisi'nde Elrond rolüyle karşımıza çıkan Hugo Weawing ve Memento filmindeki rolüyle hatırladığımız Guy Pearce'ın ilginç rolleriyle dikkat çekiyor. Film, Avustralya çöllerindeki bir tatil beldesi olan Alice Springs'de bir otelden iş teklifi alan iki travesti ve bir transeksüel dansçının yol macerasını konu alıyor. Priscilla ismini verdikleri tur otobüsleriyle yola çıkan 3 renkli karaktere yolda bozulan otobüslerini tamir eden Bob'da katılır. Bu arada, onlara iş teklifi yapan kadının travestilerden biri olan Anthony'nin karısı olduğunu öğrenirler.

Kıyamet sonrası yeni bir dünyada genç bir kadın ve asi arkadaşları dev bir mobil kent hâline gelen Londra'nın yoluna çıkan her şeyi silip süpürmesini önlemeye çalışır.

Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Desmond T. Doss da birçok Amerikalı gibi orduya katılmaya gönüllü olur. Ancak dindar bir Hristiyan ve bir pasifist olan Doss, savaşta insan öldürmeyi ve herhangi bir şekilde silah kullanmayı reddetmektedir, onun yerine savaş alanında yaralıları kurtararak hizmet etmek istemektedir. Bu tavrı hem komutanları hem de asker arkadaşları arasında ilk başta çok sert tepkiyle karşılanır, askeri mahkemeye bile çıkar. Ancak Doss, son derece sert bir eğitimden geçip kendi hayatı pahasına silahsız bir şekilde savaş alanına gitmeyi çoktan göze almıştır.

Film, II. Dünya Savaşı döneminde geçer ve zayıf bir genç olan Steve'in kahramana dönüşümünü merkezine alır. Steve Rogers'ın askere katılma isteğiyle başlar ancak fiziksel durumu nedeniyle sürekli reddedilir. Ancak "Yetenekli Asker" programına katılması için bir fırsat doğar. Dr. Abraham Erskine tarafından seçilen Steve, deneysel bir serum sayesinde süper insan güçlerine sahip olur. Bu süreçte, Kaptan Amerika kimliğiyle tanınmaya başlar. Steve, yeni gücünü kullanarak Nazi Almanyası'nın kötü liderlerinden biri olan Red Skull ile savaşmak zorundadır. Red Skull, Tesseract adı verilen mistik bir nesneye sahip olup dünyayı ele geçirmeye çalışmaktadır. Kaptan Amerika, hem savaşta hem de dostlarıyla birlikte Red Skull'a karşı mücadele ederken gerçek dostluğun ve fedakarlığın ne demek olduğunu öğrenir.

Step dans ustası olan Mumble'ın bir problemi var: küçük oğlu Eric'in koreografi fobisi. Bu yüzden dansa isteksiz olan Eric evinden ve yakınlarından kaçarak uçabilen ilginç karakterli penguen Sven ile karşılaşıyor. Mumble’ın, oğlunun karizmatik yeni rol modeliyle yarışta pek de şansı yok gibi görünüyor. Güçlü kuvvetlerin dünyayı sarsmasıyla işler daha da kötüye gidiyor. Mumble, her şeyi tekrar yoluna koymak için penguen birliklerini ve küçük kerevitlerden dev ayı balıklarına birbirinden farklı ve çeşitli yaratıkları bir araya getirince Eric babasının güç ve cesaretini anlıyor.

Ay’ın Karanlık Yüzü’nde insanoğlunun yaptığı bir hata sonrası dünyanın tarihinin en büyük savaşına tanık olması anlatılıyor. Ay’a yapılan yolculuktan sonra ayda bulunan bir Decepticon’u canlandıran insanoğlu kendini yine Decepticonlar ile bir savaşın içinde bulur.

Sam Witwicky, Transformers’ın kökenleri ve dünya üzerindeki tarihçesi konusunda yeni detaylar keşfeder. Topladığı bilgiyi ele geçirmek isteyen şeytani ruhlu Deceptionlar onun peşindedir. En büyük mücadele ise Mısır’daki Giza piramitlerinde gerçekleşecektir. Çünkü aranan tapınak bu bölgededir.

Cybertron gezegeni başka mekanizmalara kolayca dönüşebilme yeteneğine sahip olan robotların gezegenidir. Bu robotlara Transform denir. Her Transformer’in kendine özgü bir dönüşerek değişme şekli vardır. Transformer’lar iki farklı kampa bölünmüşlerdir. Bir tarafta kısaca Autobotlar denen iyi robotlar vardır. Diğer tarafta ise şeytani ruhlu ve kötü niyetli Decepticonlar vardır. Cybertron gezegeninde Energon Küpleri adı verilen yakıt stoklarının azalması üzerine her iki taraf yeni kaynak arayışıyla uzay yolculuğuna başlar. Yeni enerji kaynağı arayışları onları ihtiyaç duydukları mineraller ve kimyasallar açısından çok zengin olan dünya gezegenine getirecektir.

Bu sıcacık animasyon filmi, Mumble adında berbat bir sesi olan, sıra dışı bir penguenin hikayesini anlatır. Antartika’da bölgenin tüm penguenlerinin ruh eşlerine kendilerini ifade edebilmek üzere birer “Kalbe Seslenen Şarkıları” vardır. Ancak Mumble’ın hem sesi çok kötüdür hem de söz konusu şarkıyı bulup da ruh eşine bunu söyleyemediği sürece gerçek aşkı yakalaması olanaksızdır. Mumble’ın farklı bir yeteneği vardır, o harika bir step dansçısıdır! Annesi Norma Jean, onun bu yeteneğini çok sevimli bulurken babası Memphis ise onun bir penguen olmadığını düşünür. Mumble’ın en iyi arkadaşı Gloria ise çevredeki en iyi şarkı söyleyen penguendir ve Mumble’ın bu değişik yeteneği ile başı derttedir. İmparator Penguen, Mumble’ın bu hallerinden ötürü onu toplumdan dışlar. Mumble, ilk kez evinden uzaklaştığında bambaşka bir ruha sahip penguenlerle tanışır.

Matrix'te tasvir edilen olaylardan altı ay sonra, Neo, özgür insanlar için iyi bir kehanet olduğunu kanıtladı, çünkü giderek daha fazla insan Matrix'ten kurtulup Direniş'in tek kalesi olan Zion'a getiriliyor. Neo'nun kendisi, süper hız, Matrix'in içindeki şeylerin kodlarını görme yeteneği ve belirli bir dereceye kadar ön biliş gibi süper güçlerini keşfetti. Ancak bu direnişe kötü bir haber var: 250.000 makineli nöbetçi Zion'u kazıyor ve onlara 72 saat içinde ulaşacak. Zion nihai savaşa hazırlanırken Kahin Neo, Morpheus ve Trinity'ye Kaynağa ulaşmalarına yardım edecek Anahtarcı'yı bulmalarını söyler. Bu arada Neo'yu Trinity'nin ölümünü tasvir eden tekrarlayan rüyalar endişelendiriyor ve sanki bu yeterli değilmiş gibi, Ajan Smith bir şekilde silinmekten kurtulmuş, eskisinden daha güçlü hale gelmiş ve Neo'yu bir sonraki hedefi olarak belirlemiştir.

Neo, başka bir cephede savaşı bitirmek için savaşırken aynı zamanda Ajan Smith'e karşı koyar. İnsan şehri Zion, makinelerin kitlesel istilasına karşı kendini savunur.

Karanlığın bütün güçleri son savaş için bir araya gelirken Gandalf, Gondor'un yaralı ordusunu toparlamak için hazırlıklara başlar. Thoden, tarihin bu en büyük savaşı için tüm savaşçılarını seferber eder. İçlerinde saklanan Eowyn ve Merry ile birlikte insanlar, tüm cesaretlerine rağmen Gondor'u kuşatan düşmanlar karşısında güçsüzdür. Yinede Yüzük Taşıyıcısı'nın yolculuğunu tamamlamasini için hayatlarının en zor savaşında birbirlerine kenetlenirler.

Yollarını kaybetmiş Hobbitler Frodo ve Sam, esrarengiz Gollum'un kendilerini takip ettiğini farkederler ve onu yakalarlar. Bir zamanlar bir Hobbit olan ve beş yüz yıl sahip olduğu Yüzük tarafından bozulup bir yaratığa dönüştürülen Gollum, kendisini serbest bırakmaları karşılığında, Hobbitleri Mordor'un Kara Kapıları'na götürmeye söz verir. Sam, yeni yol arkadaşına güvenmezken Frodo ise bir zamanlar kendisi gibi bu yüzüğü taşıyan Gollum'a acır. Başka şansı kalmadığı için Gollum'u takip eder.

İyiyle kötü arasındaki mücadelenin epik bir anlatımı olan bu filmde, dünyanın kaderini değişterecek olan bir yüzükten kurtulmak için verilen mücadele anlatılıyor. Yıllar önce üretilen ve Orta Dünya topraklarına kandan başka hiçbir şey getirmeyen yüzüklerin sonuncusu, üretiminden yüz yıllar sonra ortaya çıkar. Amcasının kendisine emanet ettiği yüzüğün nelere kadir olduğundan habersiz olan Frodo, büyücü Gandalf'ın anlattıkları sonrasında dehşete kapılır. Bu yüzükten ve savaşlardan kurtulmanın, gücünü toplamaya çalışan Sauron'u engellemenin tek yolu yüzüğü yok etmektir. Yüzüğü yok edilebileceği tek yer olan Mordor'a götürmek için kendini feda eden savaşçılardan oluşan bir ekip oluşturulur. Çok uzun ve çetin geçecek olan yolculuk başlar. Orta Dünya'nın kaderi, bu insanların ellerindedir.

Bir bilgisayar programcısı olan Thomas Anderson aynı zamanda Neo takma isimli çok usta bir bilgisayar korsanıdır. Ancak siyah takım elbiseli ve gözlüklü adamların yakın takibindedir. Bu takibin nedenini ise karşılaşacağı Morpheus'dan öğrenecektir. Neo, birden kendini Morpheus'un anlattıklarına güvenmek zorunda kaldığı büyük bir komplonun içinde bulacaktır. İçinde yaşadığımızı sandığımız bu dünya tamamiyle aldatıcıdır. Tüm insanlık aslında uzaydan gelen yaratıkların köleleridir. Neo, Trinity ve Morpheus'un da yardımıyla kendilerini bu düzeni yıkmaya adayan bir grubun içine katılır.

Avustralya sinemasının altın yıllarından biri olarak kabul edilen 1994 yılının iki parlayan filminden biri olan Çöller Kraliçesi Priscilla (diğeri Muriel'in Düğünü'dür), son olarak Yüzüklerin Efendisi'nde Elrond rolüyle karşımıza çıkan Hugo Weawing ve Memento filmindeki rolüyle hatırladığımız Guy Pearce'ın ilginç rolleriyle dikkat çekiyor. Film, Avustralya çöllerindeki bir tatil beldesi olan Alice Springs'de bir otelden iş teklifi alan iki travesti ve bir transeksüel dansçının yol macerasını konu alıyor. Priscilla ismini verdikleri tur otobüsleriyle yola çıkan 3 renkli karaktere yolda bozulan otobüslerini tamir eden Bob'da katılır. Bu arada, onlara iş teklifi yapan kadının travestilerden biri olan Anthony'nin karısı olduğunu öğrenirler.