İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Hulusi Kentmen, Bulgaristan'da doğmuş dönemin şartlarından dolayı ailesiyle birlikte Türkiye'ye göç etmişlerdir. Burada Deniz Astsubay Okulu'nda eğitim almış ve mezun olmuştur. Deniz Astsubay Okulu'ndan mezun olduktan sonra Türk Deniz Kuvvetlerine emekli oluncaya kadar hizmet etmiştir. Kentmen, deniz kuvvetlerinden emekli olduktan sonra kendisini sanat hayatına atmıştır. Hisse-i Şaiya tiyatro oyunuyla sahnelere atılan oyuncu 1942'de Sürtük filmiyle sinemaya adım atmıştır. Kentmen, Türk sinemasında tatlı sert ve babacan tarzı ile çoğu filmlerinde baba, komiser, bahçıvan, hakim vb. roller üstlenmiş, birçoğunda kendi adıyla oynamıştır. Sanatçı 1942-1988 yılları arasında 500'e yakın filmde oynamıştır. Türk Sinemasının klasikleri arasında yer alan Kentmen, 81 yaşında böbrek yetmezliğinden yaşamını yitirmiştir.

Küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmen, babasının vefatından sonra onun günlüğünü okuyarak babası ve hayatı hakkındaki gerçekleri öğrenir.

Babasının küçük bir çocukken eve getirdiği kimsesiz bir kızla birlikte büyüyen ve günün birinde ona aşık olduğunu fark eden bir genç aşkını bir türlü dile getiremez. Genç kız da onu sevmekte ama bunu kendisine bile itiraf edememektedir. Evlenme çağına geldiklerinde ikisinin de talibinin çıkması üzerine aşklarını birbirlerine itiraf etmeleri kaçınılmaz olur

Film, Gamze ve Haldun’un tüm engellere rağmen devam eden aşklarını konu edinir. Gamze ve ikiz kardeşi Nazan, konservatuarda öğrencidir. Bu dönemde tanıdıkları Haldun’a ikisi de âşıktır. Haldun başlarda Gamze’ye ilgi duysa da, daha sonra Nazan ile evlenir. Gamze de aşkını unutmak için İstanbul’dan gider. Nazan ise Haldun’dan sıkılmış, Memduh ile gizli bir ilişki yaşamaktadır. Nazan, Memduh ile birlikte Avrupa’ya kaçacakken bir trafik kazasında ölür. Aynı gün Haldun, Gamze’yi görünce Nazan zanneder. Gamze gerçeği anlatmaya çalışsa da Haldun onu bir türlü dinlemez. Yıllar sonra Harun isimli bir bebekleri olur. Bu sırada Memduh Avrupa’dan dönmüş, Nazan zannederek Gamze’nin peşine düşmüştür. Ailesini kurtarmaya çalışan Gamze, olanları anlatmak için Memduh ile görüşmeyi kabul eder. Görüşme anında odaya giren Haldun, her şeyi yanlış anlayacaktır. (Aslan Erdem)

Fatih Sultan Mehmet Mora kentinin başsız kaldığını öğrenir. Mora’da karışıklık başgöstermiştir. Rum Kani Paşa bu karışıklığın nedeni olarak sadrazamı suçlar. Kara Murat ise Rum Kani Paşa’nın sadrazamın yerinde gözü olduğu için iftira attığını, bunun doğru olmadığını ileri sürer. Fatih Sultan Mehmet bu sözler üzerine Kara Murat için ölüm fermanı çıkarır.

Mutlu bir aile yaşantısı olan sevimli Gülşah bir gün eve geldiğinde beklenmedik bir tabloyla karşılaşır. Evde anne babasını bulamayan küçük kız, babasının haksız yere hapse girdiğini; annesinin ile hastaneye kaldırıldığını öğrenir. Bu büyük trajedi karşısında şaşkına dönen kız yine de metanetini korur ve küçük kardeşine sarılarak her şeyin üstesinden gelmeye ant içer. Küçük kız artık bir yandan küçük kardeşine bakacak, diğer yandan da hapisteki babasına ve hastanedeki annesinin geçimini sağlayacak parayı kazanacaktır. Hayatta tek başına kalan Gülşah, çeşitli işlerde çalışıp ailesini geçindirirken küçük yaşta fazlasıyla olgunlaşmayla tanışacaktır.

Seyyar köftecilik yapan iyi niyetli ama çok meraklı Şaban bir gün zor durumdaki bir kıza yardım etmek isterken kendisini onunla evlenmiş bulur. Kızın akrabaları boşanırsa kızın mirasına konacaklardır. Şaban’ın akrabaları ise evli kalması ve bir çocuk yapmaları halinde mirasa konacakları hayalini kurmaktadırlar. İki arada bir derede kalan meraklı köfteci Şaban ise giderek kıza aşık olur.

Film, uçak kazasında öldüğü sanılan bir kadının beş yıl sonra geri dönmesiyle birlikte yaşananları konu alır. Abdi, genç bir avukattır. Karısı Melike, beş yıl önce bir uçak kazasında kaybolur. Cesedi bulunamasa da Abdi karısından umudunu kesmiştir. Bu nedenle Azra ile evlenmek için mahkemeye başvurur. Ancak nikâh günü Melike aniden çıkagelir. Melike’nin ani gelişiyle birlikte işler karışır. Abdi ve Azra balayı için İzmir’deki bir otele gider. Melike durumu öğrenince İzmir’e gitmek üzere yola çıkar. Abdi bir yanda eski karısı diğer yanda balayı yapmaya geldiği yeni karısı arasında kalacaktır.

Öğretmen olan Oya, Söğütlü Köyü'ne atanır. Ancak burada bir okul bulunmamaktadır, bu yüzden de köydeki kimse okuma yazma bilmez. Köye inşa edilen okulda çalışmaya başlayan Oya'ya bu süreçte sadece muhtarın kızı Fatma ve Yanık Bekir adında bir adam yardım eder. Köyde her istediğini yapmaya alışkın olan Onbaşı, Oya'dan etkilenir ve genç kadın ile birlikte olmak ister. Ancak istediği cevabı alamayan Onbaşı, Fatma'ya iftira atar. Binbaşı Pala Suat’ın olaya müdahil olmasıyla Fatma aklanır. Bu sırada çıkan Birinci Dünya Savaşı nedeniyle köy istila altındadır. Binbaşı Pala Suat’ın yanına sığınan Oya, onunla birlikte mücadeleye katılmaya karar verir.

Kara Murat (Cüneyt Arkın) Ömer ve Cafer adlı iki askerle Bizans’a gider. İmparator Konstantinis (Kayhan Yıldızoğlu) Sultan 2.Murat ölünce şehzade Orhan’ı (Bülent Kayabaş) Osmanlı hükümdarı yapacaktır. Aslında sıra şehzade 2.Mehmet’tedir. Orhan hükümdar olursa Bizans dostu olduğu için, Şehzade Mehmet’in öldürülmesi gerekmektedir.

Babası küçükken ölmüş olan İlker, konserleri, turneleri ve diğer işleri nedeniyle oğluna zaman ayıramayan ünlü bir sanatçı olan Selma’nın yatılı okulda okuyan oğludur. Annesi o denli meşguldür ki, birbirlerini ancak yılda birkaç kez görebilmektedirler. Çevresindeki herkes İlker’in zenginlik içinde, harika bir hayat sürdüğünü sanır, oysa gerçek tam tersidir. Annesinin tatil günü onu almaya gelmemesi, eve yalnız gitmesi de üzer İlker’i. Annesi eve gelince çok sevinir. Birlikte lunaparka giderler. Elektriği olmadığı için kapalı olan lunaparkın iki gün sonra açılacağını öğrenip dönerler. İki gün sonra ise, annesi İzmir’e konsere gider. Mutsuz İlker, yanına kız arkadaşını da alıp otobüsle İzmir’e gider.

Burgaz adasında arabacılık yapan bir kızla, bir manav oğlunun aşk öyküsü.

Babasının küçük bir çocukken eve getirdiği kimsesiz bir kızla birlikte büyüyen ve günün birinde ona aşık olduğunu fark eden bir genç aşkını bir türlü dile getiremez. Genç kız da onu sevmekte ama bunu kendisine bile itiraf edememektedir. Evlenme çağına geldiklerinde ikisinin de talibinin çıkması üzerine aşklarını birbirlerine itiraf etmeleri kaçınılmaz olur

Film, Gamze ve Haldun’un tüm engellere rağmen devam eden aşklarını konu edinir. Gamze ve ikiz kardeşi Nazan, konservatuarda öğrencidir. Bu dönemde tanıdıkları Haldun’a ikisi de âşıktır. Haldun başlarda Gamze’ye ilgi duysa da, daha sonra Nazan ile evlenir. Gamze de aşkını unutmak için İstanbul’dan gider. Nazan ise Haldun’dan sıkılmış, Memduh ile gizli bir ilişki yaşamaktadır. Nazan, Memduh ile birlikte Avrupa’ya kaçacakken bir trafik kazasında ölür. Aynı gün Haldun, Gamze’yi görünce Nazan zanneder. Gamze gerçeği anlatmaya çalışsa da Haldun onu bir türlü dinlemez. Yıllar sonra Harun isimli bir bebekleri olur. Bu sırada Memduh Avrupa’dan dönmüş, Nazan zannederek Gamze’nin peşine düşmüştür. Ailesini kurtarmaya çalışan Gamze, olanları anlatmak için Memduh ile görüşmeyi kabul eder. Görüşme anında odaya giren Haldun, her şeyi yanlış anlayacaktır. (Aslan Erdem)

Veli (Kartal Tibet) ile Ali (Kadir İnanır) birbirlerinden tümüyle farklı karakterlere sahip iki kardeştir. Fırıldak Ali çapkınlık, hırsızlık ve dolandırıcılıkla gününü gün ederken, Veli ise hamallık yaparak gece-gündüz demeden çalışıp, sevdiği kızla evlenebilmek için başlık parası biriktirmektedir. Küçük yaşta ayrıldıkları için birbirlerini tanımayan bu iki zıt kardeşten Ali, kendisini bir çetenin önemli adamı gibi gösterip sağdan soldan haraç toplamaktadır. Fırıldak Ali, annesi ile birlikte bir otel lobisinde tanıştığı Peri (Gülşen Bubikoğlu) ve babası Nurullah Bey’e kendilerini zengin gibi tanıtırlar. Amaçları para sızdırmaktır. Bu arada oyununu anlayan çeteden kaçarken Veli ile çarpışır. Ona yemek ısmarlar. Öyküsünü öğrenir. Veli’ye çok zengin biri olduğunu söyler ve elindek

Filmde, aralarında düşmanlık olan bir adamla bir kadının birbirlerine âşık olması konu edilir. Ateşoğulları ile Barutoğulları arasında uzun yıllardır süren bir düşmanlık vardır. Bir adada yaşayan iki aile sürekli birbirleriyle kavga eder. Barutoğullarından Haşim Ağa düşmanlık yüzünden oğlu Doğan’ı daha bir çocukken İstanbul’a gönderir. Ateşoğullarından Musa’nın kızı Ceylan ise babasının işlerine yardım eder. Musa, kızı Ceylan’ı zengin bir adamla evlendirmeye karar verir. Haşim Ağa bu durumu kıskanır ve o da oğlunu evlendirmek ister. Bir telgrafla acil olarak Doğan’ı adaya çağırır. Yıllar sonra adaya dönen Doğan ile Ceylan arasında bir aşk başlayacaktır.

Mehmet Kumru özel bir okulda edebiyat öğretmenidir. Saf biri olan Mehmet, sınıfa hâkim olmakta zorlandığı için okuldan kovulur. Bu sırada kendisine bir iş teklifi gelir. Bir konakta yaşayan zengin bir adamın genç ve güzel kızı Leyla edebiyat dersinden kalmıştır. Leyla, şarkıcı olma hayalleri kurmaktadır. Ancak babası, Leyla’nın şarkıcılık plânlarına karşı çıkmaktadır. Mehmet Kumru hem edebiyat hem de müzik eğitimi vermesi için konağa alınır. Babasının asıl amacı Leyla’yı oyalayıp sahne fikrinden soğutmaktır. Ancak Leyla, Mehmet’i kendi oyunları için kullanacaktır.

Yumurcak, annesi ile birlikte yaşar. Düş dünyası o denli gelişmiştir ki, durmadan yaşama ve çevresine bir şeyler uydurduğu için, söylediklerine kimse inanmaz. Bir gece uyanıp balkona çıktığında komşuları Kenan ve eşinin işlediği cinayeti görür. Ama bu cinayete de kimseyi inandıramaz.

Zehra zengin bir ailenin şımarık uçarı kızıdır. bestekar murat ile evlenir. ancak murat kör olur ve Zehra'nın mutluluğu için onu terke ederek köye yerleşir. köyde Fatma nine ile yaşamaya başlar. Fatma nine Murat'ın her şeyiyle ilgilenir. ama aslında Fatma nine diye biri yoktur. Zehra kocasını yalnız bırakmamak için böyle bir oyuna başvurmuştur. Fatma nine kılığında Muratla yaşamaya devam eder.

Türk masal anlatı geleneği içerisinde olumlu ve olumsuz özelikleri ile halkı temsil eden bir tiptir. Başlıca özellikleri dürüstlüğü, mertliği, cesareti, yardımseverliği, cömertliği ve kurnazlığıdır. Yoksul bir karı-kocanın veya yoksul bir kadın oğlu yahut da yaşlı bir kadının torunu olarak anlatılan Keloğlan, masalların başında beceriksiz, tembel biri gibi bir izlenim sergilerken olayların gelişmesiyle kurnaz, cesur ve becerikli olduğu ortaya çıkar; yaşından ve boyundan umulmadık şekilde zorlukların üstünden gelir.

Kimsesiz bir çocuk olan Yumurcak, mahallelinin himayesinde büyür. Mahalledeki esnafların yanında çalışıp para kazanan küçük çocuğun hayatı, genç bir kadın olan Selma ile tanışması ile bambaşka bir hal alır. Çocuğunu kaybeden Selma, Yumurcak'ı oğlunun yerine koyar. Bu sırada yıllardır hapishanede olan Nihat, özgürlüğüne kavuşunca oğlu Yumurcak'ı aramaya başlar. Ancak küçük çocuğun mutlu hayatına şahit olunca kendisini tanıtmadan oğlunun yakınlarında olmakla yetinir.

Ailesinin başına talihsiz olaylar gelen Yumurcak'ın hikayesini anlatan filmde, taksi şoförü Nihat'ın arabasına binen gazino şarkıcısı Aysel'in bir ailenin hayatını uçuruma sürüklemesi anlatılıyor. Patronu başına bela olan Aysel, Nihat'ta her akşam onu gazinodan alıp eve bırakmasını ister. Bir gün gazinonun patronu öldürülür ve ceset Nihat'ın arabasından çıkar. Mahkemede Aysel ile ilişkisi olduğunu iddia edilen Nihat'ın karısı Selma, mahkeme çıkışı bir kaza geçirir ve gözlerini kaybeder. Hayat artık geride kalan iki küçük çocuk için, çok daha zordur.

Yaramaz ama sevimli, mahallelinin gözbebeği Yumurcak, şoförlük yaparak geçinen babası Nihat ile birlikte yaşamaktadır. Her gün mahalle esnafını çileden çıkaracak yaramazlıklar yapar; fakat hiçbiri ona kızamaz. Nihat, Yumurcak'a annesinin öldüğünü söylemiştir; fakat aslında yaşıyordur. Selma'yla yıllar önce ayrılmasının sebebi Selma'nın kötü niyetli üvey annesi ve yeğeninin Nihat'ı oyuna getirip çalıştığı fabrikayı soymuş gibi göstermesidir. Bir gün, Nihat kaza yapar ve hapse girer. Yumurcak hapse babasını ziyarete geldiğinde Selma da oradadır ve Yumurcak'ı görür. Ona kendinin annesi olduğunu söylemeden onunla tanışır. Selma artık oğlunu geri almak istiyordur; fakat Nihat buna şiddetle karşı çıkmaktadır. Yumurcak'ı geri almak ve yuvasını tekrar kurmak Selma için hiç de kolay olmayacaktır.