İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

25 dizisinden 6'sı İzlenir çıktı
1985 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro-Oyunculuk Bölümü'nden mezun oldu. Bir süre Ankara Devlet Tiyatrosu'nda görev aldı. 1988-94 yılları arasında Bursa Devlet Tiyatrosu'nda görev aldı. 2001 yılında Sanat Kurumu En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü aldı. Birçok dizide ve filmde canlandırdığı karakterlerle hafızalara kazınmıştır. Özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde Yalçın Bulut karakteriyle ünlenmiştir.

Emekli bir adliye memuru olan Agâh Beyoğlu, İstanbul’un en kalabalık ve hareketli semti Beyoğlu’nda yalnız ve münzevi bir yaşam sürdürmektedir. Kızı yurtdışında yaşamakta, eşi ise yıllar önce vefat etmiştir. Agâh’ın bu tekdüze yaşantısı, kendisine konan Alzheimer Başlangıcı teşhisiyle altüst olur. Hastalığından ötürü er geç bütün anılarını unutacaktır. Bu gerçek karşısında başta bocalasa da Agâh, unutmanın bir fırsat olduğunu fark eder. Yıllardır planladığı ancak sürekli ertelediği bir cinayeti işlemek için bir fırsat! Nasıl olsa işleyeceği bu suçu gelecekte hatırlamayacak, hatırlamayacağı için de vicdan azabı çekmeyecektir.

Ceylin gözü kara ve kurallar söz konusu olduğunda sınır tanımayan bir avukattır. Bir müvekkiliyle ilgili yine illegal yoldan bilgi alabilmek için savcı Ilgaz’ın karşısına çıkar. Ancak Ilgaz’ın, Ceylin’in tam aksine, mesleki etik konusunda katı kuralları vardır, bu yüzden de kariyerinde çok başarılı ve sözü dinlenen bir savcıdır. Ilgaz kardeşi Çınar’ın katil olmakla suçlandığı bir cinayet vakasıyla karşılaşınca; ilk defa kendi kurallarını yıkar. Ceylin’den kardeşini savunmasını ister. Bu noktadan sonra işler ikisinin de tahmin edemeyeceği bir yola girer. Ilgaz ve Ceylin; Çınar’ın aklanması için çalışırken, kendilerini ikisinin de ailelerine kadar uzanan bir gizem yumağının içinde bulacaklardır.

Kimsenin umrunda olmayan bir tarihte, kimsenin umrunda olmayan bir ülke, Bongomia. Bongomia kralı Thun’un ani ve şüpheli ölümünün ardından kimsenin ciddiye almadığı, ailesinin isim verme zahmetine bile girmediği Prens’in tahta geçmesiyle birlikte karmaşık bir hikaye başlar. Prens, üvey annesi, yengesi ve hain amcasıyla mücadele ederken yanlışlıkla Macarlar ile bir savaşa sürüklenir.

Azize üç çocuğu ve kayınvalidesi ile zorlu bir mücadelenin içinde bulur kendini... Canından çok sevdiği kocası Cevdet'in yokluğuyla ve savaş yıllarının zorluklarıyla mücadele ederek yetiştirir çocuklarını. 1919 yılında, Yıldız (Pınar Deniz) güzeller güzeli, gözü yükseklerde bir genç kız, Hilal ise memleket sevdalısı mücadeleci bir genç kız olmuştur. Ali Kemal ise gönlündeki aşk acısıyla ve kendisine dair öğrendiği hazin sırla yaşamaya çalışan serseri bir mayın gibidir. Azize her birinin dertleriyle uğraşmaya çalışırken, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edileceği haberi ile sarsılırlar. Oysa bu işgal onlara yıllar önce kaybettikleri birini geri getirecektir. Ama hiç ummadıkları bir şekilde...

Mümtaz’ın hayatında hiçbir şey yolunda gitmemektedir. Yine böyle bir günde onun yolu Derya ile kesişir. Dahil oldukları büyük bir kaza, Derya ile Mümtaz’ın hayatını geri dönüşü olmayacak bir şekilde değiştirir. Mümtaz ile Derya aile olabilmenin zorlukları ve sonsuz aşkın sınırlarıyla mücadele etmek zorunda kalır

Çocuk hastanesinde tanışıp büyülü anlar yaşayan Bilge ve Can, 21 yıl sonra aniden telepatik olarak birbirlerini duymaya başlar. Çok geçmeden Can bu mücizenin arkasında büyük bir sır olduğunu keşfeder. Bunca yıl sonra onları bir araya getiren kaderin başka planları vardır.

Ferman, "Masa" adlı gizli örgüt adına eski ajanları ortadan kaldıran soğukkanlı bir tetikçidir. Bir görev sırasında bir hedefi ortadan kaldırırken Saye ile karşılaşır ve beklenmedik şekilde ona aşık olur. Saye'yi öldürmek yerine örgüte kazandırmayı seçer. Bu karar, ikisinin de hayatında geri dönüşü olmayan bir yolun başlangıcı olur.

Sevgilisi tarafından terk edilen Ozan, aşk acısı çekmeye başlar ve gittiği hiçbir yerde teselli bulamaz. Ozan bir gün intihar etmeye karar verir. İntihar etmek devlet kontrolünde olduğu sürece yasaldır ancak bunun istisnai tek bir şartı vardır: İntihar edecek kişiye kimse aşık olmamalı ve böyle bir başvuruda bulunmamalıdır. Ozan, Yaşam sonlandırma merkezine gittiğinde başvurusu incelenir ve ret cevabı alır. Çünkü Ozan’a Ekin isminde hiç tanımadığı bir kadın aşıktır. Ozan bu yüzden ölemiyordur. Tek çaresi Ekin isimli bu kızı bulup onu aşkından vazgeçirmesidir.

Üniversite öğrencisiyken yazdığı bir şiir yüzünden hapse atılan ve hapiste olduğu için babasının cenazesine katılamayan Muntazam adlı bir gazeteci, bu olaydan dolayı paranoya yaşamaya başlar.

İnsanlardan ve yollardan uzak bir kasabada tek başına yaşayan Salim'in hayatı, muhtarın elinde bir mektup ve sürprizle gelmesiyle bambaşka bir hal alır. Salim'in yıllar önce yalnızlığından yakındığı bir mektup yazması üzerine muhtar, onu hayat arkadaşı olsun diye kimsesiz bir kız olan Salime ile baş göz etmeye karar verir. Onlar kendi aralarında düğün yapıp hayatlarına mutlu bir şekilde devam etmeyi düşünürlerken muhtar bir kaza sonucu hayatını kaybeder. Defin işlemleri için Salim ve Salime yola çıkarken onların bilmediği, intikam peşinde olan damatların Salime'nin izinde olduğudur. Aynı zamanda Salime ile dolandırıcılık yapan Vahit de onu aramaktadır. Kasabaya geldiklerinde gördükleri ilanlarda arandıklarını öğrenen Salim ile Salime, kasabada bir gece konakladıktan sonra şehirler arası yola çıkıp, peşlerine düşenlerden kaçmaya çalışır.

Barış Akarsu Merhaba, 2007 yılında geçirdiği trafik kazası nedeniyle hayata veda eden Barış Akarsu'nun hayat hikayesini konu ediyor. Çocukluğunda müziğe ilgi duymaya başlayan Barış Akarsu, 2004 yılında katıldığı “Akademi Türkiye” adlı şarkı yarışmasıyla adını duyurdu. Yarışmada birinci olmasının ardından albüm çıkaran Akarsu, müzik çalışmalarının yanı sıra Yalancı Yarim adlı bir dizide rol aldı. 2007 yılında, 28. yaş gününde Bodrumda trafik kazası geçiren Barış Akarsu, yoğun bakımda kaldığı beş günün ardından hayata veda etti.

Salim kimsesi olmayan bir cenazeyi memleketine götürmeye karar verir. Ancak bu yolculuk yolda karşılaştığı yol arkadaşı Nihal'le birlikte azılı katiller ve kötü adamlarla mücadele ettikleri bir maceraya dönüşür. Nihal'in annesi intikam için rehin alındığında ise işler iyice karışır. Adamlarımız artık seri katil olarak aranmaktadır ve yakalanmamak için kılık değiştirmek zorunda kalırlar. Ne var ki bu da çözüm olmaz ve talihsizlikler iyice çığrından çıkar. Salim tekrar eline silah almak zorunda kalır, Nihal ise başı beladan kurtulmayan Salim'den uzaklaşıp annesini tek başına kurtarmak zorundadır. Salim ise yaşadığı bu büyük travmalar sonrasında artık ne ölümden ne de ölümden korkmaktadır, Nihal'i yalnız bırakmak istemez ve peşine düşer...

Salim hem ölümden hem de ölülerden çok korkan, saf bir Anadolu köylüsüdür. Ekmeğini taştan çıkartır; köyden kasabaya kamyonetiyle mal taşıyarak üç beş kuruşla hayatını döndürür. Fakat kabus gördüğü bir gecenin sabahında köy muhtarı kendisinden Mersin'den Sivas'a bir cenaze taşımasını rica eder. Başta çok isteksiz olsa da muhtarın ısrarı kıramaz ve komedi dolu yolculuk başlar.

Dört çocuk, torunlar, iki ayda bir evden eve taşınan çiçekler, plaklar, bir sandık ve gramofon. Ve iki ayda bir buluşulan Çınar Ağacı! Emekli öğretmen Adviye Hanım’ın biraz muzip, biraz huysuz kişiliği çocuklarına hayatı zorlaştırıyor görünse de torunu Barış’ın hayatındaki en anlamlı şey “anneannesi”dir. Bir tek Barış, anneanneye kavuşulacak Çınar Ağacı buluşmalarını ve sıranın onların evine gelmesini iple çekmektedir!

Görevi sırasında yaşanan deprem felaketinde köy halkını yağmacılardan koruyan Erkan ve köylü kızı Dicle’nin tanışmalarıyla değişen kaderlerini konu alıyor.

Aynı üniversitede okuyan Ali ve Seher, bir münazara sırasında tanışır ve yolları kesişir. “Bir insanı suça iten toplum mudur, yoksa kendi seçimleri mi?” sorusu, onların hem düşünsel hem de duygusal bir bağ kurmasını sağlar. İkili, zalimlere karşı omuz omuza verdikleri mücadeleyle İstanbul’un suç dünyasını altüst eder.

Bir gece kulübünün güvenlik müdürlüğünü yaparken tehlikeli bir mafya grubuyla başı derde giren eski polis memuru Kartal’ın yıllardır uzakta yaşayan çocuklarının yanına taşınmasıyla, bir yandan bulaştığı mafya batağından kurtulmaya çalışmasını, bir yandan da çocuklarına baba olabilmenin sınavını izleyici ile buluşturacak.

Haklının güçlü değil, güçlünün haklı olduğu bir düzende geçen hikayede; gecekondu mahallesindeki masum bir delikanlının, düzenin gerçek sahiplerine karşı verdiği büyük adalet savaşı anlatılır. Sıradışı bir hafıza yeteneğine sahip olan Umut, yaşadığı her anı en küçük ayrıntısına kadar hatırlar. Babasının masum olduğunu ispatlamak için verdiği savaşta yine bu süper hafızasını kullanır. Belediye otobüsünde olaylı bir şekilde tanıştığı Alev de Umut’un babası için sürdürdüğü adalet arayışının en büyük destekçisi olur. Parlak zekası ve biat ettiği derin yapıyla Harun ve iflah olmaz bir sosyopat olan Fecir ise bu savaşın diğer tarafında yer alır. Bu güçler arasında değişen dengede, alzheimer hastası babası için hayatını ortaya koyan Umut’un verdiği adalet savaşını izleyeceğiz.

Kimsenin umrunda olmayan bir tarihte, kimsenin umrunda olmayan bir ülke, Bongomia. Bongomia kralı Thun’un ani ve şüpheli ölümünün ardından kimsenin ciddiye almadığı, ailesinin isim verme zahmetine bile girmediği Prens’in tahta geçmesiyle birlikte karmaşık bir hikaye başlar. Prens, üvey annesi, yengesi ve hain amcasıyla mücadele ederken yanlışlıkla Macarlar ile bir savaşa sürüklenir.

Ceylin gözü kara ve kurallar söz konusu olduğunda sınır tanımayan bir avukattır. Bir müvekkiliyle ilgili yine illegal yoldan bilgi alabilmek için savcı Ilgaz’ın karşısına çıkar. Ancak Ilgaz’ın, Ceylin’in tam aksine, mesleki etik konusunda katı kuralları vardır, bu yüzden de kariyerinde çok başarılı ve sözü dinlenen bir savcıdır. Ilgaz kardeşi Çınar’ın katil olmakla suçlandığı bir cinayet vakasıyla karşılaşınca; ilk defa kendi kurallarını yıkar. Ceylin’den kardeşini savunmasını ister. Bu noktadan sonra işler ikisinin de tahmin edemeyeceği bir yola girer. Ilgaz ve Ceylin; Çınar’ın aklanması için çalışırken, kendilerini ikisinin de ailelerine kadar uzanan bir gizem yumağının içinde bulacaklardır.

Emekli bir adliye memuru olan Agâh Beyoğlu, İstanbul’un en kalabalık ve hareketli semti Beyoğlu’nda yalnız ve münzevi bir yaşam sürdürmektedir. Kızı yurtdışında yaşamakta, eşi ise yıllar önce vefat etmiştir. Agâh’ın bu tekdüze yaşantısı, kendisine konan Alzheimer Başlangıcı teşhisiyle altüst olur. Hastalığından ötürü er geç bütün anılarını unutacaktır. Bu gerçek karşısında başta bocalasa da Agâh, unutmanın bir fırsat olduğunu fark eder. Yıllardır planladığı ancak sürekli ertelediği bir cinayeti işlemek için bir fırsat! Nasıl olsa işleyeceği bu suçu gelecekte hatırlamayacak, hatırlamayacağı için de vicdan azabı çekmeyecektir.

Birbirlerinden hiç ayrılmamaya söz vermiş, Ege’de küçük bir sahil kasabasında yaşayan Hazal (Hande Erçel) ve Kenan’ın (Tolgahan Sayışman) aşkı, Vural’ın (Berk Hakman) kasabaya gelişi ve Hazal'ı elde etmek için her şeyi göze alması ile değişecek ve iki sevgilinin hayatları alt üst olacak.

Cesur Yürek’te yüreğinden ve bileğinden başka güvenecek hiçbir şeyi olmayan Ömer Korkmaz karakterine can verecek olan Onur Tuna, ailesi, mahallesi ve arkadaşları için büyük bir mücadele içine girecek. Ruveyda Öksüz’ün canlandırdığı Berrin karakterinin hayattaki en büyük ikilemi ise, idealist bir hukukçu olmasına rağmen, aşık olduğu adamın adaleti kendi elleriyle dağıtmaya karar vermiş bir kabadayı olmasıdır…

Azize üç çocuğu ve kayınvalidesi ile zorlu bir mücadelenin içinde bulur kendini... Canından çok sevdiği kocası Cevdet'in yokluğuyla ve savaş yıllarının zorluklarıyla mücadele ederek yetiştirir çocuklarını. 1919 yılında, Yıldız (Pınar Deniz) güzeller güzeli, gözü yükseklerde bir genç kız, Hilal ise memleket sevdalısı mücadeleci bir genç kız olmuştur. Ali Kemal ise gönlündeki aşk acısıyla ve kendisine dair öğrendiği hazin sırla yaşamaya çalışan serseri bir mayın gibidir. Azize her birinin dertleriyle uğraşmaya çalışırken, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edileceği haberi ile sarsılırlar. Oysa bu işgal onlara yıllar önce kaybettikleri birini geri getirecektir. Ama hiç ummadıkları bir şekilde...

Acı Aşk, mutluluk ve masumiyetle başlayan bir aşkın darmadağın ettiği hayatları konu alıyor. Bir yandan Melek ve Bulut’un rüya gibi yaşadığı imkansız aşkları, diğer yandan sevgiye aç bir kadın olan Sude’nin çırpınışı ve bütün bu gönül tutulmalarının arasında aşkın fedakarlık ve cesaretten ibaret olduğunu hatırlatan Ali… Bu kördüğüm nasıl çözülecek, yolları nasıl kesişecektir...

Çocuk denecek yaşta girdiği yeraltı dünyasının tepesine doğru tırmanmakta olan Hızır Çakırbeyli ve ailesinin hikayesi anlatılmaktadır. Yeraltı dünyasına giren her adam haksızlıklara başkaldırmaya yemin eder. Güçlenip zenginleştikçe kendisi bu haksızlıkların kaynağı olur.

Zengin Kız Fakir Oğlan, modern bir Keloğlan masalı. Sıradan bir banka çalışanı olan Nurhan’ın (Ufuk Özkan) zengin bir aileye damat adayı olması ve kızlarını canından çok seven baba Kemal’in (Hüseyin Avni Danyal) ise onu kızına layık görmemesi üzerine olaylar gelişiyor.

Ülkenin tanınmış iş adamlarından Zafer Demiray eşi, üç kızı, kız kardeşleri ve onların eş ve çocuklarıyla birlikte büyük, mutlu bir aileye sahiptir. Kurdukları ve büyüttükleri aile şirketi büyük başarılara imza atmıştır. Tüm bunların üzerine ailenin bir araya geldiği doğum günü partisinde kutlanan bir diğer başarı da Zafer Demiray'ın yılın iş adamı seçilmiş olmasıdır. Zafer Demiray bu mutlu tabloda hayal edebileceği her şeye sahiptir. Kutlamanın devamında Zeynep ve 3 kuzeni gece partiye gitmek için izin isterler ve zorlanmadan izni koparırlar. 4 genci partiye Zafer Demiray bırakır. Gece saat 03:00'de Zeynep'in annesi Suna ile halası İpek gençleri almaya gelirler. Eğlencenin sonuna yaklaşıldığı her halinden belli olan mekanda Suna ve İpek tek tek tüm kuzenleri bulurlar. Fakat Zeynep ortada yoktur! Kuzenlere sorarlar. Kimse Zeynep'i görmemiştir. Zeynep hiçbir yerde yoktur! Tüm aile için korku dolu bekleyiş başlar. Mutlu aile tablosu bir anda kabusa dönmüştür. Zeynep nerededir?

1960'lı yıllarda, kocasının kendisine yaptığı onca kötülüğü ve yaşadığı aile dramını unutamamış, bir evladını torununun doğumunda kaybetmiş bir annenin ve aynı zamanda kendisine ait bir konfeksiyon atölyesinin sahibi olan Cemile'nin, kızları Berrin ve Aylin; oğulları Mete ve Osman, kayınvalidesi Hasefe Hanım, damatları ve torunları ile verdiği mücadele anlatılmaktadır. Geçen bu olayları Cemile'nin küçük oğlu Osman anlatmaktadır. 3. Sezonda 12 Eylül Darbesi anlatılmaktadır.

Ülkede işlenen üst düzey cinayetler... Ve bunları çözmek için devlet tarafından, alanında uzman 7 polisten oluşturulan özel bir birim... İçişleri Bakanlığı tarafından gönderilen davalara bakan üst düzey niteliklere sahip bu ekip, birbirinden farklı gizemli olayları inceleyip çözmeye çalışırken, peşlerinde geçmişin intikamını almak için geri dönen bir adam vardır. Aslında her çözülen dava, ekibi bilinmeyene bir adım daha yaklaştırır.

Polat Alemdar, kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirip Türkiye'deki mafyanın tepesinde bulunan Kurtlar Konseyi'ni çökertmiş ve Türkiye'deki mafya yapılanmasının sonunu getirmiştir. Bu görevi layığıyla yerine getirdikten sonra Kamu Güvenliği Teşkilatı'nın (KGT) başına geçer ve devlet adına önemli operasyonlarda bulunmak için harekete geçer. Ancak yeni misyonu daha derin ve tehlikelidir.

Adını Karadeniz'in Fırtına Deresi'nden alan dizide, Trabzon'un yemyeşil köylerinden birinde Ali ve Zeynep arasında yaşanan tutkulu aşk hikayesi anlatılıyor. Ali'nin babası Hasan, kısa zamanda zengin olma hayalleri kuran ve bu uğurda ailesini geçindiren bahçesini, tarlasını ihmal etmiştir. Zeynep'in babasını da bu definecilik macerasına dahil eder. Fakat Zeynep'in annesi Emine, kızını köye gelin vermek istemez, üstelik onun gibi düşünen başkaları da vardır.

Politik görüşleri birbirinden çok uzak olan iki ailenin gençleri, tutkulu bir aşkla birbirlerine bağlanırlar. Bu bağlılıkları onları yavaş yavaş ailelerinden koparır. Aileleri ve aşkları arasında kalan Ahmet ve Yasemin'e kaderin hazırladığı oyunlar vardır. 50'lerden 80'lere dek uzanan bir yakın tarih dönem dizisi olan Hatırla Sevgili, dönemin naifliğini yaşamak isteyenlere, yaşamla ölüm arasında ince çizginin ne kadar silik olduğunu göstererek bir devrin hikayesini anlatıyor.

Bir zamanlar düşman olan iki aile arasında sağlanacak barış için tek yol, ailelerin çocuklarının evlenmesidir. Doğulu bir aileden gelmesine rağmen batılı gibi yetiştirilmiş olan Hazar'ın hayatı kardeşinin öldürülmesiyle baştan aşağı değişir. Tam bitti derken yeniden alevlenen kan davasını ortadan kaldırmak için bir anlaşma yapılır. Hazar, Şahvarların kızı Zilan ile evlenmelidir.
Görsel yokSonat (Mehmet Ali Alabora), başarılı bir piyanisttir. Bir gün bir cinayet işlenir ve tek şüpheli Sonat’tır.
Görsel yokİşini evine taşıyan ve ortağından ayrılan Murat, yeni bir hayatın düşlerini kurarken birdenbire kendini 4. kocasını terk eden ablası, yeğeni, eniştesi, eski ortağı, ortağının kızgın eşi, yeni komşular ve bir türlü peşini bırakmayan eski öğrenciler karşısında buluverir. Hayatı karmaşıklaşmış ve kalabalıklaşmış ama eğlenceli de bir hal almıştır.

Hürrem Sultan’ın güzelliği, kadınlığı, zekası ve yetenekleri ile nasıl Muhteşem Süleyman’ın güvenini ve aşkını kazanıp, Osmanlı Tarihi’ni etkileyen bir karakter oluğunun anlatıldığı dizi.
Görsel yok30'lu yaşlarının başında olan Ayten Boralı, geçmişinden kaçarak yeni bir başlangıç yapmak için yeni bir mahalleye taşınır ve taşınması ile birlikte mahallede büyük bir curcuna yaşanır. Komşulara haber salınmış, bütün Boyacıköy sakinleri semtlerine taşınan bu gizemli kadını merakla izlemişlerdir. Yaşadığı büyük acıları geride bırakmak isteyen Ayten, Boyacıköy'de her şeye sıfırdan başlamak için kolları sıvar ancak mahalleli tek başına yaşayan bu güzel kadının nereden geldiğini, kimden kaçtığını merak etmektedir. Kimi zaman aşırıya kaçan bu merak yeni beladan uzak bir hayata başlamak isteyen Ayten'in işini zorlaştırmaktadır. Hakkında hiçbir şey bilmedikleri bu gizemli kadının gelişi başta kapı komşuları 16 yaşındaki Ferhat olmak üzere herkesin hayatını değiştirir. Ayten sırlarla dolu güzelliği ile sadece mahalledeki gençlerin gönlünü fethetmekle kalmaz, ağır abi taksi şoförü Yavuz'un da aklını başından alır.
Görsel yokZeliş'le (Doğa Rutkay) Nasip artık birbirlerini sevmedikleri için boşanmışlardır. İkiz bebekleri ile anne (Oya Aydoğan) ve babasının (Halil Ergün) yanında kalan Zeliş üniversiteye gitmeye karar vermiştir. Diğer yandan da dayısı (Hüseyin Avni Danyal) ve yengesi (Pakize Suda) ona yeni bir koca bulma arayışındadırlar.