İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

13 filminden 1'i İzlenir çıktı, 2 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Hüseyin Kutman'ın sahne hayatı Kent Oyuncuları'nda "Gülerek Girin" piyesiyle başladı. Uzun süre Dormen Tiyatrosu'nda çalışmış ve "Bulvar", "Monserrat", "Üç Kuruşluk Opera", "Alamanya'dan Bir yar gelir Bizlere", "Dün Gece Yolda Giderken", "Çıplak Ayak", "Cengiz Hanın Bisikleti" oyunlarında oynamıştır. 1969 yılında Nisa Serezli ile Bizim Tiyatro'da unutulmaz "Tatlı Kaçık" ve "Sersem Kocanın Kurnaz Karısı" oyunlarında gösterdiği performansıyla efsaneleşen bir oyuncudur. Bazı kulüplerde takdimcilik de yapan Hüseyin Kutman bir dönem Perran Kutman ile evlenip, ayrılmıştır. Uzun süre Devekuşu Kabare Tiyarosu'nda da görev yapan Hüseyin Kutman Yeşilçam'da karakter rollerinde aranılan isimlerden olmuştur. Filmlerde seslendirmesini genellikle Saadettin Erbil yapmıştır. 'Tek Başına Bir Kadın' filminin çekimlerinde kalp krizi sonucu hayata veda etmiştir. Aynı çekimlerde Reha Yurdakul da kalp krizi geçirip ölmüştür. İzmir Hacılarkırı Mezarlığına defnedildi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."

Mehmet Ali (İlyas Salman) karısı ve iki çocuğuna daha iyi bir yaşam sağlayabilmek umuduyla, hep birlikte köyden İstanbul'a gelirler. Önce bir inşaatta iş bulur. Mehmet Ali, mesleğinde ilerleyip, iyi bir duvarcı ustası olmayı amaçlarken, büyük şehirdeki tüketim toplumunun oyunlarına birden kendini kaptırır. Bir şirketin reklâm kampanyasıyla ünlü bir reklâm yıldızı olur. Gene düzmece bir reklâm kampanyasıyla bir apartman dairesi kazanır. Basının ilgisi ve hediyeler derken, duvarcı ustasının yaşamı birden değişir. Ama bu çarpık sermaye oyuncalarının tutsağı olan Mehmet Ali, gerçekte hiç bir şeyin sahibi değildir. Saf, temiz yürekli Anadolu çocuğu Ali, bir türlü ayak uyduramadığı düzenin kurbanı olup aklını yitirir.

Eşi, çocukları ve kaynanası ile yoksul bir yaşam sürdüren Osman (Kemal Sunal), geçimini hamallık yaparak temin etmektedir. Mahalle esnafına ve evsahibine borcu dağ gibi birikmiştir. Eşi Leman (Yasemin Yalçın) ve kaynanası (Nevzat Okçugil) tarafından da sürekli aşağılanması cabası!.. Birgün mahallenin biletçisi Şakir (Şemsi İnkaya) ona zorla bir piyango bileti satar. Osman bileti bir yere saklar ama nereye sakladığını unutur. Osman büyük ikramiyenin Şakir’in sattığı biletlerden birine çıktığını öğrenir ve kendisinin sanarak büyük bir sevince kapılır.

Baraj projesinde kamulaşmaya gidilecektir. Sarı kavak ve uzun kavak köyleri kamulaştırmanın içine girmektedir. Sözde bu durum gizliliğini korumalıyken komisyonda görevli olan biri bu bilgiyi bir holdinge satar ve o holdingdeki biride duyduğunu başka bir holding'e satar. Böylece iki holding köylülerin topraklarını ucuz fiyata alıp devlete pahalı fiyata satma niyetle uzun ve kısa kavak köylerinin yollarını tutarlar. Bu arada köyde inatçılığı ile bilinen Bayram Kemal Sunal vardır. Bayram diğer köyün ağasının kızına aşıktır. Kızda ona aşıktır. Ancak bayram çok inatçıdır ve her ayın ilk Cuma günü kızı istemeye gelirler. Ağa kızını yine vermez ve sertçe davranır. Bunun üzerine Bayram "ben senin kızını istemiyeceğim artık sen beni istemeye geleceksin" diye kehanet tutar. Holding temsilcileri gelir ve her biri ağa ile muhtarın mallarını ucuz fiyata almaya çalışırlar. Bu arada birbirleriyle yarışırlar.

Şaban Ali ile birlikte bir fabrikada işçi olarak çalışmaktadır. Birgün patronlarından zam istedikleri için işten atılırlar. Uzun zaman iş ararlar fakat bulamazlar. Necla ise Şaban'a kadınların daha kolay iş bulabileceğini söyler ve karı koca iddiaya girerler. Necla ertesi gün sekreter olarak işe başlar. Evdeki roller değişir. Necla evin erkeği, Şaban ise evin hanımı olmuştur. Fakat ikili Necla'nın yoğun çalışma saatlerinden dolayı mutsuzdurlar.

Hilmi Tok milyarder bir iş adamıdır. Birgün tek başına kullandığı arabasıyla kaza yaparak ölür. Tüm mirasını köyde davulculuk yapan oğlu Bayram'a bırakmıştır. Aynı sırada bir gazeteci Çarıklı Milyoner hakkında yalan haberler yazar. Bayram, kim olduğunu bilmeden gazeteci Suna'ya aşık olur.

Köyden İstanbul'a zengin olma hayalleriyle gelen Şaban, dolandırılarak bütün parasını kaybeder. Çaresiz bir şekilde gezerken karısı tarafından terk edilmiş zengin iş adamı Faik Bey ile tanışır. Sarhoş olduğu zamanlarda Şaban ile çok yakın arkadaş olan Faik Bey, kendine gelince Şaban’ı tanımaz. Şaban, bir gün çiçek satıcısı Hülya ile karşılaşır. Gözleri görmemesine rağmen çiçek satarak ailesinin geçimini sağlayan Hülya'ya âşık olur. Hülya’nın durumu gören Şaban, ona yardım etmeye çalışacaktır.

Mehmet Ali (İlyas Salman) karısı ve iki çocuğuna daha iyi bir yaşam sağlayabilmek umuduyla, hep birlikte köyden İstanbul'a gelirler. Önce bir inşaatta iş bulur. Mehmet Ali, mesleğinde ilerleyip, iyi bir duvarcı ustası olmayı amaçlarken, büyük şehirdeki tüketim toplumunun oyunlarına birden kendini kaptırır. Bir şirketin reklâm kampanyasıyla ünlü bir reklâm yıldızı olur. Gene düzmece bir reklâm kampanyasıyla bir apartman dairesi kazanır. Basının ilgisi ve hediyeler derken, duvarcı ustasının yaşamı birden değişir. Ama bu çarpık sermaye oyuncalarının tutsağı olan Mehmet Ali, gerçekte hiç bir şeyin sahibi değildir. Saf, temiz yürekli Anadolu çocuğu Ali, bir türlü ayak uyduramadığı düzenin kurbanı olup aklını yitirir.

Filmde, kardeşinin hataları yüzünden hayatı değişen bir adamın hikâyesi anlatılır. Orhan otomobil tamircisidir. Kardeşi Hakan’a iş kurmak isteyen Orhan, yüklü miktarda borçlanır. Kolay yoldan zengin olmak isteyen Hakan ise işleri batırır. Bunun üzerine Orhan, borcu ödemek için şehir dışına çalışmaya gider. Bu arada Orhan'ın sevdiği fakat açılamadığı Pınar ile Hakan arasında bir ilişki başlar. Orhan geri döndüğünde çözülmesi gereken daha büyük problemler onu beklemektedir.

Filmde, Gırgır Ali ve kaçırdığı bir şarkıcının arasında gelişen ilişki konu edilir. Gırgır Ali, hayatı boyunca pek çok küçük suça bulaşmış biridir. Hapishaneden çıktığından beri ise suç işlemeden yaşamaya çalışır. Bir gün eski arkadaşı Palandöken, Ali’den ünlü şarkıcı Yasemin’i kaçırmasını ister. Başta bu işe sıcak bakmayan Ali, Yasemin’i başkalarının kaçırmasını önlemek için kendisi kaçırmaya karar verir. İkili bir süreliğine ıssız bir yalıda beraber kalırlar. Yasemin, başlarda Ali’den nefret etse de zamanla onun yaşam tarzından etkilenecektir.

Mutlu bir aile yaşantısı olan sevimli Gülşah bir gün eve geldiğinde beklenmedik bir tabloyla karşılaşır. Evde anne babasını bulamayan küçük kız, babasının haksız yere hapse girdiğini; annesinin ile hastaneye kaldırıldığını öğrenir. Bu büyük trajedi karşısında şaşkına dönen kız yine de metanetini korur ve küçük kardeşine sarılarak her şeyin üstesinden gelmeye ant içer. Küçük kız artık bir yandan küçük kardeşine bakacak, diğer yandan da hapisteki babasına ve hastanedeki annesinin geçimini sağlayacak parayı kazanacaktır. Hayatta tek başına kalan Gülşah, çeşitli işlerde çalışıp ailesini geçindirirken küçük yaşta fazlasıyla olgunlaşmayla tanışacaktır.

Veli (Kartal Tibet) ile Ali (Kadir İnanır) birbirlerinden tümüyle farklı karakterlere sahip iki kardeştir. Fırıldak Ali çapkınlık, hırsızlık ve dolandırıcılıkla gününü gün ederken, Veli ise hamallık yaparak gece-gündüz demeden çalışıp, sevdiği kızla evlenebilmek için başlık parası biriktirmektedir. Küçük yaşta ayrıldıkları için birbirlerini tanımayan bu iki zıt kardeşten Ali, kendisini bir çetenin önemli adamı gibi gösterip sağdan soldan haraç toplamaktadır. Fırıldak Ali, annesi ile birlikte bir otel lobisinde tanıştığı Peri (Gülşen Bubikoğlu) ve babası Nurullah Bey’e kendilerini zengin gibi tanıtırlar. Amaçları para sızdırmaktır. Bu arada oyununu anlayan çeteden kaçarken Veli ile çarpışır. Ona yemek ısmarlar. Öyküsünü öğrenir. Veli’ye çok zengin biri olduğunu söyler ve elindek

Filmde, II. Dünya Savaşı sırasında Alman casuslara karşı mücadele eden Türk ajanları Murat ve Helga’nın hikâyesi anlatılır. Helga’nın babası Alex, Türk düşmanı bir Alman casustur. Türkiye’de doğup büyüyen Helga babası gibi düşünmemektedir. Alex’in öldürülmesi sonucu Helga’ya ulaşan Murat, Türk istihbaratının emriyle Almanların Türkiye hakkındaki plânlarını öğrenmek için Helga’yı devreye sokmakla görevlendirilir. Helga, babası Alex’ten boşalan pozisyona yerleştirilen Hans’la evlenecek; böylelikle Almanların plânlarını öğrenebilecektir. Helga ile Murat arasındaki aşk bu görevi zorlaştıracaktır.

Filmde, bir Türk binbaşının bir Alman ajanla yaşadığı aşk ilişkisi anlatılır. İkinci Dünya Savaşı başlar ve Almanlar Avrupa’da hızla ilerler. Alman lider Hitler, Türkiye’yi savaşmadan ele geçirmek ister. Bu yüzden Ankara Ekspresi adını verdikleri bir plân yaparlar. Yaptıkları plânla bir ay sonra Türkiye’ye beş yüz Alman casus getirilecektir. Böylece askeri bir işgalle vazife başındaki Türkler ele geçirilecektir. Türkiye’deki casuslardan Binbaşı Kolman, Hilda ve Maximillian plânı uygulamaya başlar. İlk önce Londra’dan Orta Şark Plânı için gönderilen Binbaşı Jackson’ı kaçırırlar. Ne var ki kısa sürede Türk Gizli Teşkilatı’na ifşa olurlar. Binbaşı Seyfi, Ankara Ekspresi harekâtını durdurmak için görevlendirilir. Alman ajanların peşine düşer ve Hilda ile tanışır. Birbirlerinin gizli görevinden habersiz olan Seyfi ile Hilda arasında bir aşk yaşanacaktır.

Genç bir iş adamı olam Harun, arabasıyla Zeynep’e çarpar, ancak bir yaralanma olmadığını öğrenince hastaneden ayrılır. Bir süre sonra genç kadın kaza nedeniyle görme duyusunu yitirir. Rastlantı sonucu Zeynep ile karşılaşan Harun, onu kendisinin kör ettiğini anlar. Ona yardımcı olmaya ve gözlerinin açılması için onu ameliyata razı etmeye çalışır. Bu arada aralarında bir aşk başlar...

Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."