İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

12 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Türk tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve sunucu. 2016 yılında sahnelenen tek kişilik Bunu Ben de Yaparım adlı oyundaki performansı ile 20. Afife Tiyatro Ödülleri'nde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu Ödülü'nü alan sanatçı, oyunculuğunun yanı sıra youtube programları, podcast yayınları ve talk-show gösterileri ile tanınır. STOLK adlı YouTube programı ile popüler olmuştur. Aslen Artvin Arhavilidir. Ortaöğrenimini tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümünde eğitim gördü; üç yıl sonra Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümüne girdi. 2003/2004 sezonunda Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenen Gorgon'un Armağanı oyununda rol aldı. Konservatuar eğitimini tamamladıktan sonra bir süre Ankara'da yaşadı ve TRT'de yayınlanan dizilerde küçük roller canlandırdı. Ardından İstanbul'a yerleşti ve tiyatro oyunculuğu, seslendirme, reklam ve dizi oyunculuğu yaptı. DOT Tiyatro'da ilk kez 2016 yılında sahnelenen tek kişilik Bunu Ben de Yaparım adlı oyundaki performansı ile 20. Afife Tiyatro Ödülleri'nde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu Ödülü'nü aldı. 2017'de Beşiktaş Kültür Merkezi ve ID İletişim'in yapımıyla sahnelenen Tennessee Williams'ın Arzu Tramvayı oyununda Zerrin Tekindor, Onur Saylak, Şebnem Bozoklu ile birlikte başrolde yer aldı. Aynı yıl İstanbul'da İş Sanat'ta sahnelenen Fantastik Hikayeler Makinesi adlı çocuk oyununda rol aldı. 2019 yılında sahnelenmeye başlanan, Alice Harikalar Diyarında masalının bir uyarlaması olan Alice Müzikali'nde Kral rolünü üstlendi. Dizi ve sinema oyunculuğu da yapan sanatçının rol aldığı diziler arasında Poyraz Karayel, Güllerin Savaşı, Şahsiyet, Şubat bulunur. Kusursuzlar, Sis ve Gece, Rüya gibi sinema filmlerinde rol almış; Kusursuzlar filmindeki rolü ile 41. Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne aday gösterilmiştir.

Emekli bir adliye memuru olan Agâh Beyoğlu, İstanbul’un en kalabalık ve hareketli semti Beyoğlu’nda yalnız ve münzevi bir yaşam sürdürmektedir. Kızı yurtdışında yaşamakta, eşi ise yıllar önce vefat etmiştir. Agâh’ın bu tekdüze yaşantısı, kendisine konan Alzheimer Başlangıcı teşhisiyle altüst olur. Hastalığından ötürü er geç bütün anılarını unutacaktır. Bu gerçek karşısında başta bocalasa da Agâh, unutmanın bir fırsat olduğunu fark eder. Yıllardır planladığı ancak sürekli ertelediği bir cinayeti işlemek için bir fırsat! Nasıl olsa işleyeceği bu suçu gelecekte hatırlamayacak, hatırlamayacağı için de vicdan azabı çekmeyecektir.

Aynı gün, aynı hastanede dünyaya gelen iki bebek, yatak sayısının azlığından dolayı yan yana yatırılırlar. Ailelerinin "doğar doğmaz birbirlerini buldular" sözü üzerine beşik kertmesi yapılan bebekler, isimlerini de efsane aşıklar Leylâ ile Mecnun'dan alırlar. Aradan 25 yıl geçer. Bir sabah ailesi Mecnun'a durumu anlatır ve Leyla'yı istemeye giderler. Mecnun başta bu durumdan rahatsızlık duysa da Leyla'yı görür görmez aşık olur. Onu etkilemek için ne yapacağını bilemeyen Mecnun, bir gece rüyasında ak sakallı dedeyi görür. Ak sakallı dedenin rüyalarından çıkıp Mecnun ile beraber yaşamaya başlamasıyla da işler karışır.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

Sağlıklı yaşam önerileriyle tanınan televizyon programcısı Ali'nin, beyninde bir tümör olduğu teşhisi koyulmasından sonra tanıştığı hemşire Güneş sayesinde hayatı değişir.

Nesillerdir Haydarpaşa Garı'nda Anadolu Tat Lokantası'nı işleten Mermer Ailesi, sekiz kişiden oluşan geniş bir ailedir. Kendi halinde, sade bir yaşamları olan bu insanların durumları biraz karışıktır. Bu ailenin, uzun zamandır gizledikleri bir de sırları vardır. Bu sır, her ne pahasına olursa olsun açığa çıkmaması gerekmektedir.

Leyla, gece treniyle çıktığı uzun bir yolculukta manzarayı ve insanları iştahla izlerken hemşirelik öğrencisi Canan'ı fark eder. Bu genç kızı son istasyonda, Yavuz'un evinde, çok ağır bir sorumluluk bekliyordur. Leyla, Canan'ın anlattıklarından ve anlatmadıklarından bir hikaye kurar, kendini kaptırır ve ona eşlik etmeye karar verir. Hikayenin sonunda bir iyilik meleği mi yoksa bir katil mi olacaklarını henüz bilmiyordur.

Taksici Fikret, bir sabah her zamanki gibi işe gitmek için evden çıkarken ayağını merdivenlerde burkar. Seke seke taksi durağındaki arkadaşlarının yanına gider. Müşteri gelmeden önce laflarken muhabbet muhabbeti açar ve Fikret Almanya'da yeni evlenen amcaoğlunun komik hikayesinden başlayarak binbir türlü, "yok artık" dedirtecek bir öyküyü anlatır, kimisini şoförlere, kimisini müşteriye, bazısını da karısına. Peki gerçek aslında öyle midir?

Neslihan Turan, insanların hayatlarına dokunan, karanlıkta kalmış hikayeleri aydınlatan, kariyerini adalet ve doğruluk ilkeleri üzerine kurmuş, ‘’Tek Gerçek’’ adlı programın sunucusudur. Başarılarla dolu kusursuz hayatı oğlu Can’ın adının karıştığı Lal Kaleli ‘nin ölümüyle alt üst olur . Oğlu Can ve inandığı tüm doğrular arasında kalan Neslihan hayatının en zor sınavını verir.

Tam bir bilgisayar dehası olan Sinan’ın sahip olduğu olanaklara rağmen mümkün olduğunca insanlarla iletişim kurmadan, asosyal bir hayat sürerken Türkiye’nin en büyük iş insanlarından birinin ilgi çekici güzellikteki kızı Nevra ile yolları kesişince geçmişin kapıları bir bir açılır. Ortaya dökülen sırlarla, Nevra da kendi gerçekliğiyle buluşur. Birlikte köklerine doğru, gerilim dolu bir yolculuğa çıkarlar. Yaşayacakları yüzleşme ve tutkulu aşk beraberinde birçok felaketi ve ölümü getirecektir.

Orta yaş bunalımına giren bir mimar, gizli bir punk hayatı yaşamaya başlarken ailesinin diğer fertleri de kendi kriz dolu hayatlarıyla boğuşurlar.

BOOM İbrahim Selim ve ekibinin aktüel, global ve bir o kadar da lokal yeni programı! Programda her hafta değişik bir konu işlenirken konular; kent yaşamı, ilişkiler ve genel olarak hayattan seçiliyor. Her hafta farklı bir konuğun katılacağı program; haftanın seçilen konusu üzerine eğlenceli bir sohbet çevirirken, ortamlarda hava atabileceğiniz bilgiler de paylaşıyor.

İdealist, işine aşık bir baş komiser olan Hayati, görev yaptığı sürgün karakolu olan İkircikli Karakolu’nu örnek bir karakol haline getirmeye çalışırken her bölüm yeni bir suç dosyasını kendine has yöntemlerle çözmeye çalışmaktadır. Emri altında çalışan farklı karakterlerdeki polis memurları, seneler sonra karşısına çıkan imkansız aşk ve yakasını bırakmayan talihsizlikler ise Hayati’nin kariyerini riske atacak yeni sorunları beraberinde getirmektedir.

Emekli bir adliye memuru olan Agâh Beyoğlu, İstanbul’un en kalabalık ve hareketli semti Beyoğlu’nda yalnız ve münzevi bir yaşam sürdürmektedir. Kızı yurtdışında yaşamakta, eşi ise yıllar önce vefat etmiştir. Agâh’ın bu tekdüze yaşantısı, kendisine konan Alzheimer Başlangıcı teşhisiyle altüst olur. Hastalığından ötürü er geç bütün anılarını unutacaktır. Bu gerçek karşısında başta bocalasa da Agâh, unutmanın bir fırsat olduğunu fark eder. Yıllardır planladığı ancak sürekli ertelediği bir cinayeti işlemek için bir fırsat! Nasıl olsa işleyeceği bu suçu gelecekte hatırlamayacak, hatırlamayacağı için de vicdan azabı çekmeyecektir.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

İstanbul’un fethinden sonra kurduğu devleti, cihan imparatorluğuna çevirmek isteyen Fatih, imparatorluğun ömrünü uzatacak kanunlarla da devlet yapısını sağlamlaştırmak ister. İstanbul’un fethinden sonra kurduğu devleti, cihan imparatorluğuna çevirmek isteyen Fatih, imparatorluğun ömrünü uzatacak kanunlarla da devlet yapısını sağlamlaştırmak ister. Bu esnada şehzadeler Bayezid, Mustafa, Cem ve valideleri Gülbahar, Çiçek ve Gülşah arasında gizliden gizliye süren rekabet, daha açıktan ve üst boyutlara taşınır. Şehzade valideleri için tek hedef, Sultan’dan sonra kendi evlatlarının tahta çıkmasıdır. Çünkü ancak bu şekilde hayatta kalmaları mümkün olacaktır.

18 yaşındaki Hazal, bir anda sırra kadem basınca ailesi çareyi polise başvurmakta bulur. Polis olayı araştırdıkça Hazal'ın ailesinin tüm sırları ve kirli çamaşırları da ortalığa dökülecektir..

Leyla ile Mecnun'un yapımcılarından bir fantastik drama. Hikayesini Güzel ve Çirkin'den esinlenen dizi, İstanbul'un dehlizlerinde yaşayan bir adam ve yerin üstündeki güzel bir kadının hikayesini anlatacak. Televizyonda sunuculuk yapan Yağmur'u, ekranda ilk gördüğü andan itibaren özel bir ilgi ile takip eden Şubat, Haberler dediği bu genç kadının hayatına girer ve şimdiye kadar hayatlarında onları biraraya getirebilecek birçok şeyin yaşandığını farkederler. Şubat her geçen gün Haberler'e biraz daha bağlanırken, Yağmur yıllar önce öldürülen babasının katilini bulma peşindedir..

Aynı gün, aynı hastanede dünyaya gelen iki bebek, yatak sayısının azlığından dolayı yan yana yatırılırlar. Ailelerinin "doğar doğmaz birbirlerini buldular" sözü üzerine beşik kertmesi yapılan bebekler, isimlerini de efsane aşıklar Leylâ ile Mecnun'dan alırlar. Aradan 25 yıl geçer. Bir sabah ailesi Mecnun'a durumu anlatır ve Leyla'yı istemeye giderler. Mecnun başta bu durumdan rahatsızlık duysa da Leyla'yı görür görmez aşık olur. Onu etkilemek için ne yapacağını bilemeyen Mecnun, bir gece rüyasında ak sakallı dedeyi görür. Ak sakallı dedenin rüyalarından çıkıp Mecnun ile beraber yaşamaya başlamasıyla da işler karışır.

Ömer zengin bir holding şirketinin tek varisi, uçarı kaçar ve çapkın bir delikanlıdır. Babası Haşmet Bey ise oğlunu adam etme umuduyla, her fırsatta onu işe bağlamaya çalışır. Bir arazi meselesini çözmek için beraber Kaz Dağları'na iş gezisine giderler. Ömer için bu seyahat, çapkınlıklarına skor ekleyeceği bir tatildir. Fakat bu sefer hiç ummadığı biçimde sert bir kayaya çarpar. Her kadını tavlayabileceğini sanan Ömer, zor koşullarda hayat mücadelesi vermiş olan Ayşe'yi bir türlü baştan çıkartamaz; çıkartamadıkça da azmi artar. Kendisine yüz vermeyen bu sıradan kızı tavlamak uğruna arkadaşlarıyla büyük bir bahse giren Ömer, kumar masasının ciddiyetini Adatepe köyünde nikah masasına oturduğu anda fark eder. Kaçmak işe yaramaz, artık Ayşe ile evlidir! Ömer kimseyi üzmeden bu işten paçayı sıyırarak, İstanbul'a kaçma planları yapar.