İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

17 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
İdil Fırat, 5 Kasım 1972 tarihinde Ankara’da dünyaya gelmiştir. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Ana Sanat Dalı Oyunculuk Bölümü mezunudur. İzmir Devlet Tiyatrosu, İzmir Çocuk Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu ve Dormen Tiyatrosu’nda görev almıştır. 1999 yılında rol aldığı Deli Yürek dizisi ile tanınmaya başlamıştır. Yüzleşme, Dikkat Bebek Var, Ayrılsak da Beraberiz, Aşk ve Gurur, 90-60-90′, Deli Yürek ve Zerda gibi televizyon dizilerinde oynadı. Ayrıca Kolay Para, Gülüm, Vizontele Tuuba, G.O.R.A, Münferit ve Kaybedenler Kulübü gibi çeşitli sinema filmlerinde rol aldı.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

İstanbul'un orta yerinde bir masal başlıyor! Bu masal, güçlü ve karmaşık bir aşk hikâyesi ekseninde günümüz İstanbul'unda farklı kesimlerden insanların hayatlarını anlatıyor. Bir yanda iş dünyasının hırçın atmosferinde, lüks barlarda, araba yarışlarında, yatlarda, köşklerde geçen hayatlar, diğer yanda mütevazı ama tutkulu, güçlüklerle dolu ama aynı zamanda da eğlenceli insanlar. İstanbul'un rengarenk atmosferinin en çarpıcı hikayeleri, "Bir İstanbul Masalı"yla ekranlara taşınıyor.

Çocuk hastanesinde tanışıp büyülü anlar yaşayan Bilge ve Can, 21 yıl sonra aniden telepatik olarak birbirlerini duymaya başlar. Çok geçmeden Can bu mücizenin arkasında büyük bir sır olduğunu keşfeder. Bunca yıl sonra onları bir araya getiren kaderin başka planları vardır.

Amatör bilim insanı Şahap Cenabettin'in kendi icadı olan, insanların hayallerini gerçeğe dönüştüren mucize aynaları anlatan film, Aziz Nesin'in hikayelerinden uyarlandı.

Hakan ve Esra evliliklerinin yedinci yılını tamamlayan, birbirlerini halen tutkuyla seven, 30’lu yaşlarında bir çifttir. Esra özel bir şirkette iyi bir kariyer sahibidir ve hatta yurt dışından iş teklifi almıştır. Müzik stüdyosu olan Hakan ise aldığı reklam, film projeleri ile ailesini geçindirmeye çalışan, sevgi dolu bir eştir. Hakan’ın annesi Meral’da ise kanser belirtileri baş göstermeye başlar, tedaviyi kabul eden Meral henüz torun sevmeden hayata veda etmemeye kararlıdır. Ama Esra ile Hakan da çocuk konusunda terredütler yaşayan bir çifttir. Esra bir yandan kariyerini düşünür, bir yandan çocuk sahibi olmak kafasında soru işaretiyken, yaşam ikisine de güzel bir sürpriz yapar... Sıcak bir aile hikayesini izleyiciyle buluşturan filmin yönetmen koltuğunda en son Labirent filmiyle kamera arkasına geçen Kaybedenler Kulübü’nün yönetmeni Tolga Örnek bulunuyor.

Arif, Antalya’da halı ticareti yapmaktadır. En büyük zevki UFO’larla ilgili hayaller kurup bunları çevresi ile paylaşmaktır. Bir gün hayali gerçek olur ve uzaylılar tarafından kaçırılır. Komutan Logar’ın esir ettiği Arif, GORA gezegenini bir alev topundan kurtarır. Bu sayede Logar’ın düşmanlığını, Amiral’in kızı Prenses Ceku’nunsa sevgisini kazanır. Oysa Logar, Prenses Ceku ile evlenip gezegeni ele geçirmeyi planlamaktadır. Arif’in yapabileceği tek şey, kaçarken Ceku’yu da yanına almaktır.

Şehre bir güzellik gelir! Türkiye’nin güneydoğusunda, herkesin ve her şeyin “uzağında” küçük bir masal sehrinde geçer hikaye. 1980 yılının yaz ayları... Tüm ülke siyasi bir kaosun içindedir. Siyasi şiddet ülkeye egemendir. Sağda ve solda onlarca değişik fraksiyon türemiştir. Bu anlaşılmaz saçma, acıklı ve komik “anarşik” atmosfer “Vizontele” şehrine çok başka ve kendine özgü biçimde yansımıştır. Güner Sernikli bu uzak şehre sürgün edilmiş bir devlet memurudur. Her şeyin saçma bir rota izlediği günlerde Sernikli ailesi uzun ve çileli bir yolculuğun sonunda “Vizontele” şehrine gelirler. Sernikli Ailesi, o yaz şehre sanki bir hediye paketi gibi gelir. Güner bilgiyi, Tuba güzelliği, saflığı ve bizzat aşkı getirir. Evet, o yaz şehre çok güzel şeyler gelmiştir ama uzun süre kalamamıştır.

Ayrıcalıklı bir geçmişe sahip olmasına rağmen, erkek egemen bir film sektöründe tutkusunun peşinden giden vizyoner bir senaristin gerçek öyküsü. Türk sinemasının altın çağının belirleyici seslerinden biri haline gelme yolculuğu.

Çocukluk travmaları yüzünden aşka güvenini yitiren Cem, aşk hastalığını iyileştiren "Aşk Hastanesi"ni perde arkasından yönetir. Ama aşkın gücüne inanan Hazal, hayatını altüst eder.

Ramo dizisi haksızlığa başkaldıran Ramo'nun, iki aile arasındaki çatışmanın ve bu çatışmanın arasında yeşerecek büyük bir aşkın hikayesini anlatıyor.

Kadim şehir yüzyıllar boyunca defalarca kuşatılmış; ama ne toplar güçlü surlarında tek bir gedik açabilmiş ne de Haliç’in devasa zinciri düşman gemilerine geçit vermiştir. Üstelik Mehmed şehri almak istiyorsa yalnız Bizans İmparatorluğu'na ve arkasındaki Hristiyan âlemine karşı değil, devlet içindeki en büyük muhalifi kudretli veziriazam Çandarlı Halil Paşa’ya karşı da mücadele etmek zorundadır. Çağının çok ötesindeki bu büyük Sultan parlak zekâsı, askeri ve stratejik dehası, aklı ve zafere olan inancıyla, her türlü engeli aşarak ilerler. Tahta çıktıktan iki yıl sonra şehri kuşatır, yalnızca 53 gün süren bir kuşatmanın ardından, “imkânsız” denileni başararak Konstantinopolis’i fetheder. En büyük hayalini gerçekleştirerek adını tarihe yazdırır. O günden sonra Fatih namıyla anılan Sultan Mehmed Han, bu zaferiyle yeni bir çağın kapısını aralar ve yüzyıllar boyunca kıtalara hükmedecek olan büyük bir Cihan İmparatorluğu'nun da temellerini atar.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

Baba yadigarı konakta karısı Keriman, oğlu Murat, gelini Filiz, küçük kızı Umut ve torunları Selen ile Can’la yaşayan Eşref’in heyecanlı bir bekleyişi vardır. İzmir’de oturan kızı Ayşen ailesiyle birlikte İstanbul’a yanlarına taşınacaktır. Ancak Ayşen’in hesaba katmadığı Cengiz’in gerisinde neleri bıraktığıdır. Ayşenlerin İstanbul’a geliyor oluşu ev içinde başka heyecanların yaşanmasına da sebep olur. Murat ve Filiz konaktan ayrılıp, kendilerine ait olan eve çıkma kararı almışlardır; ancak bu konuyu evdekilere nasıl açacaklarını bilemezler. Karahanlı ailesinin birbirlerine kenetli bir aile olduğunu bilen ve Eşref’le arasında bir husumet olan Kenan bu ailenin dağılması adına kolları sıvar. Kenan’ın Karahanlı ailesini dağıtabilmek adına devreye soktuğu plan tüm ailenin hayatını değiştirecektir.

18 yaşındaki Hazal, bir anda sırra kadem basınca ailesi çareyi polise başvurmakta bulur. Polis olayı araştırdıkça Hazal'ın ailesinin tüm sırları ve kirli çamaşırları da ortalığa dökülecektir..

Leyla ile Mecnun'un yapımcılarından bir fantastik drama. Hikayesini Güzel ve Çirkin'den esinlenen dizi, İstanbul'un dehlizlerinde yaşayan bir adam ve yerin üstündeki güzel bir kadının hikayesini anlatacak. Televizyonda sunuculuk yapan Yağmur'u, ekranda ilk gördüğü andan itibaren özel bir ilgi ile takip eden Şubat, Haberler dediği bu genç kadının hayatına girer ve şimdiye kadar hayatlarında onları biraraya getirebilecek birçok şeyin yaşandığını farkederler. Şubat her geçen gün Haberler'e biraz daha bağlanırken, Yağmur yıllar önce öldürülen babasının katilini bulma peşindedir..

Çocuklarının eğitim hayatı için Muğla'dan İstanbul'a gelen Ömer Asaf ve ailesini hem yeni bir şehir hem de çok farklı bir hayat beklemektedir. Evin büyük annesi Ümran'ın ise yıllardır saklandığı ve vicdanını rahat bırakmayan sırlar artık ortaya çıkacaktır. Birbirinden habersiz büyümüş, biri annesinin diğeri babasının yanında büyümüş iki kardeş uzun yıllar sonra karşılaşacak, tanışacak hatta düşman olacaklardır. Üniversitede yolları kesişen kardeşlerin bu çıkmazı yıllar önce ayrılan ve bambaşka hayatlara yuvarlanan anneleri Handan ve babaları Ömer’i de mecburen tekrar bir araya getirecektir... Bir yanda 20 yıldır süren bir evlilik, diğer yanda sıcağı soğumamış büyük bir aşkın külleri... Bir yanda Aylin ve kendi çocuğundan ayırmadan annelik yaptığı oğlunu kaybetme korkusu...

Büyük bir sırrı paylaşan zengin ve ünlü üç ailenin hayatına Zeynep adında genç ve güzel bir kadın girer. Zeynep yakın zamanda abisini kaybetmiştir ve bu olayı aydınlatmak için saklanan sırrın peşine düşer. Kirlenmiş, sahte, zengin hayatlarda daha pek çok sır, aşk ve acımasızlık gizlidir.

Ülkenin en önde gelen şirketlerinden birinin başında olan Oktay, işi gereği saygın ve zengin bir adamdır. Fakat kariyerinin hayatını etkilememesi için büyük çaba sarf eden Oktay, adına çamur atılınca dayanamaz ve kalp krizi geçirir. Artık kalp nakli sırasında bekleyen hastalardan biridir. Bir gün kaza yapan tır sürücüsü Hüseyin, Oktay'ın beklediği ikinci bir şans olacaktır... Fakat bu kalbin sahibi Oktay'ın neredeyse tam zıttı bir karakterdir. Hayatına bir başkasının kalbiyle devam edecek olan Oktay'ın yaşamı bu yeni yürekle mi şekillenecektir? Yılmaz Erdoğan’ın "Aşkları da devralır mı kalp nakli yaptıranlar?" sorusundan yola çıkarak oluşturulan hikaye ilgi çekici olmakla birlikte sosyal bir konu olan organ naklini de gündeme getiriyor.

Ayşe Kulin'in Köprü isimli 2003'de bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Recep Yazıcıoğlu'nun yaşamından yola çıkılarak yazdığı romanının uyarlaması olan Köprü, idealist bir vali olan Fahri Yazıcı'nın hayatını anlatıyor.
Görsel yokTarsus'un köklü, ailelerinden biri olan Herani Ailesi'nin reisi Ömer, hasta döşeğinde yatarken kendi yerine geçebilecek, hem sakladığı hazineyi devredebileceği hem de aileyi birlik içerisinde tutabilecek varisini aramaktadır. Güvenebileceği tek kişi ise Fransa’dan dönen torunu Melike'dir. Melike ise hem hasta dedesinin kendisinden istedikleri karşısında şaşkın kalır, hem de Tarsus’a geldiği gün dedesinin eski iş ortağı Haydar’ın torunu Davut'tan çok etkilenir. Şimdi Melike, Tarsus’ta yeni bir yaşama başlama ile İstanbul’da annesinin yanına dönme arasında bir karar vermek zorundadır.

İstanbul'un orta yerinde bir masal başlıyor! Bu masal, güçlü ve karmaşık bir aşk hikâyesi ekseninde günümüz İstanbul'unda farklı kesimlerden insanların hayatlarını anlatıyor. Bir yanda iş dünyasının hırçın atmosferinde, lüks barlarda, araba yarışlarında, yatlarda, köşklerde geçen hayatlar, diğer yanda mütevazı ama tutkulu, güçlüklerle dolu ama aynı zamanda da eğlenceli insanlar. İstanbul'un rengarenk atmosferinin en çarpıcı hikayeleri, "Bir İstanbul Masalı"yla ekranlara taşınıyor.

Uzaktan hayranlıkla takip edilen mankenlerin dünyası. Ama hiçbir şey göründüğü gibi değil. Herkes gibi onların da dünyası da toz pembe değil, hatta bazen katran karası. Aşklar, ihanetler, yasak ilişkiler, entrikalar, sıcak saatler, ölümler, tek gecelik ilişkiler, büyük paralar, hırslar, pişmanlıklar, dönüşü olmayan kararlar, oynanan tehlikeli oyunlar, eğlence dünyası, tek olma savaşı, en iyiler ve yeniler. Kimilerinin uğruna ailesini evini terk ettiği, dışarıdan bakınca büyülü içerisi dertli mi dertli bir dünya..


Ailesi başka kentte yaşayan Aslı, en yakın arkadaşı ile paylaştığı evde yalnız kalınca kirayı ödeyemez. Uzun süredir çıktığı zengin ve yakışıklı iş adamı (Tolga) ile nişanlanmak üzere iken bu gencin evli olduğunu öğrenmesi de herşeyi berbat eder. Çünkü ailesi nişan töreni için yola koyulmuştur. Aslı ailesini üzmemek için çare arayışı içindeyken evin yarısını devraldığını söyleyen hiç tanımadığı bir genç (Eren) çıkagelir. Bütün bu durumlardan iyice bunalan Aslı, tam genci evden kovarken birden aklına onu ailesine nişanlı olarak tanıtma fikri gelir. Bu küçük ve zararsız oyun tabiki ortalığın karışmasına neden olur.