İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

26 dizisinden 6'sı İzlenir çıktı
İlker Aksum, 23 Mayıs 1971 tarihinde Isparta’da doğdu. 1989 yılında girdiği Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarını 1993 yılı sonunda bitirdi. 1994 yılının yazında Antalya Devlet Tiyatrosu'nda çalışmaya başladı. İlk profesyonel rolü Hamlet oyununda Ophelia rolüdür. İki sene 10'dan fazla oyunda rol aldı. Kadro açılmadığı için ayrılıp 1996'da İstanbul'a yerleşti. Kısa bir süre sonra askerliğini Kars Sarıkamış'ta yaptı. Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nda kısa bir süre, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda bir yıl çalıştı. Okul arkadaşı Devin Özgür Çınar'ın teklifiyle “Sır Dosyası” dizisinde bir bölüm oynadı. Bu sayede Taylan Biraderler ile tanıştı. Kısa süre sonra, başrolünü bir şempanzenin oynadığı “Çarli” dizisinde Afakan Dayı olarak yer aldı. İlker Aksum, 2006’da ilk sinema filmi olan, Durul ve Yağmur Taylan kardeşlerin yönettiği Küçük Kıyamet ile 28. Siyad Türk Sineması Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nün sahibi oldu. Televizyonda “Birimiz İkimiz İçin” adlı yarışma programını sundu. Çok sayıda tiyatro oyunu ve televizyon dizisinde rol alan Aksum, “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” adlı filmde ilk defa bir sinema filminde başrolde yer aldı. İlker Aksum, Engin Günaydın, Binnur Kaya, Timuçin Esen, Olgun Şimşek ve Taylanlar gibi isimler ile çok eski arkadaştır. 07 Ekim 2012 tarihinde yapılan 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin sunuculuğunu İclal Aydın ve İlker Aksum birlikte yaptılar.

Emekli bir adliye memuru olan Agâh Beyoğlu, İstanbul’un en kalabalık ve hareketli semti Beyoğlu’nda yalnız ve münzevi bir yaşam sürdürmektedir. Kızı yurtdışında yaşamakta, eşi ise yıllar önce vefat etmiştir. Agâh’ın bu tekdüze yaşantısı, kendisine konan Alzheimer Başlangıcı teşhisiyle altüst olur. Hastalığından ötürü er geç bütün anılarını unutacaktır. Bu gerçek karşısında başta bocalasa da Agâh, unutmanın bir fırsat olduğunu fark eder. Yıllardır planladığı ancak sürekli ertelediği bir cinayeti işlemek için bir fırsat! Nasıl olsa işleyeceği bu suçu gelecekte hatırlamayacak, hatırlamayacağı için de vicdan azabı çekmeyecektir.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

Halaskar ailesinin kapısı bir gece çalınır. Polisler içeri dalar ve Ali Halaskar'ın (İlker Aksum) eşi Melek Halaskar'ı (Tuba Büyüküstün) cinayete teşebbüsten tutuklarlar. Ali hiçbir şey yapamaz. Her şey çok hızlı gelişir. Bugüne kadar bir faturayı bile yatırmayı becerememiş tarih öğretmeni Ali, karısının masumiyetini ispatlama peşinde bir yola çıkar. Yol çok uzundur fakat Ali'nin sadece 20 dakikası vardır.

90’lı yıllarda Yeşilova isimli bir Ege kasabasında yaşayan sıcak, samimi insanların hikayesini anlatır Yeşil Deniz. Belediye hoparlöründen 24 saat anons yapılan, herkesin herkesi tanıdığı ve hakkında dedikodu yapacak kadar malumata sahip olduğu bir yerdir Yeşilova. Kasaba halkı Yeşil Deniz adını verdikleri tarlalarda çalışırken tek eğlence kaynakları kasabanın radyosu olan Ova Fm ve Radyocu İsmail’in yaptığı istek programıdır. Bu kasabada eğer bir kişi birine istek yollarsa o kişinin de karşı tarafa yollaması şarttır. Yoksa elalemin içine çıkacak yüzü kalmaz. Tabii ki bu istekler ücrete tabidir… İstek programı halkın eğlencesi olmasının yanı sıra kasabada hiç eksik olmayan aşk hikayelerinin de en büyük romantizm kaynağıdır. “Yeşil Deniz” Yeşilova halkı için yalnızca tarlanın adı değil, hayatın adıdır aslında…

Boşanmış bir çift, kızlarının isteğiyle hala evliymiş gibi birlikte tatile çıkmak zorunda kalır. Bu sahte mutluluk oyunu, onları geçmişleriyle ve ebeveynlikte yaptıkları hatalar ile yüzleştirir.

Zeynep yeni başladığı okulunda; okulun ilk günü kendisini salgın hastalıktan kaynaklanan bir karantinanın, bir cinayetin ve Onur'a karşı hiç beklemediği bir aşk üçgeninde bulur.

Demir Kadın Neslican, kanser tedavisi gördüğü sırada yaşama tutunma mücadelesiyle insanlara umut olan Neslican Tay'ın hayat hikayesini konu ediyor. Kendisine kanser teşhisi konmasıyla başlayan zorlu tedavi sürecinin aktarıldığı filmde, Neslican'ın bu süreçte yaşadıkları, yaşama tutunma mücadelesi gözler önüne seriliyor.

Ufo, birbirlerinden bambaşka hayatlar yaşayan iki gencin ilişkisine odaklanıyor. Motosikler yarışçısı olan Ese ile müzik tutkunu olan Deniz, bambaşka dünyanın insanlarıdır. Ancak hayat onların yolunu kesiştirir ve ikili kendilerini bu dünyaya fazla gelecek bir aşkın içinde bulur.

Orta yaşlarındaki Aziz, hayatından memnun değildir. Yıllardır dirsek çürüttüğü işini sevmemekte ve hayallerinden günbegün uzaklaşmaktadır. Kayınbiraderi işsiz kaldıktan sonra kız kardeşi ve ailesi evine yerleştiğinden beri evinde de huzur bulamamaktadır. İçten içe, dört yıldır ilişkisi olduğu kız arkadaşı Burcu ile ilişkisinin de tükendiğini hissetmektedir. Yalnızlığı ve kendi başına olma ihtiyacı gittikçe artar. Özgür olmak isteyen Aziz, bir döngüde sıkışmıştır ve çıkış yolu bulması gerekmektedir.

Darbe döneminde bir Ege kasabasında, canından çok sevdiği küçük kızı ve babaannesiyle birlikte yaşayan Memo, mental yetersizliği olan ama küçük dünyasında mutlu yaşayan bir çobandır. 1983 yılında bir gün, sıkıyönetim komutanının kızının ölümü üzerine kalan ve sıradan hayatı birden altüst olan Memo, idam cezasına çarptırılır ve böylece ‘Yedinci Koğuş’a gelir. Burada hayatta kalması pek mümkün görünmemektedir. Fakat başta onu nefretle karşılayan tüm koğuş, onun iyilik dolu kalbini görür, yavaş yavaş Memo’nun cinayet işleyebilecek bir kişiliği olmadığına ikna olmaya başlar ve zamanla hayatına dokunduğu herkes Memo’nun hayatını kurtarmak için seferber olur. Herkes adalet peşindeyken Memo ve kızı Ova’nın tek isteği birbirlerine kavuşmaktır. Memo suçsuzdur ve şimdi yaşamına geri dönebilmesi için bir mucizeye ihtiyacı vardır.

Hedefim Sensin, çiğ köfte satarak geçimini sağlayan Zekeriya Taştan’ın hikayesini konu ediyor. Genç bir adam olan Zekeriya Taştan, İstanbul sokaklarında çiğ köfte satarak geçimini sağlar. Oldukça geveze bir adam olan Zekeriya’nın başına ne gelirse çenesinden gelir. Bir gün konuşmaması gereken bir yerde ve zamanda yine kendisini tutamaz. Ama bu sefer başına büyük bir dert alır ve İstanbul’u terk etmek zorunda kalır. Artık onun yeni yuvası ilk defa ayak bastığı Gökçeada olur. Burası Zekeriya’nın hayatı için adeta bir dönüm noktası olur. Gökçeada’ya gelmesi ile hayatı değişen sadece Zekeriya değildir. Onun gelişi ile birlikte Hafize’nin, Leyla’nın ve Yarım Hasan’ın hayatı da bambaşka bir hal alır.

Deniz (Burcu Biricik) başarılı bir kariyere sahip olan genç bir kadındır. Eski sevgilisi Emre (Mert Fırat) ile yollarını ayırsa da genç adam Deniz için her zaman hayatının aşkı olarak kalır. Deniz, bir türlü unutmayı başaramadığı Emre’yi gerçekten kaybedeceğini anlayınca soluğu İzmir’de alır. Fakat Deniz’i büyük bir sürpriz beklemektedir. Karşısında oldukça güçlü bir rakibi olduğunu öğrenen Deniz, Bulut’tan (İlker Aksum) yardım istemek zorunda kalır.

Sert ve otoriter bir mizaca sahip Emekli Albay Yıldırım Taşyumruk günün birinde damdan düşer. Bu olay yıllar önce kendisinden koşa koşa kaçmış olan evlatlarını yeniden aynı çatı altında buluşturur. Yıldırım Bey artık daha güçlü, daha hızlı ve daha öfkelidir. Ve çocuklarının sakladığı sırları ortaya çıkarmakta kararlıdır. Çocukları ise yalanlarını sürdürmeye çalışırken her geçen gün daha da köşeye sıkışmaktadır. Kafası gittikçe karışan Yıldırım bey, yalanların, dolanların hangisi kime ait bir süre sonra ayırt edemez olur. Aslında önemli olan ise, en sonunda bu beş benzemez insanın tekrar aile olmayı başarıp Mutlu Aile Defteri’nde yer alıp alamayacaklarıdır? Bu film, o çatı altında yaşanacakların komik ve sevgi dolu hikayesidir.

A commissioner and his deputy, two members of the secret police department called the "Blue Bureau", conduct criminal investigations of paranormal-related incidents.

"Altı Üstü İstanbul", kenar mahallede yaşayan Emir'in ve arkadaşlarının hayat mücadelesini merkezine alıyor. Hayallerinin peşinden koşarken güç, para ve ihanetle yüzleşen gençler; attıkları her adımda hem kendi hayatlarını hem de birbirlerinin kaderini değiştirecek kararlar vermek zorunda kalacak. Dostlukların kırıldığı, aşkların yeniden şekillendiği ve herkesin kendi savaşını verdiği hikâye; İstanbul'un karmaşık sokaklarında izleyiciyi duygusal ve sürükleyici bir yolculuğa çıkaracak.

Sumru, yıllar önce doğurduğu ikizlerini geride bırakarak Kapadokya’nın en varlıklı insanlarından Samet Şansalan’la yeni bir hayat ve aile kurmuştur. Yıllar boyunca annelerinin kimliğinden habersiz büyüyen Nuh ve Melek ise en acı günlerinde bu gerçekle yüz yüze kalırlar. Yılların öfkesiyle birlikte yaşadıkları yerden ayrılıp her şeyi geride bırakarak Kapadokya’ya gelirler. Samet Şansalan’ın ilk evliliğinden olan büyük oğlu Cihan ailesini ziyarete gelir. Bunun kısa süreli bir ziyaret olacağını düşünse de kendisini, babasının ve halası Hikmet’in planlarının ortasında bulur. Hikmet’in kızı Sevilay’sa bu planda kendisine düşen rolden hiç hoşlanmamıştır. Cihan’ın Kapadokya’da kalma ihtimali onu kıskanan üvey kardeşi Esat dahil pek çok kişinin canını sıkar. Anneleriyle yüzleşmeye gelen Nuh ve Melek’in yolları beklenmedik bir şekilde Cihan ve Sevilay ile kesişir. Fakat ikizler asıl sürprizi anneleri Sumru ile yüzleştikleri an yaşayacaklardır.

Ailesinin hayatını karartanlardan hesap sormak için yola çıkan Kara, geçmişe ait sırları çözdükçe düşmanının kızı olan Zeynep’e daha çok yakınlaşacak. İntikam için çıktığı bu yolculuk ikisinin de kaderini birbirine bağlayacak. İntikam ve aşk arasında yaşanacak büyük bir mücadeleye hazır mısınız?

Doğduğu toprakları Moğol işgali nedeniyle terk ederek Batı'ya doğru yola çıkan Sufi şair Rumi'nin asıl yolculuğu, yaratıcısıyla daha derin bir bağlantı kurarak hayattaki gerçek amacını öğrenme isteği ve kendini anlama felsefesi olacaktır.

15 Kasım 1979 gecesi sabaha karşı, Haydarpaşa açıklarında gerçekleşen patlama sonrası, boğaz kıyılarındaki evler hasar görürken, Selimiye mahallesindeki insanların hayatlarını kökten değiştirecek çarklar bu patlamayla beraber dönmeye başlar.

Giderek yoğunlaşan bir şekilde yabancı istihbarat servislerinin operasyonlarına maruz kalan ülkemizde, Ankara'daki SİHA fabrikasına bir terör saldırısı düzenlenir. Saldırının yabancı istihbarat servisleri organizasyonu ile gerçekleştirildiği tespit edilir. Bu saldırıların üzerine MİT içinde çok gizli bir ekip kurulur. Bu ekip ülkesi için hayatlarından vazgeçerek saldırıların arkasındaki güçleri tespit edecek ve olağanüstü yöntemlerle ortadan kaldıracaktır.

Ramo dizisi haksızlığa başkaldıran Ramo'nun, iki aile arasındaki çatışmanın ve bu çatışmanın arasında yeşerecek büyük bir aşkın hikayesini anlatıyor.

Mehmetçik Kutlu Zafer dizisi, Birinci Cihan Harbi’ne hazırlanan Osmanlı devletinde, tek hayalleri devletin yeniden dirilişi ve kurtuluşu olan, gönlünde vatan sevdasından başka bir şey bulunmayan Mehmet ve arkadaşlarının destansı hikâyesini konu alıyor.

Emekli bir adliye memuru olan Agâh Beyoğlu, İstanbul’un en kalabalık ve hareketli semti Beyoğlu’nda yalnız ve münzevi bir yaşam sürdürmektedir. Kızı yurtdışında yaşamakta, eşi ise yıllar önce vefat etmiştir. Agâh’ın bu tekdüze yaşantısı, kendisine konan Alzheimer Başlangıcı teşhisiyle altüst olur. Hastalığından ötürü er geç bütün anılarını unutacaktır. Bu gerçek karşısında başta bocalasa da Agâh, unutmanın bir fırsat olduğunu fark eder. Yıllardır planladığı ancak sürekli ertelediği bir cinayeti işlemek için bir fırsat! Nasıl olsa işleyeceği bu suçu gelecekte hatırlamayacak, hatırlamayacağı için de vicdan azabı çekmeyecektir.

Çanakkale'de kara savaşlarının başladığı ilk gün olan 25 Nisan sabahı, Binbaşı Mahmut Sabri komutasındaki 1050 kişilik Mehmetçik kendisinden katbekat üstün düşman birliklerine karşı 32 saat hiçbir yardım ve destek almadan direndi Seddülbahir’de. Ve düşmanın ilerlemesini durdurdu. İşte “Seddülbahir 32 saat” bu kahramanların hikayesini anlatıyor.

Buyur Bi’de Burdan bak Alper’inden, Giray’ına , Kerem’inden Dilşah’ına, Özgün’ünden Aydın’ına, Doğan ve Bilal’i ile mevzulara "Buyur Bi’de Burdan Bak" demeye devam ediyor. Ceyda Düvenci’nin sunumu ile sezon arası transfer döneminde kadrosuna kattığı iki sürpriz ünlü isimle birlikte oyunlar oynayarak, kötü şaka yapana ceza zarfı gazabını yaşatacak.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

“O; Güneşi bayrak, göğü çadır eyleyip kısraklarını uçsuz bucaksız ovalara sürdü. Yağız yeri titretip, mavi göğü deldi. Pusatlarını yar eyleyip, ordularını gür kıldı. Daha çok denize, daha çok toprağa ilahi muştuyu taşıdı. Dünyanın iki hükümdara dar geldiğine inandı. Ve dünyayı bir hükümdara yar kıldı. Süleyman Şah oğlu Ertuğrul ümitlerin tükendiği bir çağda dirilişin adı oldu. ”Diriliş “Ertuğrul” , dünyanın kaderini belirleyen adamın hikayesi.

Zamanın durduğu şehir Mardin'den sıcak bir aile hikayesi geliyor. Masalsı şehrin efsane telkaricisi Sami Usta'nın çırakları Recep Dostum (Erol Aksoy) ile Bayram Kadim'in (Arif Erkin) çocukluktan süre gelen çekişmeleri kendileri birer usta olduktan sonra da artarak devam edip, işin içine Kadim ve Dostum ailelerinin evlere şenlik bireyleri de girince ortaya izlemeye doyamayacağınız bir komedi çıkıyor.

Ali Kemal-Cansu çifti geçmişte sevgili olmayı beceremedikleri için bugün de ayrılığı bir türlü kıvıramayan, sakarlıklarıyla sürekli birbirlerinin ayağına dolanan iki kentli gençtir. Her ikisi de ayrıldıktan sonraki ilişkilerinde aradıklarını bulamamışlardır, bu yüzden zihinlerinin bir köşesinde hâlâ birbirlerine dair umutlarını taze tutmaktadırlar. Dört yıl sonra tekrar karşılaştıklarında zaman, birlikte geçirdikleri zamanın küllerini eşelerler.

90’lı yıllarda Yeşilova isimli bir Ege kasabasında yaşayan sıcak, samimi insanların hikayesini anlatır Yeşil Deniz. Belediye hoparlöründen 24 saat anons yapılan, herkesin herkesi tanıdığı ve hakkında dedikodu yapacak kadar malumata sahip olduğu bir yerdir Yeşilova. Kasaba halkı Yeşil Deniz adını verdikleri tarlalarda çalışırken tek eğlence kaynakları kasabanın radyosu olan Ova Fm ve Radyocu İsmail’in yaptığı istek programıdır. Bu kasabada eğer bir kişi birine istek yollarsa o kişinin de karşı tarafa yollaması şarttır. Yoksa elalemin içine çıkacak yüzü kalmaz. Tabii ki bu istekler ücrete tabidir… İstek programı halkın eğlencesi olmasının yanı sıra kasabada hiç eksik olmayan aşk hikayelerinin de en büyük romantizm kaynağıdır. “Yeşil Deniz” Yeşilova halkı için yalnızca tarlanın adı değil, hayatın adıdır aslında…

Halaskar ailesinin kapısı bir gece çalınır. Polisler içeri dalar ve Ali Halaskar'ın (İlker Aksum) eşi Melek Halaskar'ı (Tuba Büyüküstün) cinayete teşebbüsten tutuklarlar. Ali hiçbir şey yapamaz. Her şey çok hızlı gelişir. Bugüne kadar bir faturayı bile yatırmayı becerememiş tarih öğretmeni Ali, karısının masumiyetini ispatlama peşinde bir yola çıkar. Yol çok uzundur fakat Ali'nin sadece 20 dakikası vardır.

1965 senesi, Adana… Çamaşırcı Ayşe Kadın’ın büyük kızı Nuran, çevresi tarafından sürekli güzelliği övülen ve artist namzeti olarak görülen fakir bir kızdır. Bir gün, ağabeyi İhsan tarafından yüklü bir başlık parası karşılığında Bedir Ağa’ya satılır. Nuran’ın tek kurtuluş ümidi, büyük bir aşkla sevdiği şoför Reşat’tır. Fakat evlilik hayalleri kurduğu Reşat’ın onu patronunun karısıyla aldattığını öğrenince İstanbul’a kaçıp, hep ona söylenen, arada sırada kendisinin de hayalini kurduğu şeyi yapmaya; yani bir sinema yıldızı olmaya karar verir. Adana kökenli bir rejisör olan Kenan Yılmazer, İstanbul’da Nuran’ın elinden tutarak ona bir şans verir ve şöhret basamaklarına ilk adımını atmasını sağlar. Ancak ne Reşat ne de ağabeyi İhsan, Nuran’ın peşini bırakmayacaktır.

Ailesinin rızası olmadan tüm zorlukları göze alıp, kaçarak evlenen Filiz, İstanbul'a geldiğinde onu büyük bir sürpriz beklemektedir. Kocasının 8 erkek kardeşi ve evlere şenlik bir kayınvalide. Ailesiyle tüm iplerini koparan Filiz'in, bu futbol takımından bozma ailede yaşamayı öğrenmesi, kayınvalidesi Mehpare Hanım'la geçinmesi ve kocası Bahri ile de dengeleri koruyabilmesi gerekmektedir.

Hikâye Karayip açıklarında lüks bir Cruise gemisinde başlar. 45 yaşına kadar hayatta hiç sorumluluk almamış, kız kardeşi ve eniştesini trafik kazasında kaybetmesinin ardından 3 yeğenine bakmak zorunda kalmasıyla yerleşik bir hayata geçen Adanalı Samim, yıllar sonra Adana'da terk edip gittiği nişanlısıyla aynı mahallede, hatta karşısındaki evde oturmaya başlar. Samim'in gemiden arkadaşı Ali ise onunla tanıştıktan sonra bütün hayatını planladığını düşünür. Ama hayat siz plan yaparken başınıza gelen şeymiş. Ali günlerce kendini terk eden Ahsen'in izini sürer. Sonunda İstanbul'a geldiğini öğrenir ve onun bulabilmek için İstanbul'a gelir. İstanbul'da tanıdığı tek bir kişi vardır: Samim! Bir yandan âşık olduğu Seyhan, bir yandan peşini bırakmayan ilk aşk Ahsen! Ali iki aşk arasında bildiği her şeyi unutur. Bu kadar kesişen yollar arasında hayat kavga gürültü, neşe eğlence son hız devam etmekte. Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.

Memed dağlarda dolaşmak, silah tutmak yerine, okumak isteyen bir çocuktur. Ama babası Mamo Ağa, onu zorla alıp dağlara götürerek, gece dağ başında sürünün yanında yalnız bırakarak, korktuğu şeylerle inadına yüzleştirerek bir savaşçı gibi yetiştirmeye çalışır. Mamo Ağa bir sabah Memed'i dağda, sürüsünün başında, gece vurduğu kurdun yanında bulur. Memed kara bir yılana da karşı galip gelir. Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır. Hemen orada gururla ona yeni adını verir: “Senin adın artık Karayılan!” Dizide esas olarak, eline silah almamaya, savaşmamaya, sadece çobanlık yapmaya karar vermiş Memed'in, haksızlığa ve zulme dayanamayarak yeniden eline silahını almasının, çevresinde Kuvâ-yı Milliye hareketi oluşturarak Karayılan adını kahramanlaştırmasının hikâyesi anlatılmaktadır.

Gaziantep'in ünlü baklavacısı Kahraman Usta'nın kızı Nazlı Ankara'da üniversite eğitimini bitirmiş memleketine dönmüştür. Çok sevgili kızlarının dönüşünü hasretle bekleyen aile çok mutludur. Ama Nazlı'yı bir sürpriz beklemektedir. Kahraman Usta, kızının evliliği için ortağı Ökkeş Usta'nın oğlu Kadir'e söz vermiştir. Nazlı buna şiddetle karşı çıkar. Ökkeş ve Kadir'in kendisini istemeye geldikleri gün evden kaçan Nazlı, Bodrum'a gider. Nazlı burada bir otelde iş bulur ve çalışmaya başlar. Ailesi her yerde Nazlı'yı aramaktadır. Bu sırada Nazlı Bodrum'da yakışıklı, yabancı bir gençle tanışır. Nazlı bu gencin İngiliz olduğunu zannetmektedir. Oysa ki bu genç, ailesi İstanbul'dan Atina'ya göç etmiş Niko adında bir Yunandır.

Kısırköy'ün iki aşireti Kısıroğulları ile Çamuroğulları arasında yıllardır kan davası sürmektedir. Sonunda barış imzalamaya ve iki aileden doğacak çocukları beşik kertmesi yaparak kan davasını sonuçlandırmaya karar verirler. Şehmuz Ağa'nın oğlu Ferdi ile Emin Ağa'nın kızı Tekgül'ün beşik kertmeleri kıyılır. Emin Ağa ailesiyle birlikte gurbetçi olarak Almanya'ya gider. Aradan yıllar geçer ve nüfusu çok azalan Kısırköy'ün tek ve son umudu Ferdi büyür. Ancak Emin Ağa ile kızı Tekgül'ün izi bir daha bulunamaz. Bu sırada Kısırköy'den uzakta İstanbul'un en güzel semtinde yaşamakta olan Türkiye'nin bir numaralı süperstarı Elmas Mağden film oyunculuğundan TV dizilerine tiyatrodan resme, spordan heykeltıraşlığa sanatın ve sporun her dalına yüzeysel vuruşlar yaparak her geçen gün zirveye tırmanmaktadır. Bir televizyon programı sırasında Elmas Mağden'in Kısırköy'deki Ferdi'nin beşik kertmesi Tekgül olduğu ortaya çıkar.

Beraber yaşayan üç yakın erkek arkadaş ve onların tamamen zıttı üç kız arkadaşın yolları bir kafede kesişir. Bu altı kişi birbirlerine aşık oluverirler.

Bir ailenin sahiplendiği maymun (Çarli), zaman içerisinde yeteneği ve başarısı, evin birçok şeyini yapmasına yardımcı olmayı başarmıştır. Çarli kısa sürede evdeki bireylerin evlatlık çocuğu oldu. 1998-1999 yıllarında final yapan Çarli dizisinin devamıdır.

Talat Sanal'a Amerika'da vefat eden amcası (Recep Albert) tarafından emanet edilen maymun Çarli'nin Türkiye'deki hikâyesi.