İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Orta Asya'nın çetin bozkırlarında Gök Kağanı Alpagu Han'ın yetim bıraktığı dillere destan savaşçı dağ kızı Akkız'la, yine Gök Sarayı'nda Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasındaki destansı aşkı; bu iki garip kuşun sevdalarını kılıç, yüreklerini kalkan yaparak imkânsızı başarmalarını konu alıyor. Dönem dizisi olarak karşımıza çıkan "Destan" ilk olarak "Akkız Destanı" olarak açıklanmıştı. Ardında Destan ismiyle ekranlara geleceği söylenen dizi, geçmişe doğru uzanan bir hikâyeyi konu ediniyor. Türkler'in İslamiyet'i kabul etmesinden önce 8. yüzyılda geçen bir hikâye Destan'ın ana konusunu oluşturmaktadır. Gök Kağanı Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı savaşçı dağ kızı Akkız ile yine Gök Kağanı Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasında geçen hikâyede; zaman içerisinde bu ikilinin aralarında oluşan aşkla imkânsızı nasıl başardıklarını gözler önüne serecek.

Eylül 16’sında bir kız. Bir gecekonduda annesi Mesude, kız kardeşi Büşra ve üvey babası Kemal’le birlikte yaşıyor. Eylül, Kemal’in tacizine uğruyor. Durumu annesine anlatıyor. Annesi düşünüp taşınıp bir çözüm buluyor, Eylül’ü yetimhaneye teslim ediyor. Annesi tarafından yetimhaneye bırakılan Eylül’ü yetimhanenin müdür yardımcısı Feride avutmaya çalışıyor. O geceden itibaren Eylül’ün yetimhane günleri başlar.

Ayşe Kulin'in Köprü isimli 2003'de bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Recep Yazıcıoğlu'nun yaşamından yola çıkılarak yazdığı romanının uyarlaması olan Köprü, idealist bir vali olan Fahri Yazıcı'nın hayatını anlatıyor.

Aynı üniversitede okuyan Ali ve Seher, bir münazara sırasında tanışır ve yolları kesişir. “Bir insanı suça iten toplum mudur, yoksa kendi seçimleri mi?” sorusu, onların hem düşünsel hem de duygusal bir bağ kurmasını sağlar. İkili, zalimlere karşı omuz omuza verdikleri mücadeleyle İstanbul’un suç dünyasını altüst eder.

"Kara Ağaç Destanı"nda; 1950 ve 1970’li yıllarda Anadolu’nun kadim topraklarında iyiliğin yanında kötülüğün, varlığın dünyası ile yokluğun gerçeği yan yana anlatılırken heyecan, hüzün ve sevda kalplere dokunacak.

Orta Asya'nın çetin bozkırlarında Gök Kağanı Alpagu Han'ın yetim bıraktığı dillere destan savaşçı dağ kızı Akkız'la, yine Gök Sarayı'nda Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasındaki destansı aşkı; bu iki garip kuşun sevdalarını kılıç, yüreklerini kalkan yaparak imkânsızı başarmalarını konu alıyor. Dönem dizisi olarak karşımıza çıkan "Destan" ilk olarak "Akkız Destanı" olarak açıklanmıştı. Ardında Destan ismiyle ekranlara geleceği söylenen dizi, geçmişe doğru uzanan bir hikâyeyi konu ediniyor. Türkler'in İslamiyet'i kabul etmesinden önce 8. yüzyılda geçen bir hikâye Destan'ın ana konusunu oluşturmaktadır. Gök Kağanı Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı savaşçı dağ kızı Akkız ile yine Gök Kağanı Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasında geçen hikâyede; zaman içerisinde bu ikilinin aralarında oluşan aşkla imkânsızı nasıl başardıklarını gözler önüne serecek.

Her Türk evladı asker doğar. Bazıları hem asker, hem kahraman… Bu milletin, bu ülkenin bekası için gece gündüz çalışırlar. Yeri gelir ölüme bile kafa tutarlar. Biz onlara “Kahraman” deriz. Onlar bize haykırarak cevap verir: Vatan sağ olsun!

Eylül 16’sında bir kız. Bir gecekonduda annesi Mesude, kız kardeşi Büşra ve üvey babası Kemal’le birlikte yaşıyor. Eylül, Kemal’in tacizine uğruyor. Durumu annesine anlatıyor. Annesi düşünüp taşınıp bir çözüm buluyor, Eylül’ü yetimhaneye teslim ediyor. Annesi tarafından yetimhaneye bırakılan Eylül’ü yetimhanenin müdür yardımcısı Feride avutmaya çalışıyor. O geceden itibaren Eylül’ün yetimhane günleri başlar.

Prof. Dr. Veysel Tuncay, İstanbul’da kâr amacı gütmeyen bir özel hastanenin sahibidir. Hastane, borçları yüzünden zor durumdayken, doktorların bir kısmı istifa eder. Tüm ömrünü hastalarına adamış bir insan olarak, yıllarca emek verdiği hastanesinin kapanmasına gönlü razı olmayan Veysel Bey; hastaneyi kurtaracak bir ekip kurmaya karar verir. Türkiye’nin farklı yerlerinden bir araya gelen beş doktor ve beş farklı hayat vardır artık. Dertleri, aşkları, başarıları ve hırsları onları ne kadar farklılaştırsa da; hepsinin tek gayesi vardır aslında, o da: "hayat kurtarmak!"


Bir insanın kaderi, belki de bir ulusun kaderini değiştirir... Ustura Kemal'in hikayesi, Mütarekenin, yokluk yıllarının, yorgun ama gururlu İstanbul'un, bir milletin kurtuluş mücadelesini ekranlara yansıtıyor.İşgale karşı omuz omuza, birlikte dayanışma içerisinde yaşayan azınlıkların, Osmanlı topraklarında kardeşçe yaşayan her milletten insanın hikayesini, İstanbul'un ara sokaklarında yaşayan insanların sımsıcak dostluklarını, aşklarını izlerken geçmişi çok büyük bir özlemle anacak.

Sahip oldukları paranın, dolayısıyla sahip oldukları gücün sınırı yok. Hikayenin ana temaları; masumiyet, büyümek, sırlar ve popüler olmak, sevilmek ve hayatta kalmak için söylemek zorunda olduğumuz yalanlar.

Polat Alemdar, kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirip Türkiye'deki mafyanın tepesinde bulunan Kurtlar Konseyi'ni çökertmiş ve Türkiye'deki mafya yapılanmasının sonunu getirmiştir. Bu görevi layığıyla yerine getirdikten sonra Kamu Güvenliği Teşkilatı'nın (KGT) başına geçer ve devlet adına önemli operasyonlarda bulunmak için harekete geçer. Ancak yeni misyonu daha derin ve tehlikelidir.

Ayşe Kulin'in Köprü isimli 2003'de bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Recep Yazıcıoğlu'nun yaşamından yola çıkılarak yazdığı romanının uyarlaması olan Köprü, idealist bir vali olan Fahri Yazıcı'nın hayatını anlatıyor.