İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

İpek Leyla Tuzcuoğlu,11 Kasım 1971, İzmir, Türk oyuncu. İpek Tuzcuoğlu, 11 Kasım 1971 tarihinde İzmir'de doğmuştur. Üç yaşından itibaren 10 yıl boyunca İzmir'de Aynur Ressamoğlu Bale Stüdyosu'na gitti. Küçükken balerin olmak isteyen İpek Tuzcuoğlu, 16 yaşında İzmir Devlet Tiyatrosu'nda "Boy Friend" adlı müzikalde dansçı kadrosuna alındı. İzmir Karşıyaka Lisesinden mezun oldu. Ardından da Ankara Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümünü bitirdi. F.G Lorca'nın "Kanlı Düğün" (Gelin), D.Durin / H.Prevost'un "Çamaşırhane" (Rossine) oyunlarında görev alarak 1994-1995 yılında mezun oldu. Ankara Devlet Tiyatrosu'nun o yıl açtığı, "Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu" bünyesinde "Sevimli Palyaçolar" adlı oyunda bir yıl görev yaptı. TRT'nin yapmış olduğu çeşitli dramalarda rol aldı. 1995 yılında İstanbul'a geldi. Sinema filmleri, televizyon dizileri, reklam oyunculuğu ve program sunuculuğu yaptı.

Hayatı boyunca anne ilgisi ve sevgisinden mahrum kalan Seniha, abisi Halit’e karşı derin bir kıskançlık duygusuyla büyür. Çünkü güzellik takıntısı olan annesine göre Seniha, çirkin ördek yavrusudur. Soylu ve zengin ailesine hiç yakışmıyordur. Abisi Halit ise tam tersi. O her anlamda annesinin gurur kaynağıdır. Halit, en iyi okullarda okuyup, ailenin tüm olanaklarını kullanır çünkü. Ülkenin hem en başarılı avukatı olur hem de en çapkın bekârı… Seniha ise yaşadığı derin değersizlik duygusuyla battıkça batar. Okulunu bitirememiş, hiç evlenmemiş ve neredeyse kendi evinde hizmetçi konumuna gelmiştir. Abisinin deyimiyle “Bayan Hiç Kimse” olmuştur artık…

Kapadokya'nın ileri gelen ailelerinden Gülsoylar, büyük oğulları Ateş'in Amerika'dan dönüşüyle bir araya gelirler. Babasını küçük yaşta trafik kazasında kaybeden Ateş, dedesi Ömer'in ezici otoritesine boyun eğmeyerek evden ayrılmış, uzun yıllar sonra annesi Gülfem'in isteği üzerine erkek kardeşleri Yaman ve Okan ile beraber dedesinden aile şirketlerini devralıp büyütmek üzere evine geri dönmüştür. Ateş, Yaman ve Okan için artık birlik olmak vaktidir.

Tövbeler Olsun dizisinde; başarılı ama “pinti” bir mücevher imalatçısı olan Horanta Holding’in patronu Namzet Horanta’nın, pintilikten cömertliğe giden büyük değişimi; bu değişimin "hatme çiçeğim" diye sevdiği ve seslendiği karısı Latife, kızı Nazmiye, oğulları Sinan ve Buğra’yı nasıl etkilediği; bu değişim sayesinde, eski ortağı ve en büyük düşmanı olan Osman ile hayat çizgilerinin kesişmesine dair kimi düşündüren, daha çok da güldüren birbirinden ilginç olaylar zinciri yaşanacak.

Marangoz İbrahim, Taraklı kasabasının sevilen bir simasıdır. Dört kızı Aysu, Burcu, Tuba ve Gökçe, oğlu Arda ve babası Faik’le beraber hayatını sürdürmektedir. Arda’nın doğumunda karısını kaybettiğinden beri duldur. İbrahim’in dört kızının peşinden ise birbirinden hayta Oral, İsmail ve Fatih koşmaktadırlar. Kasabada sevilen bir ev lokantası işleten Nalan ise çocukluğundan beri İbrahim’e karşılıksız aşk beslemektedir. Tek amacı İbrahim’le evlenmektir. İbrahim’in Nalan ile evlenmesini istemeyen kızları, babalarının çocukluk aşkı, uzun zaman önce Taraklı’yı terk etmiş olan Alev’i Taraklı’ya çağırırlar. Alev beklenmedik bir biçimde ortaya çıkar. Gel gelelim, bu davet başlarına büyük dertler açacaktır. Belki de babalarını kaybedeceklerdir. Alev’in gelmesiyle İbrahim’e arabasıyla çarpması bir olur. Ortalık bir anda can pazarına döner. Acaba İbrahim yaşayacak mıdır? Bütün bu gariplikleri normale döndürmek vazifesi ise kasabalının Yalazacısı Santral ve yorgancı Settar Baba’ya düşer.

Salih isimli bir yufkacı eşini kaybettikten sonra üç çocuğuna hem babalık hem annelik hem de “hayat koçluğu” yapmak zorunda kalmıştır. Evinde çocuklarıyla ve kardeşiyle birlikte hayatını sürdürmektedir. Ev halkına daha sonra Ürgüp'ten gelen Ceylan da katılacaktır. Çocuklarının adı Emrecan, Egemen, Ece'dir. Ceylan, 11 yaşında Kapadokya kıyısındaki nehirde boğulmak üzere olan bir çocuğun hayatını kurtarır ve çocuk Ceylan'a 11 yıl sonra onunla evlenmek için Ulus Parkı'nda buluşacaklarına dair söz verir. Ceylan bu çocuğun evin en küçüğü Emrecan olduğunu düşünür ama aslında Emrecan'ın arkadaşı Rüzgar'dır. Rüzgar kendisini Ceylan'a Emrecan diye tanıtmıştır. Emrecan daha sonra Ceylan'a aşık olacak ve evlenme teklif edecektir. Egemen, bir doktor olmuştur. Çalıştığı hastanenin sahibinin kızı Aslı ile evlenir. Ece, özel bir şirkette başkanın yönetici asistanıdır. Şirketin sahibi Hasan Bey'in oğlu Haluk ile ilerleyen bölümlerde bir aşk yaşayacaklardır.

Meryem ve Ecevit ailelerinin tüm karşı çıkmalarına rağmen evlenirler. Ancak ikili kültürleri, sosyal statüleri konusunda son derece farklıdır. Aşkları haricinde birbirinden çok farklı olan Meryem ve Ecevit birkaç yıl içinde sudan bir sebeple kavga eder ve galip gelen inatları yüzünden boşanırlar. İkiz kızları olan çift mahkemenin, birini anneye, diğerini de babada kalmak üzere karar vermesi ile tamamen yollarını ayırır. İkisi de çocukları birbirine göstermemeye yemin ederler. Kızları, kendi kültürlerine ve fikirlerine göre yetiştirirken onlara büyük bir yalan söylerler. Ancak yıllar sonra ikiz kardeşlerin kaderi İstanbul'da birleşir ve birbirinden habersiz iki kız kardeş çarpışırlar. Yüzleri aynı ama yaşam tarzları taban tabana zıt kardeşler elele verir ve tüm gerçeklerinin yalana dönüştüğü o gün, bir karar verirler. Anne babalarına iyi bir ders verecek ve onları yeniden bir araya getireceklerdir.

Emniyet teşkilatının temel direği olan polis memurlarının, polis okuluna seçildikleri günden, polis memuru olarak göreve başlayacakları güne kadar aldıkları eğitimleri, yaşadıkları sorunları, polislik mesleğinin gerçeklerini ve tabii ki aşkları konu ediliyor.
Görsel yokSabri, eşi Mehtap ve kızı İnci'yle bir sitede villa satın alır. Villalar ikizdir, onlar taşınırken bitişik komşuları tatildedir. Komşularının oğlu Kutlu'yla tanışırlar ve onu çok severler. Yan komşularıyla çok iyi anlaşacaklarını düşünürken, önce Kutlu'nun annesi Asiye çıkagelir. Asiye Sabri'nin eski nişanlısıdır. Bu nişan meselesinden Sabri Mehtap'a hiç bahsetmemiştir. Asiye kendisini terkeden Sabri'yi hiçbir zaman affetmemiştir. Asiye'nin kocası ise Sabri'ye hayatının en büyük kazığını atıp kaçan, Sabri'nin eski ortağı ve baş düşmanı Osman'dır. İkiz villalarda iki düşman aile yaşamaya başlar. Sabri evi kredi borcuna girerek aldığı için taşınması imkansızdır. Osman'ın ise gitmeye hiç niyeti yoktur. İki aile birbirleriyle sürekli çatışarak komik hallere düşerler. O güne kadar huzur içinde yaşayan site halkı bile onların kavgalarına istemeden dahil olur. Aralarındaki sorunlar yetmezmiş gibi çocukları Kutlu ve İnci birbirine aşık olunca işler iyice karışacaktır.

31 Aralık 2011'den sonra Türkiye'nin resmi olarak AB üyesi olacağını Egemen Bağış duyurur. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne geçişindeki olaylar İstanbul'da bir apartman olan Avrupa Avrupa Apartmanı'nın sakinlerinin üzerindeki etkileri ile gösterilir. Koparan ailesi ve Beceren ailesi arasındaki atışmalar genellikle ön planda yer alır. Koparan ailesinin kızı Gül ile Beceren ailesinin Brüksel'den yeni gelen oğulları Can'ın birbirine aşık olması, bu durumu saklamak için yaptıkları ise dizinin konularındandır. Dizinin diğer bir konusu ise Mahir ve Ferdi'nin iş ortakları oldukları halde Gülbahar ve Nermin'in aralarındaki kavgadan dolayı bunu onlara söyleyememesidir.

Dürüye ve Zühtü 25 yıl önce köyde evlenmiştir. Fakat Zühtü gerdek gecesinin sabahında Almanya'ya işçi olarak gitmiştir. Bundan sonra da köye dönüşü 2 senede bir olmuş ve sadece birer hafta Dürüye'nin yanında kalarak Almanya'ya geri dönmüştür. Gerdek gecesi de dahil her gelişinde bir de kız çocuğu olan Zühtü'den, son 15 yıldır tek bir haber bile gelmemektedir. 25 yıllık evlilikte sadece 25 gün evli kalmak Dürüye'nin canına tak eder ve Zühtü'den habersiz ondan boşanır. Sütçülük yaparak geçinen Dürüye, gözü gibi baktığı dört kızına "güğümlerim" diye seslenir. Genç kızların tek derdi ise gönüllerinde yatan aşklardır. Bir de köyde Dürüye'ye yıllardır vurgun olan Duran Ağa vardır. Dürüye'nin Zühtü'den boşanmasına en çok da o sevinir. Fakat Zühtü bir gün, her şeyden habersiz yanında bir erkek çocuk ile çıkıp köye geri gelir.

Mahşer-Nabucco'nun Zehri, 2007-2008 yılları arasında atv'de yayınlanan ve Türkiye'nin ilk gerçek zamanlı televizyon dizisidir. Başrollerini Mahir Günşiray, İpek Tuzcuoğlu, Ahmet Uz, İstemi Betil, Ali Başar, Nesligül Deniz Çaltıl ve Şahnaz Çakıralp'in paylaştıkları dizidir. Dizi, 4. bölümü ile sona erdi.

Yılmaz siyasi bir mahkumun oğlu olarak hapishanede dünyaya gelir ve ilk çocukluk yılları kadınlar koğuşunda geçer. On bir yaşına geldiğinde koğuşta çıkan bir çatışma esnasında annesinin ölümüne neden olan bir gardiyanı öldürür. Bu olaydan sonra Yılmaz için uzun hapishane yılları başlayacaktır; önce ıslahevine, orda işlediği bazı suçlar nedeni ile de hapishaneye yollanır. Yılmaz’ın kişiliği tutukluluk hayatının zor koşullarında biçimlenir; öyle ki gerektiğinde acımasız bir yırtıcıya dönüşerek düşmanını yok eder. Bu özelliğinden dolayı hapishanede “Köpek” olarak anılan Yılmaz karanlık işler çeviren Reşat tarafından hapishaneden kaçırılır. Reşat’ın niyeti Yılmaz’ı kullanarak teşkilatın bir numaralı adamı olan Davut’u ortadan kaldırarak onun yerine geçmektir. Bu zemini hazırlayabilmek için teşkilatın diğer üyelerini de içine alan entrikalar çevirir. Yeraltı dünyasında “Köpek” olarak anılan Yılmaz, bozulan yeniden oluşumunda önemli rol oynayacaktır.

Bahar İstanbullu bürokrat bir ailenin kızıdır. New York'taki sanat eğitimini tamamlarken Seymen ile tanışır. Birbirlerine âşık olan çift evlenmek üzere Kapadokya'ya giderler. Seymen ise Kapadokya'nın gelişmiş, aynı zamanda da geleneklerine bağlı köklü bir ailesinin varisidir. Asmalı Konak denilen büyük bir konakta ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Bahar, gelin geldiği yöreye ve Seymen'in yöredeki saygınlığına hayran kalır.
Görsel yokBabası arasında daimi sorunlar bulunan bulunan Feride, hayatı genç bir kızdan çok, bir delikanlı gibi yaşamaktadır. Küçük mahallerinde her türlü sorunla başa çıkmaya çalışan Feride'nin başı beladan kurtulmaz. Üvey abisinin Feride'ye olan aşkı ise, gün geçtikçe büyümektedir.