İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

15 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olan Işıl Yücesoy, 1969 yılında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nde sanat hayatına atıldı. Daha sonra 1975 yılında şarkıcı olarak sahneye çıkmaya başladı. Aynı yıl ilk 45’liği Çalamazsın Mutluluğu basıldı. 1978 yılında kendi firması Orient Plak’ı kuran sanatçı, birçok gece kulübü ve gazinoda sahneye çıktı. Dört adet plağı basılan Yücesoy, 1981'den sonra film ve dizilerde rol almaya başladı. İlk dizisi Atilla İlhan’ın yazdığı "Dokuz Sütuna Sekiz Manşet"tir. TRT’de yayınlanan bu dizide sanatçı, doktor rolünü canlandırdı. Işıl Yücesoy, 80’li yıllarda TRT'de "Arkası Yarın" programı için 15’e yakın radyo tiyatrosu yazdı. İstanbul Radyosu ve Ankara Radyosu’nda yayınlanan bu oyunlarda oynadı. Işıl Yücesoy, 16 yıl Eyüboğlu Koleji'nde drama eğitmenliği yaptı. Önemli tiyatro sanatçılarının jüri üyesi olarak katıldığı Tiyatro Festivali’nde yetenekli gençleri keşfetti, çeşitli üniversitelerde sanatın çeşitli dallarını seçen öğrenciler yetiştirdi. Üvey Baba, Çemberimde Gül Oya ve Kara Para Aşk adlı dizilerle büyük bir hayran kitlesi edinen Işıl Yücesoy, yönetmenliğini Çağan Irmak'ın yaptığı 2014 yapımı Unutursam Fısılda adlı sinema filminde 'Hanife' karakterini canlandırdı. Işıl Yücesoy'un Tanju Cılızoğlu ile olan evliliğinden Meneviş adında bir kızı vardır. Işıl Yücesoy, Ossi Müzik'ten çıkan Çocuk Diskosu adlı albümde "Fış Fış Kayıkçı" adlı şarkıyı seslendirmiştir. 35 yıl aradan sonra 15 Temmuz 2016'da Zamansız adlı yeni albümünü çıkartan Işıl Yücesoy, bu albümde Çağan Irmak, Yeşim Salkım, Cenk Eren gibi ünlü isimlerle düet yapmıştır. Işıl Yücesoy; sinema, dizi, tiyatro ve müzik çalışmalarını birlikte yürütmektedir. Müzik öğretmeni olan babası Selahattin Yücesoy, Giriftzen Asım Bey'in oğludur. Tiyatro oyuncusu Muazzez Kurtoğlu halası ve oyuncu Cem Kurtoğlu kuzenidir.

Para ve hırs yüzünden hızla kirlenen dünyada, suçlularla giriştiği amansız mücadelelerde büyük başarılar kazanan Ömer Komiser, kız arkadaşı Sibel'le nişanlanmak için İstanbul'a gelir. Roma'da yaşayan Elif ise doğum gününde ailesiyle birlikte olmak için İstanbul'a gelir. Ömer ile Elif aynı gece ölüm acısı yaşarlar. Ömer'in kız arkadaşı ve Elif'in babası cinayete kurban giderler. İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar. Gergin ve önyargılı bir tanışmanın ardından peşlerine düştükleri her ipucu yollarını kesiştirir. Ömer, Sibel'in katilini bulmaya, ona atılan iftiraları temizlemeye kararlıdır. Elif ise ömrünün en zor anlarını yaşarken, babasının göründüğünün aksine karanlık bir hayatı olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Bu Elif'in yüzünde patlayan ne ilk ne de son tokat olacaktır. Elif, ailesi için tehlikelerle dolu, karanlık yolda kaybolmak üzeredir.

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.

Sağlık lisesinden yeni mezun olup, kasabanın sağlık ocağında hemşireliğe adım atan Hanife ve aykırı kız kardeşi Hatice, küçük ve kendi halinde, muhafazakar bir kasabada yaşamaktadırlar. Hanife ne kadar çekingen ve içine kapanıksa, Hatice bir o kadar haylaz, laf dinlemez ve başına buyruktur. Edebiyata meraklı Hanife kimselere göstermeden bir şiir defteri tutarken, Hatice çevresindeki herkesi unutacak kadar şarkı söylemeye tutkundur. Bir gün yeni atanan kaymakamın oğlu Tarık kasaba merkezine gelir ve iki kız kardeşin hayatı o günden sonra tamamen değişir.

Ali, geçirdiği bir kaza sonucu hafızasını kaybeder. Çevresindeki herkes, kendilerini Ali'nin kafa karışıklığı ile gelen bir karmaşanın içinde bulurlar. Elden ele dolaşan, sahibini arayan değerli bir yüzük, uzak bir hırsızlık hikâyesi ve yalan bir polis soruşturması da işin içine girince İstanbul'da bir mahalle halkı entrikalarla başbaşa kalır.

Sumru, yıllar önce doğurduğu ikizlerini geride bırakarak Kapadokya’nın en varlıklı insanlarından Samet Şansalan’la yeni bir hayat ve aile kurmuştur. Yıllar boyunca annelerinin kimliğinden habersiz büyüyen Nuh ve Melek ise en acı günlerinde bu gerçekle yüz yüze kalırlar. Yılların öfkesiyle birlikte yaşadıkları yerden ayrılıp her şeyi geride bırakarak Kapadokya’ya gelirler. Samet Şansalan’ın ilk evliliğinden olan büyük oğlu Cihan ailesini ziyarete gelir. Bunun kısa süreli bir ziyaret olacağını düşünse de kendisini, babasının ve halası Hikmet’in planlarının ortasında bulur. Hikmet’in kızı Sevilay’sa bu planda kendisine düşen rolden hiç hoşlanmamıştır. Cihan’ın Kapadokya’da kalma ihtimali onu kıskanan üvey kardeşi Esat dahil pek çok kişinin canını sıkar. Anneleriyle yüzleşmeye gelen Nuh ve Melek’in yolları beklenmedik bir şekilde Cihan ve Sevilay ile kesişir. Fakat ikizler asıl sürprizi anneleri Sumru ile yüzleştikleri an yaşayacaklardır.

Köklü ve güçlü bir aileden gelen Cezayir Türk, devleti için çalışan ve bir sabotaja kurban giden ağabeyinin intikamını alır. Devletin bekası ve ailesinin güvenliği için öldü gösterilerek yeni bir hayata başlar. Cezayir Türk, yurtdışında devam eden operasyonlarda bir yaralanma sonucu sınır tanımayan doktorlardan Firuze ile tanışır. Her ne kadar eşini ve ailesini özlese de onlara bir daha dönemeyeceğini bilmektedir. Firuze'ye aşık olup yeniden bir aile kuran Cezayir, bir süre sonra deşifre olur ve tekrardan hayata, İstanbul'a dönmek zorunda kalır. Fakat bu gelişmelerden ne yeni ailesinin ne de yıllardır onu özleyen ve mezarında dua eden ailesinin haberi vardır. Emanet ederek geride bıraktığı İstanbul ise bambaşka bir İstanbul olarak karşısına çıkacaktır.

Ahşap işleri yapan sıradan bir marangoz olan Ferhat’ın dünyası, hiç ummadığı bir anda aşka, zengin ve karanlık bir dünyaya bağlanır. Küçük atölyesinden Kapalı Çarşı’nın tarihi dükkanlarına adım atan Ferhat’ın yolu Karalı Köşk’üne çıkar.

Ali, otuzlu yaşlarında zengin bir ailenin oğludur. Ahmet adında bir adamı öldürdüğü için uzun yıllar hapis yatmıştır. Hapishanenin son yıllarında mektuplaştığı Mavi ile tahliye olduğu gün tanışır ve ikili hemen evlenmeye karar verir. Mavi'nin hapishanede onca insan içinde mektuplaşmak için kendisini seçmesi tesadüf değildir. Mavi, yıllar önce ölen Ahmet'in kardeşidir. Amacı bu olaydan sonra hayatlarının kâbusa dönmesine neden olan adamı bulup evlendikleri gece öldürmektir; ancak bilmediği bir gerçek vardır. Asıl katil, Ali'nin abisi Cemal'dir. Ali, Cemal'in karısı ve çocukları olduğu için suçu üstüne alarak yıllarca onun yerine hapis yatmıştır. Aslında Ali, nikah işlemleri sırasında Mavi'nin kimliğini görüp her şeyi anlamış; ancak aşkı için susmuştur. Düğün gecesi ise Mavi, Ali'yi bıçaklar. Ali ufak bir yarayla kurtulur ve birlikte yaşamak şartıyla Mavi'den şikâyetçi olmaz. Mavi her ne kadar karşı çıkmaya çalışsa da, ikili arasında imkansız bir aşk başlar.

Para ve hırs yüzünden hızla kirlenen dünyada, suçlularla giriştiği amansız mücadelelerde büyük başarılar kazanan Ömer Komiser, kız arkadaşı Sibel'le nişanlanmak için İstanbul'a gelir. Roma'da yaşayan Elif ise doğum gününde ailesiyle birlikte olmak için İstanbul'a gelir. Ömer ile Elif aynı gece ölüm acısı yaşarlar. Ömer'in kız arkadaşı ve Elif'in babası cinayete kurban giderler. İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar. Gergin ve önyargılı bir tanışmanın ardından peşlerine düştükleri her ipucu yollarını kesiştirir. Ömer, Sibel'in katilini bulmaya, ona atılan iftiraları temizlemeye kararlıdır. Elif ise ömrünün en zor anlarını yaşarken, babasının göründüğünün aksine karanlık bir hayatı olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Bu Elif'in yüzünde patlayan ne ilk ne de son tokat olacaktır. Elif, ailesi için tehlikelerle dolu, karanlık yolda kaybolmak üzeredir.

Dizinin konusu 1. sezonda Ürgüp'te, Hancıoğlu Konağı'nda geçer. 2 kız kardeş olan Havva ve Toprak'ın bölgenin en zengini Yusuf Hancıoğlu'na olan aşklarını ve onu elde etmek isteyen Havva'nın entrikalarını konu alır. Dizide yaşanan ayrılıklar dolayısıyla senaryoda sürekli değişikliler olmuştur.

Goncakaranfil mutlulukları, içimizi burkan hüzünleri, herkesin başına gelebilecek dramları, kendine çeken büyüsüyle bir mahalle masalıdır. Fakir yaşamları ama bir o kadar da büyük hayalleri olan insanlar yaşar bu mahallede. Mahallenin ortasında hepsinin gönülden bağlı olduğu Temür Baba türbesi dimdik durur. Türbenin ucundaki koskoca arsa ise yıllardır mahallenin en büyük derdidir. Arsanın tapusuna tüm mahalle ortaktır ve senelerdir burayı paylaşamazlar. Hepsinin büyük umutları, köşeyi dönmek için başka başka planları vardır arsa üzerinde. Kimisi "otopark" kimisi "alışveriş merkezi" der. Ama kimse yetinmez payına düşenle. Hepsinin hayatta yapmak istediği şeyler, en önemlisi de kelimelere sığmayan koca koca hayalleri vardır. Ancak onlar hayallerini gerçekleştirme isteğinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerdir. Çünkü onlara göre hayali olmayanın hayatı da yoktur.

Ayla (Özge Özberk), kızı Eylül ve kocası Sertaç (Sinan Tuzcu) ile mutlu bir hayat yaşamaktadır. Eşinin kendisini kapı komşusu ile aldattığını fark etmesiyle büyük bir şok yaşar. Bu psikoloji altındayken, her şeyden kaçmak ister. Ege'de küçük bir kasabada yaşayan akrabalarının sünnet düğünü için onu kasabaya çağırması, aradığı fırsattır. Ayla, kızıyla beraber akrabalarının yanına gider. Ama oradaki yaşam ve akrabaları, yıllar önce bıraktığı gibi değildir. Orada öğreneceği çok şey ve yaşayacağı çok zorluk ve yanında mutluluk vardır.

Ömer zengin bir holding şirketinin tek varisi, uçarı kaçar ve çapkın bir delikanlıdır. Babası Haşmet Bey ise oğlunu adam etme umuduyla, her fırsatta onu işe bağlamaya çalışır. Bir arazi meselesini çözmek için beraber Kaz Dağları'na iş gezisine giderler. Ömer için bu seyahat, çapkınlıklarına skor ekleyeceği bir tatildir. Fakat bu sefer hiç ummadığı biçimde sert bir kayaya çarpar. Her kadını tavlayabileceğini sanan Ömer, zor koşullarda hayat mücadelesi vermiş olan Ayşe'yi bir türlü baştan çıkartamaz; çıkartamadıkça da azmi artar. Kendisine yüz vermeyen bu sıradan kızı tavlamak uğruna arkadaşlarıyla büyük bir bahse giren Ömer, kumar masasının ciddiyetini Adatepe köyünde nikah masasına oturduğu anda fark eder. Kaçmak işe yaramaz, artık Ayşe ile evlidir! Ömer kimseyi üzmeden bu işten paçayı sıyırarak, İstanbul'a kaçma planları yapar.
Görsel yokŞafak ve Rüya birbirine deliler gibi âşık iki avukattır. Şafak'ın ortağı olduğu hukuk bürosunda çalışan Rüya'nın babası ağır ceza hâkimi Adil Güven Öztürk, Ankara'da emeklilik için gün sayar. Adil bey son davasına girer ve İstanbul'a dönmek için hazırlıklara başlar. Onu çocukları Semih, Rüya ve Cenk, gelinleri Özlem, İdil ve kız kardeşi İhya, hem tatlı hem de gergin bir telaş içinde beklemektedir. Ailenin küçük oğlu Cenk'in canı kadar sevdiği bir eşi ve bir de küçük kızı vardır ama Cenk'in kötü bir alışkanlığı bu güzel ilişkiye gölge düşürür. Ankara'dan sevgiyle uğurlanan Adil Bey, trende eski düşmanı Gaffar'ın soluğunu ensesinde hisseder. Şafak Rüya'nın ailesiyle tanışmak için geldiği yemekte büyük bir şok yaşar. Çocuklarının düzgün birer hayat yaşadığını düşünen Adil beyi İstanbul'da hangi sorunlar bekliyor? Cenk'in kendisini terk eden eşi İdil'den son isteği ne? Gözünü kin bürüyen Gaffar intikamını alabilecek mi? Şafak'ı hangi acı tesadüf bekliyor?

Tatlı bir ilkbahar sabahına uyanmakta olan Dila Hanım’ın çiftlik evi bütün heybetiyle koca çiftliğin ortasında yıllara meydan okurcasına durmaktadır. Nice sırlara, acılara, mutlu mutsuz yaşamlara şahitlik etmiş evin önündeki siyah cip evin hanımını beklemektedir. Dila hanım askerdeki en küçük oğlu Kerem'i ziyarete gidecektir. Bu ziyarette Mercan Kanlıca’nın kızı Ceylan’da kendisine eşlik edecektir. Zira Kerem ve Ceylan birbirlerine tutku ile aşıktırlar ve aralarında sözlüdürler ancak bu aşktan Ceylan’ın ailesinin haberi yoktur. Dila hanım oğlunun bu sürprizden mutlu olacağını düşündüğünden bir bahaneyle Mercan Kanlıca’dan izin koparmıştır.

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.

Utanmaz Adam, 1998 yılında atv'de yayınlanan Oğuz Aral'ın Utanmaz Adam adlı çizgi roman karakterinden uyarlanan komedi türündeki Türk televizyon dizisidir. İlk başlarda 13 bölüm olarak düşünülen dizi 6 bölümde bitmiştir. Dizinin müziği ise Orhan Gencebay'a ait "Hatasız Kul Olmaz" adlı şarkıdır. "Yıldız" rolü için ilk Yıldız Tilbe düşünülmüş ancak sonradan rolü Bennu Yıldırımlar canlandırmıştır.

Kemalettin Tuğcu'nun Üvey Baba adlı romanından TV'ye uyarlanan dram türündeki dizisidir.Üvey bir baba büyük bir mirası olan küçük kız ve bu mirasın üzerine konmak için kızını öldürmeye karar veren fakat bunu hiçbir zaman başaramayan bir alkolik bir babanın öyküsü.

6 bölümlük dizide üç hikâye yer alıyor. İlk bölüm Kefenin Cebi'nde ilaç karaborsası konu ediliyor. İkinci bölüm, Köstebeğin Gözleri. Bu bölüm mafyayı işliyor. İpin İnceldiği Yer adını taşıyan son bölümde ise, Türkiye'de pazar ele geçirebilmek için birbirleriyle mücadele eden iki uluslararası şirket ele alınıyor.