İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

15 filminden 5'i İzlenir çıktı
Sir John Vincent Hurt, 22 Ocak 1940 tarihinde İngiltere'nin Derbyshire bölgesinde, bir din adamının oğlu olarak dünyaya geldi. Sanata olan tutkusu genç yaşlarda resimle başlasa da, ailesinin teşvikiyle oyunculuğa yöneldi ve Londra'daki prestijli Kraliyet Dramatik Sanatlar Akademisi'ne (RADA) burslu olarak kabul edildi. 1962'de profesyonel kariyerine adım atan Hurt, ilk büyük çıkışını 1966 yapımı, altı Oscar ödüllü "Her Devrin Adamı" (A Man for All Seasons) filminde canlandırdığı Richard Rich karakteriyle yaptı. 1970'li yıllar, Hurt'ün kariyerinde unutulmaz ve ikonik rollerle dolu bir dönem oldu. 1975'te, "The Naked Civil Servant" adlı televizyon filminde canlandırdığı eşcinsel ikon Quentin Crisp rolüyle İngiltere'de büyük bir sansasyon yarattı ve bir anda ülkenin en tanınan aktörlerinden biri haline geldi. Uluslararası şöhretini ise iki önemli filmle pekiştirdi: Alan Parker'ın yönettiği "Geceyarısı Ekspresi" (Midnight Express) (1978) filmindeki performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında ilk Oscar adaylığını kazandı. Bir yıl sonra, Ridley Scott'ın bilimkurgu klasiği "Yaratık" (Alien) (1979) filminde, sinema tarihinin en şok edici ve ünlü sahnelerinden birine imza atarak hafızalara kazındı. 1980 yılında David Lynch'in yönettiği "Fil Adam" (The Elephant Man) filminde, ağır bir deformasyona sahip John Merrick'i canlandırdığı rolle kariyerinin zirvesine ulaştı. Yoğun protez makyajın altında sergilediği dokunaklı ve insancıl performans, ona En İyi Erkek Oyuncu dalında ikinci bir Oscar adaylığı getirdi. Aynı on yıl içinde Michael Radford'un distopik klasiği "1984"te (Nineteen Eighty-Four) başrol Winston Smith'i canlandırarak bir başka unutulmaz performansa daha imza attı. Kendine özgü, hüzünlü ve etkileyici sesi, kariyeri boyunca en belirgin özelliklerinden biri oldu ve sayısız belgesel ile filmde dış ses olarak yer aldı. Kariyerinin sonraki dönemlerinde de üretkenliğini sürdüren John Hurt, yeni nesil izleyicilerle büyük bütçeli fantastik filmler aracılığıyla buluştu. "Harry Potter" serisinde gizemli asa yapımcısı Mr. Ollivander'ı, Guillermo del Toro'nun "Hellboy" serisinde ise Profesör Trevor Bruttenholm'u canlandırdı. Ayrıca, popüler bilimkurgu dizisi "Doctor Who"nun 50. yıl özel bölümünde canlandırdığı "Savaş Doktoru" (War Doctor) karakteriyle de büyük beğeni topladı. Sanata yaptığı olağanüstü katkılardan dolayı 2015 yılında Kraliçe II. Elizabeth tarafından "Sir" unvanına layık görülen efsanevi aktör, 25 Ocak 2017'de, 77. doğum gününden üç gün sonra, pankreas kanseriyle uzun süren mücadelesinin ardından hayatını kaybetti. Geride bıraktığı 200'den fazla rolle, sinema tarihinin en çok yönlü, cesur ve saygıdeğer oyuncularından biri olarak anılmaktadır.

Görevini tamamlayarak Dünya'ya dönmeye hazırlanan kargo gemisi Nostromo'nun beş erkek, iki kadın ve bir kediden oluşan mürettebatı özel kabinlerinde uykudadır. Bilgisayarların çevredeki bir gezegende yabancı bir yaşam türü tespit etmeleri üzerine uyandırılırlar. Yasalar, akıllı olabilecek her canlının araştırılmasını emretmektedir. Dallas, Lambert ve Kane'den oluşan ekip, gezegene gittiğinde terk edilmiş bir uzay gemisiyle karşılaşır. Buldukları yumurta benzeri organizmaları incelerken, bir tanesi kırılır ve yengeç benzeri bir yaratık Kane'in yüzüne yapışır. Ekip gemiye döndüğünde Ripley, Kane'i içeri almakta tereddüt eder. Karantina kuralları çok açıktır. Fakat mürettebat, arkadaşlarını kurtarmak için bu sorumluluğu alır.

Lord Voldemort'un ruhunun parçalarının bir kısmını bulup yok eden Harry, Ron ve Hermione, Dumbledore'un verdiği görevi tamamlamak için arayışlarını sürdürürlerken Ölüm Yiyenler'le bir ölüm kalım savaşına çıkacaklardır. Voldemort artık iyice güçlenmiş olsa da, hem Lord'dan kaçmak hem de Ölüm Yiyenler'i etkisiz hale getirip Hortkuluklar'ı da yok etmek zorunda kalacak ekip, Ölüm Yadigârları'nın sırrına erişmek için ellerinden geleni yapacaklardır.Serinin en görkemli savaşı başlamaktadır, artık hiçbir şey ve hiçbir yer güvenli değildir. Sona yaklaşılmıştır. İki tarafın da tüm güçlerini ortaya serecekleri bu savaşta Harry Potter da geçmişiyle ilgili pek çok şeyi öğreneceği kadar, en büyük fedakarlığı da yapmak zorundadır.

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

Harry Potter, muggle (büyücü yada cadı olmayan insanlar) amcası ve halasıyla sıradan ve zorluklarla dolu bir hayatı yaşarken, yılanlarla konuşabildiğinin, kızgınlık öfkesi sırasında eşyaları hareket ettirebildiğinin farkına varacaktır. Hogwarts Büyücülük ve Cadılık Okulu'ndan kabul edildiğini belirten mektup ise hayatının sıradanlığını değiştirecektir. Artık o bir büyücü adayıdır.

Hikaye gezegendeki neredeyse tüm insanları öldüren küresel ısınmayı durdurmak için yapılan başarısız bir deney nedeniyle gerçekleşen buz çağında geçiyor. Hayatta kalan insanlar Snowpiercer isimli bir trende yaşamaktadır. Bu insanlar aynı zamanda trende uygulanan sınıf sistemiyle de mücadele etmektedir. Filmle ilgili gayet açıklayıcı bilgiler verilmiş. Filmin arkasında Koreli senarist/yönetmen Bong Joon-ho bulunuyor. Bong son iki filmi Mother ve The Host’ta ne kadar yetenekli olduğunu gösterdi. İlk İngilizce dilindeki filmi olacak Snowpiercer için seçtiği oyuncu kadrosu da harika görünüyor: Chris Evans, Song Kangho, Tilda Swinton, Jamie Bell, Octavia Spencer, Ewen Bremner, Alison Pill, John Hurt ve Ed Harris...

Çok bilinmeyen, genelde yeraltı camiasının tanıdığı bir müzisyen olan Adam, yaşadığı toplumun ve insanlığın aldığı halden dolayı depresif ve çok mutsuz haldedir. Onu hayata bağlayan Eve adındaki sevgilisi ile olan aşkları ise yüzyıllardır sürmektedir; zira Adam ve Eve aşkları hiç tükenmeyen iki vampirdir. Fakat bu ölümsüz ve uzun soluklu aşk Eve’in küçük kız kardeşi Ava tarafından sekteye uğrayacaktır.

Lord Voldemort'un ruhunun parçalarının bir kısmını bulup yok eden Harry, Ron ve Hermione, Dumbledore'un verdiği görevi tamamlamak için arayışlarını sürdürürlerken Ölüm Yiyenler'le bir ölüm kalım savaşına çıkacaklardır. Voldemort artık iyice güçlenmiş olsa da, hem Lord'dan kaçmak hem de Ölüm Yiyenler'i etkisiz hale getirip Hortkuluklar'ı da yok etmek zorunda kalacak ekip, Ölüm Yadigârları'nın sırrına erişmek için ellerinden geleni yapacaklardır.Serinin en görkemli savaşı başlamaktadır, artık hiçbir şey ve hiçbir yer güvenli değildir. Sona yaklaşılmıştır. İki tarafın da tüm güçlerini ortaya serecekleri bu savaşta Harry Potter da geçmişiyle ilgili pek çok şeyi öğreneceği kadar, en büyük fedakarlığı da yapmak zorundadır.

Birimin başındaki isim olan Control’ün sağ koluyken, görevden uzaklaştırılan İngiliz casusu George Smiley (Gary Oldman), hükumet tarafından gizlice tekrar kiralanır. Zira, İngiliz Gizli İstihbarat Servisi Sirk’in içinde Sovyetler Birliği için çalışan ’köstebek’ bir ajan olduğu şüphesi tüm örgütü sarmıştır... Smiley şimdi gözden çıkartılan kafatası avcılarını himayesine alma pahasına Budapşte’den İstanbul’a uzanan bir ihanet hikayesini çözerek itibarını geri kazanmaya çalışacaktır...

Indy ve yakın dostu Mac, uzaklardaki bir hava meydanında Sovyet ajanlarıyla sıcak temastan güç belâ kurtulmayı başarmışlardır. Şehir dışına çıkan Indiana, genç Mutt ile tanışır. Mutt’a yardım ettiği takdirde büyü, batıl inanç ve korkunun efsanevi objesi olarak tanınan Akator’un Kristal Kafatası’nı ele geçirebilecektir.

“Manderlay”, Amerika’nın güneyinde, ıssız topraklarda bulunan bir çiftliğin tuhaf öyküsünü anlatıyor. Grace ve babası, 1933 yılında yerleşecek uygun bir yer bulmak üzere Dogville kasabasından, güneye doğru yola çıkarlar. Tesadüfen Alabama eyaletinde yolları Manderlay adında bir çiftlik köyüne düşer. Grace, kapısı zincirli bu köyün içinde, kölelik neredeyse bir asır önce kaldırılmamış gibi yaşayan beyaz sahipler ve zenci kölelerle karşılaşır. Babası, başkalarının işine karışmamasını tavsiye etse de Grace, kendi gibilerin elinde eziyet çeken kölelere bir vicdan borcu olduğunu düşünür ve bu kasabayı er veya geç özgürleştirmek için çiftlikte kalmaya karar verir.

30'ların Amerika'sında Rock dağlarında bir kasabadayız. Peşindeki gangsterlerden kaçan güzeller güzeli Grace, bir kasabaya sığınmak zorunda kalır. Kadına acıyan kasaba halkı, başlangıçta iyi niyetlerle kadına sahip çıkar ve arasına alır. Fakat kadının konumunun kendileri açısından da bir tehlike arz etmesiyle aralarındaki ilişki farklı boyutlar kazanmaya başlayacaktır. Grace, kasabalının öteki yüzünü görmeye başlar ve çaresiz bir şekilde kendini kurban olarak bulur.

Harry Potter, muggle (büyücü yada cadı olmayan insanlar) amcası ve halasıyla sıradan ve zorluklarla dolu bir hayatı yaşarken, yılanlarla konuşabildiğinin, kızgınlık öfkesi sırasında eşyaları hareket ettirebildiğinin farkına varacaktır. Hogwarts Büyücülük ve Cadılık Okulu'ndan kabul edildiğini belirten mektup ise hayatının sıradanlığını değiştirecektir. Artık o bir büyücü adayıdır.

Disney'in çok sevilen bu klasiği sayesinde, aie, dostluk ve çocukluğun ebedi büyüsünü tekrar keşfedin. Sevimli kaplan Tigger, ormanda tek kaplan olmanın yalnızlık olduğuna karar verir. Birbirinden harika yeni dostlar edinir. Fakat ormanın derinliklerinde başka kaplanlarında olması geriktiğini düşünür ve bu merakı onu ormanın derinliklerinde gizemlerle ve sürprizlerle dolu bir yolculuğa sürükler. Ama Tigger ne kadar aradıysa da kaplan arkadaşlarını bulamaz. Sonuçta, kaplan arkadaşlarını bulmak üzere soğuk bir kış gecesi ormanda gözden kaybolur. Hayvan dostları duruma el koyarak geniş kapsamlı bir arama ekibi oluşturur ve Tigger'i aramaya koyulur. Kaplan Tigger, sunduğu muhteşem eğlence ile kalplerinize işleyecek.

1800'lü yıllarda hayatta önemli bir şeye sahip olmayan ve son derece sıradan bir yaşam süren William Blake isimli bir genç, farklı bir deneyim yaşamak adına yaşadığı toprakları terk edip, bilmediği bir yerde yeni bir hayata atılmaya karar verir. Çıktığı yolculuk ise onu hem fiziksel hem de ruhsal anlamda değiştirecek bir deneyimin başlangıcı olacaktır. Son derece kötü bir anında karşılaştığı 'Hiç Kimse' adındaki Amerikan yerlisi, Blake'in aynı isimdeki, ölmüş bir şair olan William Blake olduğuna inanır. 'Hiç Kimse' ile birlikte atılacağı bu yolculuk, William Blake'in sıradışı bir şekilde bambaşka bir insana dönüşmesine neden olur.

Bu ihtiraslı ve gerilim dolu hikayede Rob Roy 18. yüzyılın İskoç kahramanı Robert Roy McGregor'in (Liam Nelson- Schindler's List) hayatını anlatır. Nefes kesici güzelliğine karşın kabile hayatının acı gerçeklerine, Rob Roy ve karısı Mary (Jessica Lange-Cape Fear) kendi şereflerini korumak için vahşiliğe ve hainliğe karşı destansı bir savaş açarlar. 18. yüzyılın İskoçyası'nda geçen bu film doğa güzellikleriyle dolu sahneleriyle de sizi etkileyecek...

Kara Kazan da hayal gücü, sihir ve eğlence bir arada. Gizemli Kara Kazan'ın gücünü serbest bırakan kişi yenilmez olacak! Korkunç Boynuzlu Kral bunun için her şeyi yapabilir, ama beklenmedik bir rakibi var: Taran isimli, kahramanlıklar yapmayı hayal eden genç bir domuz bakıcısı. Cesur Prenses Eilonwy, Flüvdir Flen adlı bir halk şairi ve geleceği görebilen bir domuz olan Hen Wen’den oluşan uyumsuz ekibiyle yola koyulan Taran, Kara Kazan'ın kötülüklerini sonsuza dek engellemeyi amaçlar. Bunu yapabilecek cesareti var mıdır?

Distopik bir evrende geçen film 3. Dünya Savaşı'nın henüz sonlandığı dünyamızda geçer. Dünyanın en büyük devleti olan Okyanusya, günümüz Londra'sının yerine kurulmuştur. Okyanusya deyim yerindeyse tam bir korku imparatorluğudur. Bu ülkede yaşayayan herkes, yönetim diktesinin buyurduğu her şeye harfi harfine uymak zorundadır. Bu evrende ne kitap okumak serbesttir ne de aşık olmak... Hükümetin haberleşme ve sansür işlerinin yürütüldüğü bakanlıkta çılan Winston Smith, diğer çalışanlar gibi görevi gereğince halkı farklı yalanlarla uyutmak ve sahte gerçeklikler yaratmak zorundadır. Ancak Okyanusya'ya ait her şeyin kocaman bir yalandan ibaret olduğunu öğrendiği an vatanseverliğini ve hayatını üzerine kurduğu bu sahte dünyayı sorgulamaya başlar.

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

Görevini tamamlayarak Dünya'ya dönmeye hazırlanan kargo gemisi Nostromo'nun beş erkek, iki kadın ve bir kediden oluşan mürettebatı özel kabinlerinde uykudadır. Bilgisayarların çevredeki bir gezegende yabancı bir yaşam türü tespit etmeleri üzerine uyandırılırlar. Yasalar, akıllı olabilecek her canlının araştırılmasını emretmektedir. Dallas, Lambert ve Kane'den oluşan ekip, gezegene gittiğinde terk edilmiş bir uzay gemisiyle karşılaşır. Buldukları yumurta benzeri organizmaları incelerken, bir tanesi kırılır ve yengeç benzeri bir yaratık Kane'in yüzüne yapışır. Ekip gemiye döndüğünde Ripley, Kane'i içeri almakta tereddüt eder. Karantina kuralları çok açıktır. Fakat mürettebat, arkadaşlarını kurtarmak için bu sorumluluğu alır.