İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

5 filminden 1'i İzlenir çıktı
Josh O'Connor, 20 Mayıs 1990 tarihinde Southampton, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. Sanatla iç içe bir ailede, heykeltıraş bir dedenin torunu olarak Cheltenham'da büyüyen O'Connor, oyunculuk eğitimini prestijli Bristol Old Vic Tiyatro Okulu'nda tamamladı ve 2011 yılında mezun oldu. Profesyonel kariyerine televizyonda "Lewis", "Doctor Who" ve "Peaky Blinders" gibi popüler yapımlarda aldığı konuk oyuncu rolleriyle adım attı. Sinemadaki ilk kayda değer deneyimlerinden birini ise "The Riot Club" (2014) filmiyle yaşadı. Onu ilk kez geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturan ve yeteneğini kanıtlamasını sağlayan proje, ünlü yazar Gerald Durrell'ın otobiyografik eserlerinden uyarlanan "The Durrells" (2016-2019) dizisindeki yazar Lawrence Durrell rolü oldu. Ancak O'Connor'ın kariyerindeki asıl büyük kırılma noktası ve onu bağımsız sinemanın aranan yüzlerinden biri yapan yapım, Francis Lee'nin yönettiği "God's Own Country" (2017) filmiydi. Bu filmde canlandırdığı, duygusal olarak içine kapanık ve zorlu bir hayat süren çiftçi Johnny Saxby karakteri, eleştirmenlerden tam not aldı ve ona En İyi Erkek Oyuncu dalında İngiliz Bağımsız Film Ödülü'nü (BIFA) kazandırdı. Bu başarı, onun derinlikli ve karmaşık karakterleri canlandırma konusundaki ustalığını gözler önüne serdi. Josh O'Connor'ı küresel bir yıldız statüsüne taşıyan ve ana akım medyada büyük yankı uyandıran rolü ise Netflix'in fenomen dizisi "The Crown" oldu. Dizinin 3. ve 4. sezonlarında (2019-2020) Galler Prensi Charles karakterine hayat veren aktör, karakterin yalnızlığını, kraliyet baskısı altındaki sıkışmışlığını ve Diana ile olan çalkantılı ilişkisini büyük bir hassasiyetle yansıttı. Bu unutulmaz performansı, kendisine Drama Dizisinde En İyi Erkek Oyuncu dalında Primetime Emmy Ödülü ve Altın Küre Ödülü kazandırdı. "The Crown" sonrası dönemde kariyerini uluslararası projelerle zenginleştiren O'Connor, "Emma." (2020) filminde Mr. Elton ve "Mothering Sunday" (2021) filminde Paul Sheringham gibi karakterlerle dönem filmlerindeki başarısını sürdürdü. İtalyan yönetmen Alice Rohrwacher'in "La Chimera" (2023) filminde, kayıp aşkını arayan arkeolog Arthur karakteriyle başrolde yer alarak Cannes Film Festivali'nde övgü topladı. 2024 yılında ise Luca Guadagnino'nun yönettiği, tenis dünyasında geçen rekabet dolu romantik drama "Challengers" filminde Zendaya ve Mike Faist ile başrolü paylaşarak Patrick Zweig karakterini canlandırdı ve çok yönlü oyunculuğunu bir kez daha kanıtladı. Oyunculuğun yanı sıra sanatın diğer dallarıyla da yakından ilgilenen O'Connor, tutkulu bir seramik sanatçısı ve fotoğrafçıdır.

Evrende yalnız olmadığımızı öğrenseydin, korkar mıydın? Steven Spielberg'in "İfşa Günü" (Disclosure Day) filmi, hükümet adına çalışan bir siber güvenlik uzmanının, insanlığın 80 yıldır uzaylıları gizlice alıkoyduğunu kanıtlayan gizli dosyaları çalmasıyla başlayan küresel bir kaosu anlatıyor. Karakterin bu kozmik sırrı telepatik güçleri olan bir sunucu aracılığıyla dünyaya sızdırması, Üçüncü Dünya Savaşı'nın eşiğindeki insanlığı inançsal ve toplumsal bir yıkımla yüzleştiriyor. Film, bu devasa sızıntının ardından yaşanan tehlikeli takibi ve insanlığın bu büyük gerçeğe hazır olup olmadığını sorgulayan sürükleyici bir komplo gerilimini konu alıyor.

Dedektif Benoit Blanc karanlık bir geçmişi olan küçük kasaba kilisesinde işlenen ve imkânsız bir suçun kusursuz bir örneği olan cinayeti araştırmak için genç bir rahiple birlik olur.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Vogue dergisinin beğenilen bir savaş muhabiri olan manken fotoğrafçı Elizabeth 'Lee' Miller'ın hikayesi.

Yaşadığı sakatlığın sonrasında tenisi bırakmak zorunda kalan Tashi, kendisini bir aşk üçgeninin içerisinde bulur.

Zeki, zengin ve bekar Emma Woodhouse hayatından son derece memnundur ve evliliğe veya kimsenin aşkına ihtiyaç duymaz. Hayatta en sevdiği şey ise başkalarının aşk hayatlarına burnunu sokmaktır. Yakın arkadaşı Bay Knightley’nin tüm uyarılarını görmezden gelerek vesayeti aldıktaki Harriet Smith’e uygun bir eş ayarlamaya kalkınca, özenle yaptığı planlar ortaya çıkar ve hiç beklemediği sonuçlarla karşı karşıya kalır. Jane Austen'in 1815 yılında okuyucuyla ilk kez buluşan kitabı Emma, bir çöpçatan hikayesi olarak biliniyor. Ancak terzinin kendi söküğünü dikemediği gibi Emma Woodhouse'un da aşk hayatı son derece karmaşık bir hal alıyor.