İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Kadir Çermik, 21 Temmuz 1977 yılında Van’da dünyaya gelmiştir. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndan mezun olmuştur. Birçok dizi ve sinema filminde seslendirme çalışmaları yapan Kadir Çermik ilk oyunculuk deneyimini 1999 yılında Yılan Hikayesi dizisi ile yaşamıştır. 2008 yılında 15. Uluslararası Altın Koza Film Festivali'nde "Made in Europe" filminde ki rolü ile En İyi Erkek Oyuncu ödülünü, 2016 yılında ise 27. Ankara Film Festivali'nde "Sarmaşık" filminde ki rolü ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştır.

Babasının ani ölümüyle tahta çıkan Sultan Ahmed kendini başka bir dünyada bulur; savaşlar, entrikalar, devlet yönetimi... Ama bir gün bir tablo görmesiyle hayatına bir kadın girer: Kösem Sultan. İlk başlarda tahtın ağırlığında ezilse de yavaş yavaş işlerin farkına varacaktır. Kösem Sultan ise saraya gelmesiyle birlikte artık kendisine bekleyen hayatın ilk adımını atacaktır. O da işlerin farkına vardıktan sonra kendini saray entrikalarında ve taht kavgalarında bulacaktır. Eşinin ani ölümünden sonra zorlu bir hayat onu beklemektedir. İki çocuğunun ve torununun saltanatlarını görecek, Osmanlı İmparatorluğu'nun en kudretli valide sultanı olacak, deyim yerindeyse devleti o idare edecektir. Ne yazık ki en sonunda da kendisi saray entrikalarına kurban gidecektir.

Sinan (Aydın Doğu Demirkol) oldum olası edebiyatla ilgili bir genç adamdır ve yazar olmak istemektedir. Anadolu'da doğduğu köye dönen genç adam kitabını bastıracak parayı bulmak için tüm enerjisini harcamaya başlar ancak babasının geçmişten kalan borçları başına dert olacaktır.

Bir armatör iflas eder ve o sırada seferde olan gemisindek mürettebat gemide mahsur kalır. Zira deniz hukuku gereği gemide kalmak zorundadırlar ve hiçbir yere kıpırdayamazlar. 5 gemici ve bir de kaptandan oluşan mürettebat bu huzursuz bekleyişte hiyerarşik güç mücadelesine girecektir.

Genç bir kadın İstanbul'da ortadan kaybolunca bıkkın bir yazar, iyi bir hikâye yakalama umuduyla onu aramaya koyulur ama çok geçmeden büyük tehlikelerle karşı karşıya kalır.

Ülkenin en ünlü isimlerinden birinin eşini mutfak tezgahında kendisini en yakın arkadaşıyla aldatırken yakalamasıyla birlike olaylar gelişir.

Film, Sadık adında bir adam üzerinden, gerçekten iyi bir insan olmanın anlamı sorgulanıyor. Sadık, insan kaçakçıları ve katillerin dünyasında adalet arayan bir adamdır. Ancak bu süreçte o, iyilik ve kötülük arasındaki çizginin bulanıklaştığını fark eder.

Hayatta sahip olduğu her şeyi kaybettikten sonra artık kötü bir adam olmaya karar veren Sadık, bir köşkte işlenen tuhaf cinayeti çözmeye çalışır. Aksiyon dolu üçlemenin ikinci filmi.

Sinan (Aydın Doğu Demirkol) oldum olası edebiyatla ilgili bir genç adamdır ve yazar olmak istemektedir. Anadolu'da doğduğu köye dönen genç adam kitabını bastıracak parayı bulmak için tüm enerjisini harcamaya başlar ancak babasının geçmişten kalan borçları başına dert olacaktır.

İstanbul’un Cihangir semtinde yaşayan bir grup sanatçının zaten yeterince karmaşık olan ilişkileri, hayatlarına giren bir el kamerası nedeniyle iyice garip bir hal alır. Tüm kadınların âşık olduğu narsist bir yönetmen, birbirlerine kabloyla bağlı iki ev arkadaşı, aynı zamanda morg olan bir tiyatro sahnesi, ölüleri dirilten bir hemşire ve ekibin bazen sağ bazen sol, bazen de iki kolu olmayan torbacısı; Onur Ünlü’nün zaman ve mekânla oynadığı deneysel anlatısının kahramanlarıdır. Söz konusu kamera kimisi için iyi bir fırsatken kiminin sonunu getirecektir.

Bir armatör iflas eder ve o sırada seferde olan gemisindek mürettebat gemide mahsur kalır. Zira deniz hukuku gereği gemide kalmak zorundadırlar ve hiçbir yere kıpırdayamazlar. 5 gemici ve bir de kaptandan oluşan mürettebat bu huzursuz bekleyişte hiyerarşik güç mücadelesine girecektir.

Azil, raised in the rebellious waters of the Black Sea, is suddenly confronted with all the secrets of his past: he is the lost heir of the Maçari family, one of Turkey’s most powerful dynasties. Shaken by the death of the woman he knew as his mother, Azil steps into the dark world of Istanbul in search of the truth. Fate drags him into both a reckoning with his brother and an impossible love that burns his heart. In this world of intrigues and betrayals, Azil's test will be not only with power but also with conscience.

Zenginden çalıp fakire vermek… Hala bir halk kahramanlığı hikayesi mi yoksa hepimizin- en fakirimizin bile kahramanı artık paranın ta kendisi mi? Ferhan rüşvetçilerin, dolandırıcıların, hak edilmeden yapılan vurgunlarla zengin olan insanların parasını çalar ve bu parayla mahallesindeki yoksul gençlere el uzatır, onları okutup ailelerine yardım eder. Hiç beklenmedik bir ölüm onun bütün yaşamını sarsacaktır. Bu olay onu sadece idealleriyle değil aşkıyla da sınayacak, bu sınavı vermenin yollarını arayacaktır. Haksızlıklarla yalnızca Ferhan olarak savaşamayacağını anlayınca, Orhan kimliğine bürünür. Böylece Ferhan mahallesinde sevdiği ancak uzak durması gerektiği Müjde’nin babası ile mücadele ederken, avukat Orhan’ın da yolu mahalleyi ele geçirmeye çalışan ailenin varisi İpek ile kesişir. Hiçbir iyiliğin cezasız kalmadığı bir dünyada oyunu tersine çevirmek hala mümkün… Kopuk… çekirdek ailesinden daha fazlasına sahip çıkanların hikayesi…

Hayat neden Zeynep’in yüzüne gülmemiştir? Onun, yanında bakıcılık yaptığı insanlardan ne farkı vardır? O da rahat ve konforlu bir hayatı hak etmiyor mudur? Neden hayat ona gülmüyor, yalnızca zorluk çıkartıyordur? Bu soruları tam da doğum gününde sorarken, Zeynep’in karşısına hayatını değiştirebilecek bir fırsat çıkar. Zeynep, erkek arkadaşı Alp’in kiraladığı arabada bir çanta dolusu para bulunca Alp’le tartışınca, kaza yaparlar. Zeynep’in iki seçeneği vardır: Ya kalıp Alp’in hayatını kurtaracaktır ya da parayı alıp kaçıp kendi hayatını...

İstanbul’un en belalı mahallerinden Çukur’un kontrolü Koçova ailesinin elindedir. Koçovalıların Çukur’u yönetirken en önemli kuralları da uyuşturucuya asla izin vermemeleridir. Ancak gözünü bu mahalleye dikmiş ve bu yasağı kırmaya hazırlanan yeni bir grubun ortaya çıkması ile mevcut düzen bozulur.

Restoran işletmeciliği yapan Alper, hayatı boyunca sevdiklerinin ihanetine uğramış genç bir adamdır. Eşini trajik bir kaza sonucu kaybeden Alper, kendini dış dünyaya kapatmıştır. Bir gün karşısına Leyla çıkar ve hayatı hiç ummadığı şekilde değişir. Babasının gazabından kaçmak isterken, yanlış bir adamla, yanlış bir yola sürüklenen Leyla’nın bu ilişkiden bir çocuğu olur. Rüzgâr adını verdiği oğluyla hayata tutunmaya çalışan ve bu uğurda birçok zorlukla karşılaşan Leyla için hayat hiç de kolay değildir. Oğlunun güzel bir yaşantı sürmesi için çok iyi tanımadığı Haşmet ile evlenen biçare Leyla, evlendiği adamın hiç bilmediği karanlık yüzü ile karşılaşır. Haşmet azmi ve kararlılığı sayesinde zengin bir iş adamı olmuş ve sahip olduğu her şeyi yoktan var etmiştir. Güçlü durmayı bilen Haşmet’in hayattaki tek zaafı Leyla ve ona duyduğu derin aşktır. Leyla, Haşmet hakkındaki karanlık gerçekleri öğrendiğinde ondan kaçmaya çalışır. Bir rastlantı sonucu Leyla’nın yolu Alper ile kesişir. Artık bu ikili için aşk kapıdadır. Kendilerini planlamadıkları bir duygu selinin içinde bulan Alper ve Leyla birbirlerini buldukları kadar kolay kaybetmemeye kararlıdırlar. Leyla her şeyin yoluna girdiğini ve Haşmet’e izini kaybettirdiğini düşünürken onu bir anda karşısında bulur. Kâbus yeniden başlamıştır. İşte o anda Haşmet’ten kaçmanın sandığı kadar kolay olmayacağını anlar ama ona geri dönmesi de mümkün değildir çünkü gönlü Alper’dedir. Birbirlerine âşık iki insanın mücadelesine tanık olduğumuz hikâyede Haşmet, hem Leyla’nın hem de Alper’in yaşamlarının dönüm noktası olacaktır.

Eylül 16’sında bir kız. Bir gecekonduda annesi Mesude, kız kardeşi Büşra ve üvey babası Kemal’le birlikte yaşıyor. Eylül, Kemal’in tacizine uğruyor. Durumu annesine anlatıyor. Annesi düşünüp taşınıp bir çözüm buluyor, Eylül’ü yetimhaneye teslim ediyor. Annesi tarafından yetimhaneye bırakılan Eylül’ü yetimhanenin müdür yardımcısı Feride avutmaya çalışıyor. O geceden itibaren Eylül’ün yetimhane günleri başlar.

Babasının ani ölümüyle tahta çıkan Sultan Ahmed kendini başka bir dünyada bulur; savaşlar, entrikalar, devlet yönetimi... Ama bir gün bir tablo görmesiyle hayatına bir kadın girer: Kösem Sultan. İlk başlarda tahtın ağırlığında ezilse de yavaş yavaş işlerin farkına varacaktır. Kösem Sultan ise saraya gelmesiyle birlikte artık kendisine bekleyen hayatın ilk adımını atacaktır. O da işlerin farkına vardıktan sonra kendini saray entrikalarında ve taht kavgalarında bulacaktır. Eşinin ani ölümünden sonra zorlu bir hayat onu beklemektedir. İki çocuğunun ve torununun saltanatlarını görecek, Osmanlı İmparatorluğu'nun en kudretli valide sultanı olacak, deyim yerindeyse devleti o idare edecektir. Ne yazık ki en sonunda da kendisi saray entrikalarına kurban gidecektir.

Bazıları kahraman doğar, bazıları sonradan kahraman olur. Mahir her ikisi de... 1970'lerde Beyazıt'ta mutlu bir aile… Bir nişan günü her şey değişti. İşlemediği bir cinayet yüzünden Kara ailesinin babası, Nazif idam hükmü aldı. Mahir o gün vazgeçti kendinden, hayatından, sevdalarından, yarınlarından. Tek yolu vardı artık. Gerçek katili bulup, adaleti sağlamak ve babasını darağacından kurtarmak. Darağacına giden bu yolda önünde bir de imkansız bir aşk var.