İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

24 filminden 1'i İzlenir çıktı, 12 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Kayhan Yıldızoğlu (d. 26 Aralık 1936, İstanbul), Türk sinema ve dizi oyuncusudur. İlk filmini 1966 yılında çeviren Yıldızoğlu, Türk sinemasında genellikle rahip, doktor, komiser, yardımcı rollerde oynamıştır. Yıldızoğlu, 150'nin üstünde filmde rol almış, ayrıca televizyon dizilerinde oynamıştır. Kanal D'de yayınlanmış Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde Yüce Majeste lakaplı bir rolü canlandırdı.

Film, 35 yıl önce Cudi Dağları’nda yakalanan bir grup eşkıyanın hikayesini anlatır. Eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü hayatını kaybetmiştir, sadece Baran (Şener Şen) hayattadır. Baran, 35 yıllık mahkûmiyetinin ardından Viranşehir Cezaevi’nden çıkar ve doğduğu köyün artık baraj suları altında olduğunu öğrenir. Ceren Ana (Zübeyde Erden) ona geçmişte yaşananları anlatır. Baran, eski arkadaşı Berfo’nun (Kamran Usluer) ihaneti nedeniyle hapse düşmüştür. Berfo, Eşkıya’nın altınlarını çalarak çocukluk aşkı Keje’yi (Sermin Hürmeriç) babasından satın alıp İstanbul’a kaçmıştır. Baran, Keje’nin peşine düşerken Cumali (Uğur Yücel) adlı genç bir adamla karşılaşır. Bu iki insan, büyükşehir fırtınası içinde savrulmamak için birbirlerine sığınırlar. Ve şiddetin, ihanetin, tutkunun, sınırsız aşkların, nefretin kol kola girdiği bu dünyada ayakta kalmaya çalışırlar.

Biri spor foto muhabiri diğeri ise spor yazarı olan Rafet ile Saffet birbirinden ayrılmaz iki arkadaştırlar. Rafet gamsız, vurdumduymaz, dağınık ve çapkın; Saffet ise derli toplu, titiz, becerikli ve duygulu bir kişiliğe sahiptir. Bu iki arkadaşın hayatta birleştirdiği tek nokta vardır, ikisinin de karılarından ayrılıp aynı evde yaşamaya mecbur olmalarıdır.

İstanbul'da bir taksi durağı... Durağın sahibi eski usta şoförlerden Ramazan. Kulağı kesik, ağır, oturaklı ve babacan... Ve Artist Celal'den Şeker Kazım'a, Kenan'dan Ömer'e, Erdal'dan Ekrem'e ve durağın çaycısı Abuzer'e uzanan büyük bir taksici ailesi... Her birinin aileleri, bitmez tükenmez sorunları, çelişkileri, müşterileri ile...

Sarıkamış Çocukları filminde, 1915 yılında bir köyde yaşayan bir grup çocuğun cephede savaşmak için zorlu kış şartlarında yola çıkmaları hikâye ediliyor. 1915 yılında aynı köyde iki arkadaş olan Mehmet ve Yusuf babaları Sarıkamış'ta çeteciler tarafından öldürülür. İki çocuğun abisi ise Sarıkamış cephesinde savaştadır. Bir yolunu bulup ağabeylerinin yanına cepheye gitmeye kararlı olan Mehmet ve Yusuf yaşadıkları köyden bir grup askerin de cepheye gönderileceğini öğrenince bu kafileyle beraber yola çıkıp cepheye ulaşmaya karar verirler.

Gözünü para hırsı bürümüş bir otel sahibi olan Fahri Fırfır ve müdür Şehnaz Şıkır, ormanları yok ederek otellerini genişletmek istemektedir. Onlara meydan okuyan bir aile, yanlarında hiç beklemedikleri bir destek bulurlar: Boyo, Süslü, Kösteban, Köstepem ve Köstosun'dan oluşan köstebekler ekibi, ormanlarını korumak için ellerinden geleni yapacaklardır.

Leyla başından geçen bir ayrılık sonrası baba evine dönmüştür. Kalbi kırıktır ve çocukluğundan beri sorunlu bir ilişkileri olan babası Selim ile aralarındaki sorunları çözmeye çalışmaktadırlar.İskender ise küçük yaşlardan beri şanssız bir hayat yaşamış olan yetimhanede büyümüş ve hayatı boyunca hiç evim diyebileceği bir yere sahip olmamış bir adamdır. Beklenmedik bir şekilde karşılaşan bu ikili onları aradıklarını bulmalarını sağlayacak bir aşkın içine sürüklenir, Leyla yaralarını sararken , İskender’in evi Leyla olur fakat bu güzel hikayenin böyle sürmesine engel olacak olaylar peşlerini bırakmaz...

Film, 35 yıl önce Cudi Dağları’nda yakalanan bir grup eşkıyanın hikayesini anlatır. Eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü hayatını kaybetmiştir, sadece Baran (Şener Şen) hayattadır. Baran, 35 yıllık mahkûmiyetinin ardından Viranşehir Cezaevi’nden çıkar ve doğduğu köyün artık baraj suları altında olduğunu öğrenir. Ceren Ana (Zübeyde Erden) ona geçmişte yaşananları anlatır. Baran, eski arkadaşı Berfo’nun (Kamran Usluer) ihaneti nedeniyle hapse düşmüştür. Berfo, Eşkıya’nın altınlarını çalarak çocukluk aşkı Keje’yi (Sermin Hürmeriç) babasından satın alıp İstanbul’a kaçmıştır. Baran, Keje’nin peşine düşerken Cumali (Uğur Yücel) adlı genç bir adamla karşılaşır. Bu iki insan, büyükşehir fırtınası içinde savrulmamak için birbirlerine sığınırlar. Ve şiddetin, ihanetin, tutkunun, sınırsız aşkların, nefretin kol kola girdiği bu dünyada ayakta kalmaya çalışırlar.

Ragıp Elibol (Kemal Sunal) zengin ve cimri bir işadamıdır. Çocuklarının annesi Melek ile ayrılmış, Dürdane (Yasemin Yalçın) ile evlenmiştir. Oğlu Cengiz üniversitede okumakta, kızı Zeliha ise evde koca beklemektedir. Bir gün Ragıp’a arabalarıyla gezerken çarpar. Aslında yapmak istedikleri ve parasızlıktan yapamadıkları çok şeyleri olan dört genç bu olanağı onun sağlayabileceğini düşünerek Ragıp’ı kaçırırlar. Gizli bir örgüt olduklarını söyleyip fidye isterler. Karısı Dürdane polise haber verir, fidye karşılığı tehdit edildiğini anlatır. Bu fidye işine ailesi ve iş ortağı da dahil tanıdığı herkes sevinir. Hiç kimse de istenen fidyeye katılmaz. Ragıp kendisini kaçıranların sayesinde hiç seveni olmadığını öğrenmiştir. Gençler paradan ümidi kesince Ragıp’ı serbest bırakırlar.

Fatih Sultan Mehmet Mora kentinin başsız kaldığını öğrenir. Mora’da karışıklık başgöstermiştir. Rum Kani Paşa bu karışıklığın nedeni olarak sadrazamı suçlar. Kara Murat ise Rum Kani Paşa’nın sadrazamın yerinde gözü olduğu için iftira attığını, bunun doğru olmadığını ileri sürer. Fatih Sultan Mehmet bu sözler üzerine Kara Murat için ölüm fermanı çıkarır.

Filmde, Kara Murat’ın kaçırılan kaptan-ı derya’yı kurtarmaya çalışması anlatılır. Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fetheder. Daha sonra Ege denizindeki birçok adayı vergiye bağlar. Kaptan-ı Derya Yunus Paşa adalardan vergileri toplar. Adalardan İstanbul’a döndüğü bir gün Kara Korsan ve tayfası gemiye baskın yapar. Yunus Paşa’yı yakalayarak gemiyi yağmalarlar. Durumdan haberdar olan Padişah, yaveri Kara Murat’ı görevlendirir. Yunus Paşa’yı kurtararak Kara Korsan’ı cezalandırmasını buyurur. Kara Murat, zindandaki korsanları kullanarak Kara Korsan’ın peşine düşecektir.

Film, uçak kazasında öldüğü sanılan bir kadının beş yıl sonra geri dönmesiyle birlikte yaşananları konu alır. Abdi, genç bir avukattır. Karısı Melike, beş yıl önce bir uçak kazasında kaybolur. Cesedi bulunamasa da Abdi karısından umudunu kesmiştir. Bu nedenle Azra ile evlenmek için mahkemeye başvurur. Ancak nikâh günü Melike aniden çıkagelir. Melike’nin ani gelişiyle birlikte işler karışır. Abdi ve Azra balayı için İzmir’deki bir otele gider. Melike durumu öğrenince İzmir’e gitmek üzere yola çıkar. Abdi bir yanda eski karısı diğer yanda balayı yapmaya geldiği yeni karısı arasında kalacaktır.

Öğretmen olan Oya, Söğütlü Köyü'ne atanır. Ancak burada bir okul bulunmamaktadır, bu yüzden de köydeki kimse okuma yazma bilmez. Köye inşa edilen okulda çalışmaya başlayan Oya'ya bu süreçte sadece muhtarın kızı Fatma ve Yanık Bekir adında bir adam yardım eder. Köyde her istediğini yapmaya alışkın olan Onbaşı, Oya'dan etkilenir ve genç kadın ile birlikte olmak ister. Ancak istediği cevabı alamayan Onbaşı, Fatma'ya iftira atar. Binbaşı Pala Suat’ın olaya müdahil olmasıyla Fatma aklanır. Bu sırada çıkan Birinci Dünya Savaşı nedeniyle köy istila altındadır. Binbaşı Pala Suat’ın yanına sığınan Oya, onunla birlikte mücadeleye katılmaya karar verir.

Film, bir suç çetesinin bir iş adamını soyma girişimini anlatır. Murat, Necdet, Cemil ve Selma ortak çalışan, hırsızlık ve soygun yapan bir çetenin üyeleridir. Son hedefleri çok zengin bir iş adamı olan Orhan İnan’dır. Bu sebeple bir plân hazırlarlar. Orhan’ın geçtiği yol üzerinde Selma bir saldırıya uğrar. Orhan onu kurtarır ve evine götürür. Selma geçmişe ait hiçbir şey hatırlamaz. Amaçları Selma’nın güzelliği ile Orhan’ı kendisine âşık etmesi ve servetinin çalınmasıdır. Ancak çetenin de bilmediği bazı gerçekler vardır. Bir oyun ile soygun olarak başlayan bu durumun aynı şekilde ilerlemesi mümkün olmayacaktır.

Kara Murat (Cüneyt Arkın) Ömer ve Cafer adlı iki askerle Bizans’a gider. İmparator Konstantinis (Kayhan Yıldızoğlu) Sultan 2.Murat ölünce şehzade Orhan’ı (Bülent Kayabaş) Osmanlı hükümdarı yapacaktır. Aslında sıra şehzade 2.Mehmet’tedir. Orhan hükümdar olursa Bizans dostu olduğu için, Şehzade Mehmet’in öldürülmesi gerekmektedir.

Film, Arzu ile Bülent’in fırtınalı aşkını anlatır. Arzu, üst sınıfa ait bir avukatın kızıdır. Bülent ise doğru dürüst bir işi olmayan bir gençtir. Arzu’nun ailesi kızlarını çok sevdikleri ve ona güvendikleri için evlenmelerine izin verirler. Bülent, kız kardeşi Gamze’yi hamile bırakıp terk eden, onun intihar etmesine sebep olan Metin’i öldürmeye teşebbüsten üç yıl hapse mahkûm olur. Hapisten çıktığında her şey güzel olacak gibidir. Bülent bir işe girmiş, Arzu ile beraber evlilik hazırlıklarına başlamışlardır. Fakat Bülent’in iyi bir şoför olduğunu bilen eski hapishane arkadaşı Fevzi, onu karanlık işlere sürükleyecektir.

Veli (Kartal Tibet) ile Ali (Kadir İnanır) birbirlerinden tümüyle farklı karakterlere sahip iki kardeştir. Fırıldak Ali çapkınlık, hırsızlık ve dolandırıcılıkla gününü gün ederken, Veli ise hamallık yaparak gece-gündüz demeden çalışıp, sevdiği kızla evlenebilmek için başlık parası biriktirmektedir. Küçük yaşta ayrıldıkları için birbirlerini tanımayan bu iki zıt kardeşten Ali, kendisini bir çetenin önemli adamı gibi gösterip sağdan soldan haraç toplamaktadır. Fırıldak Ali, annesi ile birlikte bir otel lobisinde tanıştığı Peri (Gülşen Bubikoğlu) ve babası Nurullah Bey’e kendilerini zengin gibi tanıtırlar. Amaçları para sızdırmaktır. Bu arada oyununu anlayan çeteden kaçarken Veli ile çarpışır. Ona yemek ısmarlar. Öyküsünü öğrenir. Veli’ye çok zengin biri olduğunu söyler ve elindek

Filmde, II. Dünya Savaşı sırasında Alman casuslara karşı mücadele eden Türk ajanları Murat ve Helga’nın hikâyesi anlatılır. Helga’nın babası Alex, Türk düşmanı bir Alman casustur. Türkiye’de doğup büyüyen Helga babası gibi düşünmemektedir. Alex’in öldürülmesi sonucu Helga’ya ulaşan Murat, Türk istihbaratının emriyle Almanların Türkiye hakkındaki plânlarını öğrenmek için Helga’yı devreye sokmakla görevlendirilir. Helga, babası Alex’ten boşalan pozisyona yerleştirilen Hans’la evlenecek; böylelikle Almanların plânlarını öğrenebilecektir. Helga ile Murat arasındaki aşk bu görevi zorlaştıracaktır.

Fatih Sultan Mehmet, Bizans prensesi İrene'i sevmektedir. İstanbul'un fethi sırasında İrene öldürülür. Buna çok üzülen padişah, İrene'in öldürülmesini araştırmak ve intikamını almak üzere Kara Murat'ı görevlendirir. Kara Murat da Nikol ve adamlarının saklandığı Midilli Adasına gider.

Fatih Sultan Mehmet’in başında bulunduğu Türk orduları Bizans topraklarını birer birer ellerine geçirmişler, İstanbul fethedilmiş, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmuştur. Bu sırada zalimliği ve gaddarlığı ile tarihte olumsuz bir ün yapacak olan Eflak hükümdarı Ferecious Vlad, Türk köylerine baskınlar yapmakta, Fatih’in askerlerini tuzağa düşürüp vahşice öldürmektedir. İleride “Kazıklı Voyvoda” namıyla anılacak olan Vlad’a haddini bildirmek üzere Fatih, Hamza Paşa’yı görevlendirir. Türk akıncılarını tuzağa düşüren Kazıklı Voyvoda akıncıların çoğunu esir alır. Ağabeyi de tutsaklar arasında olan Kara Murat efendisine ihanete zorlanır. Ve Osmanlı sarayına ajan olarak gönderilir.

Yumurcak, annesi ile birlikte yaşar. Düş dünyası o denli gelişmiştir ki, durmadan yaşama ve çevresine bir şeyler uydurduğu için, söylediklerine kimse inanmaz. Bir gece uyanıp balkona çıktığında komşuları Kenan ve eşinin işlediği cinayeti görür. Ama bu cinayete de kimseyi inandıramaz.

Konservatuar öğrencisi olan Ayla'nın yolunun bir besteci olan Tarık ile kesişmesi, iki gencin hayatının bambaşka olmasına neden olur. Birbirlerinden etkilenen ve birbirlerini tanıdıkça daha çok seven ikili kısa süre içerisinde nişanlanır. Evlilik hayali kuran Tarık ve Ayla'nın yolları, Tarık'ın geçirdiği bir kaza sonucu ayrılır. Kazada kolunu kaybeden Tarık, sevdiği kadının bu şekilde karşısına çıkmak istemez. Tarık'tan bir daha haber alamayan Ayla, hayatına yeniden yön vermeye çalışır. Bir gazinoda şarkı söylemeye başlayan Ayla'ya, gazinonun sahibinin aşık olması işlerin karışmasına neden olur.

Türk masal anlatı geleneği içerisinde olumlu ve olumsuz özelikleri ile halkı temsil eden bir tiptir. Başlıca özellikleri dürüstlüğü, mertliği, cesareti, yardımseverliği, cömertliği ve kurnazlığıdır. Yoksul bir karı-kocanın veya yoksul bir kadın oğlu yahut da yaşlı bir kadının torunu olarak anlatılan Keloğlan, masalların başında beceriksiz, tembel biri gibi bir izlenim sergilerken olayların gelişmesiyle kurnaz, cesur ve becerikli olduğu ortaya çıkar; yaşından ve boyundan umulmadık şekilde zorlukların üstünden gelir.

Köyün saf ve iyi niyetli delikanlısı Yavru, en yakın dostu olan eşeği Abuziddin’le sakin bir yaşam sürmektedir. İstanbul’dan gelen beklenmedik bir miras haberi üzerine hem peşindeki Zekiye’den uzaklaşmak hem de mirasını almak için büyük şehrin yolunu tutar. Burada tanıştığı kurnaz dolandırıcı Kâtip’le kurduğu sıra dışı dostluk, ikiliyi birbirinden komik olayların içine sürükler. Bir gazetede karşılarına çıkan iş ilanı ise maceralarının seyrini tamamen değiştirecektir.

Kimsesiz bir çocuk olan Yumurcak, mahallelinin himayesinde büyür. Mahalledeki esnafların yanında çalışıp para kazanan küçük çocuğun hayatı, genç bir kadın olan Selma ile tanışması ile bambaşka bir hal alır. Çocuğunu kaybeden Selma, Yumurcak'ı oğlunun yerine koyar. Bu sırada yıllardır hapishanede olan Nihat, özgürlüğüne kavuşunca oğlu Yumurcak'ı aramaya başlar. Ancak küçük çocuğun mutlu hayatına şahit olunca kendisini tanıtmadan oğlunun yakınlarında olmakla yetinir.

Filmde, bir Türk binbaşının bir Alman ajanla yaşadığı aşk ilişkisi anlatılır. İkinci Dünya Savaşı başlar ve Almanlar Avrupa’da hızla ilerler. Alman lider Hitler, Türkiye’yi savaşmadan ele geçirmek ister. Bu yüzden Ankara Ekspresi adını verdikleri bir plân yaparlar. Yaptıkları plânla bir ay sonra Türkiye’ye beş yüz Alman casus getirilecektir. Böylece askeri bir işgalle vazife başındaki Türkler ele geçirilecektir. Türkiye’deki casuslardan Binbaşı Kolman, Hilda ve Maximillian plânı uygulamaya başlar. İlk önce Londra’dan Orta Şark Plânı için gönderilen Binbaşı Jackson’ı kaçırırlar. Ne var ki kısa sürede Türk Gizli Teşkilatı’na ifşa olurlar. Binbaşı Seyfi, Ankara Ekspresi harekâtını durdurmak için görevlendirilir. Alman ajanların peşine düşer ve Hilda ile tanışır. Birbirlerinin gizli görevinden habersiz olan Seyfi ile Hilda arasında bir aşk yaşanacaktır.

Genç bir iş adamı olam Harun, arabasıyla Zeynep’e çarpar, ancak bir yaralanma olmadığını öğrenince hastaneden ayrılır. Bir süre sonra genç kadın kaza nedeniyle görme duyusunu yitirir. Rastlantı sonucu Zeynep ile karşılaşan Harun, onu kendisinin kör ettiğini anlar. Ona yardımcı olmaya ve gözlerinin açılması için onu ameliyata razı etmeye çalışır. Bu arada aralarında bir aşk başlar...

Yaramaz ama sevimli, mahallelinin gözbebeği Yumurcak, şoförlük yaparak geçinen babası Nihat ile birlikte yaşamaktadır. Her gün mahalle esnafını çileden çıkaracak yaramazlıklar yapar; fakat hiçbiri ona kızamaz. Nihat, Yumurcak'a annesinin öldüğünü söylemiştir; fakat aslında yaşıyordur. Selma'yla yıllar önce ayrılmasının sebebi Selma'nın kötü niyetli üvey annesi ve yeğeninin Nihat'ı oyuna getirip çalıştığı fabrikayı soymuş gibi göstermesidir. Bir gün, Nihat kaza yapar ve hapse girer. Yumurcak hapse babasını ziyarete geldiğinde Selma da oradadır ve Yumurcak'ı görür. Ona kendinin annesi olduğunu söylemeden onunla tanışır. Selma artık oğlunu geri almak istiyordur; fakat Nihat buna şiddetle karşı çıkmaktadır. Yumurcak'ı geri almak ve yuvasını tekrar kurmak Selma için hiç de kolay olmayacaktır.