İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Keith Ian Carradine (born August 8, 1949) is an American actor and singer-songwriter. In film he is known for his roles as Tom Frank in Robert Altman's Nashville, E. J. Bellocq in Louis Malle's Pretty Baby, and Mickey in Alan Rudolph's Choose Me. On television he is known for his roles as Wild Bill Hickok on the HBO series Deadwood, FBI agent Frank Lundy on the Showtime series Dexter, Lou Solverson in the first season of FX's Fargo, Penny's father Wyatt on the CBS sitcom The Big Bang Theory, and U.S. President Conrad Dalton on the CBS political drama Madam Secretary. He is a member of the Carradine family of actors, including father John Carradine, brothers Robert and David Carradine, and daughter Martha Plimpton.

Yıkıcı bir kayıp yaşamasının ardından Elliot Stabler, organize suçla savaşmak için NYPD’ye geri döner. Ancak şehir ve polis departmanından uzak olduğu on yıl boyunca her şey çarpıcı bir şekilde değişmiştir. Kendisini yeniden inşa etmeye çalışan Elliot, adalet sistemindeki değişikliklere uyum sağlamak zorunda kalır.

Joan Tewkesbury’nin senaryosu, geri planda, asıl konuyla bağlantı kurmak derdinde olmadan politik bir hikâye atıveriyor ortaya, böylece Vietnam Savaşı’nda atılan yanlış adımların ve yozlaşmış Nixon hükümetinin gölgesindeki Amerika’nın kendisini yeniden keşfettiği süreçteki tekinsiz atmosferi solumamızı sağlıyor. Film, politik mevzunun gelişimi içinde, “Country Müziği ve Western” manzarasına en iyi bakışı sunuyor ve 1970’lerin, Amerika metaforunu bitirip tüketen son filmi olduğunu kanıtlıyor. Yayılıp giden, dağınık, benzersiz bir tarzda çekilen, öyküselliği olmayan film, müzisyenler, menejerler, politikacılar, reklamcılar ve müzikseverlerden oluşan 24 karakterin, Nashville’deki koşuşturmacalı beş gün boyunca yapıp ettiklerini enfes bir tarzda gözlüyor.

Baskıcı ve karizmatik bir çiftlik sahibi, erkek kardeşinin yeni karısı ile onun genç oğlunu canından bezdirir. Ardından, uzun süredir gizlenen sırlar gün yüzüne çıkar.

Curtis ve ailesi, devrim niteliğinde bir ev cihazını test etmek üzere seçilir: AIA adında bir dijital aile asistanı. Akıllı evi bir üst seviyeye taşıyan bu cihaz, evlerine kurulduktan sonra tüm sensörleri ve kameralarıyla birlikte, AIA her şeyi yapabiliyor gibi görünmektedir. Ailenin davranışlarını öğrenir ve ihtiyaçlarını tahmin etmeye başlar. Ancak kısa süre içinde, AIA'nın aşırı korumacı tavrı rahatsız edici hale gelmeye başlıyor ve sonuçta şiddetle sonuçlanan bir duruma dönüşüyor. Bu durum, sadece ailenin hayatını tehlikeye atmakla kalmıyor, aynı zamanda insanlığın geleceğini de tehdit eden korkunç bir sırrı ortaya çıkarıyor.

Baskıcı ve karizmatik bir çiftlik sahibi, erkek kardeşinin yeni karısı ile onun genç oğlunu canından bezdirir. Ardından, uzun süredir gizlenen sırlar gün yüzüne çıkar.

Joan Tewkesbury’nin senaryosu, geri planda, asıl konuyla bağlantı kurmak derdinde olmadan politik bir hikâye atıveriyor ortaya, böylece Vietnam Savaşı’nda atılan yanlış adımların ve yozlaşmış Nixon hükümetinin gölgesindeki Amerika’nın kendisini yeniden keşfettiği süreçteki tekinsiz atmosferi solumamızı sağlıyor. Film, politik mevzunun gelişimi içinde, “Country Müziği ve Western” manzarasına en iyi bakışı sunuyor ve 1970’lerin, Amerika metaforunu bitirip tüketen son filmi olduğunu kanıtlıyor. Yayılıp giden, dağınık, benzersiz bir tarzda çekilen, öyküselliği olmayan film, müzisyenler, menejerler, politikacılar, reklamcılar ve müzikseverlerden oluşan 24 karakterin, Nashville’deki koşuşturmacalı beş gün boyunca yapıp ettiklerini enfes bir tarzda gözlüyor.