İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Kemal Ergüvenç, 1 Ocak 1921 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Türk tiyatrosunun, sinemasının ve özellikle seslendirme sanatının duayen isimlerinden biri olan Ergüvenç, canlandırdığı babacan karakterler ve hafızalara kazınan tok sesiyle tanınan, sanat dünyasının saygıdeğer emektarlarındandır. Sanat hayatına tiyatro ile başlayan Kemal Ergüvenç, uzun yıllarını İstanbul Şehir Tiyatroları'na adadı. Kurumun en değerli ve en güvenilir sanatçılarından biri olarak sayısız oyunda sahneye çıktı. Tiyatro sahnesindeki disiplini, güçlü oyunculuğu ve beyefendi kişiliğiyle hem seyircinin hem de sanat camiasının takdirini kazandı. Ancak Kemal Ergüvenç'in asıl ünü ve Türkiye çapında tanınması, seslendirme sanatındaki olağanüstü yeteneği sayesinde oldu. Kendine has gür, tok ve güven veren ses tonuyla, Yeşilçam'da ve yabancı filmlerde sayısız karaktere ve aktöre sesini verdi. Özellikle, dünyaca ünlü çizgi film "Taş Devri"ndeki "Fred Çakmaktaş" karakterini seslendirmesi, onu nesiller boyu tanınan bir ses haline getirdi. "Hey Vilma!" repliği, onun sesiyle adeta ölümsüzleşti. Ayrıca birçok Yeşilçam filminde ve yabancı yapımda başrol oyuncularının dublajını yaparak, seslendirme sanatının en aranan ve en büyük ustalarından biri olarak tarihe geçti. Sinemada oyuncu olarak da yer alan Ergüvenç, genellikle otoriter, babacan ve iyi kalpli karakterleri canlandırdı. Onu sinemada geniş kitlelere tanıtan en bilinen rolü ise, şüphesiz "Hababam Sınıfı" serisindeki felsefe hocası "Kemal Hoca" karakteridir. Öğrencilere hayat dersi vermeye çalışan, onlarla felsefi tartışmalara giren ve sık sık "Felsefe yapma!" esprilerine maruz kalan Kemal Hoca rolü, onun en akılda kalıcı performanslarından biri oldu. Serinin "Hababam Sınıfı", "Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı" ve "Hababam Sınıfı Uyanıyor" filmlerinde bu karakteri başarıyla canlandırdı. Kemal Ergüvenç, 18 Temmuz 1975 tarihinde, henüz 54 yaşındayken geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayata veda etti. Vefatı, sanat dünyasında büyük bir üzüntüyle karşılandı. Kısa süren yaşamına rağmen, Kemal Ergüvenç, Türk tiyatrosuna ve sinemasına oyuncu olarak yaptığı katkılar ve özellikle seslendirme sanatındaki eşsiz mirasıyla, "Fred Çakmaktaş"ın sesi ve "Kemal Hoca"nın yüzü olarak her zaman sevgi ve saygıyla anılacak büyük bir sanatçıdır.

Fakir bir ressam, İstanbul Adalar'daki devasa villalardan birinde çalışırken bir kadının fotoğrafına aşık olur.

Filmde, II. Dünya Savaşı sırasında Alman casuslara karşı mücadele eden Türk ajanları Murat ve Helga’nın hikâyesi anlatılır. Helga’nın babası Alex, Türk düşmanı bir Alman casustur. Türkiye’de doğup büyüyen Helga babası gibi düşünmemektedir. Alex’in öldürülmesi sonucu Helga’ya ulaşan Murat, Türk istihbaratının emriyle Almanların Türkiye hakkındaki plânlarını öğrenmek için Helga’yı devreye sokmakla görevlendirilir. Helga, babası Alex’ten boşalan pozisyona yerleştirilen Hans’la evlenecek; böylelikle Almanların plânlarını öğrenebilecektir. Helga ile Murat arasındaki aşk bu görevi zorlaştıracaktır.

Köyün saf ve iyi niyetli delikanlısı Yavru, en yakın dostu olan eşeği Abuziddin’le sakin bir yaşam sürmektedir. İstanbul’dan gelen beklenmedik bir miras haberi üzerine hem peşindeki Zekiye’den uzaklaşmak hem de mirasını almak için büyük şehrin yolunu tutar. Burada tanıştığı kurnaz dolandırıcı Kâtip’le kurduğu sıra dışı dostluk, ikiliyi birbirinden komik olayların içine sürükler. Bir gazetede karşılarına çıkan iş ilanı ise maceralarının seyrini tamamen değiştirecektir.

Babası küçükken ölmüş olan İlker, konserleri, turneleri ve diğer işleri nedeniyle oğluna zaman ayıramayan ünlü bir sanatçı olan Selma’nın yatılı okulda okuyan oğludur. Annesi o denli meşguldür ki, birbirlerini ancak yılda birkaç kez görebilmektedirler. Çevresindeki herkes İlker’in zenginlik içinde, harika bir hayat sürdüğünü sanır, oysa gerçek tam tersidir. Annesinin tatil günü onu almaya gelmemesi, eve yalnız gitmesi de üzer İlker’i. Annesi eve gelince çok sevinir. Birlikte lunaparka giderler. Elektriği olmadığı için kapalı olan lunaparkın iki gün sonra açılacağını öğrenip dönerler. İki gün sonra ise, annesi İzmir’e konsere gider. Mutsuz İlker, yanına kız arkadaşını da alıp otobüsle İzmir’e gider.

Filmde, II. Dünya Savaşı sırasında Alman casuslara karşı mücadele eden Türk ajanları Murat ve Helga’nın hikâyesi anlatılır. Helga’nın babası Alex, Türk düşmanı bir Alman casustur. Türkiye’de doğup büyüyen Helga babası gibi düşünmemektedir. Alex’in öldürülmesi sonucu Helga’ya ulaşan Murat, Türk istihbaratının emriyle Almanların Türkiye hakkındaki plânlarını öğrenmek için Helga’yı devreye sokmakla görevlendirilir. Helga, babası Alex’ten boşalan pozisyona yerleştirilen Hans’la evlenecek; böylelikle Almanların plânlarını öğrenebilecektir. Helga ile Murat arasındaki aşk bu görevi zorlaştıracaktır.

Köyün saf ve iyi niyetli delikanlısı Yavru, en yakın dostu olan eşeği Abuziddin’le sakin bir yaşam sürmektedir. İstanbul’dan gelen beklenmedik bir miras haberi üzerine hem peşindeki Zekiye’den uzaklaşmak hem de mirasını almak için büyük şehrin yolunu tutar. Burada tanıştığı kurnaz dolandırıcı Kâtip’le kurduğu sıra dışı dostluk, ikiliyi birbirinden komik olayların içine sürükler. Bir gazetede karşılarına çıkan iş ilanı ise maceralarının seyrini tamamen değiştirecektir.

Fakir bir ressam, İstanbul Adalar'daki devasa villalardan birinde çalışırken bir kadının fotoğrafına aşık olur.