İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Kenneth "Ken" Campbell Stott is an acclaimed Scottish stage, television and film actor. Best known to international audiences for portraying the dwarf Balin in The Hobbit film trilogy (2012–2014), he has earned widespread recognition in the United Kingdom for his intense, morally ambiguous roles in television crime dramas and West End theatre productions.

Bilbo Baggins, Büyücü Gandalf ve Thorin Meşekalkan’ın 13 cüceyle birlikte, Yalnız Dağ’ı ve kayıp Erebor Cüce Krallığı’nın bulmak için yola koyulduğu serüven devam ediyor. Grup, doğuya doğru ilerlerken önce Göl kasabasına, oradan da nihayet Yalnız Dağ’a gider. Burası en büyük tehlikeyle, tüm yaratıklar içinde en korkutucu olanıyla Ejderha Smaug’la karşılaşıp yüzleşecekleri yerdir.

Macera, Erebor’u Gandalf ve efsanevi savaşçı Thorin Oakenshield’in önderliğindeki 13 Cüce’nin yardımıyla geri almak için destansı bir arayışa sürüklenen Bilbo Baggins’in peşini bırakmaz. Yolculukları onları alıştıkları yerlerden uzaklara götürür. Cinler, Orklar ve ölümcül Wargs’larla dolu ve Necromancer olarak tanınan gizemli ve kötü birisinin bulunduğu tehlikeli yerlerden geçerler. Hedefleri Doğu’ya ve Yalnız Dağ’ın çorak yerlerine gitmek olduğu halde, ilk önce Bilbo’nun hayatını sonsuza dek değiştirecek bir yaratık olan Gollum’la karşılaştığı Goblin tünellerinden kaçmaları gerekmektedir. Burada, bir yeraltı gölünün kıyısında Gollum’la yalnız kalan mütevazı Bilbo sadece kendisini bile şaşırtan yaratıcılık ve cesaretin derinliklerini keşfetmekle kalmaz, aynı zamanda beklenmedik ve yararlı niteliklere sahip olan Gollum’un “değerli” yüzüğüne de sahip olur. Bu, Bilbo’nun anlamaya bile başlayamayacağı bir şekilde bütün Orta Dünya’nın kaderine bağlı olan basit bir altın yüzüktür.

Emma Morley (Anne Hathaway) ve Dexter Mayhew (Jim Sturgess) birbirlerine tamamen zıt sosyal yapılardan gelen iki genç insandır. Emma işçi sınıfı bir aileden yetişmiş, hayata dair devrimci ruhu olan bir genç kızdır. Dexter ise baba parası ile okuyan, çapkın ve eğlenceden başka bir şeyi umursamayan biridir. İkilinin yolları üniversiteden mezun oldukları gün kesişecek ve 15 Temmuz günü onlar için uzun yıllar sürecek bir arkadaşlığın başladığı gün olacaktır. Onların hayatları bazen beraber bazen uzak diyarlarda akıp giderken, her yıl 15 Temmuz'da aralarındaki ilişkinin seyrine de tanık oluruz. Mutlulukları, hüzünleri, umutlarıyla geçen 20 yılın ardından tanıştıkları mezuniyet gününün gerçek anlamını da anlayacaklardır.

2. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde Britanyalı bir dul, kendi kendini yetiştirmiş bir arkeologdan arazisindeki höyükleri kazmasını isteyince şaşırtıcı bir keşfe yol açar.

Bilbo Baggins, korkunç ejderha Smaug'dan Cüce Krallığı'nı geri almak için çıkılan yolculuğa katılıyor. Aniden çıkagelen Gandalf tarafından bir grup Cüce'ye katılması istenir. Her çeşit yaratıkların bulunduğu yaban ellerde bu cüce grubu ile kendini bir maceranın ortasında bulur. Erebor'a vardıktan ve Smaug ile karşılaştıktan sonra Beş Ordu güçlerini birleştirerek, Orta Dünya'nın kaderini belirleyecek bir savaşa başlar.

Bilbo Baggins, Büyücü Gandalf ve Thorin Meşekalkan’ın 13 cüceyle birlikte, Yalnız Dağ’ı ve kayıp Erebor Cüce Krallığı’nın bulmak için yola koyulduğu serüven devam ediyor. Grup, doğuya doğru ilerlerken önce Göl kasabasına, oradan da nihayet Yalnız Dağ’a gider. Burası en büyük tehlikeyle, tüm yaratıklar içinde en korkutucu olanıyla Ejderha Smaug’la karşılaşıp yüzleşecekleri yerdir.

Macera, Erebor’u Gandalf ve efsanevi savaşçı Thorin Oakenshield’in önderliğindeki 13 Cüce’nin yardımıyla geri almak için destansı bir arayışa sürüklenen Bilbo Baggins’in peşini bırakmaz. Yolculukları onları alıştıkları yerlerden uzaklara götürür. Cinler, Orklar ve ölümcül Wargs’larla dolu ve Necromancer olarak tanınan gizemli ve kötü birisinin bulunduğu tehlikeli yerlerden geçerler. Hedefleri Doğu’ya ve Yalnız Dağ’ın çorak yerlerine gitmek olduğu halde, ilk önce Bilbo’nun hayatını sonsuza dek değiştirecek bir yaratık olan Gollum’la karşılaştığı Goblin tünellerinden kaçmaları gerekmektedir. Burada, bir yeraltı gölünün kıyısında Gollum’la yalnız kalan mütevazı Bilbo sadece kendisini bile şaşırtan yaratıcılık ve cesaretin derinliklerini keşfetmekle kalmaz, aynı zamanda beklenmedik ve yararlı niteliklere sahip olan Gollum’un “değerli” yüzüğüne de sahip olur. Bu, Bilbo’nun anlamaya bile başlayamayacağı bir şekilde bütün Orta Dünya’nın kaderine bağlı olan basit bir altın yüzüktür.

Emma Morley (Anne Hathaway) ve Dexter Mayhew (Jim Sturgess) birbirlerine tamamen zıt sosyal yapılardan gelen iki genç insandır. Emma işçi sınıfı bir aileden yetişmiş, hayata dair devrimci ruhu olan bir genç kızdır. Dexter ise baba parası ile okuyan, çapkın ve eğlenceden başka bir şeyi umursamayan biridir. İkilinin yolları üniversiteden mezun oldukları gün kesişecek ve 15 Temmuz günü onlar için uzun yıllar sürecek bir arkadaşlığın başladığı gün olacaktır. Onların hayatları bazen beraber bazen uzak diyarlarda akıp giderken, her yıl 15 Temmuz'da aralarındaki ilişkinin seyrine de tanık oluruz. Mutlulukları, hüzünleri, umutlarıyla geçen 20 yılın ardından tanıştıkları mezuniyet gününün gerçek anlamını da anlayacaklardır.

Narnia’nın büyülü dünyasında zaman bizim dünyamızdan daha hızlı akmaktadır. Bu nedenle tren istasyonundan hareket eden Pevensey kardeşler kendilerini bir sonraki durak olan Büyücü Kral Miraz’ın hüküm sürdüğü adada bulurlar. Şeytani ruhlu bu kralı devirebilmek ve Narnia’nın güzel günlerini geri getirebilmek için adanın genç prensi Caspian ile birlikte güçlü Aslan’la ittifak yaparlar.C.S. Lewis’in aynı adlı fantastik çocuk romanından uyarlanan “The Chronicles of Narnia: The Lion, the Witch and the Wardrobe” (Narnia Günlükleri: Aslan, Cadı ve Dolap), tüm dünyada olduğu gibi Türkiye sinemalarında da olay yaratmış, bir elbise dolabının arkasında gizlenen Narnia ülkesinin göz kamaştırıcı güzellikleri, çocuklar kadar yetişkinleri de büyülemişti. Macera devam ediyor ve devam edeceğe benziyor.

Tarihçiler başlangıçta yüzyıllar boyunca Kral Arthur'un gerçekten yaşamadığını, sadece bir efsane olduğunu düşündüler. Ancak bu efsanenin çıkış noktasında, kendi kişisel tutkularıyla halkına hizmet arzusu arasında sıkışıp kalmış gerçek bir kahraman vardı.Roma İmparatoru Marcus Aurelius tarafından Britanya'ya gönderilen Arthur'un, tek amacı bir an önce Britanya'dan ayrılmak ve Roma'nın barış ve huzurlu ortamına dönmekti. Ancak geri dönüş yolculuğuna çıkmadan önce son bir görev üstlendi. Yuvarlak Masa Şovalyeleri olarak bilinen yardımcıları Lancelot, Galahad, Bors, Tristan ve Gawain ile birlikte Britanya'da son bir kurtarma operasyonu yapmaları gerekiyordu.