İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

19 dizisinden 5'i İzlenir çıktı

Ceylin gözü kara ve kurallar söz konusu olduğunda sınır tanımayan bir avukattır. Bir müvekkiliyle ilgili yine illegal yoldan bilgi alabilmek için savcı Ilgaz’ın karşısına çıkar. Ancak Ilgaz’ın, Ceylin’in tam aksine, mesleki etik konusunda katı kuralları vardır, bu yüzden de kariyerinde çok başarılı ve sözü dinlenen bir savcıdır. Ilgaz kardeşi Çınar’ın katil olmakla suçlandığı bir cinayet vakasıyla karşılaşınca; ilk defa kendi kurallarını yıkar. Ceylin’den kardeşini savunmasını ister. Bu noktadan sonra işler ikisinin de tahmin edemeyeceği bir yola girer. Ilgaz ve Ceylin; Çınar’ın aklanması için çalışırken, kendilerini ikisinin de ailelerine kadar uzanan bir gizem yumağının içinde bulacaklardır.

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.

Türk edebiyatında önemli yerleri olan Cahit Zarifoğlu, Mehmet Akif İnan, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Ali Kutlay, Nuri Pakdil ve Alâeddin Özdenören’in hayatlarını konu almaktadır. Dizi aynı zamanda 1970'li yıllara ait "sağ-sol" çatışmasını, Maraş Katliamı ve ülkenin 1980 Darbesine adım adım gittiği yolları yedi güzel adam ve biri solcu, biri sağcı genç gözünden anlatmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."

Bir Gece Masalı, komiser Mahir (Burak Deniz) ile Yörük kızı Canfeza'nın (Su Burcu Yazgı Coşkun) Pamukkale'nin büyülü atmosferinde başlayıp İstanbul'da Asaf Bey konağına uzanan imkânsız aşklarını masalsı bir anlatımla ekrana taşıyacak.

Ceylin gözü kara ve kurallar söz konusu olduğunda sınır tanımayan bir avukattır. Bir müvekkiliyle ilgili yine illegal yoldan bilgi alabilmek için savcı Ilgaz’ın karşısına çıkar. Ancak Ilgaz’ın, Ceylin’in tam aksine, mesleki etik konusunda katı kuralları vardır, bu yüzden de kariyerinde çok başarılı ve sözü dinlenen bir savcıdır. Ilgaz kardeşi Çınar’ın katil olmakla suçlandığı bir cinayet vakasıyla karşılaşınca; ilk defa kendi kurallarını yıkar. Ceylin’den kardeşini savunmasını ister. Bu noktadan sonra işler ikisinin de tahmin edemeyeceği bir yola girer. Ilgaz ve Ceylin; Çınar’ın aklanması için çalışırken, kendilerini ikisinin de ailelerine kadar uzanan bir gizem yumağının içinde bulacaklardır.

İtilaf Devletlerinin İstanbul’u işgal etmesi sonucu Meclis-i Mebûsan’ın dağılması ile Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğindeki Kuvayi Milliye hareketi ve sonrasında meclisin tam bağımsız olarak Ankara’da açılması arasında yaşananları konu ediyor. Dizide, istanbul’un işgal edilip, Meclis-i Mebûsan’ın dağıtılmasının ardından mebusların vatan aşkı ile karşılarına çıkan tüm engellere rağmen Ankara’ya uğraşmaya çalışması, Mustafa Kemal Paşa’nın yeni ve tam bağımsız bir meclisin açılması için verdiği mücadele ve işgaller karşısında milli iradenin gücü konu ediliyor.

Ali, otuzlu yaşlarında zengin bir ailenin oğludur. Ahmet adında bir adamı öldürdüğü için uzun yıllar hapis yatmıştır. Hapishanenin son yıllarında mektuplaştığı Mavi ile tahliye olduğu gün tanışır ve ikili hemen evlenmeye karar verir. Mavi'nin hapishanede onca insan içinde mektuplaşmak için kendisini seçmesi tesadüf değildir. Mavi, yıllar önce ölen Ahmet'in kardeşidir. Amacı bu olaydan sonra hayatlarının kâbusa dönmesine neden olan adamı bulup evlendikleri gece öldürmektir; ancak bilmediği bir gerçek vardır. Asıl katil, Ali'nin abisi Cemal'dir. Ali, Cemal'in karısı ve çocukları olduğu için suçu üstüne alarak yıllarca onun yerine hapis yatmıştır. Aslında Ali, nikah işlemleri sırasında Mavi'nin kimliğini görüp her şeyi anlamış; ancak aşkı için susmuştur. Düğün gecesi ise Mavi, Ali'yi bıçaklar. Ali ufak bir yarayla kurtulur ve birlikte yaşamak şartıyla Mavi'den şikâyetçi olmaz. Mavi her ne kadar karşı çıkmaya çalışsa da, ikili arasında imkansız bir aşk başlar.

Blaming a crooked media mogul for the death of his journalist sister, a surgeon enlists the help of a beautiful psychologist to get revenge.

Baba yadigarı konakta karısı Keriman, oğlu Murat, gelini Filiz, küçük kızı Umut ve torunları Selen ile Can’la yaşayan Eşref’in heyecanlı bir bekleyişi vardır. İzmir’de oturan kızı Ayşen ailesiyle birlikte İstanbul’a yanlarına taşınacaktır. Ancak Ayşen’in hesaba katmadığı Cengiz’in gerisinde neleri bıraktığıdır. Ayşenlerin İstanbul’a geliyor oluşu ev içinde başka heyecanların yaşanmasına da sebep olur. Murat ve Filiz konaktan ayrılıp, kendilerine ait olan eve çıkma kararı almışlardır; ancak bu konuyu evdekilere nasıl açacaklarını bilemezler. Karahanlı ailesinin birbirlerine kenetli bir aile olduğunu bilen ve Eşref’le arasında bir husumet olan Kenan bu ailenin dağılması adına kolları sıvar. Kenan’ın Karahanlı ailesini dağıtabilmek adına devreye soktuğu plan tüm ailenin hayatını değiştirecektir.

Çocuklarından biri 25 yıl önce kaybolmuş, geleneksel, kalabalık bir Türk ailesi... Çok sevdiği eşini kaybetmiş Tarık... Birbirinden çok farklı iki aile komşu olursa ve Tarık'ın aslında kaybolan o çocuk olduğu ortaya çıkarsa ne olur?

Türk edebiyatında önemli yerleri olan Cahit Zarifoğlu, Mehmet Akif İnan, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Ali Kutlay, Nuri Pakdil ve Alâeddin Özdenören’in hayatlarını konu almaktadır. Dizi aynı zamanda 1970'li yıllara ait "sağ-sol" çatışmasını, Maraş Katliamı ve ülkenin 1980 Darbesine adım adım gittiği yolları yedi güzel adam ve biri solcu, biri sağcı genç gözünden anlatmaktadır.

Kayserili, geleneksel, gittikçe zenginleşen bir aile olan Çınar Ilgaz'ın ailesiyle İstanbullu, sosyetik ve gittikçe maddiyatını kaybeden bir aile olan Lale Taşkıran'ın ailesinin birbirleriyle savaşını ve ikilinin aşkını anlatır. Ayrıca Lale'nin kız kardeşi Yeşim'in Çınar'a olan karşılıksız aşkı ve entrikalarını da atlamamak gerektir. Daha sonra Lale karakterinin yerine Toprak karakteri gelmiştir ve Yeşim'in entrikaları devam etmiştir. Toprak karakterini gelmesiyle birlikte hikâyede hareketlenme olmuş, Toprak'ın çektiği acılar ön plana çıkmıştır. Yeşim karakterinin diziden ayrılmasından sonra Azra karakteri diziye dahil olmuş; Zümrüt Taşkıran, kızları için intikam oyununa başlamıştır.

Kayıp Şahıslar Bürosu, Emniyet Müdürlüğü bünyesinde, kayıpları en kısa zamanda bulmak ya da akıbetlerini öğrenmek için çalışan bir birimdir. Yurt içinde ve yurt dışında operasyonlar sürdüren şube, görünürde mesai saatlerine sahip olmasına rağmen kendini bu işe adamış çalışanları sayesinde yedi gün yirmi dört saat görevini sürdürmektedir.
Görsel yokCem Arifoğlu, Türkiye’nin önde gelen cerrahlarından ve bünyesinde çok sayıda özel hastane bulunduran Sağlık Holding’in sahibi ve yönetim kurulu başkanı Mustafa Arifoğlu’nun oğludur. Cem, dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi’nin Tıp Fakültesi’nden mezun olup, uzman bir beyin cerrahı olarak yurda döner. Mustafa, uzun süredir Cem’i tüm hastanelerinin ve Sağlık Holding’in başına geçirip emekli olmanın hayalini kurmaktadır, ancak Cem Nevşehir’in Kara Ağaç Köyü’ndeki sağlık ocağında bir kaç yıl gönüllü olarak doktorluk yapmayı planlamaktadır.

Tatlı bir ilkbahar sabahına uyanmakta olan Dila Hanım’ın çiftlik evi bütün heybetiyle koca çiftliğin ortasında yıllara meydan okurcasına durmaktadır. Nice sırlara, acılara, mutlu mutsuz yaşamlara şahitlik etmiş evin önündeki siyah cip evin hanımını beklemektedir. Dila hanım askerdeki en küçük oğlu Kerem'i ziyarete gidecektir. Bu ziyarette Mercan Kanlıca’nın kızı Ceylan’da kendisine eşlik edecektir. Zira Kerem ve Ceylan birbirlerine tutku ile aşıktırlar ve aralarında sözlüdürler ancak bu aşktan Ceylan’ın ailesinin haberi yoktur. Dila hanım oğlunun bu sürprizden mutlu olacağını düşündüğünden bir bahaneyle Mercan Kanlıca’dan izin koparmıştır.

Hayatın hırsızlık yapmak zorunda bıraktığı bir genç kız, Mavi… İdealleri olan ama uygulamaların hayal kırıklığına uğrattığı genç bir polis komiseri, Çınar… Lüks arabaları parçalayan, şaşırtıcı bir zekaya sahip şeytani bir çete reisi, Aksak… Sürükleyici, duygusal bir öykü. Büyük, çarpıcı bir aşk hikâyesi. Hayat koşullarının, kaderin hırsızlığa mecbur ettiği Mavi ile Ahlak ve Kumar Masası’nda dedektif olarak görev yapan Çınar’ın ümitsiz aşklarının hikayesi...

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.

Bahar İstanbullu bürokrat bir ailenin kızıdır. New York'taki sanat eğitimini tamamlarken Seymen ile tanışır. Birbirlerine âşık olan çift evlenmek üzere Kapadokya'ya giderler. Seymen ise Kapadokya'nın gelişmiş, aynı zamanda da geleneklerine bağlı köklü bir ailesinin varisidir. Asmalı Konak denilen büyük bir konakta ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Bahar, gelin geldiği yöreye ve Seymen'in yöredeki saygınlığına hayran kalır.

Zafer coşkusu içinde, İzmir sokakları 'Yaşasın Gazi, Yaşasın Ordu, Yaşasın Büyük Millet Meclisi' sesleriyle inlemektedir. İzmir`deki evi, Başkumandanlık Karargahı olarak kullanılan Latife Hanım`ın Mustafa Kemal`e olan hayranlığı her geçen gün artmaktadır. Bu arada, Zübeyde Hanım, oğluna ilgi duyan bu İzmirli genç hanımla tanışmak ister. Latife Hanım, İzmir`e gelecek olan Mustafa Kemal`in annesini evinde ağırlamak için ısrar etmektedir. Çankaya Köşkü`nde Zübeyde Hanım`a ve Mustafa Kemal`in Doğu Cephesindeyken evlat edindiği küçük Abdürrahim`e bakan Fikriye Hanım`ın rahatsızlığı ilerlemekte, ancak kendisi bunu özellikle ölesiye sevdiği Mustafa Kemal`e belli etmemeye çalışmaktadır. Çankaya Köşkü`nde bir dost toplantısında piyano çalarken öksürük krizine tutulan Fikriye Hanım, hiç istemediği halde Münih`te bir sanatoryuma gönderilir. Bütün bunlar olurken işgalcilere karşı savaş da bütün hızıyla sürmektedir.


Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."

Denizin Kanı 1978 yılında TRT 1'de yayımlanmış Türk Drama dizisidir. Tarık Dursun Kakınç'ın eserinden televizyona uyarlanmış dizinin yönetmenliğini, Yücel Çakmaklı üstlenmiştir. Ege'de sünger avcılığı ile geçinen bir grup insanın deniz ve toprak tutkuları işleniyor.