İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

7 filminden 2'si İzlenir çıktı, 1 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Dame Kristin Ann Scott Thomas (born 24 May 1960) is a British actress. A five-time BAFTA Award and Olivier Award nominee, she won the BAFTA Award for Best Actress in a Supporting Role for Four Weddings and a Funeral (1994) and the Olivier Award for Best Actress in 2008 for the Royal Court revival of The Seagull. She was nominated for the Academy Award for Best Actress in The English Patient (1996). Scott Thomas made her film debut in Under the Cherry Moon (1986), and won the Evening Standard Film Award for Most Promising Newcomer for A Handful of Dust (1988). Her work includes Bitter Moon (1992), Mission: Impossible (1996), The Horse Whisperer (1998), Gosford Park (2001), The Valet (2006), and Tell No One (2007). She won the European Film Award for Best Actress for Philippe Claudel's I've Loved You So Long (2008). Her other films include Leaving (2009), Love Crime (2010), Sarah's Key (2010), Nowhere Boy (2010), The Woman in the Fifth (2011), Only God Forgives (2013), Darkest Hour (2017), and Tomb Raider (2018). On television, she was nominated for a Primetime Emmy Award for her guest appearance in the second season of the comedy series Fleabag (2019), and has starred in the Apple TV+ spy series Slow Horses since 2022. She was appointed Officer of the Order of the British Empire (OBE) in the 2003 Birthday Honours and Dame Commander of the Order of the British Empire (DBE) in the 2015 New Year Honours for services to drama. She was named a Chevalier of the Légion d'honneur by the French government in 2005. Scott Thomas was born in Redruth, Cornwall. Her mother, Deborah (née Hurlbatt), was brought up in Hong Kong and Africa, and studied drama before marrying Kristin's father, Lieutenant Commander Simon Scott Thomas, a pilot in the Royal Navy's Fleet Air Arm 893 Squadron, who died in a flying accident on a de Havilland Sea Vixen when Kristin was aged five. She has three siblings, including Serena Scott Thomas. She is the niece of Admiral Sir Richard Thomas (a former Black Rod), the granddaughter of William Scott Thomas (who commanded HMS Impulsive during World War II) and the great-great-niece of the polar explorer Captain Robert Falcon Scott. The childhood home of Scott Thomas was in Trent, near Sherborne, Dorset, England. Her mother remarried another Royal Navy pilot, Lieutenant Commander Simon Idiens (of Simon's Sircus aerobatic team flying Sea Vixens), who also died in a flying accident whilst flying a Phantom FG1 from RNAS Yeovilton off the North coast of Cornwall in January 1972. Scott Thomas was educated at Cheltenham Ladies' College and St Antony's Leweston in Sherborne, Dorset. On leaving school in 1978, she moved to Hampstead, London, and worked in a department store. She began training to become a drama teacher at the Central School of Speech and Drama, enrolling on a BEd in Speech and Drama. During her time at the school, she requested to switch degree courses to acting but was refused. After a year at Central, speaking French fluently, she decided to move to Paris to work as an au pair,[2] and studied acting at the École Nationale supérieure des arts et techniques du théâtre (ENSATT). When she was 25, she was cast as Mary Sharon in the film Under the Cherry Moon (1986). ... Source: Article "Kristin Scott Thomas" from Wikipedia in English, licensed under CC-BY-SA.

Bu zekice yazılmış casus hikâyesinde, İngiltere'yi uğursuz güçlerden korumak için casusluk dünyasının kandırmacaları arasında gezinen işlevsiz bir MI5 ajanları ekibini ve iğrenç patronları, kötü şöhretli Jackson Lamb'ı izliyoruz.

IMF görevinde olan Jim Phelps ve ekibi, IMF ekibinin içine sızmış bir köstebeği ortaya çıkartmaya çalışıyorlardır. Her şey yolunda giderken birden operasyon ters gitmeye başlar ve ekipte Ethan Hunt dışında herkes ölür. IMF merkezi, hainin o olduğunu düşünüyordur ve ona, bu yönde kanıtlar sunarlar. Fakat Ethan Hunt masum olduğunu biliyordur. Kendisini temize çıkarmak için kaçacaktır.

Charles, kızlarla sadece gönül eğlendirip hiç bir zaman evlilik vaadinin altına girmeyen bir genç adamdır. Bir gün bir arkadaşının düğününde hayatının kadınıyla karşılaşır: Amerikalı Carrie'ye aşık olur ama bir türlü duygularını ifade edemez!İlginçtir, Charles ile Carrie sonradan bir cenazede ve üç nikahta daha karşılaşacaklardır. Her seferinde arkadaşlıkları bir kez daha yenilenecek ancak birbirlerine itiraf edemedikleri ilgilerine rağmen başka başka insanlarla nişanlanacaklardır. Bu nikahlardan iki tanesi Charles ve Carrie'nin olacaktır.

Daphne du Maurier'un 1938 tarihinde yayımlanan romanından uyarlanan filmde, genç ve saf bir kadın, Maxim de Winter isimli zengin, bir o kadar da yakışıklı bir dulla evlenir ve eşinin rüzgarlı bir İngiliz sahilindeki heybetli aile malikânesi Manderley’e taşınır. Başlarda her şey yolunda gibi görünse de bir süre sonra kendisini Manderley'in uğursuz hizmetçisi Bayan Danvers tarafından unutulmaz mirası canlı tutulan Maxim'in ilk karısı, zarif ve kibar Rebecca'nın gölgesiyle savaşırken bulur.

Babasının ortadan kaybolmasından yedi yıl sonra 21 yaşındaki Lara, küresel ticaret imparatorluğunun başına geçmeyi reddetmiş ve üniversitede ders alırken bir yandan da Londra'da bir bisiklet kuryesi olarak çalışmaktadır. Ancak ortaya çıkan yeni bir antik eser sonucu babasının kayboluşunu araştırmaya başlar ve son gittiği yeri ziyaret eder: Japonya kıyılarında bir yerde bulunan gizemli bir adadaki bir mezar. Birdenbire Lara kendini yalnızca keskin zekası, dirayeti ve inatçı ruhuyla silahlanmış bir halde, dezavantajlı bir durumda olduğu bir maceranın içinde bulur. Lara bilinmeyene doğru yolculuk ederken kendi sınırlarının ötesine geçmeyi de öğrenmelidir.

Rebecca Bloomwood, New York’lu neşeli bir kızdır. En iyi yaptığı şeyse; alışveriştir. Hayali ise sürekli takip ettiği moda dergisinde çalışmaktır, fakat derginin içine adımını dahi atamaz. Ama sonunda bu dileğine yaklaşır, aynı yayın grubundan olan bir finans dergisinde bir köşe kapmıştır. Bu köşenin konusuysa az parayla çok alışveriştir. Fakat bu konu onun için gerçekten zordur.Finans dergisinde okurlara hesaplı para harcama (az parayla çok alışveriş) öğütleri veren ama aslında uslanmaz bir alışverişkolik olan Rebecca Bloomwood rolünü “Wedding Crashers” ve “Definitely, Maybe”nin güzel yıldızı Isla Fisher’ın oynadığı filmde finans dergisi editörü Luke Brandon rolünde Hugh Dancy kamera karşısına geçti.

Mary Boleyn (Scarlett Johansson) 14 yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde İspanyol Prensesi Catherine ile evli ancak çok çapkın bir adam olan Kral VIII. Henry’nin (Eric Bana) gözlerini kamaştırır. Kralın sonsuz ilgisi karşısında tüm varlığı alt üst olan Mary’nin krala olan aşkı her geçen gün artarken, apaçık yaşanan bu aşkın beraberinde sarayın taçsız kraliçesi olarak görülmeye başlanır. Zamanla kralın ilgisini kaybetmeye başlayan Mary, karşısında rakip olarak kardeşi Anne’i (Natalie Portman) bulacaktır. Tüm bunlar karşısında, ailesinin hırslı oyunlarında bir piyon haline gelmiş olduğunu ve saray hayatının tehlikeli entrikalarını fark eden Mary, ailesinin isteği üzerine kardeşinin krala yakınlaşmasına yardım eder ve olanları soğukkanlılıkla izler. Anne’i kraliçeliğe götürecek yolda bile sesini çıkarmayacaktır. Kral Henry, Mary ve Anne arasında gidip gelirken, İngiltere’yi de ikiye bölme yolundadır.

IMF görevinde olan Jim Phelps ve ekibi, IMF ekibinin içine sızmış bir köstebeği ortaya çıkartmaya çalışıyorlardır. Her şey yolunda giderken birden operasyon ters gitmeye başlar ve ekipte Ethan Hunt dışında herkes ölür. IMF merkezi, hainin o olduğunu düşünüyordur ve ona, bu yönde kanıtlar sunarlar. Fakat Ethan Hunt masum olduğunu biliyordur. Kendisini temize çıkarmak için kaçacaktır.

"İngiliz Hasta", dört yabancının birbirinden farklı hayatlarının kesişerek içinden çıkılmaz bir hal aldığı; aşk, ihanet, entrika ve macera dolu destansı bir film... Hikayemizin çoğu, II. Dünya Savaşı'nın başlamasına yakın vurularak düşen bir uçaktan kurtulan, aklı hayatın sırları ve tutkularıyla dolu, bilinmeyen bir İngiliz hastanın gözlerinden anlatılmaktadır. Geçmişin ve şimdinin öyküleri gözler önüne serildikçe karakterler birbirlerine açılırlar ve iki aşk hikayesi ortaya çıkar. Mısır'dan sahra çöllerine yaptıkları tehlike dolu yolculukları, onları terkedilmiş bir İtalyan manastırında unutulmaz bir sonuca götürür...

Charles, kızlarla sadece gönül eğlendirip hiç bir zaman evlilik vaadinin altına girmeyen bir genç adamdır. Bir gün bir arkadaşının düğününde hayatının kadınıyla karşılaşır: Amerikalı Carrie'ye aşık olur ama bir türlü duygularını ifade edemez!İlginçtir, Charles ile Carrie sonradan bir cenazede ve üç nikahta daha karşılaşacaklardır. Her seferinde arkadaşlıkları bir kez daha yenilenecek ancak birbirlerine itiraf edemedikleri ilgilerine rağmen başka başka insanlarla nişanlanacaklardır. Bu nikahlardan iki tanesi Charles ve Carrie'nin olacaktır.