İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

4 filminden 1'i İzlenir çıktı, 11 dizisinden 1'i İzlenir çıktı

1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz (babası o dönemde bir çok erkek çocuğa verilen ismi koymuştur) yedi yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege’deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz’in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesiyle babasının yıllardır küs oluşudur. Hüseyin Efendi (Çetin Tekindor) okumaya diye gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir çünkü. Sadık’ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz’den ayrılmak zorunda oluşudur; küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Kelimenin tam anlamıyla Deniz bu çiftlikte hafif tatlı kaçık bir ailenin ortasında bulur kendini.

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.

Bir ada hikayesi olan Rina'da Ali, Ömer ve Umut adalı üç yakın arkadaştır. Ali plajda çalışmakta ve her yaz aşık olduğu kızın tatile gelmesini beklemekte, Umut babasıyla balıkçılık yapmakta ve adada sepetçilik yapan Zehra'ya sırılsıklam aşık ama bir türlü sevgilisinin abisine konuyu açamamakta, Ömer ise babasıyla üzüm bağında çalışmaktadır. Ayrıca bağın kendisine ayrılan küçük bir kısmında kendi şaraplarını üretmek üzere formüller üretmektedir. Bu üç kafadarın tek umudu ise birlikte bir şarap fabrikası kurmaktadır. Tüm çabaları gerekli parayı bir araya getirmek içindir. Bu hayale sıkı sıkı sarılan kafadarların hayatı Vasilis'ten gelen bir haberle alt üst olur. Artık herkes için gerçek duygularıyla yüzleşme vakti gelmiştir.

Güzel ama belalı köylü kızı Kadife bir gün ırmağın kenarında baygın bir genç bulur. Genç adam ayıldığında hafızasını kaybettiği anlaşılır...

Zamanın birinde isimsiz bir köye bir seyyah gelir. Yeri yurdu yoktur bu adamın. Gittiği yerlerde masallar anlatır. Bir sonraki durağına kadar dinleyenlerin verdiği hediyelerle yol alır. Yolu, bir gün yetişkinlerin yüreğinin karardığı bir köye düşer. Köy halkı, masallardan da gerçekler kadar korkmaktadır. Ama çocuklar masalcı Zekeriyya’nın dilinden anlamaktadır. Masalcı, Ulak İbrahim’in hikâyesini anlatmaya başlar. Masal ilerledikçe her hayal çocukların zihninde bir karşılık bulur. Kitapta anlatılanlar artık köyün hikâyesine dönüşmüştür.

1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz (babası o dönemde bir çok erkek çocuğa verilen ismi koymuştur) yedi yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege’deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz’in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesiyle babasının yıllardır küs oluşudur. Hüseyin Efendi (Çetin Tekindor) okumaya diye gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir çünkü. Sadık’ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz’den ayrılmak zorunda oluşudur; küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Kelimenin tam anlamıyla Deniz bu çiftlikte hafif tatlı kaçık bir ailenin ortasında bulur kendini.

Çanakkale Savaşı’nın isimsiz kahramanlarının destansı hikayesinin anlatıldığı yeni dizde, Osmanlı vatandaşı tüm etnik unsurların düşmanlara karşı inşa ettiği kardeşliği konu ediliyor. Dizi, vatan toprağına göz diken işgalci kuvvetlere saldıran gayrimüslim vatandaşların, fedakârlıkları ve cesaretleri ile düşmanın bile saygısını kazanan Anadolu kadınının ve "gençliğim eyvah" diye ağıtlara konu olan gençlerin destansı kahramanlığını anlatıyor. Her konu iç içe geçmiş beş öyküden oluşmaktadır. Her bir hikâye kendi içinde bağımsız, fakat yazgılar bir şekilde iç içe geçmiş durumdadır.

6 yıl önce eşleri tarafından terk edilip kendilerine yalnız hayatlar kuran iki yabancının, Zeynep ve Ali’nin kaderleri, geçmişlerinden gelen bir emanet ile bir daha ayrılmamak üzere kesişir. Emanetin adı Çınar’dır. Ali’nin eski karısı ile Zeynep’in eski kocasının 5 yaşındaki korunmaya muhtaç oğulları. Ali ve Zeynep, hayatlarının en zor kararı ile karşı karşıya kalır. Bu karar, bir zamanlar Ali’nin can dostu olan Emir Atasoylu’nun intikam yeminini yıllardır küllenmeyen derin uykusundan uyandırır. Üç yabancı ateşe yürüdüklerinden habersiz, yeni bir hayata doğru yola çıkarlar.

Elleri yalısının bahçesindeki topraktan başka toprağa değmemiş bir kadın ve bu kadını bir yalanı yaşamaya mahkum etmiş bir adam. Ve kadın en ummadığı anda gerçeklerle bir başına kalır. Şimdi hayat onu, kaybettikleri için savaşa davet ediyor . Hayat, onu çocukları için ayakta durmaya ve uzak diyarlarda yeniden doğmaya çağırıyor.

Hain bir komploya uğrayan İpek, ölümden kıl payı dönmeyi başarmış ancak ömür boyu kafasında bir kurşun ile yaşamaya mahkûm olmuştur. Tüm bu yaşadıkları yetmezmiş gibi, istemediği halde annesinin katili bulmak için Kutlu Ailesi’ne katılmaya mecburdur. İpek’in, Kutlu Malikanesi’ne gelmesiyle dengeler değişecektir. “Şüphe”, büyük bir servete sahip, şaşalı yaşantıları ile göz kamaştıran çok güçlü bir ailenin ışıltılı olduğu kadar, soluk kesecek entrikalarla dolu, sırlarla örülü güç ve iktidar savaşını konu alıyor.

Garipler Mahallesi benzer dertleri paylaşan, orta halli İstanbulluların yaşadığı bir semtttir. Mahallede ailesiyle beraber yaşayan garson Mahir, çalıştığı gece kulübünde bir müşterinin kafasında şişe kırar ve kovulur. Bir tesadüf eseri gelinlikle uçurumdan atlamak üzere olan Pelin'i kurtarır. Üstelik Pelin, kendisini kovan patronunun kızıdır! Pelin takıntılı bir şekilde Mahir’e aşık olur. Fakat Mahir, yaşadığı mahalleden Fidan isimli bir kızla nişanlıdır. Şimdi Mahir'in önünde iki seçenek ve zor bir soru vardır: Sevdiği ve nişanlı olduğu Fidan ile mi evlenecek yoksa kaderin karşısına çıkarttığı zengin Pelin'i mi tercih edecektir?

Serdar'a büyük bir aşkla bağlanan Nehir, kısa bir süre sonra tüm hayatını alt üst eden, annesini babasını yok eden bir ailenin oğlu ile evlenmiş bulur kendini. Ve bu gerçekleri öğrendiğinde çok geçtir. Aşk çoktan esir almıştır hem Nehir'i, hem Serdar'ı.. Sencerlerin veliahdı Doğan ise, karısını yıllardır kendi istediği bir yalana inandırmıştır. Ancak hiçbir yalan sonsuza kadar karanlıkta kalmaz ve karanlık yerlere ışık vurduğunda gördüklerimiz, gönül rahatlığı ile bakabileceğimiz şeyler değildir.. Şahika, on yılın sonunda mutlu evliliğinin bir yalandan ibaret olduğunu öğrenir. Bundan sonra ya bu yalanla yaşayacak ya da gerçeklerle yüzleşerek hayatına yeniden başlayacaktır. Hayat, Şahika ve Doğan için de bir sınava dönüşmüştür ve evlilikleri bu sınavdan kurtulabilecek midir? Öte yandan Nehir geldikten sonra, Sencer ailesinin geçmişindeki sırlar da bir bir açığa çıkacak ve tüm üyelerini bir yana savuracaktır.

Ayla (Özge Özberk), kızı Eylül ve kocası Sertaç (Sinan Tuzcu) ile mutlu bir hayat yaşamaktadır. Eşinin kendisini kapı komşusu ile aldattığını fark etmesiyle büyük bir şok yaşar. Bu psikoloji altındayken, her şeyden kaçmak ister. Ege'de küçük bir kasabada yaşayan akrabalarının sünnet düğünü için onu kasabaya çağırması, aradığı fırsattır. Ayla, kızıyla beraber akrabalarının yanına gider. Ama oradaki yaşam ve akrabaları, yıllar önce bıraktığı gibi değildir. Orada öğreneceği çok şey ve yaşayacağı çok zorluk ve yanında mutluluk vardır.

Dizide, bir hayli zengin ancak görgüsüzlüğüyle dünürü Yıldız Hanım'ı çileden çıkartan Ahmet Bey ile kibarlık budalası Yıldız Hanım'ın komik zıtlaşmaları ve arada kalan çocuklarının iki aileyi bir arada tutmak için gösterdiği yoğun çabalar anlatılmaktadır.

Bembeyaz bir deniz görünümündeki uçsuz bucaksız pamuk tarlalarıyla Aslanbaşlar, Adana'nın en zengin ailelerinden biridir. Binlerce dönüm pamuk tarlasının sahibi olan bu aile büyük bir çiftlik evinde yaşamaktadır. Aslanbaş Holding'in esas gözbebeği pamuktur. Pamuk gözbebeği olsa da diğer alanlarda da başarıyı yakalamışlardır. Aslanbaşların hizmetinde binlerce kişi çalışmaktadır. Tarlalarda ırgatlar, çiftlik evinde hizmetçiler, fabrikada işçiler, holdingteki çalışanlar Aslanbaş Ailesi; ana-babaları ölmüş olan dört erkek kardeşten oluşur. Bütün olaylar; Ömer'in ilk kez "Beyaz Gelincik Ceren" ile karşılaşmasıyla başlar. Ondan sonrası; bir bir ortaya dökülen sırlar, bazen aşk bazen iktidar için söylenen yalanlar, merak içinde sonu beklenecek gelişmeler…

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.
