İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

10 filminden 3'ü İzlenir çıktı
Marion Cotillard, 30 Eylül 1975 tarihinde Paris, Fransa'da dünyaya gelmiştir. Yönetmen ve oyun yazarı bir baba ile oyuncu bir annenin kızı olarak sanatla iç içe bir ortamda, Orléans şehrinde büyüdü. Sahne tozu yutarak yetişen Cotillard, kariyerine tiyatro oyunlarında ve küçük televizyon rollerinde başladı. Fransa'da geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan ilk büyük adımı, Luc Besson'un senaryosunu yazdığı ve gişe rekorları kıran aksiyon-komedi serisi "Taksi" (Taxi) (1998) ve devam filmlerindeki Lilly Bertineau rolüyle attı. Ardından Guillaume Canet ile başrolü paylaştığı kült romantik film "Cesaretin Var mı Aşka?" (Jeux d'enfants) (2003) ve Tim Burton'ın "Büyük Balık" (Big Fish) (2003) filmindeki rolüyle uluslararası dikkatleri üzerine çekmeye başladı. Kariyerinin en büyük dönüm noktası ve onu dünya sinemasının zirvesine taşıyan rol, efsanevi Fransız şarkıcı Édith Piaf'ın hayatını canlandırdığı "Kaldırım Serçesi" (La Môme / La Vie en Rose) (2007) biyografisi oldu. Bu filmdeki büyüleyici performansıyla En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü (Oscar) kazandı ve bu ödülü Fransızca bir rolle kazanan tarihteki ikinci aktris oldu. Ayrıca aynı rolle BAFTA, Altın Küre ve César ödüllerini de kucakladı. Oscar zaferinin ardından Hollywood'un en çok aranan isimlerinden biri haline gelen Cotillard, hem büyük bütçeli Amerikan filmlerinde hem de Avrupa sanat sinemasında başarılı bir denge kurdu. Michael Mann'ın "Halk Düşmanları" (Public Enemies) (2009) filminde Johnny Depp ile, Rob Marshall'ın müzikali "Nine" (2009) filminde ise Daniel Day-Lewis ile çalıştı. Christopher Nolan ile yaptığı işbirlikleri olan "Başlangıç" (Inception) (2010) filmindeki Mal karakteri ve "Kara Şövalye Yükseliyor" (The Dark Knight Rises) (2012) filmindeki Miranda Tate rolüyle popüler kültürde silinmez bir iz bıraktı. Woody Allen'ın "Paris'te Gece Yarısı" (Midnight in Paris) (2011) ve Steven Soderbergh'in "Salgın" (Contagion) (2011) filmlerinde de önemli roller üstlendi. Hollywood başarılarının yanı sıra köklerine sadık kalarak Jacques Audiard'ın "Pas ve Kemik" (De rouille et d'os) (2012) filminde bacaklarını kaybeden bir balina eğitmenini canlandırdığı performansıyla eleştirmenleri bir kez daha büyüledi. Dardenne Kardeşler'in yönettiği "İki Gün, Bir Gece" (Deux jours, une nuit) (2014) filmindeki depresyonla mücadele eden fabrika işçisi rolüyle ikinci kez Oscar'a aday gösterildi. Son dönemde Brad Pitt ile başrolü paylaştığı "Müttefik" (Allied) (2016), Cannes Film Festivali'nin açılışını yapan müzikal "Annette" (2021) ve Kleopatra'yı canlandırdığı "Asteriks ve Oburiks: Orta Krallık" (2023) gibi yapımlarda yer aldı. Cotillard, aynı zamanda Greenpeace sözcüsü olarak aktif bir çevre aktivistidir.

Bölge Başsavcısı Harvey Dent'in ölümünün ardından Batman, savcının itibarının zedelenmemesi için Dent'in işlediği suçlardaki sorumluluğunu üstlenmiştir ve bundan dolayı Gotham Polis Teşkilatı tarafından aranmaktadır. 8 yıl sonra Batman, gizemli kadın Selina Kyle ve Gotham polislerini köşeye sıkıştıran yeni suç örgütü lideri acımasız Bane ile karşılaşmıştır. Kara Şövalye, kendisini düşman olarak gören şehrini korumak için bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Antoine de Saint-Exupery'nin unutulmaz çocuk klasiği Küçük Prens'in 2015 yapımı animasyon uyarlaması, bizleri yeniden yazarın müthiş hayal dünyasına davet ediyor. Hikayenin merkezinde küçük bir kız çocuğu bulunuyor: annesi tarafından artık yetişkinlerin dünyasına hazırlanan, çocukluktan çıkmak üzere olan kız, tuhaf ancak iyi yürekli bir adam olan komşuları Pilot ile tanışınca her şey değişir. Pilot, bir zamanlar tanıdığı Küçük Prens aracılığıyla girdiği ve her şeyin mümkün olduğu dünyanın kapılarını kıza da açar.

Leonardo DiCaprio bu yapımda, çok yetenekli bir hırsız olan Dom Cobb ile karşımızda. Uzmanlık alanı, zihnin en karanlık ve savunmasız olduğu rüya anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb'un insanlarda nadiren görülebilecek bu yeteneği onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye malolmuştur. Cobb'a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabii eğer imkansız 'Başlangıç'ı tamamlayabilirse.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Vogue dergisinin beğenilen bir savaş muhabiri olan manken fotoğrafçı Elizabeth 'Lee' Miller'ın hikayesi.

Yıl M.Ö. 50. Çin İmparatoriçesi, kötü prens Deng Tsin Qin tarafında esir alınmıştır. İmparatoriçenin tek kızı Sass-Yi kaçmayı başarmış, sihirli iksir sayesinde insanüstü güçlere sahip olan Asteriks ve Oburiks’ten yardım istemeye gelmiştir. Karada ve denizde birbirinden tehlikeli pek çok maceraya atılan Sass-yi ve yeni arkadaşları imparatoriçeyi zamanında kurtarabilecek midir?

Genetik kodunun kilidini kırması ile atalarının hatıralarına erişim sağlayabilen Callum Lynch, 15. yüzyıl İspanya'sında yaşayan atası Aguilar'ın maceralarını kendi hafızalarında yer alacak kadar canlı bir şekilde deneyimler. Gizli bir topluluk olan Suikastçiler'in soyundan geldiğini öğrenen genç adam yeni kazandığı beceriler ile baskıcı ve güçlü organizasyon Tapınakçıların karşısına çıkar. Callum, günümüzde de varolan Tapınakçılar organizasyonunu alt etmek için geçmişindeki bilgi ve tecrübesini kullanacaktır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında kendi ülkeleri hesabına tetikçilik yapan Amerikalı Max Vatan ile Fransız Marianne Beausejour'un 1942'deki bir görevleri sırasında yolları kesişir. İkisi de Casablanca'daki Nazi Alman elçiyi öldürmek üzere görevlendirilmiştir. Ancak bu görev sırasında birbirlerine aşık olurlar ve sonrasında evlenirler. Ancak evlenmiş olmalarına rağmen birbirlerinden sakladıkları birçok sır vardır ve bu aralarındaki sevgiyle birlikte hissedilir bir gerilimin de ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Antoine de Saint-Exupery'nin unutulmaz çocuk klasiği Küçük Prens'in 2015 yapımı animasyon uyarlaması, bizleri yeniden yazarın müthiş hayal dünyasına davet ediyor. Hikayenin merkezinde küçük bir kız çocuğu bulunuyor: annesi tarafından artık yetişkinlerin dünyasına hazırlanan, çocukluktan çıkmak üzere olan kız, tuhaf ancak iyi yürekli bir adam olan komşuları Pilot ile tanışınca her şey değişir. Pilot, bir zamanlar tanıdığı Küçük Prens aracılığıyla girdiği ve her şeyin mümkün olduğu dünyanın kapılarını kıza da açar.

Bölge Başsavcısı Harvey Dent'in ölümünün ardından Batman, savcının itibarının zedelenmemesi için Dent'in işlediği suçlardaki sorumluluğunu üstlenmiştir ve bundan dolayı Gotham Polis Teşkilatı tarafından aranmaktadır. 8 yıl sonra Batman, gizemli kadın Selina Kyle ve Gotham polislerini köşeye sıkıştıran yeni suç örgütü lideri acımasız Bane ile karşılaşmıştır. Kara Şövalye, kendisini düşman olarak gören şehrini korumak için bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Hava ve solunum yoluyla rahatlıkla geçen ve insanları birkaç gündür içinde öldüren, ölümcül bir virüs salgın şeklinde yayılmaktadır. Dünya çapında uzmanlardan oluşan medikal bir ekip, hem salgına çare bulmaya çalışır hem de insanlarda virüsten daha da hızlı yayılan panik halin kontrol altına almaya çalışırlar. İnsanlar şimdi hem canlarını kurtarmaya çalışırken hem de dağılmanın eşiğine gelen toplumsal hayata tutunma mücadelesi verirler.

Leonardo DiCaprio bu yapımda, çok yetenekli bir hırsız olan Dom Cobb ile karşımızda. Uzmanlık alanı, zihnin en karanlık ve savunmasız olduğu rüya anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb'un insanlarda nadiren görülebilecek bu yeteneği onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye malolmuştur. Cobb'a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabii eğer imkansız 'Başlangıç'ı tamamlayabilirse.

Amerika’nın Büyük Bunalım yıllarında geçen filmde, FBI ajanı Melvin Purvis’in o dönemin en ünlü suçluları John Dillinger, Baby Face Nelson ve Pretty Boy Floyd’u cezaevine tıkma çabası anlatılıyor.

Kendinden emin ve burnu havada, yakışıklı bir borsacı olan, Max Skinner Londra borsasında spekülasyonlar yaparak büyük paralar kazanmaktadır. Son fethinde ise bir çok rakibini buyuk kayıplara uğratmıştır. Max'in zaferi felsefesi ile aynı yöndedir: en önemli şey kazanmaktır ve hayatta başka hiçbir şeyin kıymeti yoktur. Büyük zaferin hemen ardından Max Fransa'da yaşayan büyük amcasının öldüğüne dair üzücü bir haber alır. Henry Amca Max'ın en yakın akrabasıdır ve bütün çocukluğu onun hatıralarıyla doludur. Max bir yandan eksantrik amcasıyla dolu çocukluk hatıralarını anımsarken bir yandan da şatoda geçecek bir hayatın nasıl bir hayat olacağı konusunda araştırmalar yapmaktadır. Londra'da onu bekleyen geleceği değişecek belki de oradaki herşeyinden vazgeçecektir.