İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

32 filminden 16'sı İzlenir çıktı
Matthew Paige Damon, 8 Ekim 1970 tarihinde Cambridge, Massachusetts'te kültürlü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası borsacı, annesi ise erken çocukluk eğitimi profesörüydü. Çocukluğunu, ileride Hollywood'da birlikte büyük başarılara imza atacağı yakın arkadaşı Ben Affleck ile aynı mahallede geçirdi. Prestijli Harvard Üniversitesi'nde İngilizce eğitimi almaya başlasa da, oyunculuk kariyerine olan güçlü arzusu nedeniyle, Geronimo: Bir Amerikan Efsanesi (Geronimo: An American Legend, 1993) filmindeki rolü kapınca mezuniyetini beklemeden üniversiteden ayrıldı. Kariyerinin başlarında Mystic Pizza (1988) gibi filmlerde çok kısa roller aldıktan sonra, Okul Bağları (School Ties, 1992) ve özellikle Cesaret Ateşi (Courage Under Fire, 1996) filmlerindeki performanslarıyla yavaş yavaş dikkat çekmeye başladı. Matt Damon'ın kariyerini ve Hollywood'daki kaderini değiştiren proje, Ben Affleck ile birlikte kaleme aldıkları Can Dostum (Good Will Hunting, 1997) filmi oldu. Film, hem eleştirmenlerden tam not aldı hem de gişede büyük başarı gösterdi. İkili, bu filmle En İyi Özgün Senaryo dalında Akademi Ödülü ve Altın Küre'yi kazanırken, Damon aynı zamanda başroldeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ına aday gösterildi. Bu olağanüstü başarı, Damon'ı bir anda sektörün en çok konuşulan ve aranan genç yıldızlarından biri yaptı. Aynı yıl, Francis Ford Coppola'nın yönettiği John Grisham uyarlaması Yağmurcu (The Rainmaker) filminde de başrol oynayarak yükselişini sürdürdü. Can Dostum'un ardından Damon, A sınıfı bir Hollywood yıldızı olarak yerini sağlamlaştırdı. Steven Spielberg imzalı savaş draması Er Ryan'ı Kurtarmak (Saving Private Ryan, 1998) ve Anthony Minghella'nın gerilim filmi Yetenekli Bay Ripley (The Talented Mr. Ripley, 1999) gibi önemli yapımlarda rol aldı (Ripley ile bir kez daha Altın Küre'ye aday oldu). 2000'li yıllar ona iki ikonik seri karakteri getirdi: Doug Liman'ın yönettiği Geçmişi Olmayan Adam (The Bourne Identity, 2002) ile başlayan ve modern aksiyon sinemasını etkileyen Jason Bourne serisi ve Steven Soderbergh'in yönettiği, yıldızlarla dolu kadrosuyla dikkat çeken Ocean's Eleven (2001) ile başlayan popüler soygun filmleri serisi. Bu seriler, Damon'ın hem aksiyon yıldızı kimliğini pekiştirdi hem de gişe başarısını garantiledi. Kariyeri boyunca Martin Scorsese (Köstebek, 2006), Clint Eastwood (Yenilmez, 2009 – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar adaylığı), Coen Kardeşler (İz Peşinde, 2010) ve Ridley Scott (Marslı, 2015 – En İyi Erkek Oyuncu Altın Küre ödülü ve Oscar adaylığı) gibi sinemanın dev yönetmenleriyle çalışma fırsatı buldu. Son dönemde Asfaltın Kralları (Ford v Ferrari, 2019) filmindeki Carroll Shelby rolü ve Christopher Nolan'ın yönettiği, büyük ses getiren Oppenheimer (2023) filmindeki Leslie Groves karakteri gibi performanslarıyla da adından söz ettirdi. Matt Damon, canlandırdığı rollerdeki çeşitlilik, hem dramatik derinlik sunabilen hem de aksiyon sahnelerinde inandırıcı olabilen yeteneği ve genellikle canlandırdığı "iyi adam" karakterleriyle seyircinin ve eleştirmenlerin takdirini kazanmış bir isimdir.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

Güney Boston’da büyümüş olan genç çaylak Billy Costigan’a, Costello’nun çetesine sızma görevi verilir. Billy, Costello’nun güvenini kazanmaya çalışırken, “Güney Yakası”nın sokaklarından gelen bir başka genç polis Colin Sullivan da eyalet polis teşkilatında basamakları hızla tırmanmaktadır. Üstlerinin bilmediği şey, Colin’in Costello için çalıştığı ve suç patronunun polisin hep bir adım önünde olmasını sağladığıdır. Her iki adam da, içine sızdıkları organizasyonun planları ve karşı planları hakkında bilgi toplarken, sürdürdükleri çifte yaşamları yüzünden oldukça zorlanmaktadırlar. Ama hem gangsterler hem polisler aralarında bir köstebek olduğunu anlayınca, Billy ve Colin sürekli olarak düşman tarafından yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.

Can Dostum’da Will Hunting, toplumdaki genel zeka seviyesinin çok çok üzerinde bir zeka seviyesine sahip, MIT’de temizlikçi olarak çalışan genç bir çocuktur. Temizlik yaptığı bir akşamlardan, bir sınıfın tahtasında yazılı olan bir matematik sorusuna denk gelir. Çözülmesi neredeyse imkânsız olan bu soruyu rahatça çözen Will, sessiz sedasız ortadan kaybolur. Kısa zaman içerisinde soruyu yazan profesör tarafından keşfedilen Will, bu başarıyı diğer sorularda da sürdürecektir. Ancak bir kavga nedeniyle hapis cezasına çarptırılan gencin, bu beladan kurtulabilmek için profesöre ihtiyacı vardır.

Ford v. Ferrari, 1966 yılında düzenlenen Le Mans 24 Saat Yarışı’nın gerçek hikayesini konu alıyor. Henry Ford II ve Lee Iacocca ikilisi, tuhaf ancak kararlı bir grup Amerikalı mühendis ve tasarımcıdan sıfırdan bir otomobil yapmalarını ister. Otomotiv vizyoneri Carroll Shelby (Matt Damon) ve İngiliz şoförü Ken Miles’ın (Christian Bale) başını çektiği ekip, uzun yıllardır pistlere egemen olan Ferrari’yi Fransa’da düzenlenen 1966 Le Mans Dünya Şampiyonası’nda alt etmek için işe koyulur.

Homeros'un aynı adlı destanının bir uyarlamasıdır. Truva Savaşı'ndan sonra İthaka Kralı Odysseus'un evine dönüş yolculuğunu konu alıyor. Bu epik macerada, Odysseus'un Polyphemus (tek gözlü dev), Sirenler ve büyücü tanrıça Circe gibi mitolojik figürlerle karşılaşmaları anlatılıyor. Film, Odysseus'un eşi Penelope ile yeniden bir araya gelmesiyle son buluyor.

Miamili bir polis ekibi harap bir evde milyonlarca dolarlık nakit para bulunca kimsenin kimseye güveni kalmaz; herkes ve her şey şüpheli hâle gelir.

Ethan Coen ve Tricia Cooke tarafından yazılan bu suç komedisinde bir başka kız arkadaşından ayrıldığı için sızlanan, çekincesiz, özgür ruhlu Jamie ile umutsuzca gevşemeye ihtiyacı olan, çekingen arkadaşı Marian’ı konu alıyor. İkili, yeni bir başlangıç arayışıyla, Tallahassee’ye plansız bir araba yolculuğuna çıkar ama yolları bir grup yeteneksiz suçluyla kesişince işler ters gider.

Rory ve Cobby beklenmedik ortaklardır: bir soygun için bir araya gelen çaresiz bir baba ve eski bir mahkûm. İşler ters gidince alışılmadık suç ortağıyla, Rory'nin terapistiyle iş birliği yaparak polisi, isteksiz bürokratları ve intikam peşindeki bir suç patronunu atlatmak için birlik olurlar.

Ödüllü yönetmen Ben Affleck'in filmi AIR, Air Jordan markasıyla spor ve kültür dünyasında devrim yaratacak olan henüz keşfedilmemiş Michael Jordan ile Nike'ın yeni gelişmekte olan basketbol departmanı arasındaki ortaklığı gözler önüne seriyor. Başrollerde Matt Damon, Ben Affleck, Jason Bateman, Chris Messina, Marlon Wayans, Chris Tucker ve Viola Davis yer alıyor.

Amerikalı fizikçi Julius Robert Oppenheimer'ın hayatına odaklanılan filmde, Julius Robert Oppenheimer’ın, İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilme sürecindeki rolü gözler önüne seriliyor. Fizikçi Julius Robert Oppenheimer'a 2. Dünya Savaşı sırasında Manhattan Projesi'nin bilimsel liderliği verildiğinde, o ve eşi Kitty, Oppenheimer'ın çalışmasının sadece kendi hayatları üzerinde değil, tüm dünya üzerinde bu kadar etki edeceğini hayal edemezdi. Ancak ölümcül icadının Hiroşima ve Nagazaki'de kullanılacak olması, Oppenheimer'ın kendisini projeden uzaklaştırmasına neden olur. Savaş sona ermek üzereyken, Lewis Strauss'un ortak kurduğu ABD Atom Enerjisi Ajansı'nın danışmanı olan Robert Oppenheimer, nükleer enerjinin uluslararası kontrolüne ve nükleer silahlanma yarışına karşı olduğunu savunur ve bu nedenle ABD tarafından hedef haline gelir.

Norman (Normandiya'da yaşayan Frenk ve İskandinav kökenli halk) şövalyesi Jean de Carrouges ve Norman beyi Jacques le Gris eskiden çok yakın arkadaşlardır. Carrouges savaşa gider ve döndüğünde hiçbir şey eskisi gibi değildir. Le Gris, Carrouges'in karısına tecavüz etmek suçundan yargılanıyordur. Ancak kimse Margerite'e inanmaz. Bunun üzerine asker, karara itiraz etmek üzere Fransa kralına kadar gider. Hakim açısından ise Le Gris avantajlı konumdadır. Mahkemenin yeni kararına göre iki adam düello yapacak ve bu düellonun sonucunca biri ölecektir. Hayatta kalan kişi Tanrı'nın isteğini yerine getirmiş olacak ve eğer ki Le Gris hayatta kalırsa da aklanacaktır. Ayrıca eğer ki Carrouges kaybederse karısı ceza olarak bir kazığa bağlanarak yakılacaktır.

Ford v. Ferrari, 1966 yılında düzenlenen Le Mans 24 Saat Yarışı’nın gerçek hikayesini konu alıyor. Henry Ford II ve Lee Iacocca ikilisi, tuhaf ancak kararlı bir grup Amerikalı mühendis ve tasarımcıdan sıfırdan bir otomobil yapmalarını ister. Otomotiv vizyoneri Carroll Shelby (Matt Damon) ve İngiliz şoförü Ken Miles’ın (Christian Bale) başını çektiği ekip, uzun yıllardır pistlere egemen olan Ferrari’yi Fransa’da düzenlenen 1966 Le Mans Dünya Şampiyonası’nda alt etmek için işe koyulur.

Nüfusun aşırı artması sonucunda Norveçli bilim adamları buna bir çözüm olarak insanların boyunu 12 cm'ye nasıl indireceklerini keşfeder ve 200 yıl içinde tüm insanların küçülmesini önerirler. Minyatür bir dünyada ne kadar az para harcandığını fark eden insanlar, daha iyi bir hayat arzusuyla küçülmek isterler. Bir "iş ve uğraşı terapisti" olan Paul Safranek ve eşi Audrey de aynı sebepten dolayı Omaha'daki stresli yaşamlarını terk ederek küçülmeye karar verirler. Ancak son anda Audrey kararından cayar. Paul küçüldüğüyle kalarak tek başına bu yeni minyatür dünyada hayatını değiştirecek maceralara atılacaktır.

Lodge ailesi, sakin ve sıradan insanların yaşadığı, huzurlu bir banliyö mahallesi olan Suburbicon’da yaşamaktadır. Bölge aile kurmak için uygun bir yer gibi görünür. Fakat bu muhteşem görüntünün ardında rahatsızlık verici gerçekler vardır. İyi bir eş ve baba olan Gardner Lodge, mahallenin ihanet, aldatma ve şiddet dolu gizemli bölgelerini keşfe çıkar ve karanlık sokaklarda tehlikeli bir maceraya atılır.

Artık hafızası geri gelen ve kim olduğunu hatırlayan Bourne, geçmişindeki sırları keşfetmeye karar veriyor. Babasının ölümü hakkındaki gerçekleri aydınlatmak için girdiği tehlikeli yolda onu durdurmak için çok güçlü düşmanlar karşısına çıkıyor.

Mars'a gönderilen astronotlardan Mark Watney, şiddetli bir fırtına sonrası öldü sanılarak ekibi tarafından terk edilir. Ancak Watney hayattadır ve kendisini Mars'ta yapayalnız bulur. Elindeki sınırlı olanaklarla zekasını ve dayanıklılığını kullanarak dünyaya yaşadığına dair bir sinyal gönderir. Bilim adamları "Marslı"nın eve dönmesi için uğraşırken ekip arkadaşları da kurtarma operasyonunda yer alırlar.

Tarihin en büyük hazine avının gerçek hikayesinden uyarlanan The Monuments Men tuhaf bir 2. Dünya Savaşı müfrezesini anlatıyor. Bu müfrezedekiler FDR tarafından sanat eserlerini Nazi hırsızlarından kurtarmak ve sahiplerine ulaştırmak için Almanya’ya gitmekle görevlendiriliyorlar. Ancak bu imkansız bir görevdir: düşman hattının arkasında kalan sanat eserleri ve her şeyi yok etme emir almış Alman ordusuyla, bu adamlar – hiç askeri deneyimi olmayan yedi müze müdürü, koleksiyon yöneticisi ve sanat tarihçisi- nasıl başarılı olabilir ki? Ancak Monuments Men olarak bilinen bu adamlar kendilerini 1000 yıllık kültürün yok olmasını önlemek için zamana karşı yarışırken, insanoğlunun en büyük başarılarını korumak için hayatlarını da riske atacaklardır..

Dünya'nın giderek yaşanmaz hale gelmesiyle başlayan tarım krizi ve doğal felaketler, insanları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Teknik bilgisi ve becerisi yüksek olan Cooper, geniş mısır tarlalarında çiftçilik yaparak geçinmektedir; amacı iki çocuğuna güvenli bir hayat sunmaktır. Onlarla yaşayan büyük baba Donald çocuklara göz kulak olurken, henüz 10 yaşındaki kızı Murph şaşırtıcı bir zekaya sahiptir. Geçmişte bıraktığı bilim insanı kariyerini özleyen Cooper'un karşısına bir gün beklenmedik bir teklif çıkar ve ailesinin, dahası insanlığın güvenliği için zorlu bir karar alması gerekir...

2154'te geçen bu distopik gerilim filminde, Dünya'da hayat gitgide daha amansız bir hâl alırken en zengin insanlar olağanüstü bir özel uzay istasyonuna taşınır.

Elvis’ten, Elton John’dan, Madonna’dan ve Lady Gaga’dan önce Liberace vardı: usta bir piyanist, inanılmaz bir şovmen ve sahne ve televizyonun göz alıcı yıldızı. Şovmenlikle, ışığıyla ve abartıyla özdeşleşmiş bir isim olan Liberace izleyicilerin onu sevmesine ve 40 yıllık kariyeri boyunca ona sadık bir hayran kitlesi oluşturmasına neden olan dünyaca ünlü bir artistti. Liberace hem sahnede hem sahne dışında aşırı uçlarda bir yaşam sürdü. 1977 yazında, yakışıklı ve genç yabancı Scott Thorson soyunma odasına girdi ve aralarındaki yaş farkına ve farklı dünyalara ait olmalarına rağmen, aralarında beş yıl sürecek bir ilişki başladı. BEHIND THE CANDELABRA bu ilişkinin kamera arkasını Las Vegas’taki Hilton Hotel’de tanışmalarından acı ayrılıklarına kadar her şeyiyle gözler önüne seriyor..

Eşini kaybettikten sonra iki çocuğunu yalnız büyütmeye çalışan Benjamin hep beraber yaşadıkları kentten uzakta, doğayla daha baş başa olabilecekleri yeni bir eve taşınmak, yeni bir başlangıç yapmak ister. Fakat taşınmak için seçtikleri ev aslında bir hayvanat bahçesidir! Başta çok şaşırsalar da, bu eve taşınmaya ve terk edilmiş hayvanat bahçesini yeniden canlandırmaya karar verirler. Bu hem maddi hem menevi açıdan zorlu ama bir o kadar da tutku dolu bir macera olacaktır...

Step dans ustası olan Mumble'ın bir problemi var: küçük oğlu Eric'in koreografi fobisi. Bu yüzden dansa isteksiz olan Eric evinden ve yakınlarından kaçarak uçabilen ilginç karakterli penguen Sven ile karşılaşıyor. Mumble’ın, oğlunun karizmatik yeni rol modeliyle yarışta pek de şansı yok gibi görünüyor. Güçlü kuvvetlerin dünyayı sarsmasıyla işler daha da kötüye gidiyor. Mumble, her şeyi tekrar yoluna koymak için penguen birliklerini ve küçük kerevitlerden dev ayı balıklarına birbirinden farklı ve çeşitli yaratıkları bir araya getirince Eric babasının güç ve cesaretini anlıyor.

Hava ve solunum yoluyla rahatlıkla geçen ve insanları birkaç gündür içinde öldüren, ölümcül bir virüs salgın şeklinde yayılmaktadır. Dünya çapında uzmanlardan oluşan medikal bir ekip, hem salgına çare bulmaya çalışır hem de insanlarda virüsten daha da hızlı yayılan panik halin kontrol altına almaya çalışırlar. İnsanlar şimdi hem canlarını kurtarmaya çalışırken hem de dağılmanın eşiğine gelen toplumsal hayata tutunma mücadelesi verirler.

Yönetmen Charles Ferguson, İç İşler ile, hâlâ dünyayı kasıp kavurmakta olan 2008 ekonomik krizinin perde arkasındaki akıl almaz gerçekleri ilk defa gözler önüne seren bir filme imza atıyor. Faturası 20 trilyon doları aşan kriz, milyonlarca insanı evsiz ve işsiz bırakarak mağdur etti. Film, derinlemesine araştırmaların yanı sıra finans dünyasının önemli isimleriyle, politikacılarla ve gazetecilerle yapılan dudak uçuklatıcı röportajlar üzerinden arsız bir endüstrinin gelişimini takip ediyor. Aynı zamanda da siyasetin, düzenlemelerin ve akademinin yozlaşmasıyla sonuçlanan yıkıcı ilişkiler ağını açığa çıkarıyor. Matt Damon tarafından seslendirilen film yalnızca ABD ile sınırlı kalmıyor, İzlanda, İngiltere, Fransa, Singapur ve Çin'e de giderek, her birimizin hayatını etkilemekte olan yoz ve açgözlü sistemin resmini bir bütün olarak çiziyor. Bu, olayları parça parça gazetelerde okumaktan çok farklı bir his; uyandırıyor, sarsıyor.

Danny Ocean ve ekibinin macera arayışları bitmek bilmiyor. En büyük soygun çetelerinden biri haline gelen bu ekibin artık kendi kumarhaneleri de vardır. Fakat şimdi ise yapacakları soygun kadar, kendi kumarhanelerini korumak da önemli hale gelmiştir. Dünyanın en acımasız kumarhane sahiplarinden biri olan Willie Banks, Ocean'ın ekibinden Reuben Tishkoff'a büyük bir kazık atmıştır. Bunun sonucunda Danny ve ekibinin yeniden bir araya gelerek belki de şimdiye kadar giriştikleri en tehlikeli soyguna hazırlanma vakitleri gelmiştir.

Jason Bourne’in tek isteği ortadan kaybolmaktır. Ancak kaybolmayı başaramadığı gibi kendisini yaratanlar tarafından ele geçirilir. Hafızasını ve sevdiği tek insanı kaybetmiş olan Jason Bourne, iyi eğitimli yeni kuşak katillerin yoğun ateşi altındadır. Artık sadece tek bir hedefi vardır: Başlangıca dönmek ve kendisinin kim olduğunu bulmak.

Güney Boston’da büyümüş olan genç çaylak Billy Costigan’a, Costello’nun çetesine sızma görevi verilir. Billy, Costello’nun güvenini kazanmaya çalışırken, “Güney Yakası”nın sokaklarından gelen bir başka genç polis Colin Sullivan da eyalet polis teşkilatında basamakları hızla tırmanmaktadır. Üstlerinin bilmediği şey, Colin’in Costello için çalıştığı ve suç patronunun polisin hep bir adım önünde olmasını sağladığıdır. Her iki adam da, içine sızdıkları organizasyonun planları ve karşı planları hakkında bilgi toplarken, sürdürdükleri çifte yaşamları yüzünden oldukça zorlanmaktadırlar. Ama hem gangsterler hem polisler aralarında bir köstebek olduğunu anlayınca, Billy ve Colin sürekli olarak düşman tarafından yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.

Hala bellek kaybının etkisinde olan Bourne, şiddet dolu geçmişini geride bırakarak kız arkadaşı Marie ile huzurlu bir hayat yaşamaya başlamıştır. Fakat planları bir gün kendisine yapılan bir suikast girişimden ucu ucuna kurtulması ile paramparça olur. Şimdi bilinmeyen düşmanı tarafıdan izlenen Bourne hem kolay bir hedef olmadığını hem de becerileri, kararlılığı ve çevikliğiyle hafife alınmayacağını kanıtlamak zorundadır.

Danny Ocean ve Rusty Ryan'ın başını çektiği, yankesici Linus Caldwell, patlayıcı uzmanı Basher Tarr ve kasa hırsızı Frank Catton'tan oluşan ekibinin, acımasız iş adamı Terry Benedict'in Las Vegas kasasındaki her kuruşu çalarak tarihin en cüretkâr ve kârlı soygununu gerçekleştirmesinden bu yana 3 yıl geçmştir. Ocean'ın ünlü ekibi 160 milyon dolarlık vurgunu paylaştıktan sonra düzgün, gözlerden uzak ve yasalara uygun yaşamaya çalışır. Ancak bunu sürdürmek oldukça zordur. Biri, bir numaralı kuralı ihlal ederek onları Benedict'e gammazladığında düzgün yaşamak, bir seçenek olmaktan çıkar. Benedict 160 milyon dolarını, faiziyle birlikte geri istemektedir yoksa sonuçları kötü olacaktır. Çetenin de çok kısa sürede keşfettiği gibi Ocean'ın ekibinin peşindeki tek güçlü kişi Benedict değildir.

Bir İtalyan balıkçı teknesi, ölmek üzere bir adamı bularak kurtarır. Genç adam iyileştiğinde, ciddi bir hafıza kaybı geçirdiği farkedilir. Kim olduğunu ve o hale nasıl düştüğünü hatırlamamaktadır.Kim olduğunu araştırırken, bazı özel yetenekleri olduğunu farkeder. Yakın dövüş ve yabancı dillere inanılmaz yatkınlığı vardır. Marie adlı güzel kadının da yardımıyla kendisini öldürmeye çalışan suikastçilerden kaçarak kimliğini bulmaya çalışır...

Spirit adlı vahşi bir atın Vahşi Batı'ya yaptığı yolculuğun heyecan yüklü öyküsü... Spirit orada Rain adlı çok güzel renkli bir kısrak ile karşılaşır ve aşık olur. Bu arada şöhreti tüm Vahşi Batı'ya yayılınca bölgenin en büyük isimsiz kahramanlarından biri haline gelir. Artık herkes Spirit'in sergilediği kahramanlıklardan söz etmektedir.

Danny Ocean hapisten yeni çıkmış bir soyguncudur. Ancak Danny'nin hapisten çıkınca giriştiği ilk şey tarihin en büyük kumarhane soygununu gerçekleştirmeye çalışmak olacaktır. Danny, rakiplerine karşı acımasızlığı ile ünlü Terry Benedict adlı adamın Las Vegas'taki 3 kumarhanesini birden aynı gecede soymayı planlamaktadır. Bunun için eski ortağı Rusty ile temasa geçer. Rusty ve Danny, bu imkansız soygunu gerçekleştirebilmek için her biri işinde uzman olan isimlerden oluşan bir takım oluştururlar. 11 kişiden oluşan bu takım soygunu başarıyla gerçekleştirirse her biri hayatının sonuna kadar yetecek paraya sahip olacaktır. Ancak başarısız olur da yakalanırlarsa Terry Benedict'in gazabına uğrayacaklardır.

1950'li yılların sonuna doğru genç ve kaygısız olmak, mavi suların ortasında güneşin ısıttığı İtalya'da Tom Ripley'in (Matt Damon) şiddetle arzuladığı, ancak Dickie Greenleaf'in (Jude Law) yaşadığı bir hayat tarzı...Dickie'nin varlıklı armatör babası Tom'dan playboy oğlunu evine Amerika'ya geri getirmesini istediğinde, Dickie ve kendisi gibi yabancı kız arkadaşı Margi Sherwood (Gwyneth Paltrow), Ripley'in onların hayat tarzını ele geçirmek için yapabileceklerinden ve karşı karşıya kalacakları tehlikenin boyutlarından asla şüphelenmezler.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

Düşük bahisli poker oyunları ile hayatını sürdüren Mike McDermott bir yandan da hukuk fakültesinde okumaktadır. Bir gece, en büyük hayali olan Las Vegas’da ki poker şampiyonasına girmek için gereken parayı kazanma hırsıyla katıldığı bir oyunda bütün birikimini kaybeder. Bu olaydan sonra New York'un yeraltı poker dünyasına veda eden Mike’ın, en iyi arkadaşı Worm’un hapisten çıkmasıyla beraber kendine ve kız arkadaşına verdiği bu sözü tutması zorlaşacaktır.

Can Dostum’da Will Hunting, toplumdaki genel zeka seviyesinin çok çok üzerinde bir zeka seviyesine sahip, MIT’de temizlikçi olarak çalışan genç bir çocuktur. Temizlik yaptığı bir akşamlardan, bir sınıfın tahtasında yazılı olan bir matematik sorusuna denk gelir. Çözülmesi neredeyse imkânsız olan bu soruyu rahatça çözen Will, sessiz sedasız ortadan kaybolur. Kısa zaman içerisinde soruyu yazan profesör tarafından keşfedilen Will, bu başarıyı diğer sorularda da sürdürecektir. Ancak bir kavga nedeniyle hapis cezasına çarptırılan gencin, bu beladan kurtulabilmek için profesöre ihtiyacı vardır.