İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

10 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
1975 yılında Tatar kökenli bir ailenin ikinci çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Annesi Sibel Hanım bir öğretim görevlisi, babası Teoman Bey ise bir endüstri mühendisidir. Modern bale koreografı olan ablası Zeynep Günsür Yüceil aynı zamanda bir öğretim görevlisidir.

Gelin Takımı uzun süredir kendi hayatlarının telaşına kapılmış, yolları da kalpleri de ayrı düşmüştür. Ayça, tek başına çocuk büyütmenin yükü altında ezilirken çareyi İzmir’de annesinin yanına dönmekte bulur. Deniz, beklediği o romantik evlilik teklifini hâlâ alamamış, umudu ile sabrı arasında sıkışmıştır. Devam filmi, dört yakın arkadaşın yeni yaz maceralarını gözler önüne seriyor.

Çocukluk yıllarından beri arkadaş olan gelin takımı, popüler günlerini geride bırakmış; eşlerinin, çevrelerinin gözünde artık birer 'sıkıcı' insan olmuşlardır. Dört yakın arkadaş, bunun tersini kanıtlamak için en yakın dostlarının düğünü öncesi bekarlığa veda partisine Bodrum'a gider.

Sarhoş edici bir fanteziden tehlikeli bir ilişkiye uzanan zengin ve evli bir kadın, yayımlanmamış bir romanı eline aldıktan sonra hayatının geri dönülmez bir şekilde paramparça olduğunu fark eder.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı, 20. yüzyılın önemli isimlerinden Mustafa Kemal Atatürk'ün hayat hikayesi. İki bölüm olarak izleyiciyle buluşan Atatürk filminin ilk kısmında, Mustafa Kemal'in çocukluk yıllarından Millî Mücadele'ye giden hikâyesi anlatılıyor.

Orhan travmatik bir kayıptan sonra her şeyini kaybetmiş ve vahşi bir yaşama yönelmiş eski bir yazardır. Her şeyi bırakarak Londra’ya yerleşir ve editör olarak çalışmaya başlar. Yıllar sonra İstanbul’a geri döner. Bu geri dönüşün nedeni zamanını Paris, Londra ve Berlin’de geçirmiş ünlü yönetmen Deniz Soysal ile tanışmaktır. Deniz hem tarihi aile köşkünden annesini taşımak hem de yeni filmi için hazırlık yapmak için İstanbul’dadır. Deniz doğup büyüdüğü şehirdeki çocukluk anıların anlattığı bir kitap yazmıştır. Orhan’ın İstanbul’daki işi, yayınlanmadan önce kitaba son dokunuşları yapmaktır. Uzun yazışmalardan sonra İstanbul’da buluşurlar. Ancak ertesi sabah Deniz ortadan kaybolur. Orhan’ın gelişi ve Deniz’in ortadan kayboluşu ilginç bir rastlantıya işarettir. Gizli bir soruşturma başlatılır. Herkes Deniz’in bir daha geri dönmeyeceğinden endişelidir.

Sağlık lisesinden yeni mezun olup, kasabanın sağlık ocağında hemşireliğe adım atan Hanife ve aykırı kız kardeşi Hatice, küçük ve kendi halinde, muhafazakar bir kasabada yaşamaktadırlar. Hanife ne kadar çekingen ve içine kapanıksa, Hatice bir o kadar haylaz, laf dinlemez ve başına buyruktur. Edebiyata meraklı Hanife kimselere göstermeden bir şiir defteri tutarken, Hatice çevresindeki herkesi unutacak kadar şarkı söylemeye tutkundur. Bir gün yeni atanan kaymakamın oğlu Tarık kasaba merkezine gelir ve iki kız kardeşin hayatı o günden sonra tamamen değişir.

A commissioner and his deputy, two members of the secret police department called the "Blue Bureau", conduct criminal investigations of paranormal-related incidents.

Hayatı boyunca anne ilgisi ve sevgisinden mahrum kalan Seniha, abisi Halit’e karşı derin bir kıskançlık duygusuyla büyür. Çünkü güzellik takıntısı olan annesine göre Seniha, çirkin ördek yavrusudur. Soylu ve zengin ailesine hiç yakışmıyordur. Abisi Halit ise tam tersi. O her anlamda annesinin gurur kaynağıdır. Halit, en iyi okullarda okuyup, ailenin tüm olanaklarını kullanır çünkü. Ülkenin hem en başarılı avukatı olur hem de en çapkın bekârı… Seniha ise yaşadığı derin değersizlik duygusuyla battıkça batar. Okulunu bitirememiş, hiç evlenmemiş ve neredeyse kendi evinde hizmetçi konumuna gelmiştir. Abisinin deyimiyle “Bayan Hiç Kimse” olmuştur artık…

4 adam, 1 kadın… Buydu Zuhal Soydaşlı’nın hikayesi. Üç erkek evladın annesi, bir türlü büyüyemeyen bir adamın karısıydı. Özetle; kendi evinin yalnızıydı. Son oğlunu kucağına aldıktan birkaç ay sonra Millî Eğitim Bakanlığı’ndaki görevinden emekli olmak zorunda kaldı Zuhal. Birkaç gün sonra da kocası Hasan Soydaşlı’nın onu aldattığını öğrendi. Oğullarıyla birlikte sığabileceği bir yuva uğruna, çalışmaktan başka çaresi yoktu Zuhal’in. Çocuklarıyla birlikte ayakta, hayatta kalmaya çalıştığı şehrin ta kendisiydi Zuhal. Ankara’ydı o. Denizi yoktu, boğazı yoktu. Hiçbir zaman da olmayacaktı. Ama direnişti, mücadeleydi. Çünkü anne olmak başlı başına, “tek başına” bir mücadeleydi.

Askeri okuldan vatansever bir idealist olarak mezun olan Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal, 1919’a kadar Payitahta sadık bir asker olarak Osmanlı’nın her karışında savaşır. Bu süreçte, Osmanlı İmparatorluğu’nun aslında içten içe çürümeye başladığını anlar. Bir değişim gerektiği açıktır. Sürülür, açığa alınır, zorlanır, engellenir. Fakat hiçbir engel Mustafa Kemal'in ilerleyişini durduramayacaktır.

Metropol hayatına sıkışmış, hasta, mutsuz ve yolunu kaybetmiş bir ruh olan Nisan, beraber katıldıkları bir şifa seansının ardından ortadan kaybolan arkadaşının izini sürerken şaibeli bir tarikata ulaşır. Tüm şüphelerine karşın tarikatın vaadine kayıtsız kalamayan Nisan, gizemli bir adam olan Tufan’ın peşinden bilinmezliklerle dolu bir maceraya atılır.

Atiye, genç ve güzel bir ressamdır. Ailesi ve sevgilisi Ozan’la mutlu bir hayatı olan Atiye, dünyanın en eski tapınaklarından olan Göbeklitepe’ye bir ziyaret gerçekleştirir. Atiye’nin bölgede yaptığı gezi sırdasında, Erhan adındaki bir arkeolog, Atiye ile Göbeklitepe arasında mistik bir bağlantı olduğuna dair bir sembol keşfeder. Bu olayın peşini bırakmayan ve irdelemeye başlayan Atiye, geçmişin izlerini de bulmaya çalışır ve kendisine bambaşka bir yol çizer. Atiye, geçmişi kovaladıkça ve yeni detaylara ulaştıkça, geçmişle geleceği, gerçek ile ruhani olayları birbirinden ayırt edememeye başlar.

Bir adam bir kadını sever ve dünya değişir. Ama hayatı kökten değiştiren, aşkı değil, aşkına ulaşabilmek için cesaret edebildikleridir. O kişiye duyduğu aşkın acımasızlığında öylesine büyük fırtınalar başlatır ki, sonunda, dokunduğu her şeyi yıkar. Ve bazen.. Hayatın kendini yenilemesi için önce her şeyin yıkılması şarttır. Çok satan Fi - Çi - Pi üçlemesinden Nüket Bıçakçı tarafından senaryolaştırılan, tutkunun peşinden koşanların, yanma pahasına ateşe uçanların ve acıdan geçerek süregelen yaşama karşı dik duranların hikayesi...

Osmanlı İmparatorluğu'nun XV. padişahı I. Süleyman, yirmi altı yaşında bu büyük iktidarı yönetmeye başladığında, önüne öyle bir hedef koymuştu ki; Büyük İskender’den daha güçlü ve yaygın bir dünyada egemenlik kuracak ve Osmanlı’yı yenilmez kılacaktı. Bu yürüyüş ona; batıdaki savaş zaferleri nedeniyle Muhteşem Süleyman, doğuda ise adaletli yönetimine atfen Kanunî Sultan Süleyman ismini kazandıracaktı.

İşlemediği bir suç yüzünden 10 yıl cezaevinde kalan Ali, Osmanlı hanedanından bir asilzade olmakla gurur duyan Orhan ve evli bir genç kadın olmasına rağmen aşkı henüz tatmamış Nisan’ın kaderini birbirine bağlayan 10 yıllık büyük bir sır...

Bembeyaz bir deniz görünümündeki uçsuz bucaksız pamuk tarlalarıyla Aslanbaşlar, Adana'nın en zengin ailelerinden biridir. Binlerce dönüm pamuk tarlasının sahibi olan bu aile büyük bir çiftlik evinde yaşamaktadır. Aslanbaş Holding'in esas gözbebeği pamuktur. Pamuk gözbebeği olsa da diğer alanlarda da başarıyı yakalamışlardır. Aslanbaşların hizmetinde binlerce kişi çalışmaktadır. Tarlalarda ırgatlar, çiftlik evinde hizmetçiler, fabrikada işçiler, holdingteki çalışanlar Aslanbaş Ailesi; ana-babaları ölmüş olan dört erkek kardeşten oluşur. Bütün olaylar; Ömer'in ilk kez "Beyaz Gelincik Ceren" ile karşılaşmasıyla başlar. Ondan sonrası; bir bir ortaya dökülen sırlar, bazen aşk bazen iktidar için söylenen yalanlar, merak içinde sonu beklenecek gelişmeler…
