İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

11 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
15 Temmuz 1982’de ailesinin tek çocuğu olarak Ankara’da doğdu. Henüz altı yaşındayken ilköğretim ve lise yıllarında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda bale dersleri aldı. Aynı üniversitede hem okuyup hem çalışarak modern dans eğitimini tamamladı. Daha sonra menajeri olacak Özlem Durak tarafından bir davette keşfedildi. Aklından oyuncu olmak geçmeyen Birkan, ”Tarz-ı Hayat” adlı programı sunarak kameralara alışmaya başlar. 2005 yılında “Çapkın” dizisinde yer aldı. 2006 yılında Serdar Akar‘ın yönettiği “Barda” filminde oynadı. Aynı yıl Kartal Tibet‘in yönettiği “Amerikalılar Karadeniz’de” filminde oynadı. Sonra da iki sene süren “Köprü” isimli dizide oynadı. Ardından Çağan Irmak‘ın “Ulak” filminde oynadı. Yine Çağan Irmak’ın yönettiği “Issız Adam” filminde Cemal Hünal ile başrol oynadı. Bu rolle büyük bir çıkış yapan oyuncu, Bu Kalp Seni Unutur mu?, Adını Sen Koy, Avrupa Yakası, İşler Güçler, Leyla ile Mecnun ve Kod Adı 46 gibi yapımlarda yer aldı.

Babasının zoruyla nişanlanmak zorunda kalan Hicran evden kaçar. Hicran’ın zaten onu istemediğini düşünen Rıza, bu durumu önceleri pek umursamasa da durum giderek zoruna gitmeye başlar ve Hicran ile yüzleşmeye karar verir. Sadece bir kere gördüğü nişanlısının peşinden İstanbul’a gidip uzun sürecek büyük bir arayışa başlar.

Çok küçük yaştayken öksüz kalan Sedat, babasının ona öğrettiği en önemli dersi, "korkunun gözünün içine bakmadığın sürece onu yenemezsin" mottosunu beynine kazır. Çıralı’da yenemediği korkuları ve babasından hatıra hayat tavsiyesi ile günübirlik ilişkiler ve işlerle hayatını geçirir. Ancak bir gün bu sakin hayatı bir anda değişiverir. Günübirlik ilişkilerinden biri olan Pınar, Sedat'ın kucağına bir bebek bırakıp aynı hızla ortadan kaybolur. İstanbul'a gelip Birol sayesinde iş bulan Sedat'ın hayatı artık kızının etrafında dönmektedir. Baba-kızın masal gibi geçen eğlenceli hayatları annenin tekrar ortaya çıkmasıyla bir kez daha kaos haline döner.

Varlıklı Alper önemli bir restoranda, yüksek mertebeli bir aşçıdır. Hayata dair pek bir beklentisi olmayan yalnız adamın tek tutkusu eski plakları dinlemektir. Cinsel hayatı sorunlu olan bu adam aşkı hiç tatmamıştır.

Zamanın birinde isimsiz bir köye bir seyyah gelir. Yeri yurdu yoktur bu adamın. Gittiği yerlerde masallar anlatır. Bir sonraki durağına kadar dinleyenlerin verdiği hediyelerle yol alır. Yolu, bir gün yetişkinlerin yüreğinin karardığı bir köye düşer. Köy halkı, masallardan da gerçekler kadar korkmaktadır. Ama çocuklar masalcı Zekeriyya’nın dilinden anlamaktadır. Masalcı, Ulak İbrahim’in hikâyesini anlatmaya başlar. Masal ilerledikçe her hayal çocukların zihninde bir karşılık bulur. Kitapta anlatılanlar artık köyün hikâyesine dönüşmüştür.

Bir gece yarısı, arkadaşlarının işlettiği barda son biralarını içip eve dönecekken içeri giren beş kişilik bir grup tarafından silahla alıkonulurlar. Elleri, ayakları, ağızları bağlanan gençler sabaha kadar dayak, işkence ve tecavüze maruz kalırlar. Kendilerini alıkoyan grubun görünürde hiçbir amacı yoktur. Yaşları 20 ile 45 arasında değişen bu grup, hayatlarında eksik kalan her şeyin hesabını hiç tanımadıkları bu gençlerden çıkartırlar.

İzmir’de yaşayan, tıp fakültesini yeni bitirmiş olan Deniz, sevgilisi Arhan’ın ailesiyle tanışmak için Kapadokya’ya gider. Masal gibi başlayan bu yolculuk kimsenin beklemediği bir savaşın fitilinin ateşlenmesine neden olur. Her şeye rağmen evlenmekte kararlı olan Arhan ve Deniz’in ihtişamlı düğünü kanlı bir geceye dönüşür. Şimdi Deniz hiç bilmediği bir coğrafyada, kendisine düşman Alaca ailesinin içerisinde var olma savaşı verecektir. Deniz ve Arhan onları çevreleyen bunca zorluğa rağmen aşklarını korumayı başarabilecekler midir?

Gariban bir yarıcının oğlu olan Sancar, daha çocuk yaştayken Bodrum’a tatile gelen bir büyükelçinin kızı olan Nare’ye sevdalanır. Bu iki zıt çocuk, birbirlerini çok severler, sevdaları için yıllarca mücadele ederler. Sonunda kız oğlana kaçar ama tam kavuştukları gece Nare birden ortadan kaybolur. Bir daha onu gören olmaz. Kimi der denize düştü öldü, kimi der sefir kızı ya Avrupa’ya kaçtı. Bir aşık da onlara türkü yakar, der ki sefirin kızı alaca kuş oldu uçtu. Böylece Nare ve Sancar’ın mutsuz hikayesi bir destana dönüşür.

Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı korkunç saldırı sonrası, vatanın dört bir yanından özel yeteneklere sahip on iki kahraman Özel Kuvvet Askeri görevlendirilir. Amaçları, ülkemize bela olmaya çalışan bu yeni ve çok tehlikeli terör örgütünün liderini bulup yok etmek ve örgütün kökünü kurutmaktır.

46 Yok Olan’da, kız kardeşini hayata döndürmek için bir bilim insanının kendini kobay olarak feda etmesi, büyük çabalar harcaması ve sonunu kimsenin tahmin edemeyeceği bir yolculuğa çıkışının hikayesi işleniyor.

Fırat Sunel'in 'Salkım Söğütlerin Gölgesinde' ve Gürsel Balcı'nın 'Sınırdaki Sır' adlı romanlarından serbest olarak uyarlanan Büyük Sürgün Kafkasya, 1944 yılında Stalin'in emriyle sürgün edilen Ahıska Türklerinin trajik hikayesini anlatıyor. Yaşadıkları topraklardan sürgün edilen binlerce insanın, sahipsiz, unutulmuş bir halkın yürek burkan hikayesi.

Cevher Holding, ülkenin en büyük maden şirketlerinden birisidir. Ailenin iki oğlundan birisi olan Murat Cevher de bu holdingin patronudur. Annesi Sitare Hanım, eşi Süreyya ve kızı Ece ile olağan düzenini devam ettiren Murat Cevher'in hayatı, karşısına Defne'nin çıkmasıyla değişecektir. Defne'ye âşık olan Murat, bu aşkın bedelini çok ağır ödeyeceğini henüz bilmemektedir. Murat Cevher'in eşi Süreyya'nın intiharından sonra ailenin aldığı bir karar, hepsinin hayatını alt üst eder. Fakat iki sene sonra ortaya çıkacak bir gerçek, kimsenin beklemediği kadar ağır olur.

Aynı gün, aynı hastanede dünyaya gelen iki bebek, yatak sayısının azlığından dolayı yan yana yatırılırlar. Ailelerinin "doğar doğmaz birbirlerini buldular" sözü üzerine beşik kertmesi yapılan bebekler, isimlerini de efsane aşıklar Leylâ ile Mecnun'dan alırlar. Aradan 25 yıl geçer. Bir sabah ailesi Mecnun'a durumu anlatır ve Leyla'yı istemeye giderler. Mecnun başta bu durumdan rahatsızlık duysa da Leyla'yı görür görmez aşık olur. Onu etkilemek için ne yapacağını bilemeyen Mecnun, bir gece rüyasında ak sakallı dedeyi görür. Ak sakallı dedenin rüyalarından çıkıp Mecnun ile beraber yaşamaya başlamasıyla da işler karışır.

Yıl 1920, yer İstanbul. 1. Dünya Savaşı’nda bozguna uğrayan Osmanlı’nın başkenti müttefikler tarafından işgal edilmiş durumdadır. Anadolu’nun İstanbul’dan bir bilgi akışına ihtiyacı vardır, İstanbul’un elitleri ise konudan bağımsız "tatlı" bir hayat yaşamaktadırlar. Sait Molla önderliğinde kurulan İngiliz Muhipleri Cemiyeti, İngilizlerle İstanbul cemiyet hayatını kaynaştırır. Bu noktada Deli Saraylı ve Hüsrev Binbaşı’ya bir görev verilir. Bu ekip İstanbul’da bir konak tutarak istihbarat sağlayacaktır. Yabancı oldukları cemiyet hayatına giren ekip, tam bir aile olarak kurulur, tüm aile fertleri (uşaktan ailenin çocuklarına kadar) istihbarat için çalışırlar. Ancak yabancı oldukları bu ortamda herkes bol bol pot kırmaktadır.

12 Eylül öncesi yaşanan siyasi olaylar 1980 yılından sonra artık eskisi gibi devam etmeyecektir. 68 kuşağının ve kısmen 78 kuşağının masumiyeti artık kaybolmuştur. Özel ilişkilerde de bunu hissederiz. Aşklar, arkadaşlıklar, aile ilişkileri değişim geçirmektedir. İnsanlar birey olmanın farkına varırken bencilliğin sınırında gezmeye başlamışlardır. “Serbest rekabet” özel ilişkiler de dahil her durum söz konusudur artık.

Ayşe Kulin'in Köprü isimli 2003'de bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Recep Yazıcıoğlu'nun yaşamından yola çıkılarak yazdığı romanının uyarlaması olan Köprü, idealist bir vali olan Fahri Yazıcı'nın hayatını anlatıyor.

İstanbul'da yaşayan bir genç olan Çapkın vaktinin çoğunu arkadaşları olan Toski ve Kösük'le birlikte serserilik yaparak geçirmektedir. Mahallede meyhaneye arkadaşları Toski ve Kösük'le birlikte eğlenirken arkadaşları bir iddiaya girer, Çapkın mahalleden geçen ilk kadının ilgisini çekecek ve onunla arkadaşlığa başlayacak ve sevgili olacaktır. Arkadaşları kim, hangi kadın gelecek diye beklerken motosikletli biri mahalleye gelir kadın mı erkek mi diye düşünürlerken, motosikletten güzeller güzeli Alev iner, çapkın onun ilgisini çekmek için kör numarası yapar, rolünü iyi oynayan Çapkın Alev'i kandırmayı başarır. Alev de Çapkın'ın bu durumuna acır ve üzülüp ona yardım eder. Alev, Çapkın'ın numara yaptığını çok geçmeden anlar ve çok kızar ve çeker gider. Alev hiç erkek arkadaşı olmamış, 3 kız kardeşi olan biridir. İnatçı biri olan Alev kardeşlerine göre daha zor bir kızdır. Çapkın girdiği iddiayı kazanmak ve Alev'i elde etmek için peşine düşer ve onu tavlamak için uğraşmaya başlar.