İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

19 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Metin Coşkun, 1948 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Sanat hayatına 1970 yılında adım atan usta oyuncu, kariyerinin çok büyük bir bölümünü tiyatroya adamış ve özellikle Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) bünyesinde 60'tan fazla oyunda rol almış ve birçok oyunun yönetmenliğini üstlenmiştir. Tiyatro sahnesindeki disiplini, derinliği ve deneyimi, onu Türk tiyatrosunun en saygın isimlerinden biri haline getirmiştir. Televizyon ve sinema dünyasındaki yolculuğunda genellikle karakteristik, otoriter ve ağırlığı olan rolleriyle tanınan Coşkun, "İkinci Bahar" ve "Bizim Aile" gibi klasikleşmiş yapımlarda yer almıştır. Ancak geniş kitleler tarafından akılda kalıcı bir şekilde tanınması, 2012 yapımı kült dizi "Suskunlar"da canlandırdığı "Belalı Naim" karakteriyle olmuştur. Bu rolü, uluslararası başarı yakalayan ve Emmy ödüllü "Kara Sevda" dizisindeki Hakkı Alacahan karakteri takip etmiş, usta oyuncu buradaki performansıyla da büyük beğeni toplamıştır. Sinemada ise Cem Yılmaz'ın "Pek Yakında" filmi ve "Barış Akarsu: Merhaba" gibi projelerde boy göstermiştir. Metin Coşkun'un yakın dönemdeki en ses getiren ve oyunculuk gücünü bir kez daha kanıtladığı performansı, TRT 1 ekranlarında yayınlanan psikolojik drama "Masumlar Apartmanı" (2020-2022) dizisindeki Hikmet Derenoğlu karakteridir. Diyabet hastası, geçmişinde çocuklarına otoriter bir baskı kurmuş ancak yaşlılığında kendi zihniyle, hastalıklarıyla ve geçmişin pişmanlıklarıyla boğuşan bir babayı canlandırdığı bu rol, izleyiciler ve eleştirmenler tarafından tam not almıştır. Karakterin hem korkutucu hem de acınası yönlerini büyük bir dengeyle yansıtmıştır. Dijital platformlarda Haluk Bilginer ile birlikte rol aldığı "Şahsiyet" ve yakın zamanda "Magarsus" gibi prestijli işlerde yer alan, televizyonda ise "Ömer" dizisindeki Tahir karakteriyle izleyici karşısına çıkan Metin Coşkun; yarım asrı aşan kariyeri, tiyatro kökenli güçlü tekniği ve her rolü inandırıcı kılan ustalığıyla Türk sanat dünyasının yaşayan çınarlarından biridir.

Korumacı dedesi ve erkek kardeşiyle birlikte yaşayan İnci’nin hayatı, yaptığı bir kazayla değişecektir. İnci’nin karışacağı kazada onu Han ve büyük sırlarla dolu ailesi beklemektedir. Han’ın yaşamı takıntılarla dolu olan ablaları Safiye ve Gülben’in en büyük korkusu ise kardeşlerini kaybetmektir. “Aşk”, İnci ve Han’ın her şeye rağmen birbirlerinden kopmasına engel olacak mıdır?

Çocuklar ister büyük olsun ister küçük, akla gelmeyecek işler karıştırır, ortalığı birbirine katar. Pirincin taşını ayıklamaksa hep anneye düşer. Aman babama bir şey çaktırma, aman sakın babam duymasın! Babalara duyurmadan çözülmeye çalışılan problemler, örtbas edilen yaramazlıklar... Hepimizin ailesinde benzer hatıraları olan olaylar...

Genç bir adam olan Ercüment, ölmeye yemin etmiş yaşlı bir tur ekibiyle birlikte yolculuğa çıktığında başına geleceklerden bihaberdir. Hayatının en zor yolculuğuna çıkan Ercüment, hiçbir şeyin planlandığı gibi gitmediği turda kendisini beklenmedik olaylar içinde bulur.

Aynı apartmanda, o gün iki daireye bekledikleri buz dolapları gelecektir. Zeynep ve Nihat çifti, önceki gece hırsızların girdiği spotçudan, ikinci el buzdolabı beğenmiştir. Diğer dairede oturan Sebahattin’ in dairesine de, kaçak yollarla getirdikleri buzdolabı gelecektir. Bu kaçak buzdolabının içinde ölmüş babaları vardır. Dolaplar karışır ve karakterler bu olayların içinden çıkmaya çalışırlar.

Cuma, üniversite hastanesinde tamirci olarak çalışan bir adamdır. Bir gün, sakarlığı yüzünden hastanenin elektrik tesisatını mahveder. Hatasını telafi etmeye çalışırken bir dizi kargaşaya neden olur. Bu kargaşadan bir çıkış yolu arayan Cuma, insanları kasabada paranormal olaylar yaşandığına inandırmaya çalışır.

Altan, eşi öldükten sonra oğlu Can ile birlikte, kendilerine hayatın zorluklarına dayanabilecekleri küçük bir dünya kurmuş, düştükleri en zor durumda bile bunu bir oyuna çevirebilen ve en trajik anda dahi etrafındakileri güldürebilen bir babadır. Belediyede çöpçü olarak çalışan Altan, İstanbul’un zengin semtlerine komşu bir gecekondu mahallesinde oğlu Can ile yaşamaktadır. Can’ın ise bütün dünyası çizgi romanlardır. Günün birinde Can’a dördüncü evre kalp yetmezliği teşhisi konması Altan’ın dünyasını başına yıkar. Can’ın tek şansı kalp naklidir ve onun yaşında bir çocuk için donör bulmak oldukça güçtür. Bundan sonra Altan’ın yapabileceği tek şey Can’ı mutlu edip moralini yüksek tutabilmektir. Altan, Can’ı mutlu etmenin yolunu çizgi romanlarda bulur.

Barış Akarsu Merhaba, 2007 yılında geçirdiği trafik kazası nedeniyle hayata veda eden Barış Akarsu'nun hayat hikayesini konu ediyor. Çocukluğunda müziğe ilgi duymaya başlayan Barış Akarsu, 2004 yılında katıldığı “Akademi Türkiye” adlı şarkı yarışmasıyla adını duyurdu. Yarışmada birinci olmasının ardından albüm çıkaran Akarsu, müzik çalışmalarının yanı sıra Yalancı Yarim adlı bir dizide rol aldı. 2007 yılında, 28. yaş gününde Bodrumda trafik kazası geçiren Barış Akarsu, yoğun bakımda kaldığı beş günün ardından hayata veda etti.

Çevresinde şanşsızlığı ile bilinen Sebahattin, yaşadığı birçok talihsizliğin sonunda büyüdüğü mahalleye geri döner. Sebahattin'in mahalleye dönmesi ile bütün mahalleli başlarına yine birçok iş açılacağını düşünerek endişeye kapılır. Kaderine boyun eğen Sebahattin, mahallede tanıştığı Yaprak sayesinde şansının döndüğüne inanır. Fakat her şey bu kadar kolay olmaz. Yaprak, yıllar önce ahını aldığı Durmuş'un kız kardeşidir ve Sebahattin'i kabul etmek için ona bir şart sunar. Sebahattin'in kendisini Durmuş'a affettirmesini ister. Sebahattin, kaderini değiştirmek ve Yaprak'ın kendisini kabul etmesini sağlamak için en yakın arkadaşı İzzet ile plan yapmaya başlar.

İlki bir takside geçen serinin ikinci filmi ise bir berber dükkanını temel alıyor. Berber Adnan, mahallenin dedikodu kazanıdır. Mahalledeki müşterileri hakkında her şeyi bilmektedir. Adnan, işten kovulacağını öğrenince işine dört kolla sarılan Aykut, kızının sosyal medya hesapları üzerinden internet fenomeni olmak için uğraşan İzzet'i, plaza hayatını terk ederek her şeyi bırakıp köye yerleşen Merve ve kız istemeye gittikleri köyde başına gelmeyen kalmayan Meriç'in birbirinden eğlenceli hikayelerini seyircilerle buluşturur.

Doğunun kanunlarından uzağa kaçan bir adam olan Haşmet ve hayatın acı gerçeklerinden bihaber, saf ve duru bir kız olan Yağmur'un imkansız aşkının hikayesidir. Doğu ve Batının, Güneş ve Ayın, Su ve Ateşin masalıdır bu aşk…

Ünlü işadamı Fahri ve ailesi Somalili korsanlar tarafından kaçırılır. Korsanlar, işadamı ve ailesinin serbest bırakılması için Türkiye’den yüklü bir miktar fidye ister. Türk hükümeti bu iş için illegal bir ekip kurmaya karar verir. Uzun süredir hapis yatan Albay Mehmet’e tahliye olması karşılığında bu görev teklif edilir. Mehmet, mahkûmlar arasından seçilen altı kişiyle beraber Fahri ve ailesini kurtarmaya çalışacaktır.

Aynı iş yerinde çalışmaktan başka ortak noktası olmayan üç kadının, evliliklerinde kendilerine biçtikleri roller ellerinden alındıktan sonra, ayakta kalabilmek için birbirlerine tutunmalarının hikayesini ele alacak.

Tıp eğitimini yarıda bırakarak evlenen ve iki çocuk sahibi olan Neşe aradan geçen yıllar sonra yeniden tıp eğitimine dönmeye karar verir. Ancak aldığı bu kararı hayata geçirmek hiç de kolay olmaz.

İstanbul’un eski dergâhlarından birinin şeyhi, Ahmet Niyazi Efendi’nin oğlu olan Turgut, aşık olduğu Eda uğruna babasından ve dergahtan uzaklaşmıştır. Eda ise Savaş’la evlenmeyi seçmiş; ancak mutluluğu bulamamıştır. Yıllar sonra yolları tekrar kesişen Eda ve Turgut’u ilginç sürprizler beklemektedir.

Ailevi sebeplerle Eskişehir’den İstanbul’a taşınan Servet ailesi bambaşka bir çevreye girerler. Başladıkları özel üniversitedeki ortama uyum sağlamaya çalışan ikizler Kerem ve Ece burada kendilerine hiç benzemeyen insanlarla tanışacak, bir yandan büyüme sancıları içinde yetişkinliğe doğru adım adım yol alırken bir yandan da kendilerini keşfedecekleri arayışlar, hatalar ve ilk aşkın heyecanlarıyla savrulacakları, adına gençlik denen uzun bir yolculuğa çıkacaklardır. İkizler büyüme sancılarıyla sınanırken babaları Harun 25 yıldır ayak basmadığı baba evine geri dönmek zorunda kalınca baba oğul arasındaki küslük derin hesaplaşmalarla tüm aileyi zorlayacaktır. Anneleri Beliz ise kendini keşfedeceği yeni bir döneme girecektir. İkizlerin dedesi Asaf ve babaanneleri Ayla, 25 yıl sonra oğulları ve torunlarıyla aynı çatı altında yaşamaya başladıklarında girecekleri çatışmalarla büyümenin ve olgunlaşmanın bir ömre yayıldığını anlayacaklardır.

Korumacı dedesi ve erkek kardeşiyle birlikte yaşayan İnci’nin hayatı, yaptığı bir kazayla değişecektir. İnci’nin karışacağı kazada onu Han ve büyük sırlarla dolu ailesi beklemektedir. Han’ın yaşamı takıntılarla dolu olan ablaları Safiye ve Gülben’in en büyük korkusu ise kardeşlerini kaybetmektir. “Aşk”, İnci ve Han’ın her şeye rağmen birbirlerinden kopmasına engel olacak mıdır?

İstanbul’un en belalı mahallerinden Çukur’un kontrolü Koçova ailesinin elindedir. Koçovalıların Çukur’u yönetirken en önemli kuralları da uyuşturucuya asla izin vermemeleridir. Ancak gözünü bu mahalleye dikmiş ve bu yasağı kırmaya hazırlanan yeni bir grubun ortaya çıkması ile mevcut düzen bozulur.

Dünya ne kadar berbat bir yer olsa da, iyilerin mutlaka kazanacağını kanıtlayan birileri her zaman vardır. Belki de o size hiç adil davranmayan kaderin sunduğu ilk ve tek şanstır. Henüz on sekiz yaşındaki lise öğrencisi Eylül’ün de kaderini değiştirecek o şansın adı Ali Asaf Denizoğlu’dur. Hikayenin başladığı yer Ege’de bir kasabanın lisesi... İkilinin yollarının ayrılıp yıllar sonra tekrar kesiştikleri yer ise İstanbul’un en iyi hastanesinin çatısıdır! Hayata yenik başlayan, öfkesi dışında hiçbir şeyi olmayan bir kızın bir cerrah olarak hayata meydan okuma hikayesidir bu. Aynı zamanda ona bu cesareti verecek olan Ali Asaf’ın! Elini tutan ve başarabilirsin diyen bir yol göstericinin. Hepimizin tüm kalbimizle hayatımızda olmasını istediğimiz o kişi Eylül gibi bizim de hayata olan umutlarımızı hep ayakta tutacaktır.

Yeraltı dünyasının en acımasız adamının oğlunu öldüren ve bu yüzden de kimliğini değiştirerek Anadolu'da ücra bir kasabada kahvecilik yapmaya başlayan eski bir polisin mafyaya karşı savaşması anlatılmaktadır.

Birbirlerinden başka tutunacak şeyi olmayan, dört küçük çocuğun hikayesi bu. Dört arkadaş. Dört kardeşten öte. Büyümeleri yıllar sürecek sandılar. Ama bazı çocuklar. Tek bir günde büyür. Basit, masum, tek bir hata yaptılar. Ve çocukluklarına veda ettiler. O günden sonra bir söz verdiler birbirlerine. Sustular. Ve dağıldılar şehrin dört bir yanına. Ama içlerinden biri tutmadı sözünü. Yıllar sonra bir araya topladı hepsini. Başladığı işi bitirmeleri için... Şimdi her biri bambaşka bir adam. Biri gözü kara bir serseri. Biri başarılı bir kanun adamı. Biri hiç büyümemiş, kocaman kalpli bir çocukadam. Biri de sözü ilk bozan. Şehrin dört bir yanından esen dört rüzgar gibi çıktılar bir yola. Arkalarında paylaşılamayan bir aşk, önlerinde sorulacak bir hesap, tek silahlarıysa girdiği her savaştan galip çıkan dostluklarıydı. Onlar yıllarca sustular. Şimdi konuşma zamanı...

Kemal Tahir'in aynı adlı eserinden Alev Alatlı'nın uyarladığı Yol Ayrımı, 1930'lar Türkiye'sinde geçiyor. Kurtuluş Savaşı'nda yüz binlerce insanın kanıyla kurtardığı vatan şimdi demokrasi için savaşıyor. Yol Ayrımı; savaştan zaferle çıkmış bir milletin, demokrasi yolunda attığı küçük adımlarını izlerini ekrana taşıyacak..

Küçük yaşta kötü bir olay sonucu ailesinden kopmuş Ali, sokaklarda serseri gibi büyümüş, cepçilik otoparkçılık gibi işler yaparak bugünlere gelmiştir. Şimdi İstanbul'un en kuvvetli adamlarından biri olan Şeker'in sağ koludur. Geçmişi sebebiyle duygusuz bir insan olan Ali, Şeker'in kızına olan duygularına engel olamamaktadır. Ancak iki genç birbirlerine olan aşklarını kalplerine gömerler. Şeker'in kızı haricinde hayattaki en önemli varlığı, yıllardır tutkuyla aşık olduğu İstanbul cemiyet hayatının en güçlü kadını Zuhal'dir. Zamanında yaşadığı tradejediye sebep olanın Şeker olduğunu bilmeden yıllarını geçiren Zuhal, gerçeklerini öğrendiğinde neler olacaktır? Zuhal'in öldü sandığı iki oğlu aslında yanıbaşındadır. Zuhal'in oğulları olan Ali ve Ömer de kardeş olduklarını bilmeden av ve avcı olarak birbirlerinin peşine düşerler. Ömer sıkı bir polis, Ali ise azılı bir suçludur.

Zeliş, o sene otuz yaşına basmıştır. Bir “Evlilik Terapisti” olan Serdar’la son üç senedir devam eden mutlu bir birlikteliği vardır. Serdar evlenmekten ve evliliğin getireceği sorumluluklardan deli gibi korkar.. İlişkilerinin en başında Zeliş’e evliliğe sıcak bakmayan bir insan olduğunu açıkça söylemiştir. Daha öncesinde “ne zaman çok para kazanacaksın?” ya da “ne zaman evleneceksin?” “ne zaman anne olacaksın?” gibi sorulara verebileceği “ Büyüyünce!” gibi çok iyi bir cevap varken, 30 yaşına basmasıyla birlikte bu cevabı kaybettiğini anlar Zeliş. Artık büyüyünce diyebilmek gibi bir lüksü kalmamıştır, çünkü büyümüştür. İçini müthiş bir geç kalmışlık duygusu kaplar. Buna ister 30 yaş sendromu, ister Satürn geçişi, istersek de mahalle baskısı diyelim, Zeliş evliliğin geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecek olduğunun farkına varır. Çünkü birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir, ya da evli olmadığı için acı çekiyordur.

Elif, Armağan, Yeliz, Bilge ve Cansu bekçiliğini üstlendikleri köşkte kendilerine ayrılmış bölümde anneleri ve uzun yol şoförlüğü yapan babalarıyla yaşayan, birbirine bağlı beş kız kardeştir. 5 kız kardeşin kaderi anne ve babalarını kaybetmeleri sonucu değişir, artık birbirlerine daha sıkı bağlanıp, hayata tutunmaya çalışırlar.

Gençlik dizisi olan Arka Sıradakiler'de çete kavgaları, uyuşturucu, haraç alınması konu edilmektedir. Olayların ana mekânı; yıllardır üniversiteye bir tek öğrenci bile gönderememiş, unutulmuş bir lisedir. Büyük Zafer Lisesi adlı lisenin öğrencileri ve okula yeni gelen idealist bir öğretmenin bu öğrencileri doğru yola sokma mücadelesini anlatmaktadır.

Memed dağlarda dolaşmak, silah tutmak yerine, okumak isteyen bir çocuktur. Ama babası Mamo Ağa, onu zorla alıp dağlara götürerek, gece dağ başında sürünün yanında yalnız bırakarak, korktuğu şeylerle inadına yüzleştirerek bir savaşçı gibi yetiştirmeye çalışır. Mamo Ağa bir sabah Memed'i dağda, sürüsünün başında, gece vurduğu kurdun yanında bulur. Memed kara bir yılana da karşı galip gelir. Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır. Hemen orada gururla ona yeni adını verir: “Senin adın artık Karayılan!” Dizide esas olarak, eline silah almamaya, savaşmamaya, sadece çobanlık yapmaya karar vermiş Memed'in, haksızlığa ve zulme dayanamayarak yeniden eline silahını almasının, çevresinde Kuvâ-yı Milliye hareketi oluşturarak Karayılan adını kahramanlaştırmasının hikâyesi anlatılmaktadır.

Mahşer-Nabucco'nun Zehri, 2007-2008 yılları arasında atv'de yayınlanan ve Türkiye'nin ilk gerçek zamanlı televizyon dizisidir. Başrollerini Mahir Günşiray, İpek Tuzcuoğlu, Ahmet Uz, İstemi Betil, Ali Başar, Nesligül Deniz Çaltıl ve Şahnaz Çakıralp'in paylaştıkları dizidir. Dizi, 4. bölümü ile sona erdi.

Bir grup lise öğrencisinin baskı, baştan çıkarma, mutluluk ve hayal kırıklıklarından kurulu olan yaşadığımız bu dünyada kendilerini bulma mücadelelerini konu almaktadır. Bu gençler herkes gibi aşk, arkadaşlık, başarı ve mutluluk aramaktadırlar. Onların hikayeleri günümüz İstanbul'unun yaşamından küçük bir kesittir.

Çocuklar ister büyük olsun ister küçük, akla gelmeyecek işler karıştırır, ortalığı birbirine katar. Pirincin taşını ayıklamaksa hep anneye düşer. Aman babama bir şey çaktırma, aman sakın babam duymasın! Babalara duyurmadan çözülmeye çalışılan problemler, örtbas edilen yaramazlıklar... Hepimizin ailesinde benzer hatıraları olan olaylar...

Baraj yapımı nedeniyle sular altında kalacak olan bir Anadolu kasabasının feodal insanlarının dramını anlatır. Gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlı bu insanlar için ata toprağını terk etmek ve başka diyarlara göçmek ölümden de beterdir. Bu ailelerden biri filmin kahramanlarını oluşturur. Ailenin büyük oğlu Haydar bu bunalımlı ortamda, kasabada iffetsiz bir kadın olarak nam salmış olan Gülizar'ın kızı Zeynep ile evlenir. Aile Haydar'ı evlatlıktan reddeder. Haydar bütün kasaba erkeklerinin hedefi haline gelir. Kasabanın bıçkınları Gülizar ve Zeynep'i bir gece kaçırırlar. Haydar kaçıranları bulur ve onları ateş yağmuruna tutar. Genç yaşta elini kana bulayan Haydar ile Zeynep dağ köylerine kaçarlar. Dağda kaçak Murat ile tanışırlar. Artık tek hedefleri vardır: Denize inip karşılara kaçmak ve kurtulmak.