İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 2'si İzlenir çıktı

Fatmagül, ağabeyi Rahmi ve yengesi Mukaddes ile bir sahil kabasında sıradan ve sakin bir hayat sürdürmektedir. Bir yandan da nişanlısı Mustafa ile evlilik hazırlıkları yapmaktadır. Fakat sahil beldesinin ileri gelen ailelerinden Yaşarangillerin verdiği davet hayatını zindana çeviren bir dönüm noktası olur.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

Kadir ve Aslı… Onların aşkı unutulacak ya da zamana yenilecek bir aşk değildir. Sonsuza kadar hatırlanacak kutsal bir bağ gibidir. Ama Kadir’in hapse girmesi hem de Aslı’nın babasının katili olarak hapse girmesi bütün güzel anıların yitip gitmesine yol açar. Aslı bu darbenin etkisiyle savrulurken Kadir’in artık tek bir amacı vardır. Masumiyetini ispatlamak ve hapishanede kendisine yol gösteren Yahya ile birlikte bu oyunu oynayan Varnalı ailesinden intikam almak… Gerçekler ortaya çıktığında ise içlerinde küllenmiş aşk ateşi yeniden alev almaya yüz tutacak olsa da, geçmişe gömülmüş büyük sırlar yüzünden o büyülü mutluluk bir kez daha avuçlarından kayıp gitmek üzeredir.

Ekim, orta sınıf bir mahallede yaşayan lise öğrencisi genç bir kızdır. Bir sabah okula giderken yaşadığı trajik bir olayla hayatı temelinden sarsılır. Gözünün önünde en yakın arkadaşı Leyla’ya bir araba çarpıp kaçar. Ona çarpan araba, mahallenin yakınındaki zengin çocukların gittiği özel bir okulun içine saklanarak sırra kadem basar. Mahalleli adalet isterken okul yönetimi mahalleden başarılı üç gence vereceği bursla tepkileri yumuşatmaya çalışır. Ekim’le birlikte Bekir ve Ayşe de sınavı kazanmıştır, ancak çok geçmeden hayatlarının aslında daha da zorlaşmak üzere olduğunu anlarlar. Ancak Ekim’in en yakın arkadaşını yatağa mahkum edenlerin peşini bırakmaya niyeti yoktur. Emin olduğu tek şey vardır. Suçlu, okuldaki zengin ve şımarık çocuklardan biridir. Onun bir yandan bu karanlık sır perdesini aralamak ve adaleti sağlamak için uğraşırken, duyguları kafasını karıştıracak ve yüreğini alt üst edecektir.

1939 yılında kömür şehri Zonguldak’ta bir kasabada madenci Davut (Uğur Güneş), kardeşleri ve ana-babasıyla mütevazı bir hayat sürmektedir. Madenin sahibi Paşazade Malik Bey (Murat Daltaban) adında zengin bir adamdır. Yağmurun çok yağdığı bir gün uyarıları dikkate almayan Malik Bey yüzünden beklenen olur ve maden çöker. Davut, bu düzene karşı sesini yükseltmeye karar verir. Malik Bey’in de Davut için hiç beklenmeyen bir teklif vardır. Malik Bey’in kızı Gülfem (Esra Bilgiç) hayatın gerçeklerinden uzak, korunarak büyütülmüştür. Gülfem, ele avuca gelmez, söz dinlemez, hatta kaba-saba bir adam olarak gördüğü Davut’un zamanla içten içe hayranlık duymaya başlar. Malik Bey ise kızı Gülfem’i, Ali Gelik (Necip Memili) adında zengin bir maden patronuyla evlendirmeyi düşünmektedir.

Kendi halinde bir hayat süren ve mert bir adam olan taksici Ali Rıza ile karanlık dünyanın güçlü patronlarından birinin kıymetli kızı Halide’nin yolları bir kahramanlık hikayesinde kesişir. Ali Rıza ile müşterisi Halide’nin karşılaşmaları her ikisinin de hayatlarını sonsuza kadar değiştirir. Arıza; bir taksicinin, şehrin krallarıyla girdiği büyük savaşı ve bu amansız mücadelenin gölgesinde Halide ile yaşadıkları tehlikeli aşkın hikayesini anlatıyor.

Ümran ve Umay’ın Hayatlarının Sınavı... Hayalleri ve hayatları birbirinden bambaşka olan iki anne; Ümran (Ayça Bingöl) ve Umay (Nur Fettahoğlu). Ümran ve kızı Hayat, küçük bir köyde yaşarken, “Sosyetik güzel’’ Umay Karay ve kızı Hayal, İstanbul’dadır. Hayallerde bile birleşemeyecek kadar farklı hayatlar yaşayan annelerin yolları, yıllar sonra karşılaşınca beklenmedik olaylara neden olur.

Çukurdere'nin çamurlu sokaklarında büyüyen Damla onu yetiştiren Maksude'nin yanında evlatlık gibi değil hizmetçi gibi bir yaşam sürmektedir. Sefalet ve umutsuzluk içinde geçen günlerden bir gün kapılarını Yiğit adında genç bir avukat çalar. Gerçek anne babasının kim olduğunu bilmeyen Damla'ya dedesinin ülkenin sayılı zenginlerinden biri olan Azim Sancaktar olduğunu ve ona yeni bir hayat vermek istediğini söyler. Yiğit getirdiği haberle Damla'ya zorluklarla dolu bambaşka bir dünyanın kapılarını açmakla kalmayacak ona aşık da olacaktır.

İbrahim Çelikkol ‘Ali Nejat’ isimli güçlü ve etkili bir iş adamını canlandırırken, Belçim Bilgin idealist çocuk doktoru ‘Naz’, Alican Yücesoy ise otomobil tutkunu, hayalperest ‘Umut’ karakteri ile izleyicilerin karşına geçiyor. Koşulların karakterleri değiştirdigi dizide, Ali Nejat ve Umut’un, doktor Naz’ın etrafında dönen serüveni izleyiciyle buluşuyor.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

Yıllar önce babası öldürülen Mete, babaannesi ile yaşayan ve babasının intikamını almak için çalışan bir gençtir. Mete, babasının aleyhinde mahkemede şahitlik yapan Sadri'nin apartmanına taşınır ve Sadri'nin kızı Türkan ile tanışır.

Kentsel dönüşüm yalanıyla rant kapısı haline gelmiş Kolera'da hayat hiç de kolay değildir. Bir taraftan iş makineleri ve yıkım ekipleriyle uğraşırlarken bir taraftan da karanlık ve bilinmeyen güçlerin mahalleyi istilasını önlemek zorundadırlar. Bu güçlere karşı savaş açabilecek tek kişi de Salih Jr’dır. Adam bıçaklamaktan 5 yıl içeride yatan Salih, Kolera'nın büyük kurtarıcısı olacaktır. Salih Jr babasının mahalleli üzerindeki otoritesi ve koruyuculuğunun devamı olacak, bütün bunları yaparken de iki aşkın arasında kalacaktır. Divan yeniden toplanacak, Salih yokluğunda mahallede olup biten her şeyi tek tek öğrenerek gerekenleri yapmaya başlayacaktır. Yaşadığı mahalle için akıl almaz bir savaş veren Salih, diğer bir yandan hapiste tanıştığı Eylül ile ezelden beri kendisine aşık olan Kara Leyla arasında gidip gelecektir.

Fatmagül, ağabeyi Rahmi ve yengesi Mukaddes ile bir sahil kabasında sıradan ve sakin bir hayat sürdürmektedir. Bir yandan da nişanlısı Mustafa ile evlilik hazırlıkları yapmaktadır. Fakat sahil beldesinin ileri gelen ailelerinden Yaşarangillerin verdiği davet hayatını zindana çeviren bir dönüm noktası olur.

Ülkenin en önde gelen şirketlerinden birinin başında olan Oktay, işi gereği saygın ve zengin bir adamdır. Fakat kariyerinin hayatını etkilememesi için büyük çaba sarf eden Oktay, adına çamur atılınca dayanamaz ve kalp krizi geçirir. Artık kalp nakli sırasında bekleyen hastalardan biridir. Bir gün kaza yapan tır sürücüsü Hüseyin, Oktay'ın beklediği ikinci bir şans olacaktır... Fakat bu kalbin sahibi Oktay'ın neredeyse tam zıttı bir karakterdir. Hayatına bir başkasının kalbiyle devam edecek olan Oktay'ın yaşamı bu yeni yürekle mi şekillenecektir? Yılmaz Erdoğan’ın "Aşkları da devralır mı kalp nakli yaptıranlar?" sorusundan yola çıkarak oluşturulan hikaye ilgi çekici olmakla birlikte sosyal bir konu olan organ naklini de gündeme getiriyor.

Menekşe Şanlıurfa'da doğmuş, sonra da ailece Almanya'ya taşınmışlardır. Aynı pastanede birlikte çalıştığı Halil'le birbirlerini sevmektedirler. Menekşe'nin babası ise Menekşe'yi Mustafa isimli Urfalı biri ile zorla evlendirince Menekşe ile Halil İstanbul'a kaçarlar. Menekşe'nin kocası Mustafa ve Menekşe'nin abisi Kadir, Menekşe ile Halil'i bulmak için İstanbul'a gelirler.

Hayatın hırsızlık yapmak zorunda bıraktığı bir genç kız, Mavi… İdealleri olan ama uygulamaların hayal kırıklığına uğrattığı genç bir polis komiseri, Çınar… Lüks arabaları parçalayan, şaşırtıcı bir zekaya sahip şeytani bir çete reisi, Aksak… Sürükleyici, duygusal bir öykü. Büyük, çarpıcı bir aşk hikâyesi. Hayat koşullarının, kaderin hırsızlığa mecbur ettiği Mavi ile Ahlak ve Kumar Masası’nda dedektif olarak görev yapan Çınar’ın ümitsiz aşklarının hikayesi...

Ali Yılmaz, babası Müfit'in şirketinde çalışmaktadır. Öğretmenlik eğitimi almış olan Ali'ye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na yapmış olduğu yardımlardan dolayı onur ödülü verilecektir. Törende konuşma yapan bir çocuğun söylediklerinden etkilenen Ali, okulsuz ve öğretmensiz bir köy olan Kınalı Kar'a gitmeye karar verir. Nazar Kınalı Kar'ın ağasının asi kızıdır. Ağa bir kaza sonucu felç olmuş, Nazar'ın annesi Süreyya köye hükmetmeye başlamıştır. Nazar 4 kız kardeşin en büyüğüdür. Annesinin onu istemediği biri ile evlendirmemesi için saçını kısacık keser. Ama ne olursa olsun Süreyya Nazar'ı yakın köyün ağası Cabbar'la evlendirmeye karar vermiştir. Bir gün Nazar rüyasında gördüğü yakışıklı delikanlı ile kuyu başında karşılaşır. Bu Kınalı Kar'a gelen Ali'dir.

Zafer coşkusu içinde, İzmir sokakları 'Yaşasın Gazi, Yaşasın Ordu, Yaşasın Büyük Millet Meclisi' sesleriyle inlemektedir. İzmir`deki evi, Başkumandanlık Karargahı olarak kullanılan Latife Hanım`ın Mustafa Kemal`e olan hayranlığı her geçen gün artmaktadır. Bu arada, Zübeyde Hanım, oğluna ilgi duyan bu İzmirli genç hanımla tanışmak ister. Latife Hanım, İzmir`e gelecek olan Mustafa Kemal`in annesini evinde ağırlamak için ısrar etmektedir. Çankaya Köşkü`nde Zübeyde Hanım`a ve Mustafa Kemal`in Doğu Cephesindeyken evlat edindiği küçük Abdürrahim`e bakan Fikriye Hanım`ın rahatsızlığı ilerlemekte, ancak kendisi bunu özellikle ölesiye sevdiği Mustafa Kemal`e belli etmemeye çalışmaktadır. Çankaya Köşkü`nde bir dost toplantısında piyano çalarken öksürük krizine tutulan Fikriye Hanım, hiç istemediği halde Münih`te bir sanatoryuma gönderilir. Bütün bunlar olurken işgalcilere karşı savaş da bütün hızıyla sürmektedir.