İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Yusuf ve en yakın arkadaşı Memo, Doğu Anadolu'nun dağlarında gözlerden uzak Kürt erkekleri için bir yatılı okulda öğrencidir. Memo esrarengiz bir şekilde hastalanınca Yusuf, arkadaşına yardım etmek için okulun baskıcı yetkililerinin koyduğu bürokratik engellerle mücadele etmek zorunda kalır. Ancak görevli yetişkinler, Memo'nun durumunun ciddiyetini nihayet anlayıp onu hastaneye götürmeye çalıştıklarında, okul ani, yoğun bir kar yağışı altında kalır. Hiçbir çıkış yolu olmayan ve artık yardıma ulaşmak için çaresizce, öğretmenler ve öğrenciler, zaman acımasızca ilerlerken ve tükenmekle tehdit ederken kinlerin, suçluluk duygularının ve gizli sırların ortaya çıktığı bir suçlama oyununa girerler.

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

Hayat Van'da seve seve göreve başlamış bir yeni öğretmendir. Hayat kararlıdır ve küçük bir köyde göreve başlar. Merkeze uzak bu köy, bugüne dek öyle çok öğretmen görmemiştir. Gelen öğretmenler de kısa bir süre kalmış, başka yerlere tayin aldırmışlardır. Bu yüzden köy çocukları okul için uzak köylerden birine yürüyerek gitmektedir. Hayat gelir gelmez camları, kapısı kırık dökük, sınıfları bakımsız bu köy okuluna yüreğinin sihrini taşıyan bir değnekle dokunacak ve yavaş yavaş değişim başlayacaktır. Minik öğrencileri de Hayat öğretmenlerinin emeğini, sevgisini boşa çıkarmayacak, Hayat onlara ışık tuttukça onlar da kitaplarına defterlerine dört elle sarılacaktır. Bu köyde yaşadıklarıyla annesinin çocukluğundan beri anlattığı köy hikayeleri daha bir anlam kazanacak, ete kemiğe bürünecektir.

Yusuf ve en yakın arkadaşı Memo, Doğu Anadolu'nun dağlarında gözlerden uzak Kürt erkekleri için bir yatılı okulda öğrencidir. Memo esrarengiz bir şekilde hastalanınca Yusuf, arkadaşına yardım etmek için okulun baskıcı yetkililerinin koyduğu bürokratik engellerle mücadele etmek zorunda kalır. Ancak görevli yetişkinler, Memo'nun durumunun ciddiyetini nihayet anlayıp onu hastaneye götürmeye çalıştıklarında, okul ani, yoğun bir kar yağışı altında kalır. Hiçbir çıkış yolu olmayan ve artık yardıma ulaşmak için çaresizce, öğretmenler ve öğrenciler, zaman acımasızca ilerlerken ve tükenmekle tehdit ederken kinlerin, suçluluk duygularının ve gizli sırların ortaya çıktığı bir suçlama oyununa girerler.

Şehre bir güzellik gelir! Türkiye’nin güneydoğusunda, herkesin ve her şeyin “uzağında” küçük bir masal sehrinde geçer hikaye. 1980 yılının yaz ayları... Tüm ülke siyasi bir kaosun içindedir. Siyasi şiddet ülkeye egemendir. Sağda ve solda onlarca değişik fraksiyon türemiştir. Bu anlaşılmaz saçma, acıklı ve komik “anarşik” atmosfer “Vizontele” şehrine çok başka ve kendine özgü biçimde yansımıştır. Güner Sernikli bu uzak şehre sürgün edilmiş bir devlet memurudur. Her şeyin saçma bir rota izlediği günlerde Sernikli ailesi uzun ve çileli bir yolculuğun sonunda “Vizontele” şehrine gelirler. Sernikli Ailesi, o yaz şehre sanki bir hediye paketi gibi gelir. Güner bilgiyi, Tuba güzelliği, saflığı ve bizzat aşkı getirir. Evet, o yaz şehre çok güzel şeyler gelmiştir ama uzun süre kalamamıştır.

O gece Demirkan Konağı’nda yaşanan deprem, Umay’ın hayatındaki bütün taşları yerinden oynattı. Yıllardır kocası Affan’ın zulmüne evlatları için katlanan Umay için bu olay, bardağı taşıran son damla olmuştu. Çocuklarını alıp evi terk etti. Doğup büyüdüğü köye, Eskitepe’ye, uzun süredir kırgın olduğu ablası Sonay’a sığındı. El ele verip tüm küskünlükleri geride bıraktı iki kardeş. Hayatlarına bir çekidüzen vereceklerdi. Aile yadigarı mandırayı yeniden çalıştırmaya başlayacak, kimseye müdana etmeden yaşayacaklardı. Ama kul kurarken kader gülerdi. Karşılarına mazisi karanlık, gizem dolu bir adam çıktı… Kürşat Eroğlu… Yaralıydı. Kaçaktı. Çok korktular önce ondan. Ama Kürşat, Umay’ı ve çocukları, Affan’ın zulmüne karşı cansiperane korudu. Mandırayı ayağa kaldırmalarına yardım etti… Ve iki kız kardeş bir kez daha büyük bir yol ayrımına geldi. Çünkü herkesin geçmişinde büyük sırlar vardı. Ve zamanın açığa vurmadığı hiçbir sır yoktu…

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

Hayat Van'da seve seve göreve başlamış bir yeni öğretmendir. Hayat kararlıdır ve küçük bir köyde göreve başlar. Merkeze uzak bu köy, bugüne dek öyle çok öğretmen görmemiştir. Gelen öğretmenler de kısa bir süre kalmış, başka yerlere tayin aldırmışlardır. Bu yüzden köy çocukları okul için uzak köylerden birine yürüyerek gitmektedir. Hayat gelir gelmez camları, kapısı kırık dökük, sınıfları bakımsız bu köy okuluna yüreğinin sihrini taşıyan bir değnekle dokunacak ve yavaş yavaş değişim başlayacaktır. Minik öğrencileri de Hayat öğretmenlerinin emeğini, sevgisini boşa çıkarmayacak, Hayat onlara ışık tuttukça onlar da kitaplarına defterlerine dört elle sarılacaktır. Bu köyde yaşadıklarıyla annesinin çocukluğundan beri anlattığı köy hikayeleri daha bir anlam kazanacak, ete kemiğe bürünecektir.