İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Nejat İşler (born 28 February 1972) is a Turkish actor and writer. He is best known for many hit films including won Cannes Film Festival. Some of his popular series are Behzat Ç, Gülbeyaz, Bıçak Sırtı, Keşanlı Ali Destanı, İntikam, Aliye, and Şehnaz Tango. He played in the Turkish TV series Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi as a ruthless villain with a dark sense of humor and honor. He had leading role for same role in spin off series "Respect". He also appeared as one of the actors in the movies "Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm", "Behzat Ç. Ankara Yanıyor".

Behzat Ç, 1985 yılında Polis Akademisi'nden mezun olmuş, cinayet bürosunda görev yapmakta olan bir polistir. Hizmet verdiği süre içerisinde almış olduğu cezalar nedeni ile hep başkomiser olarak kalmıştır. Behzat'ın eski eşi ile yaşadığı problemler kızına karşı ilgisiz kalmasına sebep olur. Bir süre sonra kızı Berna, intihar eder. Behzat, bu olaydan sonra yıkılır. Behzat Ç. ve ekibinde yer alan polisler Harun, Hayalet, Akbaba, Eda, Selim ve Cevdet, sezon boyunca bir yandan Behzat'ın kızının ölümü ile ilgili olabilecek kişiler ile ilişki kurarken bir yandan da her bir bölümde yaşanan farklı cinayetlerin çözümü ile uğraşırlar.

Dizi, varlıklı bir aile olan Soykanlar’ın başına geçen Aslan’ın, kendisiyle aynı yerden yaralı psikolog Devin’le tanışmasıyla aile içinde değişen dengeleri, gelişen olayları ve ‘aile’ kavramının en tartışmalı yönlerini ele alacak.

Yusuf askerliğini bitirdikten sonra yaşadığı mahalleye geri döner ve ailesi onu sevinçle karşılar. Araba tamircisinde çalışan Yusuf'un dükkanına bir gün zengin bir ailenin kızı olan Feraye, hasarlı arabasını bırakmak için gelir. Yusuf, tamir olduktan sonra arabayı Feraye'nin evine bırakmaya gider ve karşılaştığı zenginlikten etkilenir. Mahallelerine sık uğrayan mafya ağası Kara Hamit'i yeni ve zengin bir hayata başlaması için bir fırsat olarak gören Yusuf, tam mafya babası ile konuşmaya gittiğinde Kara Hamit için kurulan bir pusunun ortasında kalır...

Bu belgesel,Tuncel Kurtiz'in farklı sanatsal üretimlerini ilk kez tüm boyutlarıyla yansıtırken arka planında da Türkiye'nin siyasi gerçeğine yer verir

Ege kıyılarındaki sakin bir küçük otel: Evcilik. Hayatlarından sıkılmış genç bir çift, Fırat ve Filiz, Evcilik'e gelirler. Oteli işleten Özkan ve yaşı ondan hayli küçük karısı Aysun ile tanışırlar. Özkan ve Aysun arasında çok doğal, sınırsız bir aşk vardır. Filiz ve Fırat köylü çiftin aşkına özenir ve onların aksanını komik bulup, bir oyun gibi onları taklit ederler. Aysun ve Özkan bu oyuna şahit olunca kendilerini aşağılanmış hisseder ve Evcilik cinsel, sınıfsal ve kültürel gerilimlerin savaş alanı haline gelir.

Genç bir kadın İstanbul'da ortadan kaybolunca bıkkın bir yazar, iyi bir hikâye yakalama umuduyla onu aramaya koyulur ama çok geçmeden büyük tehlikelerle karşı karşıya kalır.

Zaferin Rengi, 1919 yılında İstanbul'u işgal eden düşman kuvvetlerine karşı örgütlenen insanların Anadolu'da başlattıkları direnişi, Cumhuriyet tarihinin en önemli spor başarılarından olan General Harington Kupası efsanesinin etrafında anlatıyor.

Film, Sadık adında bir adam üzerinden, gerçekten iyi bir insan olmanın anlamı sorgulanıyor. Sadık, insan kaçakçıları ve katillerin dünyasında adalet arayan bir adamdır. Ancak bu süreçte o, iyilik ve kötülük arasındaki çizginin bulanıklaştığını fark eder.

Hayatta sahip olduğu her şeyi kaybettikten sonra artık kötü bir adam olmaya karar veren Sadık, bir köşkte işlenen tuhaf cinayeti çözmeye çalışır. Aksiyon dolu üçlemenin ikinci filmi.

Oregon, tek bir gün içinde yaşanan olayları konu ediyor. Hayatlarını Bodrum'da geçiren Gaye ve Hakan, yakın arkadaşlarına bir müzik kaseti teslim etmek için İstanbul'a gider. Ancak İstanbul'a gitmeleriyle kendilerini beklenmedik olayların içinde bulurlar. Başlarına gelen olayların ardından Gaye ve Hakan'ın kaseti arkadaşlarına teslim etmesi pek de kolay olmaz.

Orhan travmatik bir kayıptan sonra her şeyini kaybetmiş ve vahşi bir yaşama yönelmiş eski bir yazardır. Her şeyi bırakarak Londra’ya yerleşir ve editör olarak çalışmaya başlar. Yıllar sonra İstanbul’a geri döner. Bu geri dönüşün nedeni zamanını Paris, Londra ve Berlin’de geçirmiş ünlü yönetmen Deniz Soysal ile tanışmaktır. Deniz hem tarihi aile köşkünden annesini taşımak hem de yeni filmi için hazırlık yapmak için İstanbul’dadır. Deniz doğup büyüdüğü şehirdeki çocukluk anıların anlattığı bir kitap yazmıştır. Orhan’ın İstanbul’daki işi, yayınlanmadan önce kitaba son dokunuşları yapmaktır. Uzun yazışmalardan sonra İstanbul’da buluşurlar. Ancak ertesi sabah Deniz ortadan kaybolur. Orhan’ın gelişi ve Deniz’in ortadan kayboluşu ilginç bir rastlantıya işarettir. Gizli bir soruşturma başlatılır. Herkes Deniz’in bir daha geri dönmeyeceğinden endişelidir.

Küçük bir kasabada yaşayan ve sürekli kendini tekrarlayan hayatının sırrını çözmeye çalışan Çiçek, ailesinin kendisine dayattığı hayatın içinde sıkışıp kalmış genç bir kadındır. Hayata dair çözülmeyen soruları olan genç kadın kasabaya yeni gelen edebiyat öğretmeni Doğan ile karşılaşınca her şey değişir. Doğan, bu yasak aşka ne kadar dirense de kendini Çiçek'e aşık olmaktan alıkoyamaz. İkili arasında büyük bir aşk başlar. Doğan ve Çiçek, farklı hayatlarına rağmen birbirlerinin yaralarını sarmaya çalışırken bir ailenin de kaderini kökünden değiştirecektir.

Aydın emekli bir tiyatrocudur; oyunculuğu bıraktıktan sonra Kapadokya'ya babasından yadigar kalan butik oteli işletmek için geri döner. Aydın o günden sonra başlayan kış uykusu bu gözlerden ırak otelin içerisindeki gündelikleriyle, kâh yerel bir gazeteye köşe yazıları yazarak kâh her zaman niyetlendiği ancak bir türlü başlayamadığı tiyatro tarihi kitabını yazmayı düşünerek geçer. Tüm bu süreçte hayatında iki kadın vardır: Kendisine her anlamda uzak ve soğuk davranan genç karısı Nihal ve boşandıktan sonra yanlarına taşınan kız kardeşi Necla... Kışın bastırması ve artan kar yağışı bu küçük taşrada en çok Aydın'ın sinirlerine dokunur ve onu uzaklara gitmeye teşvik eder...

Dört çocuk, torunlar, iki ayda bir evden eve taşınan çiçekler, plaklar, bir sandık ve gramofon. Ve iki ayda bir buluşulan Çınar Ağacı! Emekli öğretmen Adviye Hanım’ın biraz muzip, biraz huysuz kişiliği çocuklarına hayatı zorlaştırıyor görünse de torunu Barış’ın hayatındaki en anlamlı şey “anneannesi”dir. Bir tek Barış, anneanneye kavuşulacak Çınar Ağacı buluşmalarını ve sıranın onların evine gelmesini iple çekmektedir!

Bir gece yarısı, arkadaşlarının işlettiği barda son biralarını içip eve dönecekken içeri giren beş kişilik bir grup tarafından silahla alıkonulurlar. Elleri, ayakları, ağızları bağlanan gençler sabaha kadar dayak, işkence ve tecavüze maruz kalırlar. Kendilerini alıkoyan grubun görünürde hiçbir amacı yoktur. Yaşları 20 ile 45 arasında değişen bu grup, hayatlarında eksik kalan her şeyin hesabını hiç tanımadıkları bu gençlerden çıkartırlar.

Dizi, varlıklı bir aile olan Soykanlar’ın başına geçen Aslan’ın, kendisiyle aynı yerden yaralı psikolog Devin’le tanışmasıyla aile içinde değişen dengeleri, gelişen olayları ve ‘aile’ kavramının en tartışmalı yönlerini ele alacak.

Toplumdaki yozlaşmanın çözümünü kendi adaletini sağlayarak arayan Ercüment Çözer’in yolu, toplumdaki sapkınlık ve kötülüklerin içine sıkışmış iki genç olan Helen ve Savaş ile kesişir. Helen ve Savaş başlarına gelen olaylar sebebiyle adaletin elinden kaçanların peşine düşmeye karar verir. Bunu öğrenen Ercüment Çözer ise saygısızlara savaş açan bu ikiliye kendini polis olarak tanıtarak onların güvenini kazanmaya çalışır.

İstanbul’un en belalı mahallerinden Çukur’un kontrolü Koçova ailesinin elindedir. Koçovalıların Çukur’u yönetirken en önemli kuralları da uyuşturucuya asla izin vermemeleridir. Ancak gözünü bu mahalleye dikmiş ve bu yasağı kırmaya hazırlanan yeni bir grubun ortaya çıkması ile mevcut düzen bozulur.

Evren Ergüven pek çok otel sahibi varlıklı ve hırslı bir adamdır. Karısı Yıldız çocukları Ateş ve Su ile birlikte İstanbul'da görkemli bir hayat sürmektedir, Otellerinin büyük kısmının olduğu Bodrum'da ise ikinci bir kadınla kurduğu gizli bir yaşamı vardır. Evren'in bu düzeni ard arda verdiği yanlış kararlar neticesinde gelen hızlı iflasıyla tamamen bozulur. Ailenin elinde avucunda Bodrum'da Yıldız'ın babasından miras eski bir ev ve küçük bir otelin yarı hissesinden başka bir şey kalmamıştır. Ergüven Ailesi lüks yaşamlarını terk etmek, o köhne eve taşınmak ve küçük otelle hayata yeniden başlamak zorundadır artık.

Hayatta sahip oldukları en değerli şey birbirleri olan, bir baba ve bir kız. Mutlu, huzurlu küçük bir aile. Her şey bu ailenin babası Adil’in, iftiraya uğramasıyla başlar. Adil’in yöneticiliğini yaptığı bankanın sahibi, kendi bankasını dolandırmış ve suçu Adil’in üzerine yıkmıştır. Adil’e atılan bu iftirada, aşık olduğu kadın da büyük rol oynar. Adil, suçsuzluğunu kanıtlayamaz ve hapse mahkum olur. Kızı Derin ise babasından kopartılarak yetimhaneye gönderilir. Baba ve kız, bir daha birbirlerini göremeyeceklerdir.

50'li yılların sonlarında geçen hikayede; Sineklidağ adındaki kenar mahallede anasıyla yaşayan Ali ve dayısıyla yaşayan Zilha'nın umutsuz aşkları, Ali'nin üzerine kalan cinayet sebebiyle mapusa düşmesiyle yarım kalır. Ali'nin demir parmaklıklardan kurtuluşu adeta bir kahraman yaratır, o artık mahallelinin yegane umudu Keşanlı Ali'dir. Herkesten intikam almaya ve Zilha'ya kavuşmaya da yeminlidir.

Behzat Ç, 1985 yılında Polis Akademisi'nden mezun olmuş, cinayet bürosunda görev yapmakta olan bir polistir. Hizmet verdiği süre içerisinde almış olduğu cezalar nedeni ile hep başkomiser olarak kalmıştır. Behzat'ın eski eşi ile yaşadığı problemler kızına karşı ilgisiz kalmasına sebep olur. Bir süre sonra kızı Berna, intihar eder. Behzat, bu olaydan sonra yıkılır. Behzat Ç. ve ekibinde yer alan polisler Harun, Hayalet, Akbaba, Eda, Selim ve Cevdet, sezon boyunca bir yandan Behzat'ın kızının ölümü ile ilgili olabilecek kişiler ile ilişki kurarken bir yandan da her bir bölümde yaşanan farklı cinayetlerin çözümü ile uğraşırlar.

Kapalıçarşı'nın büyülü atmosferi içinde, bir mucizenin peşindeki insanların hikayesini anlatır. Parasızlıkla boğuşan ve bu hayattan yırtmaya çalışan üç sıkı dost ve kasabalı bir genç kızın yolları Kapalıçarşı'da kesişir. Küçük bir kız çocuğunun incecik parmakları sayesinde mucize bir halı dokumaya girişirler. Dünyanın en ince halısı bittiğinde hayalleri gerçek olacaktır. Her biri kaderine karşı mücadele eden bu insanları kader bir araya getirmiştir. Fakat tam da asıl mucizenin bir araya gelmeleri olduğunu anladıkları anda hayat tokadını acı bir şekilde patlatır.

İşlemediği bir suç yüzünden 10 yıl cezaevinde kalan Ali, Osmanlı hanedanından bir asilzade olmakla gurur duyan Orhan ve evli bir genç kadın olmasına rağmen aşkı henüz tatmamış Nisan’ın kaderini birbirine bağlayan 10 yıllık büyük bir sır...

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

Aliye, Edirne'de yaşayan evli ve iki çocuklu zengin bir ailenin gelinidir. Büyük bir evde kaynanası ve görümcesi ile birlikte yaşamaktadır. Evliliğinde aradığı mutluluğu bulamayan Aliye, kocası Sinan’ın genç bir kızla kendisini aldattığını tesadüf eseri öğrenir. İki çocuğunu da alarak evden ayrılan Aliye, İstanbul’da yaşayan, diş hekimliği yapan dayısı Feyyaz’ın yanına kaçmaya çalışır. Tren garında kendisini bulan Sinan’ın çocuklarından birisini almasına engel olamaz. İstanbul’da kendisine yeni bir hayat arayışına giren Aliye, aynı zamanda Sinan’ın aldığı diğer çocuğunu kurtarma telaşındadır.

Şeytan Ayrıntıda Gizlidir, Ahmet Ümit'in 2002'de yayımlanan öykü kitabından 2004 yılında TRT için televizyona uyarlanmıştır. Yine öyküsünü Ahmet Ümit'in yazdığı Karanlıkta Koşanlar dizisinden sonra, yazarın kahramanları Nevzat ve Ali, ikinci kez televizyonda canlandırılmıştır.

Kadir ve Gülbeyaz’ın zorlu aşklarının anlatıldığı Gülbeyaz dizisi, dram, romantik ve komedi dallarında yayınlanmış bir Türk dizisidir. Yıllar önce aralarındaki aşk ilişkisi olan Demir Dede ile Ana daha sonra birbirlerine düşman olmuşlardır. Amasra’da yaşayan bu aileler arasında her zaman bir çekişme vardır. Her yıl yapılan yöresel yarışmalarda birbirlerine türlü tuzaklar hazırlarlar.

Yusuf askerliğini bitirdikten sonra yaşadığı mahalleye geri döner ve ailesi onu sevinçle karşılar. Araba tamircisinde çalışan Yusuf'un dükkanına bir gün zengin bir ailenin kızı olan Feraye, hasarlı arabasını bırakmak için gelir. Yusuf, tamir olduktan sonra arabayı Feraye'nin evine bırakmaya gider ve karşılaştığı zenginlikten etkilenir. Mahallelerine sık uğrayan mafya ağası Kara Hamit'i yeni ve zengin bir hayata başlaması için bir fırsat olarak gören Yusuf, tam mafya babası ile konuşmaya gittiğinde Kara Hamit için kurulan bir pusunun ortasında kalır...

Dizi otoriter ve eşinden ayrılınca hayata karşı dimdik durmayı başarabilmiş bir kadın olan Şehnaz ile (Perran Kutman) eski eşi arasında geçen olayları anlatır, olaylar yer yer komik yer yer hüzünlü bir şekilde gelişir .

1993 yılında yayınlanan Borsa dizisi, Türk televizyon tarihinde yayınlanmış ilk borsa ve finans temalı televizyon dizisi olma özelliği taşımaktadır. TurkInvest sponsorluğu ve Hürriyet Production ortak yapımı ile yayınlanan dizinin yönetmen koltuğunda Kartal Tibet yer alıyor.