İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

3 filminden 1'i İzlenir çıktı

Mümtaz’ın hayatında hiçbir şey yolunda gitmemektedir. Yine böyle bir günde onun yolu Derya ile kesişir. Dahil oldukları büyük bir kaza, Derya ile Mümtaz’ın hayatını geri dönüşü olmayacak bir şekilde değiştirir. Mümtaz ile Derya aile olabilmenin zorlukları ve sonsuz aşkın sınırlarıyla mücadele etmek zorunda kalır

Pide ustası Kalender, kızı Filiz ile beraber baba yadigarı küçük bir pide salonu işletmektedir. 10 yıl önce eşini kaybedince iyice içine kapanmıştır. Yeniliklere kapalı, risk almayan biridir ve dükkanı da zor durumdadır. Yakınlarda açılan yeni nesil pideci Pidburger işleri daha da kötüleştirir. Ancak Öcü’nün hayatına girmesiyle değişim başlar ve dükkanı kurtarmak için birçok maceraya atılırlar.

1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz (babası o dönemde bir çok erkek çocuğa verilen ismi koymuştur) yedi yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege’deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz’in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesiyle babasının yıllardır küs oluşudur. Hüseyin Efendi (Çetin Tekindor) okumaya diye gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir çünkü. Sadık’ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz’den ayrılmak zorunda oluşudur; küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Kelimenin tam anlamıyla Deniz bu çiftlikte hafif tatlı kaçık bir ailenin ortasında bulur kendini.

Annesiz babasız büyümüş, genç yaşta hayatın yükünü sırtlamış, çok güzel ve gururlu bir genç kız olan Süreyya’nın, karizmatik iş adamı Faruk’a aşık olup Bursa’ya gelin gitmesiyle başlayan hikayesi.

Emanet unutulmaz Türk filmlerinden "Askerin Dönüşü" filminin televizyona uyarlamasıdır. Emanet, geleneğin, kanunun, askerin ve kan bağının kutsal olduğu Anadolu'dan imkansız bir aşkın hikayesini anlatıyor. Jandarma çevirmesinde masum bir adamın ölümüne sebep olan Murat, adaleti ararken öldürdüğü erkeğin güzel gelini Zelal'e çaresiz bir aşkla bağlanır. Murat ve Zelal kendilerini bir ihanet içinde buldukları Tuz Gölü ve Kapadokya'nın nefes kesen coğrafyasında adalete ve aşka ulaşmak için daha çok bedel ödeyeceklerdir.

Dizide İstanbul'un gösterişsiz semtlerinden birinde, annesi, erkek kardeşi, üvey babası ve üvey babasının çocuklarıyla birlikte yaşayan, 23 yaşındaki Umut‘un (Gizem Karaca) hikâyesi konu ediliyor. Hakan (Berk Oktay) ve Ozan (Şükrü Özyıldız) ile yolları kesişen Umut’un hayatı o güne kadar sadece tiyatro sahnesinde tanıdığı, filmlerde gördüğü bir duyguyla, aşkla tanışınca baştan ayağa değişecektir.

1965 senesi, Adana… Çamaşırcı Ayşe Kadın’ın büyük kızı Nuran, çevresi tarafından sürekli güzelliği övülen ve artist namzeti olarak görülen fakir bir kızdır. Bir gün, ağabeyi İhsan tarafından yüklü bir başlık parası karşılığında Bedir Ağa’ya satılır. Nuran’ın tek kurtuluş ümidi, büyük bir aşkla sevdiği şoför Reşat’tır. Fakat evlilik hayalleri kurduğu Reşat’ın onu patronunun karısıyla aldattığını öğrenince İstanbul’a kaçıp, hep ona söylenen, arada sırada kendisinin de hayalini kurduğu şeyi yapmaya; yani bir sinema yıldızı olmaya karar verir. Adana kökenli bir rejisör olan Kenan Yılmazer, İstanbul’da Nuran’ın elinden tutarak ona bir şans verir ve şöhret basamaklarına ilk adımını atmasını sağlar. Ancak ne Reşat ne de ağabeyi İhsan, Nuran’ın peşini bırakmayacaktır.

Cumhuriyet’in ilk senelerinde meydana gelen İzmir suikastı, o dönemin çalkantılı çekişmeleri ve hesaplaşmaları... "Kurtlukta düşeni yemek kanundur" korkusunu her an enselerinde hissederek yaşayan köşeye kıstırılmış, kendileri ve geçmişleri ile, içerisinde bulundukları zamanla hesaplaşan gerçek kişiler... Zamparalığıyla meşhur olan Abdülkerim, suikast ekibinin de içerisinde bulunduğu Gülcemal Vapuru'ndan son anda inen kadının Laz İsmail'in kapatması Ballı Naciye olduğunu fark eder etmez Naciye’nin evinin yolunu tutar. Abdülkerim, Naciye'yle gününü gün ederken, Baytar Rasim, Abdülkerim’i aramaktadır. Baytar Rasim, suikast ekibinden Ziya Hurşit’in hükûmet ile bağlantı kurduğunu duymuş, durumun hemen Kara Kemal’e iletilmesi gerektiğini düşünmüştür. Ama işin garip tarafı, Kara Kemal’in hiçbir şeyden haberi yoktur.

Kapalıçarşı'nın büyülü atmosferi içinde, bir mucizenin peşindeki insanların hikayesini anlatır. Parasızlıkla boğuşan ve bu hayattan yırtmaya çalışan üç sıkı dost ve kasabalı bir genç kızın yolları Kapalıçarşı'da kesişir. Küçük bir kız çocuğunun incecik parmakları sayesinde mucize bir halı dokumaya girişirler. Dünyanın en ince halısı bittiğinde hayalleri gerçek olacaktır. Her biri kaderine karşı mücadele eden bu insanları kader bir araya getirmiştir. Fakat tam da asıl mucizenin bir araya gelmeleri olduğunu anladıkları anda hayat tokadını acı bir şekilde patlatır.

Birbirlerini çocukluklarından beri seven Nazlı ve Mustafa, bir türlü evlenememişlerdir. Biri mahallenin en güzel kızı, diğeri en afilli delikanlısı olunca, onlarınki herkesin dilinde efsane aşka dönüşmüştür. Hayata her zaman iyi tarafından bakan Nazlı için üstesinden gelinemeyecek dert yoktur. Hele şimdi! Sonunda beklenen an gelmiş, Mustafa’nın babası Payidar, Nazlı’nın babası Sacit’ten kızını istemiştir. İsterse istemesin; Nazlı, mahallenin kalantorlarından birinin oğlu, kendisine ezelden beri yanık Teoman ile neredeyse nişanlanmak üzeredir. Mustafa ani bir baskınla nişanı bozmuştur; çünkü ikisinin de kalbine yıllarca nakış nakış işlenmiş, onları kâh acıtmış kâh avutmuş “aşk”, yine devreye girmiştir.
Görsel yokCem Arifoğlu, Türkiye’nin önde gelen cerrahlarından ve bünyesinde çok sayıda özel hastane bulunduran Sağlık Holding’in sahibi ve yönetim kurulu başkanı Mustafa Arifoğlu’nun oğludur. Cem, dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi’nin Tıp Fakültesi’nden mezun olup, uzman bir beyin cerrahı olarak yurda döner. Mustafa, uzun süredir Cem’i tüm hastanelerinin ve Sağlık Holding’in başına geçirip emekli olmanın hayalini kurmaktadır, ancak Cem Nevşehir’in Kara Ağaç Köyü’ndeki sağlık ocağında bir kaç yıl gönüllü olarak doktorluk yapmayı planlamaktadır.

Menekşe Şanlıurfa'da doğmuş, sonra da ailece Almanya'ya taşınmışlardır. Aynı pastanede birlikte çalıştığı Halil'le birbirlerini sevmektedirler. Menekşe'nin babası ise Menekşe'yi Mustafa isimli Urfalı biri ile zorla evlendirince Menekşe ile Halil İstanbul'a kaçarlar. Menekşe'nin kocası Mustafa ve Menekşe'nin abisi Kadir, Menekşe ile Halil'i bulmak için İstanbul'a gelirler.

Hüzünlü ve maceralı bir geçmişi olan ve şu anda Beykoz-Yeniköy hattında kendi teknesinde yolcu taşıyan Ahmet Zeybek, annesiz büyüttüğü üç çocuğu ile hala var gücüyle yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Diğer yandan Hayat Karayel yılların ona yaşattığı acılara rağmen umudunu hiç yitirmeden henüz küçücük bir bebekken kaybettiği oğlunu aramak için, eski mahallesine yeniden taşınmıştır; fakat bu kez belaları da peşinden onu takip edecektir. Ahmet her mutluluk için bir bedel ödeyerek yaşamlarını tek parça halinde tutmaya çalışmaktadır ve Hayat’tan güç alarak ailenin direği olmaya devam eder.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'nde özel bir ekipte görev yapan polislerin aile yaşamları ve İstanbul sokaklarındaki maceraları anlatılmaktadır. Ve bu şehrin her sokağını, herkes için daha güzel, daha yaşanır bir yer yapmak uğruna her türlü kötülüğe ve sıkıntıya meydan okuyan, sevinçte, kederde, aşkta ve yalnızlıkta her zaman birbirlerinin yanında olan bu yürekli polisler, “birliktelik ruhu” ve “mücadele azmiyle” minibüsleriyle bu metropolün sokaklarını arşınlamakta ve karşılarına çıkan her türlü kanunsuzlukla savaşarak suçluların korkulu rüyası olmaktadırlar. Ekip görevleri sırasında değişik ve çeşitli insan hikayeleriyle sürekli karşılaşmaktadır. Zaman zaman gülümseten, zaman zaman da iç burkan bu hikayelere, meslek yıllarının tecrübesi ve babalığıyla yaklaşan, ekibin diğer genç üyelerine de yol gösteren Emniyet amiri Rıza Baba olur.