İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

22 filminden 3'ü İzlenir çıktı, 9 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Nicole Mary Kidman, 20 Haziran 1967 tarihinde Honolulu, Hawaii, ABD'de dünyaya geldi. Avustralyalı bir ailenin kızı olan Kidman, babasının eğitim vizesiyle bulunduğu sırada Hawaii'de doğdu. Ailesi o dört yaşındayken Avustralya'ya geri döndü ve Kidman, Sidney'de büyüdü. Bu nedenle hem Avustralya hem de ABD vatandaşlığına sahiptir. Genç yaşta bale ve tiyatro eğitimi alan Kidman, oyunculuk tutkusunu keşfetti. Profesyonel kariyerine 1983 yılında Avustralya yapımı "Bush Christmas" ve "BMX Bandits" gibi filmlerle başladı. Ülkesinde "Vietnam" (1987) gibi mini dizilerle tanınırlık kazandıktan sonra, asıl uluslararası çıkışını Sam Neill ile başrolü paylaştığı, gerilim dozu yüksek "Dead Calm" (1989) filmiyle yaptı. Bu rol, onun Hollywood'un dikkatini çekmesini sağladı. Hollywood'a geçişi, o dönemki eşi Tom Cruise ile birlikte rol aldığı "Days of Thunder" (1990) ile oldu. 1990'lar boyunca "Far and Away" (1992) ve "Batman Forever" (1995) gibi büyük bütçeli filmlerde yer alsa da, Gus Van Sant'ın yönettiği kara komedi "To Die For" (1995) filmindeki acımasız ve hırslı televizyon sunucusu rolüyle eleştirmenlerin büyük beğenisini kazandı ve ilk Altın Küre ödülünü aldı. Bu dönemde ayrıca "The Portrait of a Lady" (1996) ve Stanley Kubrick'in son filmi olan "Eyes Wide Shut" (1999) gibi iddialı sanatsal yapımlarda da rol alarak oyunculuk yelpazesini genişletti. Ancak Nicole Kidman'ı küresel bir süperstar ve Oscar ödüllü bir aktris yapan dönem 2000'lerin başı oldu. Baz Luhrmann'ın gösterişli müzikali "Moulin Rouge!" (Kırmızı Değirmen) (2001) ile ilk Oscar adaylığını kazandı. Aynı yıl, Alejandro Amenábar'ın yönettiği "The Others" (Diğerleri) (2001) adlı gotik korku filmiyle büyük bir gişe başarısı elde etti. Sadece bir yıl sonra, "The Hours" (Saatler) (2002) filminde canlandırdığı yazar Virginia Woolf rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü (Oscar) kazandı. Kariyeri boyunca "Dogville" (2003), "Cold Mountain" (Soğuk Dağ) (2003) ve "Birth" (Doğum) (2004) gibi cesur ve farklı roller almaktan çekinmedi. "Rabbit Hole" (Mutluluğun Peşinde) (2010) ve "Lion" (2016) filmleriyle tekrar Oscar'a aday gösterildi. 2010'ların sonlarında Kidman, televizyonu da fethederek kariyerinde yeni bir zirve yaşadı. Reese Witherspoon ile birlikte yapımcılığını da üstlendiği HBO dizisi "Big Little Lies" (2017-2019) ile hem eleştirel beğeni topladı hem de Emmy ve Altın Küre dahil olmak üzere çok sayıda ödül kazandı. Bu başarısını "The Undoing" (2020) ve "Nine Perfect Strangers" (2021) gibi popüler mini dizilerle sürdürdü. Sinemada ise "Being the Ricardos" (2021) filmindeki Lucille Ball performansıyla bir Oscar adaylığı daha elde etti. Oyunculuğun yanı sıra, Blossom Films adlı kendi yapım şirketinin kurucusudur ve uzun yıllardır Birleşmiş Milletler Kadın İyi Niyet Elçisi olarak görev yapmaktadır.

Saroo Brierley’in kendi hayat hikayesini yazdığı “A Long Way Home” isimli kitabından uyarlanan filmde, 5 yaşında Hintli bir çocuk olan Saroo ağabeyinin geri dönmesini beklerken bir tren vagonunda uyuyakalır. O uyurken trenin yola çıkması sonucu küçük Saroo uyandığında kendini evinden kilometrelerce uzakta bulur. Artık kayıptır ve eve nasıl döneceğine dair bir fikri yoktur. Kendini Calcutta'da bulan Saroo büyük mücadelelerden sonra Avustralyalı bir çift tarafından evlat edinilir ve sevgiyle büyür. Ancak ailesini bulma isteği giderek bir saplantıya dönüşür. Elinde hiçbir şey olmadan ilerlemeye çalışan genç adamın içindeki çaresizlik zamanla hayatını da etkilemeye başlar.

Avustralyalı yazar Liane Moriary’nin aynı adlı çok satan romanından uyarlanacak Big Little Lies’da; dışarıdan mükemmel hayatlara sahipmiş gibi gözüken üç kadının, bir cinayet olayı ile yollarının kesişmesi işlenecek. Çocukları anaokuluna giden kadınlar, veli toplantısı esnasında gerçekleşen bir cinayeti aydınlatmaya çalışacak.

Perulu genç bir ayı, teyzesi Lucy tarafından büyütülür ve teyzesinin emekli ayılar için kurulan bir evde yaşamaya başlaması nedeniyle kendisine yeni bir ev bulmaya karar verir. “İngiliz” olan her şeye karşı ilgi duyan sevimli ayıcık, kendisine bir yuva bulmak için bir geminin cankurtaran botuna binip soluğu Londra’da alır. Fakat Paddington İstasyonu'nda kaybolup tek başına kalınca, şehir hayatının hiç de beklediği gibi olmadığını anlayacaktır. Bu durum istaasyonda karşılaştığı Brown ailesinin ona evlerini açmasına kadar sürer. Son derece iyi niyetli bir aile olan Brownlar, ayıcığın boynunda yazan 'Lütfen bu ayıcıkla ilgilenin. Teşekkürler.' notuyla karşılaşıp kahramanımızı geçici olarak aileye kabul ederler. Hatta ona karşılaştıkları istasyon olan "Paddington" ismini koyarlar. Sevimli ayıcık tam şansının yaver gittiğini düşünürken kendisinin nadir bulunan bir ayı türü olduğunu düşünen bir hayvan doldurma sanatçısıyla karşılaşınca işler karışır.

Jimnastikçi Simone Biles'ın Olimpiyat Oyunları'na dönüşü öncesinde özel hayatını, ruh sağlığını koruma çabalarını ve antrenman programını nasıl dengelediğine şahit olun.

Bu baş döndürücü gerilim filminde Nicole Kidman, mükemmeliyetçi Nancy Vandergroot rolünde. Öğretmen ve ev kadını Nancy'nin, lale tarlalarıyla ünlü Michigan, Holland'da kocası ve oğluyla sürdürdüğü kusursuz yaşamı, çarpık bir hikâyeye dönüşür. Nancy ve cana yakın meslektaşı bir sırrın izini sürmeye başladıklarında hayatlarındaki hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark ederler.

Güçlü bir CEO, kendisinden çok daha genç stajyeri ile ateşli bir ilişki yaşamaya başlayınca kariyerini ve ailesini tehlikeye atar.

İdare etmesi zor ve sizi ciddiye almayan bir film yıldızının asistanı olmaktan daha kötü ne mi olabilir? Kendisinin annenize âşık olduğunu öğrenmek!

Ebeveynleri güçlü bir büyüyle dev canavarlara dönüşen genç prensesin, çok geç olmadan büyüyü bozmak için hiç bilmediği yerlere doğru bir yolculuk yapması gerekir.

Aquaman’i ilk seferinde yenmeyi başaramayan Black Manta, babasının intikamını alma arzusuyla Aquaman’i sonsuza dek alt etme konusunda engel tanımayacaktır. Black Manta bu kez her zamankinden daha dişli bir düşmandır; elinde ise kötücül bir gücü açığa çıkaran efsanevi Black Trident vardır. Aquaman bu güçlü düşmanı yenmek için, Atlantis’in eski Kralı olan hapisteki kardeşi Orm ile ittifak kurar.

10. yüzyıl İzlanda’sında geçen ve İskandinav efsanelerinden uyarlanan film, babasını öldüren, annesini ise kaçıran amcasından intikam almaya kararlı olan bir Viking prensinin hikâyesini anlatıyor.

Being the Ricardos, 1950'li yıllarda Amerikan televizyonlarının en çok izlenen ikililerinden Lucille Ball ve Desi Arnaz'ın hayat hikayesini konu ediyor. I Love Lucy televizyon dizisinin başrolünde yer alan komedyenler Lucille Ball ile Desi Arnaz'ın kariyer yolculuğunun yanı sıra özel yaşamlarına da odaklanılan filmde, çiftin kariyerlerinin ve ilişkilerinin nasıl sona erdiği de anlatılıyor.

Broadway divası Dee Dee Allen, Eleanor Roosevelt müzikal biyografisi projesi başarısızlıkla sonuçlandığında gözden düşmeye başlar. İmajını iyileştirmek için Dee Dee, rol arkadaşı Barry Glickman ve diğer oyuncular Angie Dickinson ve Trent Oliver ile el ele verirler. Emma adlı bir lise öğrencisine yardım edeceklerdir. Indiana Lisesi'nde bir öğrenci olan Emma, mezuniyet balosuna sevgilisi Alyssa ile gitmek istiyordur ancak okulun sığ görüşlü okul aile birliği buna izin vermemiştir. El ele veren iki ayrı grup Emma ve Alyssa'nın baloya birlikte katılabilmesi için bir mücadeleye girişirler. Film, Tony ödüllü Broadway müzikalinin aynı adlı uyarlaması.

Sualtı Krallığı Atlantis’in kraliçesi Atlanna’nın bir deniz feneri gözcüsüne aşık olması sonucu dünyaya gelen Arthur Curry, yaşamını insanların içinde sürdürmektedir ve zaman içerisinde Atlantis’in tek gerçek varisi olduğunu öğrenir. Fakat Aquaman’in üvey kardeşi Prens Orm, doğum sırasına göre hakkı olmayan Atlantis tahtına göz dikmiştir. Arthur, annesinden kalan mirasa sahip çıkarak hem tahtın sahibi olmalı hem de kötülüklerle savaşmalıdır.

Steven Murphy başarılı bir cerrah, eşi Anna ise göz doktorudur. Çiftin iki çocuklarıyla beraber mutlu ve sağlıklı devam eden aile hayatı, Steven’ın babasını kaybetmiş bir genç olan Martin’i himayesine almasıyla raydan çıkar. Beraberinde bazı karanlık sırlar da getiren Martin aile fertleriyle giderek yakınlaşırken, Steven’ın çocukları ansızın yemeden içmeden kesilir ve yürüyememeye başlarlar. Doktorlar, çocukların rahatsızlığını bilimsel olarak açıklayamamaktadır. Steven kendisini Martin’in dediklerini harfiyen yapmazsa aile fertlerinin sırayla öleceği esrarengiz bir oyunun içinde bulur.

1929 yılında, ilginç bir kitabın taslağı ünlü roman editörü Maxwell Perkin'in masasına düşer. Maxwell, öyküyü yazan yazar Thomas Wolfe'un üstün bir yetenek olduğunu fark eder ve onunla yakın bir dostluk kurar.

Saroo Brierley’in kendi hayat hikayesini yazdığı “A Long Way Home” isimli kitabından uyarlanan filmde, 5 yaşında Hintli bir çocuk olan Saroo ağabeyinin geri dönmesini beklerken bir tren vagonunda uyuyakalır. O uyurken trenin yola çıkması sonucu küçük Saroo uyandığında kendini evinden kilometrelerce uzakta bulur. Artık kayıptır ve eve nasıl döneceğine dair bir fikri yoktur. Kendini Calcutta'da bulan Saroo büyük mücadelelerden sonra Avustralyalı bir çift tarafından evlat edinilir ve sevgiyle büyür. Ancak ailesini bulma isteği giderek bir saplantıya dönüşür. Elinde hiçbir şey olmadan ilerlemeye çalışan genç adamın içindeki çaresizlik zamanla hayatını da etkilemeye başlar.

Perulu genç bir ayı, teyzesi Lucy tarafından büyütülür ve teyzesinin emekli ayılar için kurulan bir evde yaşamaya başlaması nedeniyle kendisine yeni bir ev bulmaya karar verir. “İngiliz” olan her şeye karşı ilgi duyan sevimli ayıcık, kendisine bir yuva bulmak için bir geminin cankurtaran botuna binip soluğu Londra’da alır. Fakat Paddington İstasyonu'nda kaybolup tek başına kalınca, şehir hayatının hiç de beklediği gibi olmadığını anlayacaktır. Bu durum istaasyonda karşılaştığı Brown ailesinin ona evlerini açmasına kadar sürer. Son derece iyi niyetli bir aile olan Brownlar, ayıcığın boynunda yazan 'Lütfen bu ayıcıkla ilgilenin. Teşekkürler.' notuyla karşılaşıp kahramanımızı geçici olarak aileye kabul ederler. Hatta ona karşılaştıkları istasyon olan "Paddington" ismini koyarlar. Sevimli ayıcık tam şansının yaver gittiğini düşünürken kendisinin nadir bulunan bir ayı türü olduğunu düşünen bir hayvan doldurma sanatçısıyla karşılaşınca işler karışır.

18. yaş gününde, trajik bir kaza sonucu babasını kaybeden India Stoker, cenaze günü varlığından bile haberdar olmadığı karizmatik ve gizemli amcası Charlie ile tanışır. Aniden aileye giren bu çekici yabancı, India ve annesini açıklanamaz şekilde etkisi altına alır. Sonradan anlaşılır ki Charlie’nin gelişi bir tesadüf değildir. Geçmişin şok edici sırları ortaya çıkacak ve bu sırlar India’nın hayatını sonsuza dek değiştirecektir.

Danny, otuzlu yaşlarında, bekar ve çapkın bir plastik cerrahtır. Fakat genç ve güzel sevgilisi Palmer'ı baştan çıkartmak için boşanma arifesinde olduğu yalanını uydurur. Bu gerçeği gizlemek için de asistanı Katherine'i Hawaii'de geçirecekleri bir haftasonu tatilinde "boşanmak üzere olduğu karısı" rolünü oynaması için ikna eder...

Kendisine miras kalan toprakları almak için gelen Lady Sarah, bölgenin yerlilerinden olan sert mizaçlı ve bir o kadar da kaba olan Drover (Hugh Jackman) ile aynı safta yer almak istemese de buna mecbur kalır. Bulundukları yerden milllerce uzakta olan bu dünya harikası topraklara varabilmek için uzun bir yol kattettikten sonra Darwin isimli bu şehrin Pearl Harbor’a saldıran Japon kuvvetleri tarafından bombalandığını öğrenirler...

Bu sıcacık animasyon filmi, Mumble adında berbat bir sesi olan, sıra dışı bir penguenin hikayesini anlatır. Antartika’da bölgenin tüm penguenlerinin ruh eşlerine kendilerini ifade edebilmek üzere birer “Kalbe Seslenen Şarkıları” vardır. Ancak Mumble’ın hem sesi çok kötüdür hem de söz konusu şarkıyı bulup da ruh eşine bunu söyleyemediği sürece gerçek aşkı yakalaması olanaksızdır. Mumble’ın farklı bir yeteneği vardır, o harika bir step dansçısıdır! Annesi Norma Jean, onun bu yeteneğini çok sevimli bulurken babası Memphis ise onun bir penguen olmadığını düşünür. Mumble’ın en iyi arkadaşı Gloria ise çevredeki en iyi şarkı söyleyen penguendir ve Mumble’ın bu değişik yeteneği ile başı derttedir. İmparator Penguen, Mumble’ın bu hallerinden ötürü onu toplumdan dışlar. Mumble, ilk kez evinden uzaklaştığında bambaşka bir ruha sahip penguenlerle tanışır.

Slivia, Birleşmiş Milletler adına çalışan bir çevirmendir... Her gün olduğu gibi yine çevirmenlik yaparken Afrikalı bir devlet adamının suikaste uğraacağını duyunca hayatı altüst olur... FBI ajanı Tobin, Sliva'yı korumayı üstlenir , olayı araştırırlar ve artık onlarda bir hedef haline gelmiştir...

30'ların Amerika'sında Rock dağlarında bir kasabadayız. Peşindeki gangsterlerden kaçan güzeller güzeli Grace, bir kasabaya sığınmak zorunda kalır. Kadına acıyan kasaba halkı, başlangıçta iyi niyetlerle kadına sahip çıkar ve arasına alır. Fakat kadının konumunun kendileri açısından da bir tehlike arz etmesiyle aralarındaki ilişki farklı boyutlar kazanmaya başlayacaktır. Grace, kasabalının öteki yüzünü görmeye başlar ve çaresiz bir şekilde kendini kurban olarak bulur.

Yıl 1923... Başarılı yazar Virginia Woolf, Londra'nın dışındaki gözlerden uzak evinde Mrs. Dalloway isimli kitabını yazmaya başlar. Sağlık problemleriyle boğuşan Woolf, ağır bir depresyonun pençesindedir. Yıl 1951... Tutkuyla Mrs. Dalloway'i okuyan ev kadını Laura Brown sahip olduğu hayattan kaçmanın tek yolunu böyle bulur. Yıl 2001... AIDS'e yakalanan eski kocasının onuruna bir parti düzenleyen Clarissa Vaughan ve eski kocası Richard arasında Mrs. Dalloway üzerine kurulu özel bir bağ vardır. Bu film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan üç farklı kadının bir gününü, Virginia Woolf'un kült romanı Mrs. Dalloway ekseninde anlatmaktadır.

Gerçeğin, güzelliğin, özgürlüğün ve aşkın kutlamasının yapıldığı 1900'lü yılların göz alıcı, parlak fakat kötü şöhretli gece kulübünün adıdır Moulin Rouge... Satine, bu gece kulübünün parıldayan elması, en güzel yıldızı ve şehrin en tanınmış fahişesidir. Ama gece kulübünü finanse edecek zengin bir adamın takıntısı olmakla, gerçekten aşık olduğu beş parasız bir şair arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Bill Harford ve karısı Alice Harford'ın dış dünyaya mutlu bir yansıyan bir evlilikleri vardır. İlişkilerinde her şey yolunda gibi görünmektedir. Bir gün katıldıkları bir davette Alice, başka erkeklerle sohbetlere dalar. Bunu fark eden Bill, hem sinirlenir hem de yaşanan bu duruma tuhaf bir tepki gösterir. Bill, yaşanan o geceden sonra kimliğini cinselliğe emanet edecektir. Oldukça tuhaf düşüncelerle örülü bir cinsellik dünyasına doğru savrulacaktır.

Ünlü adli tıp uzmanı Dr. Kay Scarpetta, Virginia Baş Adli Tabibi olarak eski görevine döner ve burada, yıllar önce ele aldığı ilk büyük davasını anımsatan tüyler ürpertici bir cinayeti araştırır. 1998 yılında Scarpetta, Dedektif Pete Marino ve FBI Ajanı Benton Wesley ile birlikte bir dizi vahşi boğma cinayetini araştırmaktadır.

Jimnastikçi Simone Biles'ın Olimpiyat Oyunları'na dönüşü öncesinde özel hayatını, ruh sağlığını koruma çabalarını ve antrenman programını nasıl dengelediğine şahit olun.

Amelia, Nantucket'ın en zengin ailelerinden birinin gelini olmak üzeredir. Ancak şoke edici bir ölüm, düğünü altüst eder ve herkesi şüpheli durumuna düşürür.

Hong Kong sakinlerinin karmaşık yapısı içinde geçen YABANCILAR, çok yönlü bir grup kadının, hepsinin hayatını değiştiren bir karşılaşmanın başlattığı olaylar zinciri sonucu suçluluk ve suçlamak arasındaki karmaşık dengede gezinmesini anlatıyor.

2008 yapımı “Australia” filminin, silinen sahnelerle birlikte yeniden kurgulanan, dizisini izleyin.

Gerçek hayatta da var olan bir CIA programına dayanan hikayede, bir terör örgütünü içeriden çökertmeye yardım etmek için CIA'nın Lioness Engagement Team adlı ekibe katılmak üzere işe alınan kaba ama tutkulu genç bir denizci olan Cruz Manuelos anlatılıyor. Zoe Saldana, kadın gizli ajanlarını sahadaki tehlikeli görevlere hazırlamak için eğitmek, yönetmek ve onlara liderlik etmekle görevli Lioness programının istasyon şefi Joe rolünde izleyici karşısına çıkıyor.

Nine Perfect Strangers, gözlerden uzak bir sağlık merkezinde yolları kesişen 9 yabancının hikayesini konu ediyor. Zihinlerini ve bedenlerini arındırmak için 10 gün süren bir tedaviye katılan 9 yabancı bu süreçte kendileri beklenmedik durumlar içerisinde bulur. Nicole Kidman’ın merkezin yöneticisi Masha rolünü canlandırdığı dizinin senarsit ve showrunner koltuğu David E. Kelley ve John Henry Butterworth'e emanet.

Başrollerinde Nicole Kidman ve Hugh Grant'ın yer aldığı yeni HBO dizisi "The Undoing", başarılı bir terapistin korkunç bir cinayet sonucu alt üst olan hayatına odaklanıyor. Susanne Bier ve Davıd E. Kelley imzalı dizi, Jean Hanff Korelitz'in çok satan romanı "You Should Have Known"dan uyarlama.

Avustralyalı yazar Liane Moriary’nin aynı adlı çok satan romanından uyarlanacak Big Little Lies’da; dışarıdan mükemmel hayatlara sahipmiş gibi gözüken üç kadının, bir cinayet olayı ile yollarının kesişmesi işlenecek. Çocukları anaokuluna giden kadınlar, veli toplantısı esnasında gerçekleşen bir cinayeti aydınlatmaya çalışacak.