İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Tuna was born in Çanakkale on 2 July 1985. His maternal is of Turkish origin who immigrated from Thessaloniki, Greece. His mother is retired from the land office, his father is a teacher of mathematics. He completed his undergraduate education at Dokuz Eylül University Faculty of Economics. He also studied Turkish classical music at Ege University Conservatory. Onur Tuna who knows how to play the guitar also has two songs called Acın Verdi and Tıpkı Sen. Onur Tuna has played licensed volleyball and basketball since the middle school years. He started to take part in theater plays in middle school and high school years. While studying at University in İzmir, he worked as a professional model for 4 years. He studied acting at Izmir Müjdat Gezen Art Center. When Onur Tuna settled down in Istanbul, he took private lessons for acting. Those acting pieces of training were containing method and front-camera acting skills. For this purpose, he worked with Ümit Çırak, Ayla Algan, Craft Theatre and Saim Güveloğlu. His acting career started with Hayat Devam Ediyor (Life Goes On) Turkish TV series in 2011. Other TV series he took part are; Huzur Sokağı (Street of Peace), Filinta, Cesur Yürek (Brave Heart), Yasak Elma, Mucize Doktor (Miracle Doctor). Onur Tuna also acted in two movies in Turkey. In 2014, he played as an actor in Bi Küçük Eylül Meselesi Turkish drama film. Another Turkish film that Onur Tuna played as a leading actor was Ağır Romantik (Heavy Romance or Severe Romantic).

Savant sendromlu deha Ali Vefa’nın en büyük hayali doktor olmaktır. Engeline ve karşılaştığı bütün önyargılara rağmen tıp fakültesini bitirmiş, stajını tamamlamış ve geriye sadece ihtisas yapmak kalmıştır. Yaşadığı taşra şehrinden ayrılır ve manevi babası Adil Erinç’in Başhekimi olduğu İstanbul Berhayat Hastanesi’nde Cerrahi Bölüm Asistanı olarak işe başlamak üzere yola çıkar. Ama havaalanında meydana gelen bir kaza Ali’yi hayatının en önemli toplantısına geç bırakır. Aynı sıralarda hastane yönetim kurulu toplanmış, Ali’nin işe alınıp alınmayacağını tartışmaktadır. Adil hariç kimse otizmli birinin doktor olabileceğine inanmaz. Ve Ali, saatlerce geç kalarak, korka korka, kendisine acımayla, inançsızlıkla bakan yönetim kurulunun karşısına çıkar… Önyargılar kırılabilir mi? Hayaller gerçek olabilir mi?

Eylül hayatta istediği her şeye sahip olan güzel ve neşeli bir kadındır. Ancak bir gün başına bir gelen şanssız bir olay sonucu son bir ayını unutur. Ailesi, arkadaşları her şeyin yolunda olduğunu söyleyip dururken, Eylül bir şeylerin ters gittiğini anlamaya başlar. Ve hatırlamadığı bir ayın peşinden Bozcaada'ya gider. Orada, daha önce hiç görmediği derbeder, garip bir adam, ona seslenir: "Eylül. Beni hatırlamıyor musun? Sen burada, bu adada bana aşık oldun."

19. yüzyılda dünya dengeleri yeniden kurulurken bir imparatorluğun yaşadığı değişime ve adalet savaşçılarının verdikleri mücadeleye şahit oluyoruz. Kendisine ve en yakın arkadaşına tuzak kurulan kahramanımız Filinta Mustafa tuzağı kuranın kızına aşık oluşunun çıkmazları da epizodik hikayelerle izleyiciye sunuluyor.

Özel bir sohbet odasındaki yedi kişi, dışarıdan gelen Erkan'ı eğlence olsun diye kabul eder. Ancak Erkan sohbet odasına eğlenmek için gelmemiştir. Bir saat sonra sohbet odasındaki tüm atmosfer değişecektir.

28 yaşında fakat "düzenli" hayatı olduramamış Sertab, kararsız, kalıplara uymayan, kimlik arayışında bir kadındır. Evinin yanmasıyla evsiz ve parasız kalan Sertab, ablası Harika'nın "senden hiçbir şey olmaz" demesiyle büyük bir kırılma yaşar ve "benden ne olur" herkese göstereceğim diye kendisine söz verir. Sertab'ın aşk, kalp kırıklığı, başarı ve başarısızlık dolu macerası bu söz ile başlar.

Eylül hayatta istediği her şeye sahip olan güzel ve neşeli bir kadındır. Ancak bir gün başına bir gelen şanssız bir olay sonucu son bir ayını unutur. Ailesi, arkadaşları her şeyin yolunda olduğunu söyleyip dururken, Eylül bir şeylerin ters gittiğini anlamaya başlar. Ve hatırlamadığı bir ayın peşinden Bozcaada'ya gider. Orada, daha önce hiç görmediği derbeder, garip bir adam, ona seslenir: "Eylül. Beni hatırlamıyor musun? Sen burada, bu adada bana aşık oldun."

Azra's story begins like a fairytale, but her life quickly turns into a nightmare. As the daughter-in-law of the Karaaslan family, she lives a seemingly perfect life, but behind this splendor lurks dark secrets. Forced to pay a heavy price while trying to escape with her daughter, Azra finds only one way to reunite with her: to change her face and return to that house as someone else. On this journey, she meets the successful plastic surgeon Barış Saygıner, and on the operating table, he rewrites not only her face but also her destiny. However, the shadows of the past and an impossible love will be Azra's greatest test.

Genç bir kadın, geçmişine dair uzun süredir gizli kalmış bir sırrı keşfeder ve gerçeği ortaya çıkarmak için bir dizi mektubun yazarlarının izini sürer.

Hikayemiz, hayata büyük haksızlıklarla gelmiş, bunları aşmak için çok çalışmış, gerekenleri yapmış, estetik ameliyatlarla güzelleşmiş ve şimdi şahane bir hayat yaşayan Şebnem’in hikayesi… Şebnem, o hedeflenen zengin kocayı tavlamış. Nikahını kıyıp, ondan çocuklar da yapmış, ki bunları nasıl becerebildiğini de göreceğiz. Şimdi ise, herkesin istediği o harika hayatı yaşarken, geçmişi gelip onu buluyor. Bir yandan, aile hayatını ve cemiyetteki prestijini korumaya çalışırken, bir yandan suç dolu geçmişinden kurtulmaya çalışıyor.

Ezgi, görünüşte bir kadının isteyeceği her şeye sahipti... Bir evlat, onu seven yakışıklı ve ilgili bir koca, sevdiği bir iş, zengin ve rahat bir yaşam... Bir gün karşısına çıkan bir yabancının sözleri her şeyi alt üst etti: "Kocan seni öldürmek istiyor!" Ezgi artık kime güveneceğini bilmiyordu...

Fırat Bulut, İstanbul Adliyesi'nde görevli bir cumhuriyet savcısıdır. Başarılı bir savcı olan Fırat, eşi Zeynep ve beş yaşındaki kızı Nazlı'yla mutlu bir hayat yaşar. Ancak bir gün uyandığında son dört ayda olanları hiçbir şekilde hatırlamadan kendisini cezaevinde bulur. En son anısı, kızının doğum gününü kutladığı gecedir. Şok ve dehşet içinde, karısını ve kızını öldürmekle suçlandığını fark eder. İkinci duruşması yaklaşmaktadır ve müebbet cezasına çarptırılmıştır. Karısını ve kızını gerçekten öldürmüş müdür? Cumhuriyet savcısı Fırat Bulut’un hapsedilmesinden önce araştırdığı en son dava, ülkenin en önce gelen ailelerinden olan Yesarilerin halefleri olan ikiz kardeşlerden, Barış Yesari'nin davasıdır. Barış Yesari'nin evinde bir genç kız öldürülmüştür. Hafızası geçici olarak mı yoksa sonsuza dek mi kaybolmuştur teşhis konulamayan Fırat Bulut, masumiyetini kanıtlamak için hem hatırlamak, hem hayatta kalmak hem de cezaevinden kaçmak zorundadır.

Savant sendromlu deha Ali Vefa’nın en büyük hayali doktor olmaktır. Engeline ve karşılaştığı bütün önyargılara rağmen tıp fakültesini bitirmiş, stajını tamamlamış ve geriye sadece ihtisas yapmak kalmıştır. Yaşadığı taşra şehrinden ayrılır ve manevi babası Adil Erinç’in Başhekimi olduğu İstanbul Berhayat Hastanesi’nde Cerrahi Bölüm Asistanı olarak işe başlamak üzere yola çıkar. Ama havaalanında meydana gelen bir kaza Ali’yi hayatının en önemli toplantısına geç bırakır. Aynı sıralarda hastane yönetim kurulu toplanmış, Ali’nin işe alınıp alınmayacağını tartışmaktadır. Adil hariç kimse otizmli birinin doktor olabileceğine inanmaz. Ve Ali, saatlerce geç kalarak, korka korka, kendisine acımayla, inançsızlıkla bakan yönetim kurulunun karşısına çıkar… Önyargılar kırılabilir mi? Hayaller gerçek olabilir mi?

Zeynep ve Yıldız birbirine çok düşkün ama hayalleri birbirinden tamamen farklı olan iki kardeştirler. Yıldız’ın hayatı sosyetenin kraliçesi Ender Argun’la tanışınca değişir. Ender, Yıldız’ı kocası Halit Argun’dan kurtulmak için kullanmaya karar vermiş ve Yıldız’a hayatının teklifini sunmuştur.

Cesur Yürek’te yüreğinden ve bileğinden başka güvenecek hiçbir şeyi olmayan Ömer Korkmaz karakterine can verecek olan Onur Tuna, ailesi, mahallesi ve arkadaşları için büyük bir mücadele içine girecek. Ruveyda Öksüz’ün canlandırdığı Berrin karakterinin hayattaki en büyük ikilemi ise, idealist bir hukukçu olmasına rağmen, aşık olduğu adamın adaleti kendi elleriyle dağıtmaya karar vermiş bir kabadayı olmasıdır…

19. yüzyılda dünya dengeleri yeniden kurulurken bir imparatorluğun yaşadığı değişime ve adalet savaşçılarının verdikleri mücadeleye şahit oluyoruz. Kendisine ve en yakın arkadaşına tuzak kurulan kahramanımız Filinta Mustafa tuzağı kuranın kızına aşık oluşunun çıkmazları da epizodik hikayelerle izleyiciye sunuluyor.

Huzur Sokağı’nın akıllı, cesur ve fedakar delikanlısı Bilal, bambaşka bir dünyada yaşayan, geleneksel aile yapısından uzak büyümüş ve yalnızlık boşluğuna düşmüş Feyza ile karşılaşır. Beraber büyüdüğü ve tüm çevresinin kendisine yakıştırdığı Şükran'a karşı duygusal bir bağ kuramayan Bilal, Feyza'yla tanışınca iyice kararsız kalır. Feyza'nın yaşamındaysa bambaşka problemler vardır. Üvey annesinin babasına ve ailesine karşı oynadığı oyundan habersiz olan Feyza, içindeki manevi boşluğun savurması ile kendisini yabancısı olduğu bir dünyanın içerisinde bulur. Yıllardır Bilal'e aşık olan Şükran'sa Feyza'nın ortaya çıkması üzerine duygularını sorgulamaya başlar.

Çömlekçilik yapan İsmail zamanında zorla bir evlilik yapmış ve bu evlilikten dört çocuk sahibi olmuştur. Sonra bir başkasına aşık olan İsmail'in, Kudret'in üzerine getirdiği kuması Cennet'ten de üç çocuğu vardır. Artık çömlekçilikten para kazanamayan İsmail çocuklarının da isteğiyle İstanbul'a göç etmeye karar verir. Bu arada ailenin ortanca kızı Hayat yörenin köklü ailelerinden birinin oğluyla aşk yaşamaktadır. Gençlik ateşine karşı koyamayan Hayat ve Kerem evlenmeden beraber olurlar, bunu duyan aile Hayat'ı 70 yaşındaki Abbas'a verir.