İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Kırımlı Türk üsteğmen Kurt Seyit ve asil Rus ailesinin güzeller güzeli kızı Şura’nın saltanat günlerinden, Karpatlar cephesine, isyan kıpırtılarından ihtilalin yangınına, Aluşta’dan, işgal altındaki İstanbul'a, 1920'lerin Pera'sına, kadar uzanan macera dolu yolculukları bir anlamda aşkın da yolculuğudur.

Çukurdere'nin çamurlu sokaklarında büyüyen Damla onu yetiştiren Maksude'nin yanında evlatlık gibi değil hizmetçi gibi bir yaşam sürmektedir. Sefalet ve umutsuzluk içinde geçen günlerden bir gün kapılarını Yiğit adında genç bir avukat çalar. Gerçek anne babasının kim olduğunu bilmeyen Damla'ya dedesinin ülkenin sayılı zenginlerinden biri olan Azim Sancaktar olduğunu ve ona yeni bir hayat vermek istediğini söyler. Yiğit getirdiği haberle Damla'ya zorluklarla dolu bambaşka bir dünyanın kapılarını açmakla kalmayacak ona aşık da olacaktır.

Farklı kültürlere sahip iki ailenin çocukları Doğa ve Fatih’in yıldırım nikahıyla evlenmesinin ardından gelişen çarpıcı olayları konu alıyor.

Metropol hayatına sıkışmış, hasta, mutsuz ve yolunu kaybetmiş bir ruh olan Nisan, beraber katıldıkları bir şifa seansının ardından ortadan kaybolan arkadaşının izini sürerken şaibeli bir tarikata ulaşır. Tüm şüphelerine karşın tarikatın vaadine kayıtsız kalamayan Nisan, gizemli bir adam olan Tufan’ın peşinden bilinmezliklerle dolu bir maceraya atılır.

Farklı kültürlere sahip iki ailenin çocukları Doğa ve Fatih’in yıldırım nikahıyla evlenmesinin ardından gelişen çarpıcı olayları konu alıyor.

Çukurdere'nin çamurlu sokaklarında büyüyen Damla onu yetiştiren Maksude'nin yanında evlatlık gibi değil hizmetçi gibi bir yaşam sürmektedir. Sefalet ve umutsuzluk içinde geçen günlerden bir gün kapılarını Yiğit adında genç bir avukat çalar. Gerçek anne babasının kim olduğunu bilmeyen Damla'ya dedesinin ülkenin sayılı zenginlerinden biri olan Azim Sancaktar olduğunu ve ona yeni bir hayat vermek istediğini söyler. Yiğit getirdiği haberle Damla'ya zorluklarla dolu bambaşka bir dünyanın kapılarını açmakla kalmayacak ona aşık da olacaktır.

Mia, kendisini vampire dönüştüren Dmitry’yi öldürüp yeniden insan olmak için İstanbul’a gelir. Fakat İstanbul’un onun için başka planları vardır. Mia kendisini iyiyle kötünün, aşkla nefretin, yaşamla ölümün birbirlerine dönüştüğü soluk soluğa bir hikayenin tam merkezinde bulur. Bu hikayede ona eşlik edenlerse karanlık ve çekici Karmen, geçmişinde büyük bir sır barındıran savaşçı Numel ve İstanbul’un kenar mahallelerinde vampirlere karşı direnen avcılardır. Hepsinden de önemlisi, insanlar ve vampirler arasında büyük bir savaş başlamak üzeredir. Mia'nın en büyük sınavı ise büyük savaş başladığında kimin tarafında savaşacağıdır.

68 Kuşağı olarak bilinen ve o dönemde farklı coğrafyalarda gençleri etkileyen hareketin ülkemizdeki boyutu, dönemin egemen güçlerinin, farklı görüşlere sahip gençleri nasıl manipüle ettiği ve bu çatışma ortamına girmek istemeyen bir avuç gencin provokasyonlara karşı nasıl direndiği anlatıyor. Dizi, ilk etapta, 1968 sonundan başlayarak 1972 yılına kadar yaşanılan olaylardan esinleniyor ve bir imkânsız aşk hikâyesi üzerinden ilerliyor. Bu ülke gençlerinin, farklı kimlikler altında birbirleriyle çatışsalar da, ortak temel değerler ve kültürel zemin üzerinde buluştuklarında kardeşliklerini hatırlayıp yeni bir sevgi bağı kurabileceklerini anlatılıyor.
Görsel yokEla, Kaan ve Arda, özel üniversitede okuyan üç sıkı arkadaştır. Aynı üniversitede asistan olan Tayfun ise, öğrencisi Ela’ya umutsuzca âşıktır! Bunu bilen üç arkadaş, sırf eğlenmek için, sonunun faciaya varacağını düşünemedikleri tehlikeli bir oyuna girişirler. Bu oyunun sonuçları, Ela’yı vicdan azabından kıvrandırırken, Kaan ve Arda’yı da beklenmedik gerilimli durumlara sürükler. Tayfun’un yaşadığı yoksul mahallenin delikanlısı Mert, onu gerçek bir ağabey gibi görmektedir. Acıdan deliye dönmüş olan Mert, olayların hiç de göründüğü gibi olmadığından şüphelenir ve Tayfun abisini bu hale getiren kişileri bulup intikam almaya yemin eder. Bu sırada kader, Mert’e ve kim olduklarından bihaber peşinde olduğu üç gence büyük bir sürpriz hazırlamaktadır!

Kırımlı Türk üsteğmen Kurt Seyit ve asil Rus ailesinin güzeller güzeli kızı Şura’nın saltanat günlerinden, Karpatlar cephesine, isyan kıpırtılarından ihtilalin yangınına, Aluşta’dan, işgal altındaki İstanbul'a, 1920'lerin Pera'sına, kadar uzanan macera dolu yolculukları bir anlamda aşkın da yolculuğudur.

Zengin işadamının şımarık oğlu eğitimini Amerika’da tamamlamıştır. Uzun yıllar orada takılmış, zevk ve sefa içinde hayatın gerçeklerinden uzak kalmıştır. Türkiye’ye dönmeye karar veren bu genç ve yakışıklı adamın hedefi babasının kurduğu büyük holdingin başına geçmektir. Oysa babasının şımarık oğlu için çok değişik bir planı vardır. Oğlunun, fabrikalarından birine işçi olarak girmesini ve mesleği en alttan başlayarak yavaş yavaş öğrenmesini istemektedir. Genç adam once bu teklife çok büyük tepki gösterse de kabul etmek zorunda kalır ve babasının fabrikasında işçi olarak işe başlar. Bu büyük sırrı sadece baba ve emektar personel müdürü bilmektedir. Ne işçiler, ne ustabaşı, ne de herkesin nefret ettiği kötü adam fabrika müdürü bu sırrı bilmemektedir. Geleceğin patronu şimdi gizli bir işçidir.
Görsel yokBaşarılı bir genel cerrah olan Derman Özersoy, uzun yıllar önce evliliğin sorumluluğunu kaldıramayan eşinden boşanıp Amerika'ya yerleşmiş ve çalışmalarını burada sürdürmüştür. Ünlü bir iş adamının ameliyatı için davet edildiği İstanbul'da başından geçen bir görünmez kaza vesilesi ile, ülkenin sağlık sisteminin hiç de tahmin ettiği bir düzeyde olmadığını fark eder ve "ülke böyle bir durumdayken neden ben Amerika'da kalıyorum ki" diye düşünür. Ve şok bir kararla, İstanbul'da kalmaya karar verir. Bu kararının ardından birçok özel hastaneden teklif alan ancak bir devlet hastanesinde çalışmayı tercih eden Cerrah Derman, tahmin ettiğinden de fazla bir çaba sarf etmek zorunda olduğunun henüz farkında değildir.

Gençlik dizisi olan Arka Sıradakiler'de çete kavgaları, uyuşturucu, haraç alınması konu edilmektedir. Olayların ana mekânı; yıllardır üniversiteye bir tek öğrenci bile gönderememiş, unutulmuş bir lisedir. Büyük Zafer Lisesi adlı lisenin öğrencileri ve okula yeni gelen idealist bir öğretmenin bu öğrencileri doğru yola sokma mücadelesini anlatmaktadır.

Gecekondularla malikanelerin, zenginlerle yoksulların, kentlilerle göçenlerin arasında hep bir duvar vardır. Tepecountry ile Kurutepe arasında da işte böyle yüksek duvarlar örülü. Bu iki topluluğun sakinlerinin hayatları arasında sadece bir duvar değil, uçurumlar da var. Duvarlar yıkılmak içindir, ama kaderin ördüğü bu duvarı yıkmaya kimin buna gücü yetebilir?