İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Orhan Aksoy, 1 Ocak 1930 tarihinde, Bursa’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’nde okudu. Liseden sonra askerliğini tamamlayarak sinemalarda çalışmaya başladı. 1948 yılında Beyoğlu Şık ve Saray Sineması’nda makinistlik yaptı. 1952’de İpek Film’in stüdyosunda kurgucu olarak çalıştı. Senaryo yazmaya başladı. Hulki Saner’e asistanlık yaptı. 1963’te, başrollerinde Ayhan Işık ve Ajda Pekkan’ın oynadığı Şıpsevdi filmiyle yönetmenliğe geçti. 1960’lardan 90’lara kadar Türk sinemasında en istikrarlı film çeken yönetmenlerden biri oldu. Osman Fahir Seden, Nevzat Pesen, Hulki Saner ve Nejat Saydam ile birlikte “Yeşilçam Beşlisi” diye anılan grubun içine dâhil edildi. Yönettiği klasik Yeşilçam melodramlarıyla türün akılda kalıcı isimlerinden biri oldu. Romantik melodramlar yönettiği için “aşk filmlerinin yönetmeni” olarak anıldı. Vurun Kahpeye (1964), Hıçkırık (1965), Kezban (1968) ve Kınalı Yapıncak (1969) gibi eserleri önemli ticari başarılar yakaladı. Başrollerinde Münir Özkul ve Adile Naşit’in oynadığı Aile Şerefi (1976) ve Neşeli Günler (1978) filmleriyle insanları yeniden sinema salonlarına çekti. 1994’te çektiği Yumuşak Ten filmiyle 31. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi İkinci Film ödülünü kazandı. Bu filmden sonra televizyona geçiş yaptı. 22 Ocak 2008’de, iki hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra İstanbul’da vefat etti.

Babası küçükken ölmüş olan İlker, konserleri, turneleri ve diğer işleri nedeniyle oğluna zaman ayıramayan ünlü bir sanatçı olan Selma’nın yatılı okulda okuyan oğludur. Annesi o denli meşguldür ki, birbirlerini ancak yılda birkaç kez görebilmektedirler. Çevresindeki herkes İlker’in zenginlik içinde, harika bir hayat sürdüğünü sanır, oysa gerçek tam tersidir. Annesinin tatil günü onu almaya gelmemesi, eve yalnız gitmesi de üzer İlker’i. Annesi eve gelince çok sevinir. Birlikte lunaparka giderler. Elektriği olmadığı için kapalı olan lunaparkın iki gün sonra açılacağını öğrenip dönerler. İki gün sonra ise, annesi İzmir’e konsere gider. Mutsuz İlker, yanına kız arkadaşını da alıp otobüsle İzmir’e gider.

Burgaz adasında arabacılık yapan bir kızla, bir manav oğlunun aşk öyküsü.

Filmde, aralarında düşmanlık olan bir adamla bir kadının birbirlerine âşık olması konu edilir. Ateşoğulları ile Barutoğulları arasında uzun yıllardır süren bir düşmanlık vardır. Bir adada yaşayan iki aile sürekli birbirleriyle kavga eder. Barutoğullarından Haşim Ağa düşmanlık yüzünden oğlu Doğan’ı daha bir çocukken İstanbul’a gönderir. Ateşoğullarından Musa’nın kızı Ceylan ise babasının işlerine yardım eder. Musa, kızı Ceylan’ı zengin bir adamla evlendirmeye karar verir. Haşim Ağa bu durumu kıskanır ve o da oğlunu evlendirmek ister. Bir telgrafla acil olarak Doğan’ı adaya çağırır. Yıllar sonra adaya dönen Doğan ile Ceylan arasında bir aşk başlayacaktır.

Ragıp Elibol (Kemal Sunal) zengin ve cimri bir işadamıdır. Çocuklarının annesi Melek ile ayrılmış, Dürdane (Yasemin Yalçın) ile evlenmiştir. Oğlu Cengiz üniversitede okumakta, kızı Zeliha ise evde koca beklemektedir. Bir gün Ragıp’a arabalarıyla gezerken çarpar. Aslında yapmak istedikleri ve parasızlıktan yapamadıkları çok şeyleri olan dört genç bu olanağı onun sağlayabileceğini düşünerek Ragıp’ı kaçırırlar. Gizli bir örgüt olduklarını söyleyip fidye isterler. Karısı Dürdane polise haber verir, fidye karşılığı tehdit edildiğini anlatır. Bu fidye işine ailesi ve iş ortağı da dahil tanıdığı herkes sevinir. Hiç kimse de istenen fidyeye katılmaz. Ragıp kendisini kaçıranların sayesinde hiç seveni olmadığını öğrenmiştir. Gençler paradan ümidi kesince Ragıp’ı serbest bırakırlar.

Kan davasından dolayı köylerinden ayrılan Şaban ile annesi Hatice şehre yerleşmiştir. Uzun yıllardır kanlısını arayan Şehmuz, Şaban'ın izini şehirde bulur. Şehmuz'un geldiğini öğrenen Hatice, Şaban'ın yurtdışına gittiğini söyler. Bu sırada Şaban'ı kadın kılığına sokar ve herkese Şabaniye olarak tanıtır. Şehmuz’un kardeşi Nazlı ile arkadaşlık kuran Şabaniye, kısa sürede ona âşık olur. Bu aşk, pek çok değişikliği de beraberinde getirecektir.

İş adamı Şinasi Bey, hukuk tahsili yapmış olan oğlu Selim'in bir bar kızına gönlünü kaptırmasından ve her şeyden elini eteğini çekmesinden ötürü dertlidir. Güzelliği ile cemiyet hayatında nam salmış olan hayat kadını Semra'ya, yüklü miktarda ödeme yaparak oğlunun kalbini çalması ve gönlünü kaptırdığı kızdan ayırması konusunda yardım ister. Uludağ'da inzivaya çekilmiş olan Selim ile görevini yerine getirmek üzere aynı otele giden afet-i devran Semra'nın hikayesi de yine orada başlar. Ancak isim konusunda bir yanlış anlaşılma neticesinde işler karışır.

Genç bir adam olan Orhan, kardeşini öldürenlerden intikam alınca hapishaneye düşer. Dört duvar arasındayken beste yapan Orhan, bunları çocukluk aşkı olan Füsun'a gönderir. Füsun besterin kimden geldiğini bir türlü öğrenemez. Aradan geçen yılların ardından özgürlüğüne kavuşan Orhan, bir iş için İstanbul'a gider. Burada hapishaneden tanıdığı bir adam ile karşılaşan Orhan, Füsun'un da dahil olduğu tehlikeli bir durumla karşı karşıya kalır.

Babası küçükken ölmüş olan İlker, konserleri, turneleri ve diğer işleri nedeniyle oğluna zaman ayıramayan ünlü bir sanatçı olan Selma’nın yatılı okulda okuyan oğludur. Annesi o denli meşguldür ki, birbirlerini ancak yılda birkaç kez görebilmektedirler. Çevresindeki herkes İlker’in zenginlik içinde, harika bir hayat sürdüğünü sanır, oysa gerçek tam tersidir. Annesinin tatil günü onu almaya gelmemesi, eve yalnız gitmesi de üzer İlker’i. Annesi eve gelince çok sevinir. Birlikte lunaparka giderler. Elektriği olmadığı için kapalı olan lunaparkın iki gün sonra açılacağını öğrenip dönerler. İki gün sonra ise, annesi İzmir’e konsere gider. Mutsuz İlker, yanına kız arkadaşını da alıp otobüsle İzmir’e gider.

Burgaz adasında arabacılık yapan bir kızla, bir manav oğlunun aşk öyküsü.

Filmde, aralarında düşmanlık olan bir adamla bir kadının birbirlerine âşık olması konu edilir. Ateşoğulları ile Barutoğulları arasında uzun yıllardır süren bir düşmanlık vardır. Bir adada yaşayan iki aile sürekli birbirleriyle kavga eder. Barutoğullarından Haşim Ağa düşmanlık yüzünden oğlu Doğan’ı daha bir çocukken İstanbul’a gönderir. Ateşoğullarından Musa’nın kızı Ceylan ise babasının işlerine yardım eder. Musa, kızı Ceylan’ı zengin bir adamla evlendirmeye karar verir. Haşim Ağa bu durumu kıskanır ve o da oğlunu evlendirmek ister. Bir telgrafla acil olarak Doğan’ı adaya çağırır. Yıllar sonra adaya dönen Doğan ile Ceylan arasında bir aşk başlayacaktır.