İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

13 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
1 Mart 1979 yılında İstanbul’da doğdu. 1997 yılında Bahçelievler Belediye Tiyatrosu'nda Yılmaz Gruda'dan aldığı oyunculuk eğitimi ile oyunculuğa ilk adımını atmıştır. Osman Sonant, 1998 yılında Ferhan Şensoy'un yönetimindeki Orta oyuncular Nöbetçi Tiyatro'da çalışmalarını devam ettirdi ve 1999 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları bölümünde oyunculuk lisans eğitimini tamamladı. Osman Sonant kamera karşısına da ilk kez Kurtlar Vadisi Irak isimli film ile geçti. Sonant, 2009 yılında, yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun Pandora'nın kutusu adlı filmindeki Mehmet rolü ile 16. Altın Koza Film Festivali En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülünü kazandı.

İstanbul’un en prestijli restoranlarından birinin sahibi şef Sina Bora, yılın en hareketli gecesinde hem profesyonel hem de kişisel hayatını tehdit eden zorluklarla yüzleşir. Babasının acil ameliyat haberi, eksik malzemeler, gergin personel ve eski mentoruyla hesaplaşmalar arasında sıkışan Sina, krizleri yönetmeye çalışırken büyük kararlarla karşı karşıya kalır.

Kocasını kaybeden Sultan, yalnızlıktan kurtulmak için yeniden evlenmek ister. Oğlunun itirazlarına ve kızının "erken" olduğu yönündeki eleştirisine rağmen kararlıdır. Bekar bir kadın olarak ayakta kalabilmek için toplumsal normları yıkarak evini pansiyona çevirir, pazarda tezgah açar ve erkek egemen işlere girer. Onun bu cesur duruşu, kasabadaki diğer kadınlara ilham olur ve kadınların bağımsızlık mücadelesini başlatır.

Bihter, Halit Ziya Uşaklıgil'in unutulmaz eseri "Aşk-ı Memnu"dan uyarlanıyor. Bihter'i başarılı oyuncu Farah Zeynep Abdullah canlandırırken Behlül'ü Boran Kuzum, Nihal rolünü Helin Kandemir, Bihter Ziyagil'in annesi Firdevs Yöreoğlu'nu ise Hande Ataizi canlandırıyor.

Bir Aşk İki Hayat, basit bir konu hakkında yaptığı tercihlerle farklı yönlere savrulan bir adamın hikayesini konu ediyor. Umut, kendi filmlerini çekmeye çalışan, bağımsız bir yönetmendir. Moda'da köpeği ile birlikte yaşayan Umut'un hayatı, bir gece vereceği kararla bambaşka bir hal alır. Genç adam, hayatının değişeceğinden habersiz bir şekilde köpeği ile dışarı çıkmaya karar verdiğinde, hayatının aşkı ile tanışma fırsatı bulur. Aşk ve hayatın sonsuz seçenekleri arasında neyin doğru olduğunu bilmeden ilerleyen Umut, başarılı bir mimar olan Deniz ile tanışır. Diğer seçeneğe karar verdiğinde ise uçurumun kenarına sürüklenmesine neden olacak olaylar silsilesi başlar.

“Pandora’nın Kutusu”, bir gün kaybolduğunu öğrendikleri yaşlı annelerinin yaşadığı küçük bir Batı Karadeniz kasabasına doğru yola çıkan üç kardeşin öyküsünü anlatıyor. Yolculukla beraber kendi sorunları ve aralarındaki gerginlik de ortaya çıkan üç kardeş, Alzheimer olduğunu öğrendikleri annelerinin yanlarındaki varlığıyla kendi hayatlarını sorgulamaya başlıyorlar. Pandora’nın Kutusu yavaş yavaş açılırken anneanne ve torunu arasında filizlenen yakınlık filmin sürprizli finalini hazırlıyor.

Ayrıcalıklı bir geçmişe sahip olmasına rağmen, erkek egemen bir film sektöründe tutkusunun peşinden giden vizyoner bir senaristin gerçek öyküsü. Türk sinemasının altın çağının belirleyici seslerinden biri haline gelme yolculuğu.

Dünya gizemli bir salgının etkisi altındadır. Dil ve konuşma yoluyla yayılan bu salgından sadece eski bir dil bilimci olan Murat Siyavuş etkilenmez. Salgınla Mücadele Kurumu, hastalıktan kurtulan tek kişi olan Murat'ın peşine düşünce genç adam, saklandığı kurtarılmış bölgeden çıkmak zorunda kalır. Korunaklı alanından çıkan Murat Siyavuş, salgının etkisi altına aldığı İstanbul'un gizemli yerlerinde hastalığın mirası olan “sıcak kafa”sının sırrını ortaya çıkarmak için zorlu bir mücadeleye girişir.

Fatih Sultan Mehmet olarak bilinen II. Mehmet’in destansı hikayesinin anlatıldığı dizide, Sultan II. Mehmet’in 13 yaşında tahta çıkmasının ardından masalsı yükselişi, Konstantinopolis'i devirmesi ve 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli hükümdarlarından biri haline gelmesi konu ediliyor.

Kılıcın parlattığı, kalemin aydınlattığı bir çağın öyküsü...

İtilaf Devletlerinin İstanbul’u işgal etmesi sonucu Meclis-i Mebûsan’ın dağılması ile Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğindeki Kuvayi Milliye hareketi ve sonrasında meclisin tam bağımsız olarak Ankara’da açılması arasında yaşananları konu ediyor. Dizide, istanbul’un işgal edilip, Meclis-i Mebûsan’ın dağıtılmasının ardından mebusların vatan aşkı ile karşılarına çıkan tüm engellere rağmen Ankara’ya uğraşmaya çalışması, Mustafa Kemal Paşa’nın yeni ve tam bağımsız bir meclisin açılması için verdiği mücadele ve işgaller karşısında milli iradenin gücü konu ediliyor.

İstanbul'da aynı semtte, iki farklı ev iki farklı dünya... Yokuşun dibinde geçim derdiyle boğuşan Berringiller, ve kendilerine tepeden bakan zengin akrabaları Erdemliler… Ve Berrin köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek için küçüldükçe küçülürken… Nihal bu bitimsiz köprüyü bir hamlede atlamak isterken… Köprüden geçmek dahi istemeyen bir Veli… Ve köprüleri yıkıp atmak isteyen Aysel… Aysel artık zengin akrabalarının sadakalarını almak istemiyor, zengin kuzeni Aleyna'nın eskilerini giymek istemiyor, teyzesi, annesini villadan ağlatıp ağlatıp göndersin istemiyor… Parlamak için bir kıvılcıma bakıyor Aysel. Büyük aşkını, Karan'ı bu yürek yangınının ortasında buluyor. Karan bir sevdiğini toprağa verdi şimdi de düşmanının mezarını kazıyor. İki genç, intikam için bir aşk komplosu kuruyorlar. Hikayenin belki de en günahsızı, Aleyna Erdemli için. Aysel akrabalık bağlarının sıcaklığıyla öfkenin soğukluğu arasında çırpınırken… Karan da iki aşk arasında kalıyor. Herkesin yenileceği bir savaşta aşk mutlu sona ulaşır mı?

Bir adam bir kadını sever ve dünya değişir. Ama hayatı kökten değiştiren, aşkı değil, aşkına ulaşabilmek için cesaret edebildikleridir. O kişiye duyduğu aşkın acımasızlığında öylesine büyük fırtınalar başlatır ki, sonunda, dokunduğu her şeyi yıkar. Ve bazen.. Hayatın kendini yenilemesi için önce her şeyin yıkılması şarttır. Çok satan Fi - Çi - Pi üçlemesinden Nüket Bıçakçı tarafından senaryolaştırılan, tutkunun peşinden koşanların, yanma pahasına ateşe uçanların ve acıdan geçerek süregelen yaşama karşı dik duranların hikayesi...

İlişkileri lisede yapılan acımasız bir "şakaya" dayanan ve 20 yıl sonra hayatın yollarını yeniden kesiştirdiği dört kadının güç mücadelesinde eski kinler ve hırslar ortaya çıktıkça aralarında cinayete kadar varan korkunç bir hesaplaşma başlar. Merve Aksak (Aslıhan Gürbüz), Oya Toksöz (Gökçe Bahadır), Arzu Kaymaz (Tülin Özen) ve Pelin Kaner'in (Bade İşcil) karıştığı bu vakâyı (ya da vakâları), Cinayet Büro Başkomiseri Kemal (Tansu Biçer) ve yardımcısı Derya (Hayal Köseoğlu) çözmeye uğraşırlar ancak bu dört kadının çetrefilli dünyasını aydınlatmak düşündüklerinden daha zor olacaktır.

Sait, Nazım, Turgut, Orhan ve Aziz… Beş kardeşten oluşan bu aile, eski bir mahallede, dededen kalma ahşap bir konakta birlikte yaşamaktadırlar. Kardeşlerin en büyüğü Sait, depremde anne ve babalarını kaybettiklerinden beri ailenin babası gibidir. Tüm kardeşleri, her türlü zorluğa rağmen bir arada tutmayı başarmıştır. Duygusal gazeteci Nazım, mahallenin imamı Turgut, şarkıcılık hayalleri kuran bodyguard Orhan ile at yarışı tutkunu havai Aziz; hepsi Sait'in çocuğu gibidirler ve birbirlerinden ayrı bir yaşam sürmeyi hayal bile etmemektedirler. Ta ki Sait bir gün kardeşlerine, evleneceğini açıklayana kadar…

Leyla ile Mecnun dizisi ani bir kararla yayından kalkınca, dizinin yapımcılarından Funda ve yönetmen Onur durumu oyunculara açıklar. Bütün dizi ekibi işsiz kalmıştır. İşi ve birbirleriyle çalışmayı seven ekip durumu kabullenmekte güçlük yaşar. Ali, canlandırdığı Mecnun karakterinin etkisinden bir türlü kurtulamamaktadır. Serkan’ın bir yanı hâlâ “İsmail Abi”dir. Evli ve bir çocuk babası Osman ise dizideki karakteri Yavuz gibi bütün vaktini arkadaşlarıyla geçirmektedir. Cengiz herkesin gözünde hâlâ Erdal Bakkal’dır. Ahmet, tıpkı İskender gibi bütün ekibin babası konumundadır. Kimse rolünden tam olarak çıkamamıştır ve her biri gündelik hayata adapte olmakta zorluk çekmektedir. Oyuncular Leyla ile Mecnun'un senaristi Burak'a giderek yeni bir dizi yazmasını isterler. Üç yıldır aynı diziyi yazmakta olan Burak'ın yeni bir proje üzerinde düşünecek vakti olmamıştır. Herkes kara kara ne yapacağını düşünmeye başlar.

Aynı gün, aynı hastanede dünyaya gelen iki bebek, yatak sayısının azlığından dolayı yan yana yatırılırlar. Ailelerinin "doğar doğmaz birbirlerini buldular" sözü üzerine beşik kertmesi yapılan bebekler, isimlerini de efsane aşıklar Leylâ ile Mecnun'dan alırlar. Aradan 25 yıl geçer. Bir sabah ailesi Mecnun'a durumu anlatır ve Leyla'yı istemeye giderler. Mecnun başta bu durumdan rahatsızlık duysa da Leyla'yı görür görmez aşık olur. Onu etkilemek için ne yapacağını bilemeyen Mecnun, bir gece rüyasında ak sakallı dedeyi görür. Ak sakallı dedenin rüyalarından çıkıp Mecnun ile beraber yaşamaya başlamasıyla da işler karışır.

Erman ile Abiye, yirmi yıllık evli ve birbirlerinden oldukça sıkılmış bir çifttir. Ayrı yumurta ikizi iki sorunlu çocuk ve herkesten daha sorunlu bir kayınbirader de, birbirlerine zor tahammül ederken Kuzu çiftinin hayatını eziyete çevirir. Kuzu Ailesi'nin hayatı, yan binaya taşınan komşuları ile değişir. Yeni evli Gökhan ve Seval çifti, Kuzuların kendi hayatlarını karşılaştırabilecekleri bir "denek aile" modeli olurlar. Kuzular, her yeni macerada, ilk başta, komşu çiftin sevgi ve saygı ve modernlik dolu hayatlarına özenseler de, sonunda yine de kendi hayat tarzlarını en doğrusu olduğuna kanaat getirirler.
Görsel yok