İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

11 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Öykü Çelik, 13 Temmuz 1987 tarihinde İstanbul‘da doğmuştur. Babası futbol antrenörü olduğundan ve ailevi sebeplerden dolayı 11 yılda 9 okul değiştirdi. Öykü Çelik, Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümünde okurken bir trafik kazası geçirdi ve devamsızlıktan dolayı okuldan ayrılmak zorunda kaldı. 2006 yılında “Selena” dizisinde oynayarak oyunculuğa başladı. 2009 yılında Cin Geçidi filmi ve Haluk Piyes‘in oynadığı, Kanımdaki Barut filmlerinde rol aldı. 2011 yılında Oktay Kaynarca ve Meltem Cumbul‘un oynadığı ”Nuri” dizisinde de Reyna rolünü oynayan Öykü Çelik, 2012 yılında başlayan senaryosunu Mahsun Kırmızıgül‘ün yazdığı ”Benim için Üzülme” adlı dizide Bahar rolünü canlandırdı. 2014 yılında “Ağlatan Dans” adlı dizide Kıvanç Kasabalı ile başrolde oynadı. 2014 yılında “Yeşil Deniz” adlı dizi filmde Burak Serdar Şanal, Öykü Çelik, Melis Babadağ, Mert Turak, Burak Alkaş, Ali Barkın, Emin Gürsoy, Renan Bilek, Zeynep Gülmez, Nuri Gökaşan, Yener Gürsoy, Jale Aylanç, Elvan Dişli ile beraber rol aldı.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

90’lı yıllarda Yeşilova isimli bir Ege kasabasında yaşayan sıcak, samimi insanların hikayesini anlatır Yeşil Deniz. Belediye hoparlöründen 24 saat anons yapılan, herkesin herkesi tanıdığı ve hakkında dedikodu yapacak kadar malumata sahip olduğu bir yerdir Yeşilova. Kasaba halkı Yeşil Deniz adını verdikleri tarlalarda çalışırken tek eğlence kaynakları kasabanın radyosu olan Ova Fm ve Radyocu İsmail’in yaptığı istek programıdır. Bu kasabada eğer bir kişi birine istek yollarsa o kişinin de karşı tarafa yollaması şarttır. Yoksa elalemin içine çıkacak yüzü kalmaz. Tabii ki bu istekler ücrete tabidir… İstek programı halkın eğlencesi olmasının yanı sıra kasabada hiç eksik olmayan aşk hikayelerinin de en büyük romantizm kaynağıdır. “Yeşil Deniz” Yeşilova halkı için yalnızca tarlanın adı değil, hayatın adıdır aslında…

Trablus’taki İtalyan işgali sonrası, Osmanlı Devleti’nin zor durumda olduğunu gören Binbaşı Enver, kendi gibi vatanperver arkadaşlarını örgütleyerek Trablus’a gider. Bingazi’nin güneyinde, direnişin merkezi haline gelen büyük bir askeri karargâh kurar.

Yirmili yaşlarında modacı olma hayaliyle yanıp tutuşan Hayat, bu hayalini gerçekleştirmek için babasını da peşinden sürükleyerek İstanbul’a gelir. Burada Harisoğlu Holding’in düzenlediği yarışmaya katılır. Ancak holdingin sahibi Yılmaz Harisoğlu, Hayat’ın babasının can düşmanıdır ve intikamını almak için elinden geleni ardına koymaz…

Kahraman bir adamın, geçmişten bugüne taşınan bir çocukluk hayalinin, zor coğrafyalardaki, zor hayatların, köklerine sahip çıkarken, kendini de etrafını da yakıp yıkanların, evlat sevgisinin, imkansız aşkların, ölümün kıyısından kurtulmuşların, bir “Ada Masalı”nın ve şerefli olmanın hikayesi…

Yaptıkları dolandırıcılıklar yüzünden İstanbul’dan apar topar kaçan Göçer ailesi, arkalarında bıraktıkları belalılardan olabildiğince uzaklaşmaya çalışırken, kendilerini Ege’de bulurlar. Köyün hırçın güzeli Zarife’nin otlattığı koyunlar yüzünden kaza yaparlar. Zarife, Savaş ve Barış arasındaki aşk üçgeninin fitili de o an ateşlenmiş olur. Kazada yaralanan Şinasi’ye yardım eden Zarife, sadece kendi köylerinde yetişen bir bitki olan ve köye de adını veren Şıpıldak otundan yaptıkları merhem ile onu tedavi eder. Bu merhemin mucizevi bir etkisi olduğunu gören Göçer ailesi, formülün peşine düşerler… Kazara karşılaşan bu üçlünün hayatında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bir iddia ile başlayan aşk oyunu, zamanla aşkın en gerçek haline dönüşecektir.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

90’lı yıllarda Yeşilova isimli bir Ege kasabasında yaşayan sıcak, samimi insanların hikayesini anlatır Yeşil Deniz. Belediye hoparlöründen 24 saat anons yapılan, herkesin herkesi tanıdığı ve hakkında dedikodu yapacak kadar malumata sahip olduğu bir yerdir Yeşilova. Kasaba halkı Yeşil Deniz adını verdikleri tarlalarda çalışırken tek eğlence kaynakları kasabanın radyosu olan Ova Fm ve Radyocu İsmail’in yaptığı istek programıdır. Bu kasabada eğer bir kişi birine istek yollarsa o kişinin de karşı tarafa yollaması şarttır. Yoksa elalemin içine çıkacak yüzü kalmaz. Tabii ki bu istekler ücrete tabidir… İstek programı halkın eğlencesi olmasının yanı sıra kasabada hiç eksik olmayan aşk hikayelerinin de en büyük romantizm kaynağıdır. “Yeşil Deniz” Yeşilova halkı için yalnızca tarlanın adı değil, hayatın adıdır aslında…

Karadeniz' in iki köklü ailesinin oğulları kan kardeşler Niyazi ve Harun, babasıyla birlikte Karadeniz'e mevsimlik işçi olarak gelmiş olan dünyalar güzeli doğulu kız Buke'ye aşık olurlar. Bu aşk, iki aileyi de sonu gelmez acılara sürükleyecek, geri dönülmez bir çatışmanın fitilini ateşleyecektir.

1711 yılında Osmanlı İmparatorluğu, Rus İmparatorluğunu yenmiş fakat ardından duraklama dönemine girmiştir. Hikâye Patrona Halil'in kardeşinin padişahın emri ile asılmasıyla başlıyor. Dönemde Osmanlı savaştan uzaklaşmış ve daha çok lale bahçelerinde eğlenceler düzenlemektedir. Bu duruma karşı çıkan Yeniçeri ocağı ve bazı padişah karşıtı çeteler örgütlenmeye çalışsalarda bir isyana cesaret edememişlerdir. Fakat Patrona Halil kardeşinin ölümüne çok içerlemiş ve padişah'ın tahtan indirilmesi için halkı galeyana getirme planları yapmaktadır. İç ve dış tehditler de etkinlik kazanma peşindedir. Padişaha ve Osmanlı'ya karşı kurulan komplonun farkına varanlar olur. Ama bazı şeyler için her şey çok geçtir.

Leyla ile Nuri, İzmir Alaçatı’da büyümüş, daha çocukken birbirlerine aşık olup, büyüyünce de evlenip, üstüne de biri kız, biri erkek iki çocuk sahibi olmuş, mutlu bir çifttirler. Ta ki, Nuri, günümüzün en amansız erkek hastalıklarından olan “azgın teke hastalığı”na yakalanana kadar.

Uzun yıllar yurt dışında kalmış ve Türkiye üzerine tezler hazırlamış olan genç ama parlak akademisyen Murat, Türkiye’ye döner. Arkadaşıyla gezdiği kenar mahallelerden birinde gördüğü güzel çingene kız Hasret üzerine hayatını değiştirecek bir bahse girer: “Bu kenar mahalle dilberinden hanımefendi olur mu, olmaz mı?”. Akademisyen, çingeneden hanımefendi yaratmaya çalışırken, öteki Türkiye”nin gerçekleriyle yüzleşecek, kız parlak bir yıldıza dönüşürken, Murat da Hasret'e yavaş yavaş âşık olduğunu ve bu iddianın nasıl gerçekleşeceğini görecektir.
Görsel yokYağmur, varlıklı bir ailenin kızıdır. İtalya’da yaşamaktadır. Anne ve babasından sonra ablası da ölünce Türkiye’ye döner. Döndüğünde beş parasız kaldıklarını öğrenir. Üstelik servetlerini tüketen eniştesi hapse girmiş ve ablasının küçük kızı Eylül ortada kalmıştır. Aile avukatları gözden kaçan bir arsanın tapusunu Yağmur’a uzatır. Yağmur’un, yeğeni Eylül’ü de yanına alarak arsayı satmak için gittiği kasabada, onu bir onur savaşı bekler.