İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Özcan Alper (d. 1975,[1] Hopa, Artvin), Türk yönetmen ve senarist. Artvin'in Hopa ilçesinde doğdu. Trabzon Lisesi'nden mezun oldu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nin fizik bölümüne başladı. 1996 yılında ise İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin bilim tarihi bölümüne girdi ve 2003 yılında mezun oldu. 1996 yılından itibaren Mezopotamya Kültür Merkezi, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi gibi kurumlarda sinema atölyesi çalışmalarına katıldı. 2000 yılından itibaren aralarında Yeşim Ustaoğlu'nun filmlerinin de olduğu çeşitli sinema filmlerinde asistanlık yaptı. Momi başlıklı kısa filmi, Hemşince çekilen ilk filmdir. Tokai City'de Melankoli ve Rapsodi ise Japonya'da çekilmiş bir belgeseldir. Bir Bilim adamıyla Zaman Enleminde Yolculuk imza attığı diğer belgeselidir. 2008 tarihli ilk uzun metrajlı filmi Sonbahar ile pek çok festivalde ödül kazandı. 2020 yılında Alman-Türk ortak yapımı Akordiyoncu başlıklı filmi tamamladı. 29 Ekim 2022 tarihinde 10. Boğaziçi Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda Karanlık Gece filmiyle en iyi yönetmen ödülünü aldı.

Yusuf, 1997 yılında 22 yaşında üniversite öğrencisiyken girdiği cezaevinden 10 yıl sonra sağlık nedenleriyle tahliye edilir. Yusuf’u, cezaevinden çıkıp geldiği Doğu Karadeniz’deki köyünde bir tek yaşlı ve hasta annesi karşılar. O cezaevindeyken babası ölmüş, ablası ise evlenip büyük bir kente taşınmıştır. Ekonomik nedenlerle sadece yaşlıların kaldığı bu dağ köyünde Yusuf, sadece çocukluk arkadaşı Mikail ile görüşmektedir. Sonbaharın kendini yavaş yavaş kışa teslim ettiği günlerde Yusuf, Mikail ile gittiği bir meyhanede fahişelik yapan genç ve güzel Gürcü kızı Eka ile karşılaşır. Farklı dünyalardan gelen bu 2 insanın birlikteliği için ne zaman ne de koşullar uygundur. Yine de Yusuf için aşk son bir kez hayata tutunma ve kendi yalnızlığından sıyrılma çabasına dönüşür.

İshak, küçük bir dağ kasabasından çıkmış gezgin bir müzisyendir. 7 yıl önce parçası olduğu bir linç olayı, ölmek üzere olan annesine veda etmek için kasabasına döndüğünde peşini bırakmaz. Çocukluk arkadaşları olan diğer beş faille ve onları destekleyen kasaba halkı ile yüzleşen İshak, üzerine çöken suçluluk duygusuyla mücadele eder. Ancak suç ne kadar büyükse, herkesin elinde kan olduğu için sessizlik o kadar güçlenir.

Hükümete muhalif bir gazete çıkartan, gayrimüslüm yazar Aram'ın İstanbul'da küçük bir matbaası vardır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'de de artan yabancı düşmanlığı Aram'ı ve gazetesini bulur. Ödeyemeyeceği bir varlık vergisi yükümlülüğü ile arananlar listesine giren Aram, çareyi yakın arkadaşının yardımıyla kaçmakta bulur. Sovyet Gürcistan'ın sınırına gelmeden, Karadeniz ormanlarında saklanacak bir kulübe bulur. Burada sınıra geçeceği günleri sabırla beklerken, sürgünde yazmaya ve geçmişini unutmamak için çizmeye devam eder. Bu sürgün hiç bitmeyecek gibidir...

Bu belgesel,Tuncel Kurtiz'in farklı sanatsal üretimlerini ilk kez tüm boyutlarıyla yansıtırken arka planında da Türkiye'nin siyasi gerçeğine yer verir

İstanbul'da bir fabrika müdürü olan Ferhat ve bir banka müdürü olan Handan, Gürcü ve Ukrayna kökenli genç bir sanatçı olan Lia ile taşıyıcı annelik yoluyla çocuk sahibi olmaya karar verirler. Kızları Ada doğduktan kısa bir süre sonra Rusya ile Ukrayna arasında savaş patlak verir. Bu nedenle Lia, Ferhat ve Handan ile İstanbul'da bir süre daha kalmak zorunda kalır. Taşıyıcı anneliğin kendisini Avrupa'ya götürecek formül olduğuna inanan Lia, Ada'dan ayrılmak istememektedir.

İshak, küçük bir dağ kasabasından çıkmış gezgin bir müzisyendir. 7 yıl önce parçası olduğu bir linç olayı, ölmek üzere olan annesine veda etmek için kasabasına döndüğünde peşini bırakmaz. Çocukluk arkadaşları olan diğer beş faille ve onları destekleyen kasaba halkı ile yüzleşen İshak, üzerine çöken suçluluk duygusuyla mücadele eder. Ancak suç ne kadar büyükse, herkesin elinde kan olduğu için sessizlik o kadar güçlenir.

Yıllar önce yolları ayrılan Avukat Yusuf ve saz âşığı babası Heves Ali'nin yolu, 25 yılın sonunda yeniden kesişir. Çıktıkları uzun belki de son yolculukta bir araya gelen baba oğul, bu süreçte geçmişyleriyle yüzleşip, gelecekleriyle ilgili olan sorunların üstesinden gelmeye çalışır.

Hükümete muhalif bir gazete çıkartan, gayrimüslüm yazar Aram'ın İstanbul'da küçük bir matbaası vardır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'de de artan yabancı düşmanlığı Aram'ı ve gazetesini bulur. Ödeyemeyeceği bir varlık vergisi yükümlülüğü ile arananlar listesine giren Aram, çareyi yakın arkadaşının yardımıyla kaçmakta bulur. Sovyet Gürcistan'ın sınırına gelmeden, Karadeniz ormanlarında saklanacak bir kulübe bulur. Burada sınıra geçeceği günleri sabırla beklerken, sürgünde yazmaya ve geçmişini unutmamak için çizmeye devam eder. Bu sürgün hiç bitmeyecek gibidir...

İstanbul'da bir üniversitede müzik araştırmaları yapan Sumru, etnomüzikoloji tezi için Güneydoğu’ya doğru yolculuğa çıkar. Bu bölgede ölülerin ardından yakılan ağıtları toplayan Sumru’nun kısa süreliğine çıktığı bu yolculuk, hayatının en uzun yolculuğuna dönüşür. Bu yolculukta Sumru’nun yolu Diyarbakır sokaklarında korsan DVD satan Ahmet, Diyarbakır'da tek başına kalmış yıkık dökük kilisenin bekçisi olan Antranik amca ve bölgede sürmekte olan 'adı konulmamış savaşa’ tanıklık eden pek çok karakterle kesişir.

Yusuf, 1997 yılında 22 yaşında üniversite öğrencisiyken girdiği cezaevinden 10 yıl sonra sağlık nedenleriyle tahliye edilir. Yusuf’u, cezaevinden çıkıp geldiği Doğu Karadeniz’deki köyünde bir tek yaşlı ve hasta annesi karşılar. O cezaevindeyken babası ölmüş, ablası ise evlenip büyük bir kente taşınmıştır. Ekonomik nedenlerle sadece yaşlıların kaldığı bu dağ köyünde Yusuf, sadece çocukluk arkadaşı Mikail ile görüşmektedir. Sonbaharın kendini yavaş yavaş kışa teslim ettiği günlerde Yusuf, Mikail ile gittiği bir meyhanede fahişelik yapan genç ve güzel Gürcü kızı Eka ile karşılaşır. Farklı dünyalardan gelen bu 2 insanın birlikteliği için ne zaman ne de koşullar uygundur. Yine de Yusuf için aşk son bir kez hayata tutunma ve kendi yalnızlığından sıyrılma çabasına dönüşür.