İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

19 Mayıs 1972 tarihinde Ankara'da doğdu ve beş yaşına kadar Ankara'da yaşadı. Aslen Ağrılı ve Kürt kökenli olan Deniz, 1977 yılında ailesinin Aydın'a göç etmesiyle çocukluğunu ve gençliğinin ilk dönemini Aydın'da geçirdi. Eğitimi süresince, kendi yazdığı küçük hikâyeleri oyunlaştırarak, arkadaşları ile kurduğu küçük amatör tiyatro topluluğu ile çevre yörelere turneler yaptı. Bu yıllarda müziğe olan yatkınlığını da keşfetti. 1985 yılında ilk orkestra çalışmasını yaptığı Aydın'da kısa sürede tanınan ve aranılan bir orkestra solisti oldu. Ardından İzmir ve Antalya'da sahneye çıktı. Aydın'ın Sultanhisar ilçesinde düzenlenen geleneksel ses festivaline katılıp birincilik ödülünü alınca, hedefinde İstanbul'a gelme hayalleri oluşmaya başladı. 1988 yılında İstanbul'a geldi, oradan 1989 yılında Almanya'ya gitti. Almanya'da da müzik çalışmalarına devam eden Özcan Deniz'i İstanbul'da fark edemeyen yapımcılar, Münih'te keşfettiler. İlk albüm çalışmasını 1992 yılında yaptı ve Yine Ağlattın Beni isimli albümünü piyasaya çıkarttı. 1993 yılında yaptığı Meleğim adlı albümü ile şöhreti yakaladı. Onu 1994 yılında Beyaz Kelebeğim albümü takip etti. Art arda çıktığı televizyon programlarında sinema camiasının da dikkatini çekti. 1994 yılında Türk sinemasının duayenlerinden Memduh Ün'ün Ona Sevdiğimi Söyle adlı filminde oynayarak, ilk sinema deneyimini gerçekleştirdi. 1995 yılında askerlik görevini yapan Özcan Deniz, 1997 yılında kariyerine Yalan mı albümü ile müthiş bir dönüş yaptı ve aynı yıl Yalan mı adlı dizi ile televizyon izleyicileriyle buluştu. Sırasıyla "Çoban Yıldızı", "Aslan Gibi", "Leyla", "Ses ve Ayrılık", "Hediye" albümlerini çıkardı, 2009 yılında "Sevdazede" isimli albümünü çıkarttı. Mercan Dede'nin "Su" albümünde ve "3 Hürel Şarkıları" başlıklı albümde birer şarkıyla yer aldı. 1999 yılında, öyküsünü kendi yazdığı "Aşkın Dağlarda Gezer" adlı televizyon dizisi ile ekranlara çıktı. 2002 yılında efsane dizi "Asmalı Konak" ile müzikte yakaladığı başarılı kariyeri, oyunculukta da yakaladı. 2004 yılında "Haziran Gecesi", 2007 yılında "Kader", 2008 yılında "Aşk Yakar" adlı projelerde yer almıştır. Daha sonra "Samanyolu" adlı dizi ile televizyon izleyicilerinin evlerine konuk oldu. Müzik ve televizyon dizileri çalışmaları ile birlikte, sinema filmi çalışmaları da devam etmektedir. 1994'te çektiği "Ona Sevdiğimi Söyle"den sonra 2002 yılında "Kolay Para", 2003 yılında "O Şimdi Asker", "Asmalı Konak: Hayat", 2004 yılında öyküsü kendisine ait "Neredesin Firuze", 2006 yılında "Keloğlan Kara Prense Karşı", 2008 yılında Dışişleri Bakanlığı'nın desteklediği "Mevlana Aşkın Dansı" adlı belgesel ile sinemaseverlerle buluştu. 2011'de senaryosunu kaleme aldığı Ya Sonra başlıklı sinema filmi ile bu kez yönetmenlik koltuğuna kendi oturdu. 2012 yılında 11. albümü "Bi Düşün" ile müzik hayatına devam ederken, son olarak yönetmenliğini Yeşim Ustaoğlu'nun üstlendiği "Araf" filminde "kamyon şoförü Mahur" karakterini üstlendi. Yine yönetmenliğini üstlendiği ikinci sinema filmi "Evim Sensin" ile 2 Kasım'da sevenleriyle buluşmuş olup birçok dalda ödüle layık görüldü. Özcan Deniz'in baş rolünü ve yönetmenliğini üstlendiği üçüncü sinema filmi "Su ve Ateş" 15 Kasım 2013 tarihinde izleyici ile buluştu. 2014 itibarıyla Fox TV'de yayınlanan "Karagül" adlı dizide rol aldı. 2015 yılında ise "Kaderimin Yazıldığı Gün" adlı dizide rol aldı.

Doğunun kanunlarından uzağa kaçan bir adam olan Haşmet ve hayatın acı gerçeklerinden bihaber, saf ve duru bir kız olan Yağmur'un imkansız aşkının hikayesidir. Doğu ve Batının, Güneş ve Ayın, Su ve Ateşin masalıdır bu aşk…

Annesiz babasız büyümüş, genç yaşta hayatın yükünü sırtlamış, çok güzel ve gururlu bir genç kız olan Süreyya’nın, karizmatik iş adamı Faruk’a aşık olup Bursa’ya gelin gitmesiyle başlayan hikayesi.

Hayri ve Orhan piyasaya sürdükleri başarısız kasetler sonucu borç batağında olan iki müzik yapımcısıdır. İkili, Sansar isimli menajerin 'genç yetenek' diye lanse ettiği, o sıralar Almanya'da yaşayan Ferhat ile irtibata geçerler. Telefonda şarkı söylettikleri Ferhat'ın sesini çok beğenirler ve acil bir eylem planı oluştururlar: Ferhat gelecek, altyapıyı söyleyecek, kasetten gelen paralarla borçlar ödenecek ve düze çıkılacaktır. Firuze isimli gizemli, kararlı ve zengin bir kadın gelir. Ferhat'ı televizyonda seyretmiş ve çok beğenmiştir. Parası olduğunu ve Ferhat'a yatırım yapmak istediğini söyler. Ama her şeyden önce imajlarını değiştirmeleri gerekmektedir: Yeni bir ofis, şık kıyafetler, yaşayacakları güzel bir villa.

Başarılı bir adam yeni sevgilisi Ece ile mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak günün birinde hırslı eski sevgilisi Sara reddedemeyeceği bir iş teklifiyle yeniden hayatlarına dahil olur. Sevgilisi Ece'yi de yanına alarak yeni işi için şehir değiştiren adam kısa bir süre sonra Ece'nin ortadan kayboluşuyla yıkılır. Ece arkasında bir veda videosu bırakmıştır ancak kimse Ece'den haber alamamaktadır. Kısa sürede Ece'nin yokluğunu Sara ile doldurmaya çalışan adam her yerde Ece'nin izlerini bulmaya başlar. Sara da evin her yerinden sesler duymaktadır. İkili yavaş yavaş korku ve paranoya dolu bir yola girerler.

Bir alışveriş merkezinde çalışan Pelin (Hande Doğandemir) hayatının aşkı, aynı zamanda bir playboy olarak tanınan İlker (Mithat Can Özer) tarafından evlilik hazırlığındayken aldatılır. Bir anda Pelin’in dünyası başına yıkılır. Zavallı Pelin’e yaşadığı hayal kırıklıkları ve intikam dolu serüveninde, yakışıklı bir rock davulcusu olan Burak (Şükrü Özyıldız) yol arkadaşlığı yapacak ve hayatını değiştirecektir. Pelin'e en mutsuz olduğu anda yol gösteren rock grubunda davulcu, doğa tutkunu, yakışıklı Burak'la yaşadıklarını izlerken çok etkileneceksiniz… Çünkü hayat plan yaparken yaşadıklarındır ve aşkın içinde tutku, kavga, gurur biraz da intikam vardır…

Matematik öğretmeni olan çok güzel bir kadın Yasemin ile et restoranı sahibi karizmatik gurme Cemal'in yolları kesişir. Yasemin geçmişte yaşadığı yanlış evililiğin yaralarını sarmaya çalışan, attığı adımlara dikkat eden bir annedir. Cemal ise sosyal, geçmişinden kurtulmak isteyen gamsız bir adamdır. Bu zıt karakterli ikilinin tanışması önce kavgalı olacaksa da zamanla hüzünlü bir aşka dönüşecektir. Geçmişlerinin derinlerine indiklerinde ikisinin de ikinci bir şansa ihtiyacı olduğu ortaya çıkar.

Zarok (Şükrü Özyıldız) yıllar önce Edirne’de bir ailenin beşikteki bebeğini kaçırıp büyük acıların yaşanmasına sebep olur. Yıllar sonra bu vicdan azabından kurtulacağı bir fırsat yakalayan Zarok, kaçırdığı Zeliş'i (Ayça Ayşin Turan) 2. kez kaçırıp gerçek ailesine götürmek üzere yola çıkar. Bu sırada aşk dolu maceralara atılırlar. Özcan Deniz'in bu filmi, birçok masal ögesini bir araya topluyor.

Doğunun kanunlarından uzağa kaçan bir adam olan Haşmet ve hayatın acı gerçeklerinden bihaber, saf ve duru bir kız olan Yağmur'un imkansız aşkının hikayesidir. Doğu ve Batının, Güneş ve Ayın, Su ve Ateşin masalıdır bu aşk…

“Araf”ta kalmış iki gencin hikayesi. Arafta kalmış iki gencin hikâyesini anlatır: Zehra ve Olgun; bir otoban üstünde kurulu, her şeyin gelip geçici akarak yaşandığı, devasa bir benzin istasyonunda, 24 saatlik vardiya usulüyle, hiç değişmeyen bir monotonlukta, sanki bir gün hayatlarının birden bire değişivereceği beklentisi ve hayalinde, aslında neredeyse içinde yok olup gittikleri bir vakumun içinde, biteviye çalışarak yaşarlar. Bir gün aniden beliriveren bu beklenti acaba onları arafta kalmaktan çıkarabilecek midir?

Leyla başından geçen bir ayrılık sonrası baba evine dönmüştür. Kalbi kırıktır ve çocukluğundan beri sorunlu bir ilişkileri olan babası Selim ile aralarındaki sorunları çözmeye çalışmaktadırlar.İskender ise küçük yaşlardan beri şanssız bir hayat yaşamış olan yetimhanede büyümüş ve hayatı boyunca hiç evim diyebileceği bir yere sahip olmamış bir adamdır. Beklenmedik bir şekilde karşılaşan bu ikili onları aradıklarını bulmalarını sağlayacak bir aşkın içine sürüklenir, Leyla yaralarını sararken , İskender’in evi Leyla olur fakat bu güzel hikayenin böyle sürmesine engel olacak olaylar peşlerini bırakmaz...

Hayri ve Orhan piyasaya sürdükleri başarısız kasetler sonucu borç batağında olan iki müzik yapımcısıdır. İkili, Sansar isimli menajerin 'genç yetenek' diye lanse ettiği, o sıralar Almanya'da yaşayan Ferhat ile irtibata geçerler. Telefonda şarkı söylettikleri Ferhat'ın sesini çok beğenirler ve acil bir eylem planı oluştururlar: Ferhat gelecek, altyapıyı söyleyecek, kasetten gelen paralarla borçlar ödenecek ve düze çıkılacaktır. Firuze isimli gizemli, kararlı ve zengin bir kadın gelir. Ferhat'ı televizyonda seyretmiş ve çok beğenmiştir. Parası olduğunu ve Ferhat'a yatırım yapmak istediğini söyler. Ama her şeyden önce imajlarını değiştirmeleri gerekmektedir: Yeni bir ofis, şık kıyafetler, yaşayacakları güzel bir villa.

Kızıl Goncalar, seküler bir Atatürkçü olan Levent (Özcan Deniz) ve mutaassıp bir tarikatın içinde yaşayan Meryem’in (Özgü Namal) kaderlerinin kesişmesini konu alırken, inanç ve fikir ayrılıklarına rağmen "evlat" söz konusu olduğunda anneliğin/babalığın birleştirici gücüne dikkat çekiyor.

Depremde dağılmış bir aile, kendini kaybetmiş, hayata tutunmakta zorlanan bir adam ve aşka kapılarını kapatmış yaralı bir kadının birbirlerinin hayatlarını değiştirmesinin hikayesi...

Zaman, yaşadığımız dünya ve içinde bulunduğumuz evreni sorgulatan bir bilim-kurgu. Seçmediğimiz onca şey bir başka gerçeklikte yaşamaya devam ediyorsa? Aynı gün, aynı anda, üç farklı hikayede buluşan Sedat ve Mina, paralel evrenlerinde seçmedikleri bambaşka hayatlarıyla yüzleşirler.

Annesiz babasız büyümüş, genç yaşta hayatın yükünü sırtlamış, çok güzel ve gururlu bir genç kız olan Süreyya’nın, karizmatik iş adamı Faruk’a aşık olup Bursa’ya gelin gitmesiyle başlayan hikayesi.

Antakyalı köklü Yörükhan Ailesi’nin ortanca oğlu Kahraman Yörükhan, ailenin soyadını geleceğe taşıyacak 3 erkek çocuktan biridir. Ancak eşi Defne, çok istese de dünyaya bir evlat getirememektedir. Yörükhanların gözbebeği Kahraman’ın yolu, sıradan bir tarım işçisi ailenin kızı olan Elif ile kesişir. Bu kesişmenin ardından, her iki ailenin de hayatlarında fırtınalar kopacaktır.

Elleri yalısının bahçesindeki topraktan başka toprağa değmemiş bir kadın ve bu kadını bir yalanı yaşamaya mahkum etmiş bir adam. Ve kadın en ummadığı anda gerçeklerle bir başına kalır. Şimdi hayat onu, kaybettikleri için savaşa davet ediyor . Hayat, onu çocukları için ayakta durmaya ve uzak diyarlarda yeniden doğmaya çağırıyor.

1711 yılında Osmanlı İmparatorluğu, Rus İmparatorluğunu yenmiş fakat ardından duraklama dönemine girmiştir. Hikâye Patrona Halil'in kardeşinin padişahın emri ile asılmasıyla başlıyor. Dönemde Osmanlı savaştan uzaklaşmış ve daha çok lale bahçelerinde eğlenceler düzenlemektedir. Bu duruma karşı çıkan Yeniçeri ocağı ve bazı padişah karşıtı çeteler örgütlenmeye çalışsalarda bir isyana cesaret edememişlerdir. Fakat Patrona Halil kardeşinin ölümüne çok içerlemiş ve padişah'ın tahtan indirilmesi için halkı galeyana getirme planları yapmaktadır. İç ve dış tehditler de etkinlik kazanma peşindedir. Padişaha ve Osmanlı'ya karşı kurulan komplonun farkına varanlar olur. Ama bazı şeyler için her şey çok geçtir.

Nejat ve Zülal aynı köşkte büyüyen kardeş çocuklarıdır. En azından onlar öyle bilmektedir. İki genç büyürken birbirlerine aşık olur. Ama kuzen olmaları bu aşkı dile getirmelerini engeller. Sadece bir tek gün, birbirlerine çok yakın olurlar ve samanyolunun altında dudakları birleşir.

Birbirlerini çocukluklarından beri seven Nazlı ve Mustafa, bir türlü evlenememişlerdir. Biri mahallenin en güzel kızı, diğeri en afilli delikanlısı olunca, onlarınki herkesin dilinde efsane aşka dönüşmüştür. Hayata her zaman iyi tarafından bakan Nazlı için üstesinden gelinemeyecek dert yoktur. Hele şimdi! Sonunda beklenen an gelmiş, Mustafa’nın babası Payidar, Nazlı’nın babası Sacit’ten kızını istemiştir. İsterse istemesin; Nazlı, mahallenin kalantorlarından birinin oğlu, kendisine ezelden beri yanık Teoman ile neredeyse nişanlanmak üzeredir. Mustafa ani bir baskınla nişanı bozmuştur; çünkü ikisinin de kalbine yıllarca nakış nakış işlenmiş, onları kâh acıtmış kâh avutmuş “aşk”, yine devreye girmiştir.
Görsel yokAli Asyalı ve ailesi Türkiye ve Ortadoğu’daki inşaat sektörünün önde gelen isimlerinden biridir. Suriye’nin Halep şehrinde, Abdülmecit Halabi ile ortaklık kuran aile işin başına Ali’yi ve kuzeni Cem’i gönderir. Halabiler Suriye’nin köklü ailelerinden biri olup aynı zamanda Arap şeyhlerinden Şeyh Ömer ile ortak iş yapmaktadırlar. Türkiye’de yıllar önce başına gelen bir kazanın hala izlerini üzerinden atamayan Ali, Abdülmecit’in yeğeni Lamia ile tesadüfler sonucu karşılaşır. Tesadüflerin arka arkaya geldiği karşılaşmaların ardından Lamia ve Ali dönüşü olmayan bir yola girerler. Kaderlerinin kendilerini götürdüğü bu yol karşılarına neler çıkartacaktır?

Havin üniversiteye giden 23 yaşında bir kızdır. Babası Gülağa hapse girerken kızını amcası ve yengesine teslim etmiş ancak Havin onların zulmüne dayanamayıp evden kaçmıştır. Havin'in en yakın arkadaşı Lale, escortluk yapmakta ve çok para kazanmaktadır. Havin'i de bu işe ikna etmeye çalışmaktadır. Baran'ın en yakın arkadaşı Levon onun için bir doğum günü partisi hazırlar, hediye olarak Havin'i getirir. Tanıştıkları gece Havin ile aralarında bir şey geçmeyen Baran, Havin'in çekingenliği ve güzelliğinden çok etkilenir ve ona aşık olur. Evlenmek üzere düğün yerine giderken kaza yaparlar. Baran hafif yaralanır fakat Havin'in durumu ağırdır. Bunu fırsat bilen ve oğlunun Havin ile evlenmesini istemeyen Kumru Havin'i bir dağ evine hapsedip ona bir miktar para vererek öldü süsü verir. Asıl şok Havin'in yıllar sonra başka bir kimlikle eski hayatına ve aşkına geri dönmesidir. Baran'a farklı bir kimlikle davranmasıyla bütün olaylar karışır.

Bahar İstanbullu bürokrat bir ailenin kızıdır. New York'taki sanat eğitimini tamamlarken Seymen ile tanışır. Birbirlerine âşık olan çift evlenmek üzere Kapadokya'ya giderler. Seymen ise Kapadokya'nın gelişmiş, aynı zamanda da geleneklerine bağlı köklü bir ailesinin varisidir. Asmalı Konak denilen büyük bir konakta ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Bahar, gelin geldiği yöreye ve Seymen'in yöredeki saygınlığına hayran kalır.

Türkiye Müzik Ödülleri (1995'ten 2009'a kadar Kral TV Video Müzik Ödülleri ve 2009'dan 2013'e kadar Kral Müzik Ödülleri adıyla), her yıl Doğuş Yayın Grubu tarafından düzenlenen, Kral TV'de yayınlanan ve internet ortamında da canlı izleme imkânı bulunan müzik ödülleri törenidir. Uzan döneminde de Star TV ile ortak yayınla yayınlanan ödüller 2012'de düzenlenen törenle birlikte Kral Pop TV ve Star TV ile ortak yayınla yayınlanmaya başlamıştır.