İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Öznur Serçeler, 10 Ekim 1987'de Kayseri'de doğdu. Müzik eğitimine 2001 yılında Mersin Üniversitesi Konservatuvarında Turkol Çankaya ile başladı. Ardından 2003 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi'nde müzik eğitimine devam etti. 2007 yılında Dünya Gençlik Orkestrası projesine katıldı ve Berlin, Kasel ve Bodrum'da konserlere katıldı. 2007 yılında Dünya Gençlik Orkestrası'nın projesine katıldı. Dolunay dizisindeki Fatoş'u canlandırdı. Karışık Kaset filminde Sarp Apak ile birlikte rol aldı. 2014 yılında Aşkın Kanunu dizisinde oynadı. Mahsun Kırmızıgül'ün yönettiği Hayat Devam Ediyor adlı dram dizisinde Mina Seferidis karakterini canlandıran Öznur Seçeler, 2018-2019 yılları arasında yayımlanan TV dizisi Erkenci Kuş'ta Leyla karakterini oynadı.

Babasının ani ölümüyle tahta çıkan Sultan Ahmed kendini başka bir dünyada bulur; savaşlar, entrikalar, devlet yönetimi... Ama bir gün bir tablo görmesiyle hayatına bir kadın girer: Kösem Sultan. İlk başlarda tahtın ağırlığında ezilse de yavaş yavaş işlerin farkına varacaktır. Kösem Sultan ise saraya gelmesiyle birlikte artık kendisine bekleyen hayatın ilk adımını atacaktır. O da işlerin farkına vardıktan sonra kendini saray entrikalarında ve taht kavgalarında bulacaktır. Eşinin ani ölümünden sonra zorlu bir hayat onu beklemektedir. İki çocuğunun ve torununun saltanatlarını görecek, Osmanlı İmparatorluğu'nun en kudretli valide sultanı olacak, deyim yerindeyse devleti o idare edecektir. Ne yazık ki en sonunda da kendisi saray entrikalarına kurban gidecektir.

Sanem sabahları birkaç saat babasının bakkalında çalıştıktan sonra bütün gününü hayal kurarak ve kitabı üzerinde çalışarak geçirmektedir ve hayatından son derece mutludur. Ta ki anne babası kendisine doğru düzgün bir iş bulmazsa evlenmek zorunda olduğunu söyleyene kadar! Sanem bunun üzerine mecburen ablasının iş yerinde çalışmaya başlar. Hayallerini süsleyen büyük aşkının kendisini orada beklediğinden habersizdir henüz, üstelik bilmeden Can'a ve şirkete kurulan bir tuzağın parçası olur... Yalanlar üzerine kurulan bir aşk olabilir mi? Ya Sanem? Nefret ettiği Can'a kalbini kaptırabilir mi?

Japon mutfağında ustalaşmayı hedefleyen genç bir şef, zengin bir iş adamının özel aşçısı olur ve bu durum beklenmedik bir aşk hikâyesine yol açar.

Kargoculuk yapan iki çocuk babası Hayri’nin en büyük hayali, bir milyoncu açmaktır. Hayri, kargo dağıtırken kaza geçirip hastaneye düşer. Orada karşılaştığı bir adam, Hayri’yi başkasıyla karıştırır ve ona para karşılığı Bursa’ya götürmek üzere yasadışı bir paket verir. İçinde bulunduğu bu yanlış anlaşılmayı fırsata çevirmek isteyen Hayri, paketi alır. Yolda karşılaştığı Serkan ve paketi almak için peşlerine takılan ayakçılarla, eğlence ve macera dolu bir yolculuğa çıkar.

Allah Yazdıysa Bozsun, rüyasında arkadaşının nişanlısıyla evlendiğini gören genç bir kadının hikayesini konu ediyor. Irmak, aşkta yüzü gülmeden 30'lu yaşlarına gelen genç bir kadındır. Onun hayatı, ilk defa kaldığı bir evde yastığının altına anahtar koymasıyla bambaşka bir hal alır.

Aşk Bu Mu?, yolları kesişen Umut ve Gülüm’ün hikayesini konu ediyor. Genç bir adam olan Umut, çocukluğundan beri hırsızlık yapmaktadır. Umut, hayatının fırsatını yakalayıp köşeyi dönmenin hayalini kurar. Fakat ne hayallerine kavuşabilir ne de sürekli aradığı ailesine ulaşabilir. Genç bir kadın olan Gülüm ise hayallerine bir adım uzaklıktadır. Okulunu başarıyla bitiren Gülüm’ün hayatında hiçbir sıkıntı yoktur. Fakat bir gün genç kızın tüm hayatı kararır. Gülsüm’de karaciğer yetmezliği olduğu ortaya çıkar ve nakil gerçekleşmezse ölecektir. Tam da bu süreçte Umut ile Gülüm’ün yolları kesişir. Genç adamın yıllardır beklediği fırsat tam da ayağına gelmiştir. Ancak bu durum sandığı kadar kolay değildir. Kendisini zor durumların içerisinde bulan Umut, bedeli ağır olan bir karar vermek zorunda kalır. Peki aşk her şeyin üstesinden gelmeye yeterli midir?

Eski zaman masallarına bir yolculuk yapan filmde macera ve kahkaha hiç bitmiyor. Salur, kötü adamlar tarafından esir alınan sevdiklerini kurtarabilecek mi? Peki esir alınan oba halkı kötü adamları alt edebilecek mi? Salur Kazan: Zoraki Kahraman'da hepimizin bildiği masallar mizahi ve modern bir dille yeniden karşımıza çıkıyor.

Bir alışveriş merkezinde çalışan Pelin (Hande Doğandemir) hayatının aşkı, aynı zamanda bir playboy olarak tanınan İlker (Mithat Can Özer) tarafından evlilik hazırlığındayken aldatılır. Bir anda Pelin’in dünyası başına yıkılır. Zavallı Pelin’e yaşadığı hayal kırıklıkları ve intikam dolu serüveninde, yakışıklı bir rock davulcusu olan Burak (Şükrü Özyıldız) yol arkadaşlığı yapacak ve hayatını değiştirecektir. Pelin'e en mutsuz olduğu anda yol gösteren rock grubunda davulcu, doğa tutkunu, yakışıklı Burak'la yaşadıklarını izlerken çok etkileneceksiniz… Çünkü hayat plan yaparken yaşadıklarındır ve aşkın içinde tutku, kavga, gurur biraz da intikam vardır…

Pelin ve Caner, Köstebekgiller’in en yakın dostlarıdır. Vaktiyle yaptığı kötülükler yüzünden ağaca dönüşen Gölge’yi, Köstebekgiller’den Köstan Amca, iyi bir insan olması sözüne karşılık kurtarmıştır. Fakat Gölge, sözünü tutmamış ve çalışmakta olduğu müzayede salonundan Kraliçe Sora’nın tılsımlı olduğu söylenen elbisesini çalmıştır. Elbiseye dokunur dokunmaz da içinde olan kötülükle birlikte Köstan Amca’nın önceden yaptığı ağaç tılsımı harekete geçmiştir. Gölge, yeniden ağaca dönüşmeye başlamıştır. Onu ormanda değerli taşlara ve kürklere düşkün avcı Şahane Postum bulur. Şahane, Sora’nın elbisesini görür görmez ona hayran olur ve almak ister. Ancak elbiseye geçen Köstan Amca’nın tılsımı, elbisenin sayesinde Şahane’yi de geyiğe dönüştürmeye başlar. Gölge, bu durumdan kurtulmak için Köstan Amca’ya gitmeleri gerektiğini söyler. Ancak Köstan Amca, çoktan Köstebekya’ya doğru yola çıkmıştır.

Ulaş ve İrem aynı apartmanda yaşayan komşu çocuklarıdır. Beraber oynarlar, beraber servis beklerler ve Ulaş, İrem’e sırılsıklam aşıktır. Ama çok utangaç olduğu için bir türlü açılamaz. Bir akşam babası duygularını bir kaset çekerek duygularını İrem’e anlatmasını tavsiye eder. Ulaş o günden sonra İrem’in doğum günü hediyesi olarak onlarca karışık kaset dolduracaktır... 1990’lı yıllardan itibaren tanışan Ulaş ve İrem’in arkadaşlık ve aşk hikayesini konu alan film Uygar Şirin’in aynı adlı romanından uyarlandı. Yönetmenliğini Tunç Şahin’in üstlendiği yapım, 20 seneyi aşkındır tanışmalarına rağmen beraber olmayı beceremeyen bir çiftin öyküsünü, her dönemin müziğini kendisine fon alarak anlatıyor.

Kendisini babası ile karıştıran halasından ailesi ile ilgili bir sırrı öğrenen inşaat mühendisi Mehmet, bu bilginin peşinden İstanbul İzgi Lisesi'ne gider ve kendini voleybol takımının antrenörü olarak bulur. Burada bir yandan araştırmalarına devam ederken diğer yandan da kızların takımı ayakta tutmasına yardım eder.

Türkiye'nin en zengin ailelerinden birinin varisi ve küçük bir köyden gelen bir ailenin oğlu etrafında dönüyor. İkisi de evli ve üç yıllık evliliklerinin ardından boşanmanın eşiğindeler, ancak eşlerine beyin kanseri teşhisi konması, onları derin sorunlarıyla yüzleşmeye ve aşklarını yeniden canlandırmaya zorluyor.

Dışarıdan pırıltılı görülen plaza dünyası, içerde egoların ve hırsların çarpıştığı bir arenadır. Kadınlar Dünya Serbest Dalış rekortmeni Aydan, aniden kendini bu dünyada ve yeni ailesinin içinde bulur. Onun gelmesi ile ailenin kirli geçmişi ve aile üyelerinin gerçek yüzleri ortaya çıkar. Ve ailede acımasız bir taht kavgası başlar. Aydan bu kavgada kendi değerleri ve aşkı ile ayakta kalacak mı, yoksa güç ve para onu da mı zehirleyecektir?

Şahsu, öğretim görevlisi olarak gittiği Adana’da yıllar önce annesini terk eden büyükbabasıyla yüzleşmeye kararlıdır. Bu yolculukta kendisini Şahmaran’ın soyundan gelen ve Mar adı verilen sıradışı ve gizemli bir topluluğun ortasında bulur. Aşkın ve bilgeliğin en büyük sembollerinden olan Şahmaran efsanesine inanan Mar ırkı, Şahsu’nun da gelmesiyle tarihi kehanetin tamamlanmasını beklemektedir. Büyükbabasından geçmişin hesabını sormak üzere yola çıkan Şahsu’nun Maran ile yollarının kesişmesiyle bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır…

Sanem sabahları birkaç saat babasının bakkalında çalıştıktan sonra bütün gününü hayal kurarak ve kitabı üzerinde çalışarak geçirmektedir ve hayatından son derece mutludur. Ta ki anne babası kendisine doğru düzgün bir iş bulmazsa evlenmek zorunda olduğunu söyleyene kadar! Sanem bunun üzerine mecburen ablasının iş yerinde çalışmaya başlar. Hayallerini süsleyen büyük aşkının kendisini orada beklediğinden habersizdir henüz, üstelik bilmeden Can'a ve şirkete kurulan bir tuzağın parçası olur... Yalanlar üzerine kurulan bir aşk olabilir mi? Ya Sanem? Nefret ettiği Can'a kalbini kaptırabilir mi?

Japon mutfağında ustalaşmayı hedefleyen genç bir şef, zengin bir iş adamının özel aşçısı olur ve bu durum beklenmedik bir aşk hikâyesine yol açar.
Görsel yokKomedi Türkiye'de 7 amatör komedyen Gülse Birsel, Gani Müjde ve Haluk Bilginer'in karşısında tüm hünerlerini sergiliyorlar.

Babasının ani ölümüyle tahta çıkan Sultan Ahmed kendini başka bir dünyada bulur; savaşlar, entrikalar, devlet yönetimi... Ama bir gün bir tablo görmesiyle hayatına bir kadın girer: Kösem Sultan. İlk başlarda tahtın ağırlığında ezilse de yavaş yavaş işlerin farkına varacaktır. Kösem Sultan ise saraya gelmesiyle birlikte artık kendisine bekleyen hayatın ilk adımını atacaktır. O da işlerin farkına vardıktan sonra kendini saray entrikalarında ve taht kavgalarında bulacaktır. Eşinin ani ölümünden sonra zorlu bir hayat onu beklemektedir. İki çocuğunun ve torununun saltanatlarını görecek, Osmanlı İmparatorluğu'nun en kudretli valide sultanı olacak, deyim yerindeyse devleti o idare edecektir. Ne yazık ki en sonunda da kendisi saray entrikalarına kurban gidecektir.

İlk gençlik yıllarından beri birbirlerine aşık olan İpek ve Çetin, on beş sene sonra ayrılık kararı alırlar. Bu kararının ardından çift, "Tüm zorluklara rağmen aşk hala mümkün müdür? Mutlu evliliğin formülü nedir?" gibi sorulara cevap ararlar.

Boynu Bükükler, hayata 3-0 geriden başlamış bir grup öksüz yetim liseli çocuğun, durumu 3-3’e getirme hikayesini anlatmaktadır. Akl-ı Selim önderliğindeki bu grup, yokluğun ve yoksulluğun üstesinden, kendi zekice yöntemleriyle gelmektedirler. Anne babasız olmaları dolayısıyla, kendi aralarında aile olmuştur bu çocuklar. Küçük yaşta birçok olumsuzluğa göğüs germişlerdir, boyunları bükük olsa da omurgaları hep diktir. Hayata bırakılan bu çocuklar, müdürleri Führer Fuat’ın katı disipliniyle mücadele ettikleri gibi, bir de üzerine "Ersen ve Galoşlar" kod adlı sevgi arsızı ve zengin çocuklarla mücadele etmek zorunda kalırlar. Ailelerine sürekli problem çıkaran ve iki kere okuldan atılan "Ersen ve Galoşlar" grubu, Boynu Büküklerin okuluna sürülür. Hayatın kaymağını, külahını ve dibindeki çikolatasını yemiş olan bu grup, Boynu Büküklerin hayatını her anlamda daha da zorlaştıracaktır. Boynu Bükükler ile aralarında sürprizlere açık, amansız bir mücadele başlayacaktır.

Hande Altaylı'nın çok satan romanı Kahperengi'den uyarlanan dizi Anadolu'nun küçük bir kasabasında doğup, büyüyen Narin'in hikayesini anlatıyor. Narin, azmi ve zekası sayesinde eğitimini büyük güçlüklerle olsa da tamamlamış ve zorlu geçmişini ardında bırakarak İstanbul'a, yeni bir hayat kurmaya gelmiştir. Narin'in çocukluktan büyük bir aşkla sevdiği Fırat, yıllar sonra Narin'in karşısına hiç beklemediği birisinin nişanlısı olarak çıktığında, Narin'in daha yeni açtığı temiz sayfası bir anda geçmişin izleri ile dolar. Diğer taraftan geçmişin bir hayaleti daha, Narin'in karşısına dikilmek için gün saymaktadır.

Çömlekçilik yapan İsmail zamanında zorla bir evlilik yapmış ve bu evlilikten dört çocuk sahibi olmuştur. Sonra bir başkasına aşık olan İsmail'in, Kudret'in üzerine getirdiği kuması Cennet'ten de üç çocuğu vardır. Artık çömlekçilikten para kazanamayan İsmail çocuklarının da isteğiyle İstanbul'a göç etmeye karar verir. Bu arada ailenin ortanca kızı Hayat yörenin köklü ailelerinden birinin oğluyla aşk yaşamaktadır. Gençlik ateşine karşı koyamayan Hayat ve Kerem evlenmeden beraber olurlar, bunu duyan aile Hayat'ı 70 yaşındaki Abbas'a verir.

Leyla ile Nuri, İzmir Alaçatı’da büyümüş, daha çocukken birbirlerine aşık olup, büyüyünce de evlenip, üstüne de biri kız, biri erkek iki çocuk sahibi olmuş, mutlu bir çifttirler. Ta ki, Nuri, günümüzün en amansız erkek hastalıklarından olan “azgın teke hastalığı”na yakalanana kadar.