İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

11 filminden 1'i İzlenir çıktı
Paul Jeffrey "P.J." Byrne, 15 Aralık 1974 tarihinde Maplewood, New Jersey, ABD'de dünyaya gelmiştir. New Jersey'de büyüyen Byrne, Boston College'dan finans ve tiyatro dallarında çift anadal diplomasıyla mezun olduktan sonra, oyunculuk alanındaki eğitimini Chicago'daki DePaul Üniversitesi Tiyatro Okulu'nda Güzel Sanatlar Yüksek Lisansı (MFA) yaparak pekiştirmiştir. Kariyerinin başlarında New York'ta tiyatro sahnelerinde yer aldıktan sonra Los Angeles'a taşınan Byrne, kısa sürede Hollywood'un en tanınan ve meşgul karakter oyuncularından biri haline geldi. Genellikle enerjik ve komik rolleriyle öne çıkan aktör, "Bruce Almighty" (2003), "Fun with Dick and Jane" (2005) ve "Charlie Wilson's War" (2007) gibi büyük yapımlarda küçük ama akılda kalıcı rollerle kariyerini inşa etti. "Dinner for Schmucks" (2010) ve "Horrible Bosses" (2011) gibi komedilerdeki performanslarıyla daha geniş kitlelerce tanındı. Kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri, Martin Scorsese'nin yönettiği ve Oscar'a aday gösterilen "Para Avcısı" (The Wolf of Wall Street) (2013) filminde canlandırdığı Nicky "Rugrat" Koskoff karakteri oldu. Bu rol, onun yeteneğini dünya çapında sergilemesini sağladı. Ayrıca Dwayne Johnson ile birlikte "Rampage: Büyük Yıkım" (2018) gibi gişe filmlerinde de yer aldı. Seslendirme alanındaki en ikonik rolü ise, büyük beğeni toplayan animasyon dizisi "The Legend of Korra"da (2012-2014) canlandırdığı sevecen ve komik toprak bükücü Bolin karakteridir. Bu rol, ona geniş ve sadık bir hayran kitlesi kazandırmıştır. Televizyonda da oldukça aktif olan Byrne, HBO'nun prestijli yapımları "Vinyl" (2016) ve Emmy ödüllü "Big Little Lies"da (2017) yer alarak dramatik yönünü de gösterdi. 2019'dan günümüze, Amazon Prime'ın dünya çapında fenomen olan dizisi "The Boys"da Vought şirketine bağlı film yönetmeni Adam Bourke karakterini canlandırmaktadır. Byrne, komedi ve dram arasında rahatlıkla geçiş yapabilen çok yönlü bir oyuncu olarak kariyerine devam etmektedir.

Gizemli bir kozmik olay Oak Caddesi’ni sıradan banliyö yaşamından koparıp tamamen bilinmeyen bir yere taşıdıktan sonra, Platt ailesi hayatta kalabilmelerinin tek yolunun birbirlerine sıkı sıkıya bağlı kalmak olduğunu keşfeder. Artık tanınmaz hale gelen çevrelerinde yollarını bulmaya çalışırken, aile bağları onların en büyük gücü ve tek sığınağı olacaktır.

Dear Santa, Liam (Robert Timothy Smith) adındaki küçük bir çocuğun Noel dileklerini yazdığı mektupta “Santa” yerine “Satan” yazması sonucu şeytanı yeryüzüne çağırmasıyla başlıyor. Jack Black’in canlandırdığı şeytan karakteri, çocuğun ruhunu almadan önce ona üç dilek hakkı tanıyor.

Countdown, bir uygulamadan hayattaki son günlerini yaşadığını öğrenen genç bir kadının hikayesini konu ediyor. Genç bir hemşire, insanların en zaman öleceğini tahmin eden bir uygulamayı indirir. Uygulamada, yaşamak için sadece üç gününün kaldığını öğrenen genç kadın, bu sırada gizemli bir siluetin kendisini takip ettiğini fark eder. Genç kadın, zamanı dolmadan önce peşindekinin ne olduğunu anlayıp hayatını kurtarmanın yolunu bulmak zorundadır.

Clint Eastwood, The 15:17 to Paris filmiyle yine bir kahramanlık öyküsünü ele alacak. Başarılı yönetmen, yeni filminde Ağustos 2015’te Brüksel’den Paris’e giden trene yapılması planlanan silahlı saldırıyı önleyen üç Amerikalı’nın yaşadıklarını mercek altına alacak. Söz konusu olay; 500 kişiyi katledebilecek bir cephane taşıyan bir teröristin yaptıklarına şahit olan Anthony Sadler, Alek Skarlatos ve Spencer Stone‘un teröristi etkisiz hale getirmeye çalışması üzerine kurulu.

Bir primatolog, tuhaf bir kimyasalla mutasyona uğrayıp aşırı büyüyen ve saldırgan canavarlara dönüşen hayvanlar şehri yok etmeden önce bir panzehir bulmak zorundadır.

1962 yılında geçen, gerçek bir hikâyeden esinlenen film, ırkçılığın Amerika Birleşik Devletleri'nin güneyinde hâlâ çok yaygın olduğu bir dönemde, Afro-Amerikalı dünyaca ünlü piyanist Dr. Don Shirley ve İtalyan-Amerikalı kaba saba şoförü Tony Lip arasındaki beklenmedik dostluğu konu alır. Don Shirley, Güney Amerika’da bir konser turuna çıkmaya karar verir. Ancak o dönemde ırkçılık hâlâ büyük bir sorundur ve özellikle güney eyaletlerinde siyahi vatandaşlara yönelik ayrımcılık yoğundur. Dr. Shirley, güvenliği için Tony Lip adlı sert mizaçlı, sokak zekâsına sahip bir adamı şoför ve koruma olarak tutar. İkili, Shirley'nin güvenli bir şekilde konaklamasına yardımcı olması için dönemin Afro-Amerikan sürücülerine yönelik özel bir rehber olan “The Green Book” (Yeşil Rehber) adlı kılavuzu kullanır. Başlangıçta zıt karakterlere sahip olan Tony ve Shirley, zamanla aralarındaki önyargıları kırarak güçlü bir dostluk kurarlar.

Bu aksiyon komedinin baş rolünde, Sam Larson'ı canlandıran Kevin James var. Sam Larson, yumuşak huylu bir yazardır, ancak beynelmilel bir suikastçı üzerine yazdığı kurmaca kitap gerçek bir hikaye gibi yayınlanınca kiralık bir katille karıştırılıyor. Kitabının büyük başarısı neticeninde, aniden kaçırılarak ülke dışına çıkarılıyor ve bir suikast tasarısının parçası olmaya zorlanıyor.

Jordan Belfort 24 yaşında genç ve hırslı bir adamdır. Para kazanma arzusuyla Wall Street borsasında önce komisyoncu ve ardından Stratton Oakmont adında bir yatırımcı firmasında zengin olmak için her şeyi yapmaya hazır bir CEO olur. 90’ların en hızlı günleridir ve New York işlem salonunda her şey olabilmektedir. Önemsiz tahvillerle birçok yatırımcıyı aldatarak Belfort kısa zamanda bir para makinasına ve aynı zamanda bir harcama makinasına dönüşür. Bir günde hesapları milyon dolarlarla doldururken o gece hepsini aynı hızda harcayabilir. Profesyonel hayatının yanı sıra uyuşturucu, fahişeler, son derece pahalı lüks fantezilerle dolu kirli bir oyunun içindedir. Bu karakterin hayatındaki her şey abartılı bir şekilde devam ederken çöküş ise çok uzakta değildir.

Yönetici adayı Nick Hendricks (Jason Bateman) fazlasıyla hak ettiği terfiyi alabilmek için günde 12 saat çalışmakta ve dengesiz amiri Dave Harken (Kevin Spacey) ne isterse yapmaktadır. Yine de bu terfinin asla gerçekleşmeyeceğini bilmektedir. Bir başka yerde, diş hekimi asistanı Dale Arbus (Charlie Day) diş hekimi Dr. Julia Harris’in (Jennifer Aniston) son zamanlarda iyice artan asılmaları karşısında özsaygısını yitirmemek için çabalamaktadır. Ve muhasebeci Kurt Buckman (Jason Sudeikis) şirketinin sahtekar yeni sahibi Bobby Pellit’in (Colin Farrell) onun kariyerini mahvetmeye kararlı olduğunu, ayrıca her şeyden habersiz bir insan topluluğunu toksik atığa maruz bırakmayı planladığını öğrenir.Eğer patronunuz psikopatsa, ya da erkek avcısıysa ya da tam anlamıyla ahlaksızsa ne yapabilirsiniz?

Ölüm her zamanki gibi köşebaşında beklerken, Son Durak 5 yine dehşete düşürüyor. Şirketin düzenlediği bir gezi için yapılan otobüs yolculuğu sırasında Sam (Nicholas D’Agosto), kendisi ve birçok arkadaşı ile beraber başkalarının da ölümüne sebep olacak korkunç bir köprü yıkılışının önsezisini yaşar. Kendine geldiğinde önsezisinin başındaki bazı görüntülerin gerçeğe dönüştüğünü görür ve arkadaşı Peter (Miles Fisher) ve sevgilisi Molly'nin (Emma Bell) de içinde bulunduğu bir grup iş arkadaşını, ölüm onları yakalamadan apar topar oradan uzaklaştırır. Aslında hayatta olmamaları gerektiği gerçeğinden habersiz olan grup, ölümün onlar için seytani bir planı olduğunun farkına varınca, zamanları dolmadan bir çıkış yolu aramaya başlarlar.

Tanrı ve sevgili kulları arasındaki sıra dışı ilişkinin 2003 yılındaki Bruce Nolan'ın hikayesi ile sona erdiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Macera, ilk filmde kendini beğenmiş gazeteci olarak tanıdığımız Evan'ın hikayesi ile devam ediyor. Gazeteciliği bırakmış ve siyasete atılmış olan Evan, bu uğurda tüm yaşamını değiştirmiştir. Evini Buffalo'dan Virginia'ya taşımış ve kendisine yeni bir çevre edinmiştir. Fakat bir gün hiç beklenmedik bir ziyaretçinin karşısına çıkması ile hayatı birden ilginç bir yol alır. Tanrı, insan kılığında karşısına gelerek Evan'dan Nuh'un Gemisi'nin bir benzerini inşa etmesini ister. Bu ilginç istek sonrası işe koyulan Evan'ın garip tavırları, başta ailesi olmak üzere herkesin dikkatini çekecektir.