İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Ragıp Savaş (d. 24 Ekim 1966, İzmit), Türk tiyatrocusu ve dizi oyuncusu. 1972-1977 yıllarında İsmet İnönü İlkokulu’nda okudu. 1977-1980 yıllarında Merkez Ortaokulu’na gitti. 1980-1983'te İzmit Lisesi’nde öğrenim gördü ve İzmit Lisesi’nden mezun oldu. 1983 yılında İzmit’te amatör olarak sürdürdüğü voleybol hayatını, Eczacıbaşı SK’ne transfer olarak profesyonel olarak sürdürmeye başladı. 1986 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne girdi. 1990 yılında yüksek dereceyle mezun oldu ve aynı yıl kurulan Türkiye’nin 3. Ödenekli Tiyatrosu olan Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda profesyonel sanat yaşamına başladı ve genç yaşta bu tiyatronun kurucularından biri olma şansına sahip oldu. Sanatçının ilk oyunu 1990 yılında Aziz Nesin’in yazdığı Ahmet Gülhan’ın yönettiği “Demokrasi Gemisi”dir. Aynı sezon Nâzım Hikmet’in yazıp Kenan Işık’ın yönettiği “İvan İvanoviç Var Mıydı Yok Muydu?” adlı oyunda başrol alarak Petrof’u oynamış ve oyun Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde 5 ödüle layık görülmüştür. Ragıp Savaş, Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda birçok tiyatro oyunu ve müzikalde rol almıştır. Dünyanın en önemli tiyatrolarından biri olan Gürcistan Rustaveli Tiyatroları’nın Genel Sanat Yönetmeni ve dünya çapında üne ve başarıya sahip yönetmen Robert Sturua ile Sofoklers’in Antigonesi’nde Kreon rolünü oynamış ve oyun Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde birçok ödül almıştır. Sanatçı aynı zamanda 1998-2002 yılları arasında Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Genel Sanat Yönetmeni (Müşfik Kenter) Yardımcılığı ve Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. 2004 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediye Şehir Tiyatrosu’nun Genel Sanat Yönetmenliği’ne vekaleten atanmıştır, hâlen bu görevini sürdürmektedir. 2004 yılında sinema kariyerine “Neredesin Firuze” adlı filmle adım atmıştır. Özel televizyon kanallarında da çeşitli dizilerde rol almaktadır.

Hayri ve Orhan piyasaya sürdükleri başarısız kasetler sonucu borç batağında olan iki müzik yapımcısıdır. İkili, Sansar isimli menajerin 'genç yetenek' diye lanse ettiği, o sıralar Almanya'da yaşayan Ferhat ile irtibata geçerler. Telefonda şarkı söylettikleri Ferhat'ın sesini çok beğenirler ve acil bir eylem planı oluştururlar: Ferhat gelecek, altyapıyı söyleyecek, kasetten gelen paralarla borçlar ödenecek ve düze çıkılacaktır. Firuze isimli gizemli, kararlı ve zengin bir kadın gelir. Ferhat'ı televizyonda seyretmiş ve çok beğenmiştir. Parası olduğunu ve Ferhat'a yatırım yapmak istediğini söyler. Ama her şeyden önce imajlarını değiştirmeleri gerekmektedir: Yeni bir ofis, şık kıyafetler, yaşayacakları güzel bir villa.

Filmde olaylar 14'üncü yüzyılda Bursa'da geçer. Anadolu'daki bütün devlet ve beylikler Moğol saldırısından yılmış, halk akın akın Moğollar' dan kaçıp Bursa'ya yerleşmektedir. Karagöz, Moğol vergi memurlarından kaçıp annesiyle Bursa'ya gelmiştir. Cahil ancak çok zeki, özellikle de kızdığında söz ve hareketleriyle etrafındakileri güldüren bir Türkmen göçeridir. Hacivat ise devletler arasında haber götürüp-getiren bir postacıdır. Zeki, lafazan, sefahat ve eğlenceye düşkün bir fırsatçıdır. Düştüğü zor durumlardan konuşması sayesinde kurtulur. Hacivat, Karagöz'ün hasta ineğini satın alınca tanışırlar. Hacivat, Karagöz'deki doğal yeteneğin farkına varır ve bundan yararlanmak ister.

Hayatta en güvendiği kişi kızı Zümrüt (Hülya Avşar) olan Osman Karahan (Müşfik Kenter) kızı ile yılların sırlarını paylaşmakta ve her zaman var olan yakınlıklarını son günlerde pekiştirmektedir. İş hayatında da babasını yalnız bırakmayan Zümrüt, babası ile şirkete giderken bir suikast sonucu babasını kaybeder. Cinayetin sebebini hiç kimse bilmemektedir. Osman Karahan’ın ölümü ile birlikte aile içindeki birlik zayıflamaya başlamıştır. Tüm yaşananları dışarıdan takip eden German ailesinin planları, Osman Karahan’ın ölümü ile hayata geçmeye başlar. Osman Karahan’ın vasiyeti her iki ailede şaşırtacak ve olaylar akıl almaz bir noktaya varacaktır. Bu sırada Zümrüt güvenebileceği bir dost edinir.

Dört çocuk, torunlar, iki ayda bir evden eve taşınan çiçekler, plaklar, bir sandık ve gramofon. Ve iki ayda bir buluşulan Çınar Ağacı! Emekli öğretmen Adviye Hanım’ın biraz muzip, biraz huysuz kişiliği çocuklarına hayatı zorlaştırıyor görünse de torunu Barış’ın hayatındaki en anlamlı şey “anneannesi”dir. Bir tek Barış, anneanneye kavuşulacak Çınar Ağacı buluşmalarını ve sıranın onların evine gelmesini iple çekmektedir!

Filmde olaylar 14'üncü yüzyılda Bursa'da geçer. Anadolu'daki bütün devlet ve beylikler Moğol saldırısından yılmış, halk akın akın Moğollar' dan kaçıp Bursa'ya yerleşmektedir. Karagöz, Moğol vergi memurlarından kaçıp annesiyle Bursa'ya gelmiştir. Cahil ancak çok zeki, özellikle de kızdığında söz ve hareketleriyle etrafındakileri güldüren bir Türkmen göçeridir. Hacivat ise devletler arasında haber götürüp-getiren bir postacıdır. Zeki, lafazan, sefahat ve eğlenceye düşkün bir fırsatçıdır. Düştüğü zor durumlardan konuşması sayesinde kurtulur. Hacivat, Karagöz'ün hasta ineğini satın alınca tanışırlar. Hacivat, Karagöz'deki doğal yeteneğin farkına varır ve bundan yararlanmak ister.

Hayri ve Orhan piyasaya sürdükleri başarısız kasetler sonucu borç batağında olan iki müzik yapımcısıdır. İkili, Sansar isimli menajerin 'genç yetenek' diye lanse ettiği, o sıralar Almanya'da yaşayan Ferhat ile irtibata geçerler. Telefonda şarkı söylettikleri Ferhat'ın sesini çok beğenirler ve acil bir eylem planı oluştururlar: Ferhat gelecek, altyapıyı söyleyecek, kasetten gelen paralarla borçlar ödenecek ve düze çıkılacaktır. Firuze isimli gizemli, kararlı ve zengin bir kadın gelir. Ferhat'ı televizyonda seyretmiş ve çok beğenmiştir. Parası olduğunu ve Ferhat'a yatırım yapmak istediğini söyler. Ama her şeyden önce imajlarını değiştirmeleri gerekmektedir: Yeni bir ofis, şık kıyafetler, yaşayacakları güzel bir villa.

Başarılı bir avukat olan Mehmet'in, annesinin ölümünden sonra kendisinden uzaklaşan genç kızı Doğa ile yeniden bağ kurma çabasını anlatan bu sürükleyici yapım, aynı zamanda yıllardır saklanan sırları da gün yüzüne çıkaracak. Celal'in gizlediği bir ilişki tüm dengeleri sarsarken, Celal'in eşi Handan ise bu çözülmenin farkında olmadan ailesini bir arada tutmak için çabalayacak.

Köklü ve güçlü bir aileden gelen Cezayir Türk, devleti için çalışan ve bir sabotaja kurban giden ağabeyinin intikamını alır. Devletin bekası ve ailesinin güvenliği için öldü gösterilerek yeni bir hayata başlar. Cezayir Türk, yurtdışında devam eden operasyonlarda bir yaralanma sonucu sınır tanımayan doktorlardan Firuze ile tanışır. Her ne kadar eşini ve ailesini özlese de onlara bir daha dönemeyeceğini bilmektedir. Firuze'ye aşık olup yeniden bir aile kuran Cezayir, bir süre sonra deşifre olur ve tekrardan hayata, İstanbul'a dönmek zorunda kalır. Fakat bu gelişmelerden ne yeni ailesinin ne de yıllardır onu özleyen ve mezarında dua eden ailesinin haberi vardır. Emanet ederek geride bıraktığı İstanbul ise bambaşka bir İstanbul olarak karşısına çıkacaktır.

Fatih, genç, başarılı, umut vaat eden bir diplomat adayıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin yurt dışı temsilciliklerinden birine atanmış, görevine başlayacakken Virankaya’dan gelen acı haber hayatını değiştirir. Çünkü Virankaya Kaymakamı şehit edilmiştir. Fatih Başkan’ın desteğini alarak onun yerine kaymakam olmaya gönüllü olur. Ülkesi için masa başında rahat bir görev yapmaktansa ateş altında olmayı tercih etmiştir. Yüreği vatan sevgisi ile dolu, devletini ana babası yerine koyan 7 kişilik ekibiyle at izinin it izine karıştığı Virankaya’ya gider. İsimlerini ancak tarihin satır aralarından okuyup yüreklerinde hissedecek olanların bildiği bu ekip, görünmez düşmanlarıyla savaşırken önce o düşmanların maskelerini düşürmek zorundadır. Çünkü düşman onlar gibi mert değildir. Kullandığı kuklaları vardır.

Aşk, ihanet, vicdan, adalet ve intikamın iç içe girdiği, hayatı bir anda değişen insanların birbirlerine dokunan hikayelerini izleyicisiyle buluşturmaya hazırlanıyor. Hayatının en güzel dönemlerini, hayallerini, geleceğini ve sevdiği kadını işlemediği bir suç yüzünden kaybederek müebbet mahkumu olan ”Dağhan” ın acı dolu hayatını izleyeceğiz. Dizide Fahriye Evcen ise; yıllarca artan suçluluk duygusundan kurtulmak isteyen, bu yüzden de Dağhan’ın müebbetine son verecek olan avukat “Selvi” karakteri ile izleyici karşısına çıkacak.

Küçük yaşta zengin Karahanlar ailesi tarafından, hasta kızları Perihan'a arkadaşlık etmesi için evlat edinilen Canan, yıllar içerisinde beraber yaşadığı bu ailenin sevilen bir ferdi olur. Büyüyüp güzel bir genç kız olduktan sonra da ailenin ilgisi eksik olmaz. Hatta Renknaz Karahan’ın yeğeni Selim, Canan'a aşık olur, Canan'ın da onda gönlü vardır. Evlenmeleri beklenirken, bir gün Canan'a kara bir iftira atılır. Aile Canan'a değil de iftiralara inanınca, genç kızın hayatta en çok güvendiği dayanak yıkılır ve evden kovulur. Üstüne üstlük istemediği bir adamla evlendirilir. Genç yaşta hayatı alt üst olan Canan, hayatla mücadele eder ve Karahanlıların karşısına bambaşka biri olarak döner. Zenginliği, gücü ve güzelliğiyle artık büyüleyici bir kadın olan Canan, kendisine geçmişte büyük acılar yaşatan herkese o günlerin hesabını soracaktır.

Geçmişinden taşıdığı bir acının, yaşadığı her anı gölgelediği bir hayatın sahibi Hande ve deli gibi aşık bir adamın geçmişinden çıkagelmesiyle hayatı zindan olan Zehra aynı gün ölümden eşiğinden dönünce, her şeyi geride bırakıp kaçmaya karar verirler.

Büyük bir sırrı paylaşan zengin ve ünlü üç ailenin hayatına Zeynep adında genç ve güzel bir kadın girer. Zeynep yakın zamanda abisini kaybetmiştir ve bu olayı aydınlatmak için saklanan sırrın peşine düşer. Kirlenmiş, sahte, zengin hayatlarda daha pek çok sır, aşk ve acımasızlık gizlidir.

Polat Alemdar, kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirip Türkiye'deki mafyanın tepesinde bulunan Kurtlar Konseyi'ni çökertmiş ve Türkiye'deki mafya yapılanmasının sonunu getirmiştir. Bu görevi layığıyla yerine getirdikten sonra Kamu Güvenliği Teşkilatı'nın (KGT) başına geçer ve devlet adına önemli operasyonlarda bulunmak için harekete geçer. Ancak yeni misyonu daha derin ve tehlikelidir.
Görsel yokÜç kocayla evlenmiş, kocalarından (Lütfü hariç) hiçbiri annesi ve ailesi tarafından onay görmemiş, üç kocadan birer çocuk sahibi olmuş fakat koşullar nedeniyle üç kocasından da boşanmış alımlı ve hayata karşı taviz vermeyen Gönül isimli bir kadının hikâyesi. İlk kocası Kudret maço bir minibüs şoförü, ikinci kocası Fernando İtalyan bir pizzacı, son kocası Lütfü ise hala annesiyle yaşayan ana kuzusu bir çiçekçidir. Üç kocanın üçü de halen Gönül’ün peşinde koşmaktadır. Kocaların kendi aralarında rekabeti, çocukların kendi aralarındaki rekabeti yer yer dayanışmaları, yer yer annelerini babalarıyla evlendirme çabalarını anlatan bir komedi dizisi.

Hayatta en güvendiği kişi kızı Zümrüt (Hülya Avşar) olan Osman Karahan (Müşfik Kenter) kızı ile yılların sırlarını paylaşmakta ve her zaman var olan yakınlıklarını son günlerde pekiştirmektedir. İş hayatında da babasını yalnız bırakmayan Zümrüt, babası ile şirkete giderken bir suikast sonucu babasını kaybeder. Cinayetin sebebini hiç kimse bilmemektedir. Osman Karahan’ın ölümü ile birlikte aile içindeki birlik zayıflamaya başlamıştır. Tüm yaşananları dışarıdan takip eden German ailesinin planları, Osman Karahan’ın ölümü ile hayata geçmeye başlar. Osman Karahan’ın vasiyeti her iki ailede şaşırtacak ve olaylar akıl almaz bir noktaya varacaktır. Bu sırada Zümrüt güvenebileceği bir dost edinir.