İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

18 filminden 5'i İzlenir çıktı, 3 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Laura Jeanne Reese Witherspoon, 22 Mart 1976 tarihinde New Orleans, Louisiana'da dünyaya geldi ancak Tennessee eyaletinin Nashville şehrinde, akademik kariyerlere sahip bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Eğlence dünyasına olan ilgisi erken yaşlarda kendini gösterdi; henüz yedi yaşındayken modellik yapmaya başladı ve kısa bir süre sonra televizyon reklamlarında yer aldı. Oyunculuğa olan doğal yeteneği, onu 14 yaşındayken seçmelere katılmaya teşvik etti ve Ay'daki Adam (The Man in the Moon, 1991) filmindeki başrolüyle sinemaya güçlü bir giriş yaptı. Bu ilk performansıyla eleştirmenlerin beğenisini kazanan Witherspoon, Stanford Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı eğitimine başlasa da, tutkusu olan oyunculuk kariyerine ağırlık vermek için eğitimini yarıda bıraktı. 1990'lı yıllarda Korku (Fear, 1996), Yaşamın Renkleri (Pleasantville, 1998) ve dönemin kült filmlerinden Seks Oyunları (Cruel Intentions, 1999) gibi yapımlarda rol alarak istikrarlı bir şekilde kariyer basamaklarını tırmandı. Özellikle Alexander Payne'in yönettiği kara komedi Election (1999) filminde canlandırdığı hırslı öğrenci Tracy Flick karakteriyle büyük beğeni topladı ve En İyi Kadın Oyuncu dalında ilk Altın Küre adaylığını elde etti. Bu dönemdeki rolleri, onun farklı türlerdeki yeteneğini kanıtlamasına yardımcı oldu. Witherspoon için küresel şöhretin kapılarını açan film, 2001 yapımı Bu Nasıl Sarışın! (Legally Blonde) oldu. Pembe tutkunu, zeki hukuk öğrencisi Elle Woods karakteri, hem ticari başarı getirdi hem de Witherspoon'u Hollywood'un en sevilen ve bankable yıldızlarından biri yaptı. Bu filmdeki ikonik performansıyla ikinci kez Altın Küre'ye aday gösterildi. Ancak kariyerinin zirvesi, 2005 tarihli biyografik film Sınırları Aşmak (Walk the Line) ile geldi. Efsanevi müzisyen June Carter Cash'i canlandırdığı bu roldeki etkileyici performansıyla En İyi Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülü (Oscar), Altın Küre, BAFTA ve SAG Ödülü dahil olmak üzere birçok prestijli ödülün sahibi oldu. Oyunculuğun yanı sıra yapımcılığa da yönelen Witherspoon, 2016'da kurduğu Hello Sunshine adlı medya şirketiyle sektörde önemli bir güce dönüştü. Şirket, özellikle kadınların yazdığı, yönettiği veya merkezinde olduğu hikayelere odaklanarak büyük başarılar elde etti. Yapımcılığını üstlendiği ve başrolünde yer aldığı Yaban (Wild, 2014) ile bir Oscar adaylığı daha kazanırken, Big Little Lies, The Morning Show ve Little Fires Everywhere gibi çok izlenen ve ödüllü dizilerle televizyon dünyasında da adından söz ettirdi. Hello Sunshine, kadın anlatılarını güçlendiren bir platform olarak öne çıktı. Reese Witherspoon, hem romantik komedilerdeki sempatik rolleriyle hem de dramatik performanslarındaki derinlikle izleyicilerin takdirini kazanmış çok yönlü bir sanatçıdır. Başarılı oyunculuk kariyerini, vizyoner bir yapımcı kimliğiyle birleştirerek Hollywood'un en etkili figürlerinden biri haline gelmiştir. Bugün hala aktif olarak yeni projeler üretmeye ve kadın hikayelerini ekrana taşımaya devam etmektedir.

Avustralyalı yazar Liane Moriary’nin aynı adlı çok satan romanından uyarlanacak Big Little Lies’da; dışarıdan mükemmel hayatlara sahipmiş gibi gözüken üç kadının, bir cinayet olayı ile yollarının kesişmesi işlenecek. Çocukları anaokuluna giden kadınlar, veli toplantısı esnasında gerçekleşen bir cinayeti aydınlatmaya çalışacak.

NewMoon Tiyatrosu’nu büyük bir başarıya ulaştırmasının ardından Buster, bu kez gözünü Crystal Tower Tiyatrosu’na diker. Buster burada yeni bir gösteri sergilemeyi planlar. Ancak acımasız kurt Jimmy Crystal tarafından yönetilen dünyaca ünlü Crystal Entertainment’ın ofislerine girmek pek kolay değildir. Bu yüzden Buster ile anne domuz Rosita, rockçı oklu kirpi Ash, goril Johnny, fil Meena ve domuz provokatörü Gunter’dan oluşan ekip, Crystal Entertainment’a gizlice girer. Bu sırada Gunter ortaya gerçekleştirmesi zor bir fikir atar ve dünyanın en münzevi rock yıldızı Clay Calloway'in da şovda yer alacağını vaat eder. Buster, bu önemli gösteride onlarla birlikte sahnede yer alması için Clay’ı bulmak için yola koyulur.

1955 yılında, adının J.R Cash olduğunu söyleyen genç zayıf bir gitarist Memphis'teki Sun Stüdyolarına ünlü olmak için gelir. Bu Amerikan kültürünün üzerinde silinmez bir iz bırakacak adamın şöhrete ilk adımlarıdır. Bir korku treninin akordlarında dolaşan parmakları, demirden daha keskin ve kararlı bakan gözleri, kapkara ve derin bir geceyi andıran sesi ile daha önce hiç duyulmamış bir gerçek hayatı anlatıyordu.O günlerde şöhretinin ilk günlerini ateşleyen değişik karakteri ve insanlar üzerinde bıraktığı etki bugünün rock, country, punk, folk ve rap starlarına kadar bir çok yeteneğin de ortaya çıkmasında ön ayak olmuştur. Kendine has sesi ve kariyeri boyunca kişisel değişimler sert karakterinin bir uzantısı olmuştur. Önceleri kendisini yok eden bir çok yıldız gibi yaşayan Cash daha sonraları idol haline gelen 'Siyah Giyinen Adam' karakteri ile bıçak sırtındaki şöhretin hem ne kadar acımasız hem de aşkın doğasının ne kadar güçlü olduğuna dair örnek oluşturmuştur.

1983 yılında başlayan iç savaş yüzünden yetim kalan üç genç güvenli bir yer bulma amacıyla yürüyerek binlerce mil yol kat eder. İyi Bir Yalan, bu üç gencin hayatta kalma ve zafer hikayesinden yola çıkıyor. Bu "Kayıp Çocuklar" yaşadıkları kültür karmaşasında yabancılarla komik ve dramatik mücadeler vererek Amerika’da yaşamaya çalışacaklardır.

İki düğün için yanlışlıkla aynı gün ve aynı mekana rezervasyon yapılınca, her iki gelin tarafı da ailelerinin özel günleri için mücadele etmek zorunda kalır. Komik ve azimli bu mücadele içinde, gelinin babası ve diğer gelinin kız kardeşi, sevdiklerine unutulmaz bir kutlama yaşatmak için her şeyi göze alarak kaotik bir şekilde karşı karşıya gelirler.

Çok yakın arkadaş ve tamamen zıt karakterler olan Debbie ve Peter bir haftalığına evlerini değiştirdiğinde birbirlerinin hayatına yakından bakmaları, aşkın kapılarını aralayabilir.

NewMoon Tiyatrosu’nu büyük bir başarıya ulaştırmasının ardından Buster, bu kez gözünü Crystal Tower Tiyatrosu’na diker. Buster burada yeni bir gösteri sergilemeyi planlar. Ancak acımasız kurt Jimmy Crystal tarafından yönetilen dünyaca ünlü Crystal Entertainment’ın ofislerine girmek pek kolay değildir. Bu yüzden Buster ile anne domuz Rosita, rockçı oklu kirpi Ash, goril Johnny, fil Meena ve domuz provokatörü Gunter’dan oluşan ekip, Crystal Entertainment’a gizlice girer. Bu sırada Gunter ortaya gerçekleştirmesi zor bir fikir atar ve dünyanın en münzevi rock yıldızı Clay Calloway'in da şovda yer alacağını vaat eder. Buster, bu önemli gösteride onlarla birlikte sahnede yer alması için Clay’ı bulmak için yola koyulur.

Film, hükümet için çalışan bir bilim insanı olan babası Dr. Alex Murry'nin (Chris Pine) kaybolmasının ardından onu bulmak için yolculuğa çıkan Meg (Storm Reid), dahi kardeşi Charles Wallace (Deric McCabe) ve arkadaşları Calvin’in (Levi Miller) yaşadığı maceraları konu alıyor. Yolculukları boyunca maceradan maceraya sürüklenen bu üçlü, uzaydan paralel evrenlere kadar pek çok yeri ziyaret ederek izleyiciyi büyülü bir dünyanın içerisine sokuyor.

Bizimkine benzeyen ama tamamen hayvanların yaşadığı bir dünyada geçen Şarkını Söyle filminde, Buster Moon zor dönemler geçiren, bir zamanlar çok başarılı olan bir tiyatrodan sorumlu, zarif bir koaladır. Buster, çok iyimser biridir ancak belki biraz serseriliği vardır. Tiyatroyu her şeyden çok sever ve onu korumak için her şeyi yapabilir. Şimdi hayatının amacının yıkımıyla karşı kaldığında solmakta olan cevherine eski görkemini yeniden kazandırmak için son bir şansı vardır; dünyanın en büyük şarkı yarışmasını yapmak.

1983 yılında başlayan iç savaş yüzünden yetim kalan üç genç güvenli bir yer bulma amacıyla yürüyerek binlerce mil yol kat eder. İyi Bir Yalan, bu üç gencin hayatta kalma ve zafer hikayesinden yola çıkıyor. Bu "Kayıp Çocuklar" yaşadıkları kültür karmaşasında yabancılarla komik ve dramatik mücadeler vererek Amerika’da yaşamaya çalışacaklardır.

Yaban, ona ilham veren annesinin başdöndürücü ani ölümü, harabolmuş bir evlilik ve küstahca kendini yok etmeye adamış olmasına rağmen bunlara artık bir "Dur!" demek isteyen Chreyl Strayed'in akılalmaz macerasını anlatıyor. Hiç deneyimi olmadan, kocaman ağır bir çanta ve zayıf düşmüş iradesinin etkisiyle Strayed, Amerika'daki en uzun, en zorlu ve en vahşi transit yol olan Pasific Crest Yol'unu tek başına yürümeye karar verir. Yürüyüşe başlamasından biraz sonra bırakmayı düşündü fakat azmetti ve o birkaç ay boyunca korku, yorgunluk ve tehlikenin içinde ona neşe, cesaret ve güzelliği hatırlatanları buldu. Hayatını yeniden düzene oturtmasını sağlayan hikayesini su yüzüne çıkartan bir macera.

Yakın arkadaş olan iki başarılı gizli CIA ajanı, aynı kıza aşık olduklarını keşfetmeleriyle birbirlerine gizli bir savaş başlatırlar ve böylece heyecan, aksiyon, macera ve romantizm dolu bir süreç başlar. Lauren ikisi de birbirinden yakışıklı, yetenekli ve kışkırtıcı iki arkadaş arasında nasıl bir karar verecektir?

23 yaşındaki veterinerlik öğrencisi Jacob Jankowski, anne-babasının bir trafik kazasında öldüğü haberini almasıyla Cornell Üniversitesi’ndeki eğitimini bir kenara bırakıp bir sirk trenine katılır. Burada sirkin yıldızı Marlena Rosenbluth ile tanışır ve ona aşık olur. Burada güzellikle tanışan ikili, sirkin asi ama bir o kadar da özel fili Rosie’ye olan sevgileriyle de birleşirler. Her türlü zorluğa ve Marlena’nın karizmatik olduğu kadar tehlikeli de olan kocası August’a rağmen aşklarını yaşamaya uğraşırlar.

Dünyaya dev bir astreoid düşer ve küçük bir kıza çarpıp onu dev bir canavara dönüştürür. Bunun üzerine ülkenin gizli ajanları onu da kaçırıp, yıllardır beraber yaşayan garip yaratıkların toplandığı gizli bir tesise kapatırlar. Fakat uzaylı bir tehdit karşısında çaresiz kaldıklarında yardım alabilecekleri tek yer vardır... Yaratıklar!

Elizabeth Masterson, San Francisco’da mesleğine kendini adamış bir doktordur ve işinden başka hiçbir şeye vakit bulamaz. İki çocuk sahibi kız kardeşi ile buluşmaya gelirken Elizabeth bir araba kazası geçirir ve komaya girer. Bu sırada eşini yeni kaybetmiş olan David Abbot adındaki bir mimar San Francisco’ya taşınır ve Elizabeth’in dairesini kiralar. O evde yaşarken Elizabeth’in ruhu onu takip etmeye başlar. Genç kadının komadaki bedeni hastanede kalırken ruhu firar etmiştir. Elizabeth kim olduğunu dahil hiçbir şeyi hatırlamamaktadır. Tek emin olduğu, o dairenin kendisine ait olduğudur. Tartışmaya bir son verebilmek için David, onun gerçekte kim olduğunu bulmaya çalışır. Bu işi birlikte yapmaya başladıklarında ise aralarında duygusal şeyler gelişmeye başlar. Aşka düştüklerinde, Elizabeth’in kim olduğunu bulmaları ile aslında kaderin onları bilerek bir araya getirdiğini anlarlar. Dahası Elizabeth halen komadadır.

1955 yılında, adının J.R Cash olduğunu söyleyen genç zayıf bir gitarist Memphis'teki Sun Stüdyolarına ünlü olmak için gelir. Bu Amerikan kültürünün üzerinde silinmez bir iz bırakacak adamın şöhrete ilk adımlarıdır. Bir korku treninin akordlarında dolaşan parmakları, demirden daha keskin ve kararlı bakan gözleri, kapkara ve derin bir geceyi andıran sesi ile daha önce hiç duyulmamış bir gerçek hayatı anlatıyordu.O günlerde şöhretinin ilk günlerini ateşleyen değişik karakteri ve insanlar üzerinde bıraktığı etki bugünün rock, country, punk, folk ve rap starlarına kadar bir çok yeteneğin de ortaya çıkmasında ön ayak olmuştur. Kendine has sesi ve kariyeri boyunca kişisel değişimler sert karakterinin bir uzantısı olmuştur. Önceleri kendisini yok eden bir çok yıldız gibi yaşayan Cash daha sonraları idol haline gelen 'Siyah Giyinen Adam' karakteri ile bıçak sırtındaki şöhretin hem ne kadar acımasız hem de aşkın doğasının ne kadar güçlü olduğuna dair örnek oluşturmuştur.

Güzelliği ve zekasıyla Harvard'ı fetheden Elle, genç bir avukat olarak büyük bir avukatlık firmasında çalışmaya başlamıştır ve kariyeri açısından son derece önemli bulduğu bir davanın hazırlıkları içindedir. Elbette tek hazırlık bu konuda değildir. Bir yandan da hayallerinin erkeği ile düğün için planlar yapmaktadır. Ancak hiç yanından ayırmadığı sevgili köpeği Bruiser'ın ailesini düğüne çağırmaya karar verince çözülmesi zor bir dava ile karşı karşıya olduğunu anlar. Köpeğinin annesi, kozmetik araştırmalar için bir firmanın laboratuvarlarında rehin bir denektir. Elle'in kararı kesindir. Onun haklarını her ne pahasına olsun arayacaktır.

New York'lu bir moda tasarımcısı olan Melanie Carmichael, kendisinin fark edemediği bir hızla şehrin en gözde bekârlarından biriyle nişanlanır. Ancak Melanie'nin geçmişi, lisede evlendiği ve ayrı yaşamalarına dair hâlâ resmen boşanmadığı kocası Jack de dahil olmak üzere birçok sır içermektedir. Eski kocasıyla ilişkisini bir daha kendisini rahatsız etmeyecek biçimde bitirmeye karar veren Melanie, geçmişiyle yüzleşmek için doğup büyüdüğü Alabama'ya doğru bir yolculuğa çıkar.

Elle Woods'un genç ve kendisi gibi sarışın kuzenleri Annie ve Izzy İngiltere'den, Amerika'ya taşındıklarında pembe kıyafetleri, küçük köpekleri ve alışveriş meraklarıyla kendilerini tam oraya ait hissediyorlardı. Ancak yeni okullarında sıkıcı üniformalar giyip zengin ve şımarık öğrencilerle karşılaşınca çok şaşırırlar. Okul onları kopya çekmekle suçlayınca iki sarışın, akıllarını ve etkileyiciliklerini kullanarak isimlerini temize çıkarmak zorunda kaldılar.

Patrick Bateman, aileden zengin bir adamdır. Gençliği ve yakışıklı olması, kendisine hem işinde hem de sosyal hayatında avantajlar sağlamaktadır. Oldukça sıradan bir hayata kapılıp gidiyormuş gibi görünen Bateman'ın hayatının karanlık tarafın ise oldukça derinliklidir. Bateman, insanları sebepsiz yere öldürmekten hoşlanan ve öldürdüğü insanların vücutlarından hatıra olarak aldığı parçaları evinde saklayan bir akıl hastasıdır. Bunu kendisi dışında kimse bilmemektedir.

Kathryn Merteuil ve Sebastian Valmont, çok zengin ve kötü niyetli iki üvey kardeştir. Kolayca baştan çıkardığı kızlardan sıkılan Sebastian, kendine son bir hedef bulur: okul müdürünün güzel ve bakire kızı Anette Hargrove. Bu yüzden, iki üvey kardeş bir bahse tutuşurlar. Her kim bahsi kazanırsa en çok istediği şeye sahip olacaktır.

Pleasantville, siyah-beyaz tonların egemenliğindeki, küçük ve kendine yeten bir kasabadır. Kasabanın insanları müthiş bir ahenk ile birbirlerine bağlıdırlar. Bu kasabada asla kötülük hüküm sürmeyecek gibidir. Ancak ortada bir problem vardır: Pleasantville, bir televizyon dizisinin kurguladığı bir kasabadır. David ise bir 90’lar çocuğudur. Hayatına dair en büyük hobisi Pleasantville’i izlemek ve dizi hakkındaki her şeyi bilmektir. Bir gün esrarengiz bir televizyon tamircisi, David’in evine tuhaf bir televizyon kumandası bırakır. David, bu kumanda sayesinde ablası Jennifer’ı da yanlışlıkla yanına alarak Pleasantville’in içerisine girmeyi başaracaktır. Gary Ross’un özellikle teknik dallarda Oscar’a aday olan filmi büyük bir beğeni toplayıp kült mertebesine ulaşmıştı. Filmin başrollerinde ise Tobey Maguire, Reese Witherspoon, Jeff Daniels, William H. Macy ve Joan Allen gibi ünlü simaları görmek mümkün.